Türk siyaset tarihinde en uzun süre iktidarda kalma başarısını yakalayan, bu sürede de ülkeye birçok köklü hizmet yapan AK Parti'nin 23'üncü kuruluş yıl dönümüyle ilgili olarak AK Parti Bursa İl Başkanlığı'ndaki basın toplantısına katılım sağladık.
Dikkatimi çeken ayrıntıları vermeden önce;
Gerek Bursa İl Başkanı Davut Gürkan gerek Bursa teşkilatı gerekse Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmaları, hâletiruhiyeleri ve tavırlarından 31 Mart seçimlerinden sonra çok ciddi bir öz eleştiri yapıldığı anlaşılıyordu!
Bir süredir konseptli doğum günleri oldukça moda.
AK Parti'nin 23'üncü doğum gününün konsepti de öz eleştiriydi!
TEŞKİLAT ERDOĞAN'A OMUZ VERİYOR
Toplantı öncesi İl Başkanlığı’nda yoğun bir partili kalabalığı vardı.
Bu tip yoğunluklarda meslek icabı tanıdıklarımızın çok olmasının yanı sıra hiç tanımadığımız simaların olması da biz gazetecilere, partilerin ve derneklerin gidişatına ilişkin fikir verir.
Eski bilinen kişilerin partiye küsmemeleri kadar, yeni isimlerin de teveccüh ediyor olması bizler için önemli bir kriterdir.
Gördüğüm kadarıyla AK Parti uzun iktidar yılları sonrası, son aldığı başarısızlıkla sanıldığı gibi bir çözülme ve dağılma sürecine girmesinin aksine, ciddi bir öz eleştiri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a destek verme motivasyonuyla hareket ediyor.
Çoğu zaman teşkilatlarının Reis'e (Erdoğan'a) yeterli desteği vermediğine dair düşünceleri sıklıkla yazılarımıza aktarıyorduk.
Ancak 31 Mart seçimlerinden bu yana AK Parti teşkilatı tüm etkinliklerde partisine ve lideri Recep Tayyip Erdoğan'a desteğini göstermek için salonları doldurdu.
Bu basın toplantısında da durum böyleydi.
TOPLANTIDAN NOTLAR
İl Başkanı Davut Gürkan "Her türlü engelleme çalışmalarına rağmen aziz milletimizin güven ve desteği sayesinde, girdiğimiz her seçimden başarıyla ayrıldık. Bugün, partimizin 23’üncü kuruluş yıl dönümünü; “Adı AK Parti” diyerek ilk günkü aşkla, ilk günkü heyecanla kutluyoruz” diyerek başladığı konuşmasını genel merkez bağlantısını da göz önüne alarak kısa tuttu.
Bursa kamuoyunun merakla beklediği; ‘görevine devam edip etmeyeceğine’ dair herhangi bir ipucu vermedi.
Zira bana kalırsa bunu şu an kendisi dahil pek kimse bilmiyordur.
Toplantı ilan edildiği saatte başladı ve ritmik sürdü.
İlçe başkanları, belediye başkanları ve beş milletvekili de toplantı esnasında Davut Gürkan'la aynı masayı paylaştı.
Önceki dönem Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş da toplantıya katılanlar arasındaydı.
KATILIMLAR GÖRÜCÜYE ÇIKTI
Barkovizyonla bağlanılan Ankara'da Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın: “Partimize güç katacak, mücadelemize omuz verecek, Türkiye Yüzyılı'nın inşasına destek olacak herkesle ‘ortak değerler ve prensipler' etrafında buluşma idaremizi bugün de muhafaza ediyoruz” sözleri bir haftadır AK Parti'ye katılım olacağına dair gelen duyumların ete kemiğe bürünmüş hali gibiydi.
Zaten toplantı sonrası iki milletvekiline parti rozetini Erdoğan taktı.
TÜRKİYE KIYASLAMALARI
Erdoğan'ın konuşmasında benim en çok dikkatimi çeken kısım anketlerde düşük çıktığı genç kitleye yönelik mesajlar içeren bölümdü.
Erdoğan, özellikle 2001'den sonra doğan ve iktidarları döneminde yetişen gençlerin konuşmasının bu kısmını dikkatle dinlemelerini isteyerek, “AK Parti'yi kurduğumuzda ülkemizin nüfusu 68 milyondu, bugün bu sayı 85,5 milyona ulaştı. Aradan geçen 23 yılda Türkiye nüfusu yüzde 25 oranında artış kaydetti. Nüfusumuz yüzde 25 artarken, Türk ekonomisine dair göstergelerde ve vatandaşa sunulan hizmetlerde çoğu zaman iki kat, üç kat, dört kat artış oldu" dedi ve gerçekleştirdikleri hizmetleri rakamlarla anlattı.
Gençlere ayrı bir parantez açılması sanırım son seçim sonrası girilen öz eleştiri döneminde üzerinde düşünülen bir nokta.
Üzerine düşünülmüş diyorum zira gençlere hitaben eski Türkiye yeni Türkiye kıyaslamalarında AK Parti sözcüleri garip kıyaslamalar ve absürt örnekler veriyordu.
Erdoğan'ın verdiği detaylarda böyle bir gariplik yoktu.
KAOS ÇEMBERİNDE SAVUNMANIN ÖNEMİ
Erdoğan'ın “Piyade tüfeğinde dahi başkalarına bağımlı olan bir ülkeyi kendi tankını, gemisini, topunu, füzesini, roketini, uçağını, helikopterini, insansız hava araçlarını üretebilen seçkin ülkeler ligine yükselttik” diyerek anlatmaya başladığı savunma sanayine yönelik adımlarını, hele ki ülkemiz savaş ve kaos çemberindeyken çok kritik buluyorum.
Taraflı tarafsız her vatandaşın ülkemizin kendi savunma sanayini bu noktalara getirdiği için Erdoğan ve AK Parti hükümetlerinin hakkını teslim ettiğini biliyoruz.
ERDOĞAN'IN MERKEZE YÜRÜYÜŞÜ
Kişisel olarak en çok eleştirdiğim Erdoğan ve AK Parti'nin merkez politikalardan uzaklaşıp eski milli görüş politikalarına yaklaşması durumudur.
Merkezdeki makul çoğunluk olarak nitelendirdiğimiz büyük kitle için de Erdoğan'ın;
"AK Parti'nin siyaset yapacağı yer dün olduğu gibi bugün ve yarın da Türkiye'nin merkezidir" sözleri özel bir anlam ifade ediyor.
Erdoğan'ın bu sözlerinin teşkilat değişimlerinde yapılacak listelerde bir karşılığının olup olmayacağı bu büyük kitlenin takibinde olacaktır.
Ve sanırım AK Parti'nin gücünü koruyup koruyamayacağı, gördüğü erozyonu tersine çevirip çeviremeyeceği de, Erdoğan ve AK Parti'nin yeniden merkeze yürüyüp yürümeyeceğiyle doğru korelasyondadır.
Kısacası merkez bir sobadır; AK Parti ve Erdoğan sobadan uzaklaşırsa üşür, yaklaşırsa ısınır!