Fethullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 2016 yılında giriştiği hain darbe girişiminin üzerinden epey bir zaman geçti. Hain girişim esnasında şehit olan 252 vatan evladının hatıraları ve üzüntüsü vatanını seven her vatandaşımızın yüreğinde. Ülkenin ne denli büyük bir badire atlattığına dair aklı başında hemen herkes hemfikir. Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cesareti ve duruşu olmasaydı Türkiye Cumhuriyeti çok büyük bir kaosa ve iç savaşa sürüklenirdi. Bu yazı Erdoğan'ı sebepsiz yere övme yazısı değil 2016'da Erdoğan'ın rolünü ifade etme yazısıdır
ÖRNEĞİ OLMAYAN PROTOTİP
Yapılışı ve amaçları itibariyle geçmişte yaşanan darbeler ve darbe girişimlerinin hepsinden çok daha değişik. Başarıya ulaşması halinde de sonuçları tüm darbelerden çok daha fazla bir zarara uğratacak bir özellik gösteriyordu. Zira gerek Cumhuriyet tarihimizde gerekse geçmişi 7 bin yıla dayanan Türk tarihi içerisinde yaşanan yüzlerce darbede silahlı kuvvetler ülkenin ve devletin aksını değiştirmeyi amaçlamamıştı. Osmanlı öncesi darbelerde genel manada baştaki ailenin değiştirilmesi amaçlanırdı. Osmanlı döneminde yönetici aileye değiş kişinin kendisine bir hareket oluşuyordu. Cumhuriyet döneminde ise mevcut hükümete yönelik bir hareket oluşup kısa sürede rejimin tekrar işlemesine geçilirdi. Bu manada ele başı Fetullah Gülen ve avanesinin girişimi klasik Türk tarihi içerisinde silahlı kuvvetler darbeleri kategorisine girmiyor. Muhteviyatı olarak başka bir ülkenin paramiliter grupları kışkırtması ve terör örgütünün ülke sathında silahlı kalkışmaya başlamasını ifade ediyor. Ülkemizde kavramların içinin boşaltılmasına ve sonucunda kavram kargaşasına ulaşıldığı için hain darbe girişiminin klasifikasyonunu ortaya koymanın yararı var. Zira darbeci eşkıyalar ile Türk Silahlı Kuvvetleri'ni bir tutmamak çok hassas bir nokta. Bu anlamda 15 Temmuz 2016 da yaşanan FETÖ Hain Darbe girişimi Türk tarihinde örneğine ilk kez rastlanan prototip bir hainlik. Tarihimiz çok hain gördü ama sanırsam bu denli girift bir hain oligarşisine ilk kez tanık olduk.
CUMHURİYETİN SAVUNUCUSU ERDOĞAN
Geldiği siyasi kök dolayısıyla arkaik solcular tarafından Cumhuriyet düşmanı olarak yaftalanan Erdoğan, kimse itiraz etmesin 15 Temmuz 2016'da Cumhuriyetimizin en güçlü en dirayetli savunucusu oldu. Kendisinin sıcak saatlerde üzerine aldığı sorumlulukla halkımızı sokaklara davet etmesi Türkiye Cumhuriyetimizin kuruluş değerleriyle birlikte toprak bütünlüğü içerisinde devam edebilmesini sağladı. Çünkü girişim başarılı olsaydı Cumhuriyet değerleri çöpe atılacak ülkemiz büyük bir kaosa sürüklenerek büyük bir ihtimalle iç savaş dönemine girecekti. Solcu arkadaşlar kızmasın ama bugün büyük bir bağnazlıkla savunarak zarar verdiğiniz Cumhuriyet ve devletimizin devam etmesini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a borçlusunuz. Bu üzüntü de size yeter sanırım.
HALKIMIZIN DİRENİŞİ DÜNYA ÇAPINDA
Zaten öyle bir ortamda halkı sokaklara davet etmek ve halktan sahipleniş görmek Erdoğan gibi karizmatik bir devlet adamının yapabileceği bir manevraydı. Halkın her ne kadar teröristler üniformalı da olsa silahlı kuvvetlere karşı direnmesi Türk tarihinde bir ilkti. Dünya tarihine de bakarsak halk hareketi açısından halkımızın gösterdiği kahramanlık ve ön görü 1799 Fransız İhtilali ile benzer özellikler taşır. Tabiki konu kendimiz olduğunda ve işin içine siyaset girdiğinde bizim olanı küçümsemek aşağılamak olağan ritüel olduğu için halkımızın hainlere gösterdiği direnişi ne dünyadaki örnekleriyle kıyaslarlar ne de gerçekliğine inanırlar. Üzerine de kontrollü darbe diye de bir vahametli söylem tuttururlar.
REFİK ÖZEN KELLEYİ KOLTUĞUNA ALDI
Neyse ki o zor günden ülkemiz sıyrılmayı bildi ve Türkiye Cumhuriyeti tüm kurum ve kavramlarıyla ayakta kalabildi. Erdoğan'ın çağrısından hemen sonra Fomara Meydanı başta olmak üzere Bursa'nın kilit noktalarına halkımız akın etmeye başladı. O kritik zamanlarda manipülasyonların kol gezdiği bir ortamda şuan milletvekili olan ancak o dönemde AK Parti içerisinde bir görevi olmayan hatta Osmangazi İlçe Başkanlığı'ndan dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın hışmına uğrayarak ayrılan Refik Özen, getirilen bir otobüsün üzerine çıkarak halka seslenmeye başladı. Bugün bu ortamdan bakınca oldukça kolay gibi görünen ancak o an itibariyle büyük bir cesaret işi olan bu tavrı itibariyle de Özen Bursa'daki kahramanlardan birisidir. Çeşit türlü haberlerin geldiği bin ortamda alandakilerin moralini yüksek tutmak için saatlerce mikrofonda kaldı. İşin diğer tarafın hainler başarılı olsaydı Refik Özen ve yeri gelmişken adını anmadan geçmek olmaz İbrahim Beşen, sanırım halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmekten hapisler, sürgünler ve infazlarla karşı karşıya kalacaktı. Diyebilirim ki başta Özen olmak üzere ilk anlarda meydana koşanlar kelleyi koltuğa aldıklarının bilinciyle hareket ediyorlardı. Darbe gününden akılda kalan diğer bir konu da Süleyman Soylu'nun belinde tabanca TRT binasını geri almasıdır. Siyasi geçmişi itibariyle darbelerden çok çekmiş bir ekolden gelen Soylu'nun yaptığı bizlere sürpriz değildi.
FETÖ BİR TERÖR ÖRGÜTÜ
FETÖ ile yaşadığımız bir kavram kargaşası da bu örgütün tıpkı DHKPC ve PKK gibi bir terör örgütü. Kavram olarak he yazıkki FETÖ'nun diğerleri gibi terör örgütü gibi algılanmadığını görüyorum. O sebeple de ki örgüt üyeleri ve sempatizanları sosyal hayatın içerisinde yaşayıp örgütlerinin propagandasını yapabiliyor. İşin şu boyutunu da söylemeden geçmek olmaz ki; AK Parti teşkilatları FETÖ ile mücadele konusundan Erdoğan gibi kararla ve sıfır toleranslı değil. AK Parti kadroları içerisinde FETÖ artıkları halen mevcut. Erdoğan'ın beklenen köklü teşkilat revizyonu içerisinde FETÖ artığı hainleri de temizlemesi hem partisini hem de vatandaşları rahatlatacaktır. Son olarak başta kahraman Ömer Halis Demir olmak üzere 252 şehidimizi ve tarihi mücadelede Türkiye Cumhuriyeti tarafında saf tutan milyonları saygı ve sevgiyle anıyorum.