Her gördüğün sakallı, deden değil!

Onuralp ÖZALP 25 Kasım 2021 Perşembe, 06:00

Hepimizin bildiği bir sözdür.

Her gördüğün sakallıyı deden sanma!

Uzatmadan hemen konuya gireyim.

Haber ajanslarından birine düşen başlık dikkatimi çekti.

Yayındaki haberin başlığı şöyle:

Aktaş: Türkiye'de şeker krizi yok, bolluğu var.

Başlığı okuduğunuzda aklınıza gelen ilk isim kim?

Durun tahmin edeyim.

 Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş değil mi?

Yani ben, çalıştığım gazetemde 'Başkan Aktaş: Türkiye'de şeker krizi yok, bolluğu var' başlıklı haberi kullanmış olsaydım ne düşünürdünüz?

Derdiniz ki...

Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş durup dururken neden böyle bir açıklama yaptı.

İşte o haber ajansındaki arkadaşlarımız da buna dikkat çekmek istemiş anlaşılan!..

Haberin içeriğini okuduğumuzda anlıyoruz ki açıklamayı yapan Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş değil.

Başlıktaki o sözler, Bursa Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Sadi Aktaş'a ait.

Ama haberde, Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Sadi Aktaş değil de, Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş açıklama yapmış gibi bir algı yaratılmış.

Doğru mu yapılan. Elbette değil.

Bu neye benziyor?

İnternette görürsünüz, "O ilçede deprem oldu" başlıklarını. İçine bir girersiniz Afrika'nın bilmem ne şehrinde 2.4 şiddetinde (deprem bile denilemeyecek şiddette) sarsıntı olmuş.

'Eeee bana ne' dersiniz ve bırakırsınız.

Görünen o ki; böyle bir başlık atmakla bazı haber ajansları da artık görevinin haber vermek olduğunu unutmuş, daha fazla tıklanma derdine düşmüş.

Başlıktan ofsayt yani...

****

Gazeteciler önceden kamuoyunun çıkarlarını ön plana çıkaran haberler yaparlardı. Fakat, haberler havuzda toplanmaya başladığından beri 'Tekelleşme' sürecine gidildi.

Haber ajansı reklam (para) karşılığında belediye haberini haber portalından paylaşacak, her gün bir yenisi açılan ve kendisine haber sitesi diyen internet siteleri de içine bile bakmadan kopyalayıp yapıştıracak ve o kişinin haberi (reklamı) yapılmış olacak.

Sonra gazeteciliğin saygınlığı kalmadı diyerek kendimizi yiyeceğiz...

****

Gelelim Başkan Aktaş'ın (Bursa Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Sadi Aktaş) açıklamalarına...

Diyor ki Sadi Aktaş, bir kamyon şeker pancarı dökülmüş yerin önünde yaptığı açıklamada;

"Ülkemizde şeker pancarı bolluğu var, üretmek isteyen çiftçi var. Şeker bolluğu olduğu halde üretimi kısıtlanmış durumda. Bakıyoruz ki marketlerde şeker yokmuş gibi fiyatlar artışta bunu üreten üretici pancarı 42 kuruşa satıyor. Bunu bu fiyata alan fabrika şeker üretirken bunun posasını da yem olaraktan hayvancıya 35 kuruştan satıyor. Bizim ürettiğimiz pancarın çuvalının fabrikalardan çıkışı 265 lira olarak fiyatlara yansıyor. Daha yeni yüzde 25 artış oldu. Sanki kıtlık varmış gibi tüketiciye yansıtıyorlar. Bizim ülkemizde şeker sıkıntısı yok. Bolluk var biz şekeri dışarıya satıyoruz..."

Yani ülkemizde kıtlık varmış gibi konuşmayın, marketler ayağınızı denk alın. Şeker pancarı boldur. Stokçuluk yapmayın.

Beyefendinin önünde poz verdiği şeker pancarlarından toplasan 40 çuval şeker çıkar...

Türkiye'nin şeker ihtiyacı sanki 40 çuval!..

Bir de yüzde 25 artış olmuş fiyatta...

****

Şimdi ben size bir hesap yapayım.

Asgari ücret 2825 TL.

Yüzde 25 zam gelse ne yapar?

3531 TL!

Peki gıdaya, benzine, faturalara, yüzde 70 zam gelse, sizin alacağınız zam size yetecek mi?

****

Geçen yıl şeker pancarı ekimleri oldukça az olmuştu hatırlarsınız. E şeker fabrikaları satılmıştı, özel sektör fiyatları aşağıya çekmişti, üretici maliyetini karşılayamaz hale gelmişti. Bunlar ne çabuk unutuldu?

Önceki gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan çıkıp marketlerin fahiş fiyat politikasını eleştirince, Sadi Aktaş gibi bazı başkanlar da koltuğunu sağlama almak için "Şeker pancarı bolluğu var" açıklamasını yapabiliyor işte...

****

Son Söz!

Önceden gazetelerde çalışan sayısıyla şimdi çalışan sayısı arasında dağlar kadar fark var. Çok değil, geçen yıla kadar büyük gazeteler toplu olarak gazetecileri kapının önüne koydular.

Peki bu kadar gazeteci nereye gitti? Şansı olanlar belediyelerin basın birimlerine girdi.

Daha az şanslı olanlar başka bir gazetede eskiden aldığı paranın daha azına iş buldu.

Kimi de 1000 liralık harcamayla kendine bir internet sitesi açtı!

Diyeceğim o ki; editör önünü arkasını bilmeden sadece gelene güvenerek haberi yayınlarsa...

O kişiye, 'Her gördüğün sakallı deden değil' diye takılan çok olur.

İşte YeniDönem farkı da burada ortaya çıkıyor...