Hava Durumu

İfade özgürlüğü ve sınırları

Yazının Giriş Tarihi: 06.07.2026 00:09
Yazının Güncellenme Tarihi: 06.07.2026 00:09

Son günlerin tartışmalı ve popüler ismi Deniz Göktaş, kendisinin beklediği ve bana göre istediği gibi gözaltına alınmasının ardından tutuklandı. Gözaltına alınmadan evvel bir yazı yazmış ve ‘tüm tuşlara basmış’ demiştim. Beklenen oldu!

Dinin şakalara meze olması şüphesiz ki kabul edilemez. İfade özgürlüğü adı altında bu tip saldırılar da kabul edilemez. Göktaş’ı savunanların ana argümanı olan ifade özgürlüğü kavramına bakarsak,

“Bireylerin veya toplumların, her türlü bilgi ve düşünceyi sansür, yasal yaptırım veya tehdit korkusu olmaksızın arama, edinme, savunma ve başkalarına ulaştırma hakkıdır.”

Bu tanıma ek olarak ifade özgürlüğünün sınırlarına bakmak gerekli: “İfade özgürlüğü mutlak değildir! Başkalarının haklarına, kamu düzenine ve devlet güvenliğine zarar vermemesi için yasalarla sınırlandırılabilir.”

Peki bu sınırlar nedir diye sorarsak: “Kişisel haklar (iftira, hakaret ve onur kırıcı beyanlar), kamu güvenliği (şiddete teşvik, suç işlemeye teşvik ve terör propagandası), nefret söylemi (din, dil, ırk veya cinsiyet ayrımcılığı ile nefreti körükleyen açıklamalar).

Hemen her kavram tartışmasında ilkokul, ortaokul sıralarına dönüp kavramın anlamını anlatmak gerekiyor çünkü tartışmayı sevdiğinin yüzde biri kadar okumayı sevmeyen, fikri bol bilgisi sınırlı halkımızın kavram bilgisi yok denecek kadar az.

DEMOKRATLIĞIN TURNUSOL KÂĞIDI

Bu kavramlar ışığında son muhalif kahraman ilan edilen Deniz Göktaş’ın özellikle dinimizle ilgili söylemleri ifade özgürlüğüne girmiyor. Seçimle iş başına gelen Cumhurbaşkanı’na dair ısrarla söylediği ‘diktatör’ sözü de yine rijit (kronik) kronik Erdoğan düşmanlarını pek bir mutlu etse de yine kavramsal olarak doğru değil.

Göktaş’ın gündemimize pompalanmasından bir süre önce Rahmi Koç’un gayet yakışıksız ve Kürtleri hedef alan fıkrası gündeme gelmişti. Göktaş gözaltına alındığı gün de Madımak olayının yıl dönümüydü.

Bu ve buna benzer hassas birçok konu var. Göktaş Alevi bir aileye mensupmuş, tıpkı Alevilere yönelik tahkir edici bir cümleyi kabul etmeyeceğimiz gibi. Şimdi ’sinizm’i bir kenara bırakıp dürüstçe kavramlara ve evrensel değerlere bağlı kalarak davranmalıyız.

Dini tahkir eden, dini hassasiyeti olanları tahkir eden birisini sadece Erdoğan’a diktatör dedi diye savunmak ne kadar samimi. Öncelikle samimiyet testlerini kendi içimizde geçmemiz gerekli. Hemen her konuda olduğu gibi doğru, sana göre ya da bana göre değişmez.

Göktaş esas olarak kendisini muhalif olarak gören kişilerin demokratlığının turnusol kâğıdı haline gelmiştir. Eğer dini tahkir eden birisini sadece Erdoğan’a dil uzattı diye hoş gören, sınırı aşan sözlerini ifade özgürlüğü kapsamına alan birileriyle karşılaşırsanız o kişilerden uzak durun.

Çünkü onlar duruma göre demokrattır, işlerine gelmeyince her türlü zorbalığa da teşnedirler.

AMAÇLARINA ODAKLANMAK GEREKLİ

Göktaş’la ilgili fikirlerimi gözaltına alınmadan evvel dile getirdiğim için içim rahat. Ailesi, terör örgütlerine üye olan, hatta babası bir polisimizin şehit edilmesi olayına karışan birisine mesafeli duruyorum.

Gösterisi de Türkiye’de ki tüm sinir uçlarına dokunacak bir içeriğe sahipti. Umarım ki birileri Göktaş’a cevap vermek için Alevilere karşı üslupsuz yersiz cümleleri espri diye kullanmaz. Çünkü anlıyorum ki Göktaş’ın amaçlarından bir tanesi de ülkede tartışmalar ve gerginlikler çıkartmak. Kendi gösterisinde de bunu açıkça söylüyor zaten. Ailesi terörle iç içe olan birisinden de zaten ülke için olumlu bir amaç beklemek son derece iyimserlik olur.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.