Bayram Ederler Yar İle Şimdi

Prof. Dr. Mustafa KARA 22 Mayıs 2020 Cuma, 04:00

Hayatın değişmeyen iki net fotoğrafı vardır: Sevinç ve üzüntü, rahatlık ve sıkıntı... Bu iki gerçekle karşılaşmayan insan yoktur. Bazen sevinçli bazen kederli oluruz. Ama hiçbiri sürekli değildir. Bazen ağlarız bazen güleriz, hiçbiri daimî değildir. Doğumla seviniriz, ölümle üzülürüz. Hayat bu. "Ne gam baki ne sürur."

İnsanoğlunun sevinçli anlarından biri de bayramlardır. Her toplumun kendine göre bayramları vardır. Her toplum bu günleri büyük bir coşku ve mutlulukla yaşar. Bazen dinî hayatın bir tezahürü, bazen millî olayların bir yıl dönümünü gösteren bayramlar toplumlara farklı bir atmosfer sunar, değişik duyguların yaşanmasına zemin hazırlar.

İslam dünyasının iki dinî bayramından biri oruç ayının sonunda kutlanan Ramazan Bayramı'dır. Ramazanın gelişi şenliklerle karşılanır. Böyle bir kutlu aya ulaşmanın heyecanı ile müminler "bayram" yaparlar. Sonunda ise böyle bereketli bir ayı Allah'ın çizdiği çerçevede idrak ettikleri ve tamamladıkları için bayram yaparlar. Bu bayram bir anlamda şükür bayramıdır. Zor bir imtihanı vermenin kutlanmasıdır. Şeytanların arzularına karşı kazanılan bir nevi zafer bayramıdır.

Bayramların toplumumuzda icra ettiği en önemli fonksiyon ise insanlar arasındaki sevgi ve muhabbetin güçlenmesine, dolayısıyla birlik ve bütünlüğün sağlam zemin bulmasına vesile olmasıdır. Değişik sebeplerle birbirlerine karşı soğuk davranan, hatta küsen insanlar genellikle böyle günlerde barışmakta, birbirlerini affetmekte, helalleşmektedirler. Çünkü birbiriyle konuşmayan insanlar arasındaki ilişki giderek kin ve düşmanlığa dönüşmekte, bu hastalıklı halka genişleyerek her iki aileyi de içine almakta, adeta ilişkiler kangren olmaktadır. Bu menfi durum sevgi ve muhabbeti yok etmekte, sosyal dayanışmayı yardımlaşmayı sekteye uğratmakta ve insanın içini kemirmekte, ruh dünyasını tüketmektedir.

Bunun için affedici olmayı tercih etmek, hoşgörülü davranmaya özen göstermek hatta kötülüğe iyilikle cevap verebilmek gerekir. Bu muhteşem zenginliğin psikolojisine Fussilet suresinin 34. ayeti işaret etmektedir. "İyilik ile kötülük bir değildir. Kötülüğü en güzel bir şekilde önle! O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse eski bir dostun, gerçek bir arkadaşınmış gibi davranır." Atalarımız bu ayeti şöyle formülleştirmişlerdir:

Kötülüğe kötülük her kişinin kârı

Kötülüğe iyilik er kişinin kârı

Ramazan orucu ve bütün ibadetlerimiz bizi böyle bir anlayışa hazırlamaktadır. Nefis ve şeytanın tahriklerine engel olabilirsek böyle bir güzelliği yakalayabiliriz. Yaratılanı Yaradan'dan dolayı sevebilir, sayabiliriz. Yaradan'dan affımızı isteyebilmek için yaratılanları affetmeye gayret gösterebiliriz. Bütün bu faaliyetlerimizin neticesinde hayatımızı "bayram" haline getirebilir, bayramlarımızı sürekli kılabiliriz.

Yazımızı büyüklerimizin bayram tebriklerine yazdıkları bayram duasıyla tamamlayalım:

Ömrünüz mezid 

Îdiniz saîd olsun!

Yani

Ömrünüz uzun

Bayramınız kutlu olsun!