Hava Durumu

Erdoğan'ın merkeze yürümesi

Yazının Giriş Tarihi: 10.06.2024 00:05
Yazının Güncellenme Tarihi: 09.06.2024 21:02

Seçimlerin ardından AK Parti'de beklenen teşkilat düzenlemeleri bir başka bahara kalmış gibi görünürken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan yeni anayasaya yönelik mesajlar ve kendi tabiriyle yumuşama süreciyle ilgili adımlar geliyor.

 

YUMUŞAMANIN ALAMETİ FARİKASI

Gezi Parkı olaylarından bu yana meşhur oyları konsolide etme paradigması gereği ‘biz ve onlar’ söylemi kabul gördü.

Bu konsepte itirazı olanlar eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül başta olmak üzere AK Parti'den uzaklaştı, uzaklaştırıldı.

Gezi kalkışmasından bu yana süregelen bu politika, bizzat Erdoğan tarafından yerel seçimlerin ardından bir kenara bırakılarak yumuşama sürecine geçilmiş oldu.

Bunun ilk adımı CHP Genel Başkanı Özgür Özel'le bir araya gelmek oldu.

Ayın 11'inde de Erdoğan, CHP Genel Merkezi'ni ziyaret edecek ve CHP diyalogları yeni bir evreye girecek.

Özel ziyaretinin ardından geçtiğimiz hafta İYİ Parti eski Genel Başkanı Meral Akşener'le yapılan buluşma, en çok konuşulan ve yorumlanmaya çalışılan hamleydi.

 

ÇEVRE MERKEZ DOKTİRİNİ

Sosyolojiye Şerif Mardin'in kazandırdığı merkez ve çevre kavramı hiç şüphesiz ki Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasal hayatında bir dönüm noktasıdır.

Geldiği siyasal flora itibariyle Erdoğan çevrenin de çevresi sayılan bir konumdan merkeze ve dolayısıyla iktidara yürüyebilmişti.

Aradan geçen 22 yıla baktığımızda AK Parti'nin parlak yılları merkez politikaları benimseyip uyguladığı zamanlara denk düşer.

Doğa kanunlarından birisi olarak Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti yönetimi de zamanla aslına yani milli görüşçü politikalara yönelerek merkezden uzaklaştılar.  Son 4-5 seçimdir zaten bu durum oylara düşüş olarak yansıdı!

 

TÜRKİYE'DE SEÇMEN DÖNÜŞMEZ, DÖNÜŞTÜRÜR!

Sanırım Erdoğan ve çevresindekiler seçmenin de kendileri gibi milli görüşçü çizgiye evrildiğini, özellikle Suriyeli mültecilere kendileri gibi seçmenin de büyük bir sempati beslediğini varsayarak hareket ediyorlar.

Ancak ülkede seçmenin adeta kek tarifi gibi net tarifler ve tercihler içerisinde olduğunu görmezden geliyorlar.

İlki, belki de en önemlisi; seçmenimizin oldukça pragmatist bir tavırda olduğu ve merkez bloktaki seçmenin bir yere evrilmek yerine, çevreyi merkeze getirdiğidir.

Bunlara birçok itiraz gelebilir, itirazların hepsini dinleriz ve seçim sonuçlarıyla da boş sözler olduğunu kolaylıkla kanıtlarız.

Erdoğan gibi kurt bir siyasetçi de bunu görüyor ve engellemek için çaba sarf ediyor. Erdoğan-Akşener görüşmesini Erdoğan'ın AK Parti'yi tekrar merkeze yürütme çabası olarak görüyorum.

Başarılı olur mu bunu, seçimlerde ya da erken seçimde göreceğiz.

 

ERDOĞAN'IN KADERİ KENDİ ELİNDE

Kişisel fikrim merkeze yürüme kavramı kişilerle kaim bir durum değil.

Ana politikalarla ilgili bir durum.

Enflasyon ve hayat pahalılığı, acilen yapılması gereken yapısal reformlar ve tabii ki ülkedeki sayıları her geçen gün artan ve orta vadede ülkenin başına büyük bir bela olabilecek Suriyeli mülteci sorunu.

Erdoğan ya bu konularda seçmenlerin beklentilerini anlayıp ona göre adımlar atacak ya da siyasal hayatına noktayı bir mağlubiyetle koyacak.

Bu açıdan Erdoğan'ın kaderi kendi elinde.

Çünkü bu sefer karşısında gayet başarısız olan Kılıçdaroğlu da yok.

Kısacası Akşener'in AK Parti'ye katılması ya da söylendiği gibi cumhurbaşkanı yardımcısı olması önemli bir sonuç doğurmaz.

Böyle bir durumda işin en matrak yanı Akşener'e tepkili AK Partililerin nasıl çark edeceğini görmek olacak.

 

2002 TASFİYESİ UNUTMAMALI

Yeni anayasa konusuyla ilgili fikrim de şu ki; içinde Erdoğan'ın tekrar aday olmasına imkân sağlayacak hiçbir anayasa metni muhalefet tarafından kabul edilmeyecektir.

Seçmen de Erdoğan'ın yeni anayasa isteğinin ardında yatan nedeni kolaylıkla anlar ve ona göre davranır. 

Son olarak seçmenimiz her şartta kendisi için en iyi olanı bulup yükseltmiştir. Vatandaşlarımız son zamanlardaki ya AK Parti ya CHP dayatmasından sıkıldığının sinyalini de açık açık veriyor.

AK Parti ve CHP sinyali almazsa 2002'deki gibi seçmen tarafından süpürülebilirler.

Unutmayalım ki bu ülkede ANAP gibi bir parti toza çevrildi. 

Halkın 2002 yılında yaptığı tasfiyeyi hiçbir siyasetçinin unutmaması gerekir!

Herkese Mutlu Günler…

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.