Kendisini Davut Gürkan'ın kurduğu ilk yönetim kurulunda görev almasıyla birlikte tanıdık. O yönetim kurulu sanırım gelmiş geçmiş en etkin AK Parti yönetimlerinden birisi olarak nitelendirilmesini çoktan hak etti.
Sonrasında Orhan Samast, AK Parti Mudanya İlçe Başkanı olarak başarılı bir dönem geçirdi. Ben dahil hemen hemen herkes Mudanya Belediye Başkan adayı olacağını düşünüyorduk ki siyasetin cilvesi kazanamayacağı baştan belli olan Gökhan Dinçer aday yapıldı.
Sonuçta AK Parti Mudanya'da alması gereken oyun da altında bir oyla kaybetti. O dönem kendisi ve ekibi partiye küsmeden kararı kabul etmeleriyle takdir kazanmışlardı. Çünkü görevde kaldığı iki yıl boyunca Samast ve ilçe yönetimi her kademesiyle seçime hazırlanmışlardı. Son dakika gelen sürpriz bir karara tepkisiz kalmak, demirden leblebiyi yutmak demekti.
İTİBAR AKADEMİSİ FARK OLUŞTURDU
Orhan Samast yerel seçimlerde de belediye meclis üyeliği listelerine girmedi. Yoluna kurduğu İtibar Akademisi ile devam etti. İtibar akademisi son derece başarılı bir penformans sergiledi. Sık sık kendisiyle bir araya gelerek, Türkiye'nin ve dünyanın sıkıntılarını istişare etme olaylara itibar kavramı üzerinden değerlendirmeye başlamıştık. Kısa sürede bu STK Bursa'da farkını ortaya koymuştu.
BASKIN İL BAŞKANI
Bir liderin diğerlerinden kendisini ayırt eden en önemli özelliklerinden birisi de ekibini seçmesidir. İlk döneminde harika bir yönetim kuran Gürkan seçimlerden sonra yine dengeli ve güçlü ve iş bilen bir yönetim kurulu kurarak yoluna devam etti.
Yerelde alınan mağlubiyete rağmen hem koltuğunu korumayı başardı hem de morali düşen teşkilatını yeniden istim üstüne çekti. Son yıllarda eksikliği görülen baskın il başkanı portresini Hayrettin Çakmak ve Mehmet Tunçak'tan sonra tekrar ortaya koydu.
Gürkan'ın vermiş olduğu bir çok karar vardır. Aldığı kararlarla bir çok ekip arkadaşına değişik görevler tevdi etti. Son olarak aldığı kararla Orhan Samast'ın Bursa Kent Konseyi Başkanı olması bekleniyor.
BEYFENDİ VE AKTİF
Bu kararı tek cümleyle özetlemek gerekirse. Gürkan'ın aldığı en doğru kararlar listesi yapsak ilk üçe alabiliriz. Cuma günü (yarın) Bursa Kent Konseyi'nin seçimli genel kurulu yapılacak ve Orhan Samast görevine başlayacak. Kendisini yakından tanıdığım için neyi hasıl yapacağını hangi konularda iyileştirmeler getireceğini oldukça iyi biliyorum. Ancak öncül olarak bir değerlendirme yapmak gerekirse beyfendiliğini hiç bir zaman elden bırakmayan uzlaşmacı ve fakat hızlı aksiyon alan bir yönetim sergileceğini rahatlıkla söyleyebilirim.
************
YENİ PARTİ'YLE İLGİLİ TEMEL SORULAR
Ve beklediğim oldu. Özgür Özel Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrılarak yeni partiyi kurdu. Beklentimin altında Özel'in Mutlak Butlan Kararı'nı Yargıtay'a taşıması yatıyordu. Zira yüksek mahkemeye gidilmese şuan kongre sürecine geçilecekti. Bu konuyla ilgili önceden yazdığım bir yazıda butlan kararının çıkmasının veya çıkmamasının her halükarda Özel'e yarayacağını belirtmiş, butlan kararının çıkmasının çok büyük bir avantaja dönüştürülmesinin de olası olduğunu eklemiştim. Şimdi geldik can alıcı konuya.
KALICILIK YOLU MERKEZDEN GEÇİYOR
O can alıcı konu ise, Türk Demokrasi Tarihi'nde Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrat Parti, Anavatan Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve Adalet ve Kalkınma Partisi ana akım olma başarısını elde etti.
Yeni Parti bu hüviyeti taşıyabilecek mi? Yoksa ana akımdan ayrılan partiler gibi silinecek mi? Önümüzdeki orta vadede bu sorunun karşılığını alacağız. AK Parti'nin Milli Görüş çizgisine bir hayli kaymasıyla merkez de büyük bir boşluk oluştu.
Bunu biraz bu konuya kafa yoran herkes görüyor. Bu boşluğa Anahtar Parti söylem olarak gitme peşinde ama milliyetçi kökleri bence buna müsaade etmez. AK Parti de tekrar merkeze yürümek için kendisini modifiye ediyor. Özgür Özel'in Yeni Parti'nin kuruluşuyla ilgili yaptığı ilk açıklamayı dikkatle dinledim. Onun da merkeze yürüme stratejisi olduğu sezilmekte.
Yeni Parti'nin kalıcılığı sorusu ile merkezde yer bulma sorusu aynı cevapları içinde barındıran ikiz sorular.
Yeni Parti CHP'nin geçmişindeki bavullarını sırtında taşır mı yoksa yepyeni bir söylem mi tutturacak merakla bekliyorum.
Geçmişteki arkaik duruşu devam ettirirlerse ana akımdan ayrılan ve yok olan particiklerden birisi olurlar. Kısacası her şey ellerinde. Siyasette yaşanan hareketliliği her şeye rağmen olumlu buluyorum.
Muhalefetteki canlılık bir süredir atalet içinde olan AK Parti için de yararlı olacaktır. Yeni Parti'nin logosunun bir platforma benzetilmesi ve rakı ile bağdaştırılmaya çalışılması da garip. Şunu da yine hatırlatayım AK Parti'ye kısaca AKP demek de bu tür garipliklerden birisiydi.