Annelerin sosyal medyada var olma çabası!

Serap ÖZTÜRK 15 Şubat 2021 Pazartesi, 06:00

Bir önceki yazımda Diana Scully'nin kitabını anlatırken, tecavüz suçunun "erkeklerin hastalığı" olarak tanımlamaktan çok uzak olduğunu, bunu yaşam pratiklerinden ve toplumsal kurgu yoluyla öğrendiklerinden bahsetmiştim.

Bu yazıda ise yine kadın ve erkeğin toplumsal rolleri üzerinden, çocuk bedeninin sosyal medyada kullanımının yarattığı tehlikelerden söz edeceğim.

Yaşam biçimlerinin, dolayısıyla ekonominin değişmesiyle kadın ve erkeğin de toplumdaki yeri yeniden belirlendi. İki cinsi ayıran tanımlar, onlara atfedilen görevler, sorumluluklar toplumun her alanında yeniden inşa edildi. Gittikçe ikincil konumda kalan kadın, erkeğin yan temsili haline gelerek, 'ahlâk', 'namus' 'estetik', 'ana', 'kız kardeş' tanımlarından öteye geçemedi ve maalesef 'nesne'den, 'özne' konumuna hiçbir zaman tam olarak kavuşamadı.

İşte bu toplumsal değişimle birlikte dönüşen cinsler arası görev/ tanım dağılımında 'rıza'ya ihtiyaç vardı..! Kadın için de erkek için de... Bu dağılım zaten erkeğin daha güçlü ve konforlu olmasını sağladığından, rızada en fazla kadın üzerine çalışıldı. Reklam, pazarlama, moda, sosyal medya mecraları, dizi ve film gibi birçok ideolojik aygıt adeta afyon gibi kullanıldı.

xxxx

Ta bebeklikten itibaren evdeki/kamusal alandaki sorumluluklarımız gözümüze gözümüze sokuldu. Temizlik ve yemek kız çocuklarına öğretilirken, 'nasıl erkek olunur'a sünnetle başlanıldı. Erkeğin bu 'toplumsal yüceliği' düğünlerle kutlandı.

Hayatımızın merkezine oturan, tüm yapıp ettiklerimizi sergilediğimiz sosyal medya da bu toplumsal kurguların aracı haline geldi. Kadın kendini var etme çabasında erkeğin alanına giremediğinden, belli kavramlar çerçevesinde kendini ortaya koyabildi. Bu yüzdendir ki iki cinsin sosyal medya paylaşımlarındaki kodlar, toplumsal yapıyı daha iyi analiz etmemizi sağlıyor.

Anneler sosyal medyayı nasıl ve niçin kullanıyor?

"Dünya üzerinde var olan toplumlar, kadınların yeni bir canlı dünyaya getirmesini ve 'annelik' kimliğine sahip olmasını beklemektedir. Bundan dolayı kadınların toplumda kendilerine atfedilen bu kimliği benimsedikleri ve çocuk sahibi olmayı önemsedikleri görülmektedir."

Serap Duygulu, "Sosyal Medyada Çocuk Fotoğrafı Paylaşımlarının Mahremiyet İhlali ve Çocuk İstismarı Açısından Değerlendirilmesi" adlı makalesinde, blogger annelerin, kendilerini 'annelik' ve 'çocuk' kavramları üzerinden tanımladıklarını belirtiyor, 'Prensesin annesi', 'hem anne hem baba', 'ikiz annesi', 'şehzadenin annesi', 'akademik anne', 'gezen anne', 'becerikli anne', 'araştırmacı anne'...

"Blogger annelerin annelik kavramını, toplumda kendilerini var edebildikleri bir kimlik olarak gördüklerini söylemek mümkündür. Buradan yola çıkarak anneliğin, kişisel tatmin elde etme, başarılı olma ya da takdir edilme olarak algılandığı anlaşılmaktadır."

Duygulu, makalesinde çocuğun izni olmadan ve mahremiyeti gözetilmeden yapılan paylaşımların çocuk istismarcılarına çok açık hale geldiğini de belirtiyor.

"Unutulmaması gereken önemli nokta, çocuk istismarının çoğunlukla aileye yakın kişiler tarafından gerçekleştirildiğidir (Pedagoji Derneği, 2017)."

Reklamların çocukların sevimli ve masum ifadeleri üzerinden pazarlanmasının da bir diğer istismar türü olarak karşımıza çıktığına; anne bloggerların pek çoğunun çocuklarını birer moda ikonu veya model haline getirmelerinin yarattığı tehlikeye dikkat çekiliyor.

"Çocukları kendi kimliklerinin dışında farklı bir imajın içine yerleştirmek ise onlara aynı zamanda sanal kimlikler oluşturmak anlamına gelmektedir."

"Bununla beraber bir başka olumsuzluk, doğdukları andan itibaren tanıdığı ya da tanımadığı pek çok insan tarafından fotoğrafları ve videoları izlenen çocuklar bu şekilde bir ilginin doğal olduğu algısına kapılabilir ve gerçek hayatta da aynı ilgiyi bekleyerek sürekli bir onaylanma ve beğenilme beklentisine girebilirler. Bu duygularla beraber narsistik özellikler geliştirebilirler."

Bence biz kadınlar, kendimizi hayatın bilinçli bir öznesi olarak var etmek istiyorsak buna çocuklarımızı hazırlamakla başlayabiliriz...