Demokrasi, hukuk ve adalet üzere birleşmek

Sedat Şenermen 08 Haziran 2021 Salı, 06:00

"Vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı tehlikededir. Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır."

1. Amasya Tamimi'nin İmzalanması

Saraydüzü mevkisindeki 5. Kafkas Fırkası'nın karargahı olan Saraydüzü Kışlası'nda AMASYA TAMİMİ'nin görüşülmesine 21 Haziran 1919 günü başlandığını biliyor ve o toplantıya gerek olan şartların günümüze benzerlikleri nedeniyle yeniden başlıktaki cümleyi önemle hatırlıyoruz! 

20. Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa ve 'Hamidiye Kahramanı' olarak tanınan eski Bahriye Nâzırı Hüseyin Rauf Bey, 3. Kolordu Komutanı Refet Bey, Kurmay Yarbay Arif Bey, İzmit eski Sancak Beyi İbrahim Süreyya Bey, Yüzbaşı Osman Nuri, Tufan Bey, Yedek Teğmen Recep Zühtü, Efganlı, Teğmen Abdurrahman, Maliye Müfettişi Arif Bey, Erzurum 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa, Yıldırım Kıt'atı Müfettişi Mersinli Cemal Paşa, Edirne'de 1. Kolordu Komutanı Cafer Tayyar Bey'in de telgraf vasıtası ile katıldıkları görüşmeler 21 Haziran günü başladı.

22 Haziran sabahına kadar süren görüşmelerden çok önemli kararlar ortaya çıktı. Bugün, bütün dünyaya vatanın bütünlüğünün ve milletin istiklâlinin yüksek sesle duyurulduğu bir gün oldu.

"Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır."

İşte bu cümle, alınan bütün kararların özeti ve bağımsızlığa giden yolun başıdır. Burada alınan kararların 1. maddesinde işe nereden başlanılması gereği şöyle ifade edilmişti:

"Vatanın tamamı, milletin istiklâli tehlikededir. Hükümet merkezi İtilaf Devletleri'nin etkisi ve denetimi altında bulunduğundan, sahip olduğu sorumluluğun gereklerini yerine getirememektedir. Bu durum, milletimizi adı var, kendi yok durumuna düşürüyor.

"Milletin istiklâlini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." "Milletin durumunu ve davranışını göz önünde bulundurarak haklarını dünyaya duyurmak için her türlü etki ve denetimden uzak bir milli heyetin varlığı gerekmektedir. Bunun için her taraftan vuku bulan öneri ve milli istek üzerine Anadolu'nun en güvenilir yeri olan Sivas'ta milli bir kongrenin süratle toplanması kararlaştırılmıştır."[1]

Mustafa Kemal'in 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkışıyla başlayan "Milli Mücadele" için yurt genelinde "Milli Birlik ve Beraberliğin" sağlanarak "Misakı Milli" sınırları içinde özgür ve tam bağımsız bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurmanın ilk kıvılcımı işte bu Amasya Tamimi'nde ifadesini bulmuştur. Bugün için yine içinde bulunduğumuz şartlarda "Demokrasi, Hukuk ve Adalet" için milletçe en üst katılımlı birliğin, bütünlüğün sağlanması gerekiyor. Bu uğurda her tür bağ ve önyargılardan bağımsız olarak birleşmek, vatan ve iman borcudur. Mithat Cemal Kuntay'ın 15 yılı karşılarken şiirindeki

"Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,

Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır" gerçekliğini sağlamak üzere Misakı Milli sınırları çerçevesindeki Anadolu ve Trakya'yı özgür vatan yapmak üzere canlarını verenlere karşı da emanete sadakatin borcudur.

Mustafa Kemal, Erzurum, Sivas kongrelerinden sonra 27 Aralık 1920'de Ankara'ya geldi. İlk yapılacak iş yurdun emperyalist ittifakı oluşturan devletlerin askeri işgalinden tam bağımsız ve özgür bir vatan oluşturma mücadelesini başlatıp yürütmekti. Mustafa Kemal bunun için Türk Milleti'nin ortak aklını Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kurumsallaştırarak 23 Nisan 1920 Cuma gününde gerçekleştirdi. İstiklâl Savaşı milletin ortak birleşik aklının kurumsallaşmasıyla Mustafa Kemal'in önderliğinde kazanılacaktı. Öyle de oldu.

Mustafa Kemal, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin temellerini Kur'an'dan dört ayet (Ăl-i İmran 159; Şûra/ 38; Nahl/ 90; Nisa/ 59) üzerine bina etti. Hilafeti İslam devleti, Cumhuriyet rejimini İslam dışı bir rejim olarak savunanlara Mustafa Kemal, İslam'ın bu konulardaki öğütlerini şöyle hatırlatıyordu:

"Dini hükümlere uygunluk açısından düşünmek isterseniz, hatırlatayım ki, bizim dini hükümlerimizde belirli bir hükümet şekli ifadesi yoktur... Kur'an ayetlerine ve Peygamberimizin sözlerine göre, hükümetin yalnız esasları ifade edilmiştir. O esaslar şunlardır:

* Danışıp - konuşma (meşveret) (Ăl-i İmran 159; Şûra/ 38),

* Adalet (Nahl/ 90),

* Devlet Başkanına itaat (Nisa/ 59)."[2]

Temelini bu ayetlerden alan ve Tük Milleti'nin ortak birleştirici aklının kurumsallaştığı Türkiye Büyük Millet Meclisi için İstiklâl Savaşı'na bir manifesto gerekiyordu.

2. İstiklâl Savaşı'mızın Manifestosu

İstiklâl Savaşı manifestosu neleri içeriyordu?

Bu savaş kime / kimlere karşı, niçin, neyle, nasıl hangi amaç uğruna Türk Milletince yapılacaktı?

İşte tüm bu soruları yurt ve dünya kamuoyuna açıklamak üzere "Memleket Dâhiline Beyanname" ile "Bütün İslam Âlemi"ne hitaben TBMM Reisi Mustafa Kemal imzasıyla 9 Mayıs 1920'de Anadolu Ajansı aracılığıyla iki beyanname yayınlandı. Burada amaç şöyle özetleniyordu:

"Düşmanlarımızdan İNGİLİZLERİN SIRF İSLAM'I YERYÜZÜNDEN KALDIRMAYI AMAÇLAYAN HAİNLİĞİYLE halifelik ve saltanat merkezimiz olan sevgili İstanbul'umuzu işgal ve şanlı halifemizi esaret altına almak yolu ile MİLLÎ BAĞIMSIZLIĞIMIZI İHLAL ETTİKLERİNE karşı biz Müslümanların dini mübinimizin emrettiği dairede ne suretle hareket etmesi lazım geldiğini ilan ve beyana zorunluluk ortaya çıkmıştır. "

(....)

"İslam'ın can düşmanı ve bütün İslam toplumunun amansız celladı olan İngilizler, İslam halifeliğini de ortadan kaldırarak bütün dünyaya egemen olmayı ve Müslümanları da toptan yok etmeyi karar altına almışken bunlarla savaşmamak Müslümanlığa aykırı düşer."

(...)

"Bütün dünyadaki üç yüz milyonu aşkın Müslüman'a bir sığınak kalmışsa, o da burasıdır (İstanbul ve Anadolu). Buranın ve halifelik makamını ve milletin bağımsızlığını koruma işinde milletimiz sağlam bir yapı gibi kenetlenmiş olup, Allah'ın yardımına kavuşmayı dilemelidir. Tevfik Allah'tandır. Ve selam Hida'ya uyanlaradır."[3]

TBMM Reisi Mustafa Kemal imzasıyla yayınlanan ve İstiklâl Savaşımızın manifestosunu oluşturan bu beyannamenin omurgasını Kur'an'dan şu beş ayet oluşturmakta idi:

"Rabbinin yoluna, haksızlık, bozgunculuk ve kargaşayı engellemek için konulmuş kanun, düstur ve ilkelerle ve güzel öğütle çağır! Ve onlarla en güzel şekilde mücâdele et. Şüphesiz Rabbin Kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, kılavuzlandıkları doğru yolda olanları da en iyi bilendir." (Nahl/ 125)

"Ve onları nerede yakalarsanız öldürün, çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Ve insanları dinden çıkarmak; ortak koşmaya, Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddetmeye sürüklemek, öldürmeden daha şiddetlidir. Mescid-i Harâm; dokunulmaz ilâhiyat eğitim merkezi yanında onlar, orada sizinle savaşmadıkça da onlarla savaşmayın. Buna rağmen onlar, sizinle savaşırlarsa, hemen onları öldürün. Kâfirlerin; Allah'ın ilâhlığını, rabliğini bilerek reddedenlerin cezası işte böyledir." (Bakara/ 191)

"Ve hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sıkıca sarılın /Allah'ın ipi (olan Kur'an) ile korunun, ayrılmayın ve Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın: Hani siz, birbirinize düşmanlar idiniz de Allah, kalpleriniz arasında ülfet oluşturdu. Sonra da siz, O'nun nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de oradan sizi O kurtarmıştı. İşte Allah, kılavuzlandığınız doğru yolu bulasınız diye alâmetlerini /göstergelerini sizin için böyle ortaya koyar." (Âl-i İmran/ 103)

"...Ve "iyi adam"lık ve Allah'ın koruması altına girme (takva) üzerinde yardımlaşın (birleşin, bütünleşin, güç birliği yapın), zaman kaybına neden olan şeyler / hayırda ağırda alma /zarar verme /kusur oluşturma (ism /günah) ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın. Ve Allah'ın koruması altına girin. Hiç şüphesiz Allah, azabı /kovuşturması çok çetin olandır." (Maide/ 2)

"Ey iman etmiş kimseler! Eğer hak yoldan çıkmış biri size bir haber getirirse hemen araştırın /tespit edin. Yoksa bilmeden bir topluluğa sataşırsınız /zarar getirirsiniz de yaptığınıza pişman olan kimseler olursunuz." (Hucurat/ 6)

* Günümüzde yeniden ekonomik, sosyal, kültürel, siyasal vb. tüm sorunların çözümü;

* Yurtta ve dünyada barış içinde komşularımızla birlikte dostane ilişkiler içinde yaşamak,

* Her alanda (ekonomik, kültürel vb) özgür ve tam bağımsız,

* Yurtta herkesin, insan hak ve hürriyetlerini kolayca özgürce kullanabileceği bir iklimin oluşturulması;

* Yoksulluğun, yolsuzluğun, artan işsizliğin, umutsuzluğun giderilmesi ve beyin göçünün önlenmesi için topyekûn kalkınma ve üretim seferberliği başlatılması;

* Refahın halkın tüm kesimlerine en az insanca yaşamını sağlayacak düzeyde yaygınlaştırılması;

* Yerli, yerel atalık tohumlarla yurt bütünlüğünde sağlıklı beslenmeyi gerçekleştirecek tarım ve hayvancılık alanlarında üretimi / kalkınmayı çağdaş yöntemlerle gerçekleştirmek üzere birim zamanda en yüksek verimi alacak tedbirleri oluşturmak gibi konularda ve

* 1945'ten önceki İngiliz egemen emperyalizmin günümüzde müttefik görünümdeki ABD egemen küreselcilerin vatanımızı bölmeyi, parçalamayı hedefleyen BOP gibi küresel düşmanlık planları karşısında ulusal çözümler oluşturmak üzere acilen

MİLLETÇE DEMOKRASİ, HUKUK, ADALET İÇİNDE MİLLİ BİRLİK / BÜTÜNLÜĞÜ MUTLAKA GERÇEKLEŞTİRMEK zorundayız!

- Gün o gündür!..

- Amasya Tamimi'ndeki çözüm içeren, yöntem öneren kararlılık günüdür.

- Mustafa Kemal'in İstiklal Savaşı'nın başlangıcında Yüce Allah'a yaptığı duanın tekrar edileceği gündür:

"Ya Rabbi! Sen, Türk Ordusunu muzaffer et. Türklüğün, Müslümanlığın düşman ayakları altında çiğnenmesine müsaade etme."[4]

Kaynakça

[1] http://www.amasya.gov.tr/amasya-tamimi-22-haziran-1919

[2] Mustafa KEMAL, Eskişehir - İzmit Konuşmaları, İstanbul, 1999, 3.Basım, Kaynak Yayınları, s.66; Sedat ŞENERMEN, Gazi Mustafa Kemal'in İslam /Kur'an Kültürü, İstanbul, 2013, 2.Basım, Togan Yayınları, s.33.

[3] Bu Beyanname TBMM Reisi imzası ile 9 Mayıs 1920'de yayınlanmıştır. Bkz. ATATÜRK'ÜN Bütün Eserleri, İstanbul, Kaynak Yayınları, c. VIII, s.198-201: Zekai GÜNER - Orhan KABATAŞ, Milli Mücadele Dönemi Beyannameleri ve Basını, Ankara, 1990, Atatürk Kültür Merkezi Yayını; Mustafa ONAR, Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı Yazışmaları, Ankara, 1995,  Kültür Bakanlığı Yayını, c. II, s. 133-136; Sedat ŞENERMEN, Gazi Mustafa Kemal'in İslam /Kur'an Kültürü, s.38-43. 

[4] Sinan MEYDAN, Bir Ömrün Öteki Hikâyesi Atatürk Modernizm Din ve Allah, İstanbul, 2002, Toplumsal Dönüşüm Yayınları, s.157.