Başkanın kararı sinemacıları yıldırmadı! 'Neyimiz var kaybedecek?'

Serap ÖZTÜRK 20 Eylül 2018 Perşembe, 06:00

Bu yıl 25.'si düzenlenecek olan Uluslararası Adana Film Festivali, sinemaseverler tarafından merakla bekleniyor.

22-30 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek festivalde, Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması, Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması, Uluslararası Kısa Film Yarışması, Ulusal Öğrenci Kısa Film Yarışması ve Adana Kısa Film Yarışması olmak üzere 5 dalda ödül dağıtılacak.

25'inci Uluslararası Adana Film Festivali'nde Yaşam Boyu Başarı Ödülü Yönetmen Şerif Gören'e, Onur Ödülleri ise Cüneyt Arkın, Muhterem Nur, Ahmet Mekin ve Süleyman Turan'a verilecek. Adana Film Festivali'nin 2017'de başlattığı Vizyon sahibi Yönetmen Ödülü bu yıl yönetmen Aleksey Fedorchenko'ya verilecek.

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması'nda şu filmler yarışacak:

Anons - Mahmut Fazıl Coşkun, Arada-Ali Kemal Çınar, Babamın Kemikleri- Özkan Çelik, Dört Köşeli Üçgen- Mehmet Güreli, Güvercin - Banu Sıvacı, Güvercin Hırsızları - Türkiye Prömiyeri - Osman Nail Doğan, Halef- Murat Düzgünoğlu, İçeridekiler-Hüseyin Karabey, Kardeşler-Ömür Atay, Kaos- Semir Aslanyürek, Kelebekler-Tolga Karaçelik, Sibel- Çağla Zencirci, Guillaume Giovanetti, Tuzdan Kaide-Burak Çevik, Yuva-Emre Yeksan

Yarışmanı jürisi:

Tomris Giritlioğlu (Jüri Başkanı), Ahmet Mümtaz Taylan, Cihan Ünal, Mehmet Açar, Mustafa Presheva, Nebil Özgentürk, Tuba Büyüküstün.

Jürinin içinde dikkat çeken bir isim vardı ki o da Tuba Büyüküstün'dü. Sinema içinde onca başarılı ve usta isimler varken bu kişi nasıl seçildi diye sormadan edemiyor insan. Herhalde sinema ile pek fazla ilgisi olmayanların bile aklına gelmiştir bu soru.

'EN İYİ'LER...

Semih Kaplanoğlu-Bal (2010),  Onur Ünlü-Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi (2011), Orhan Eskiköy-Babamın Sesi (2012),  Meliç Saraçoğlu&Hakkı Kurtulmuş-Gözümün Nuru/M. Fazıl Coşkun- Yozgat Blues (2013), Nesimi Yetik-Toz Ruhu (2014), Emin Alper-Abluka (2015), Reha Erdem- Koca Dünya (2016), Onur Ünlü-Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok (2017)

'TOPLU SANSÜR VAKASI'

Sinemada bugünlerde en çok tartışılan konulardan biri de 29 Eylül-5 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek Antalya Film Festivali'nden 'Ulusal Yarışma' bölümünün kaldırılması oldu. Antalya Belediye Başkanı Menderes Türel'in geçen yıl aldığı bu karar, 21 meslek kuruluşu tarafından sert tepkiyle karşılanmıştı.

SİNE-SEN, SİYAD, SODER gibi kuruluşların içinde bulunduğu grup, 'Ulusal Yarışma' tekrar başlayıncaya kadar festivale katılmama kararı aldı.

Peki tepkiler sadece sözde mi kaldı? Hayır!

'Sivas' filminin yönetmeni Kaan Müjdeci'nin önderliğinde geçen yıl organize edilen Alternatif Ulusal Film Yarışması bu yıl da devam ediyor.

Alternatif Ulusal Yarışma, 30 Eylül - 4 Ekim tarihleri arasında yani Altın Portakal'la aynı zamanda İstanbul'da gerçekleşecek.

Türel'in bu kararı, işini hakkıyla yapan sinemacılar tarafından elbette büyük tepki gördü.

Oyuncu Nazan Kesal, tepkisini, "Bizdeki kafa karışıklığı bize ait olan ulusal değerlerimizden kurtulunca evrensel olacağımız yanılgısıdır" sözleriyle ifade ederken, Sinema Yazarı Fırat Yücel, "Antalya'da, geçen yıl sadece iki yeni yerli yapım gösterildi. Yanlış okumadınız, iki... Son 4 yılda Antalya'da yapılan şey, dünya kültür tarihinde benzerini bulamayacağınız bir toplu sansür vakası. Menderes Türel ve ekibi, sadece Altın Portakal yarışma geleneğini değil aynı zamanda sinemacıların bir araya geldiği bir diyalog alanını da yok etti" açıklamasında bulundu.

Peki Türkiye'nin en köklü yarışmalarından olan Antalya, nasıl bir mantığa dayanarak böyle bir uygulamaya gitti?

Türkiye'de o kadar emekle filmlerini ortaya koymuş yapımcı, yönetmen ve oyunculara nasıl anlatılabilir bu durum!

Başkan Menderes Türel geçen yıl yaptığı açıklamada "Antalya'yı küresel sinema endüstrisinin merkezlerinden biri haline getirmek istiyoruz" ifadesini kullanmıştı.

Ulusal değerler arka plana atılarak küresel olmak!

Fikirlerin, hayallerin, bu toprağın acılarının, umutların/umutsuzlukların,  en iyi vücut bulduğu Türk sinemasına adeta balyoz indirildi.

Popülizmden uzak, bu halkın gerçek değerlerini işleyen, gişe kaygısı taşımadan sadece yaptığı işe inanan birçok oyuncu ve yönetmene adeta hakaret gibi oldu.

Bu ülkenin içinden çıkmış, üstelik 50 yılı aşkın bir geçmişi olan festivalin programından küresel olmak adına (!) kendi filmlerini çıkarması gerçekten de tirajı komik olmaktan öteye geçemiyor.

Alternatif ulusal yarışmasının bu yıl ki sloganı, "Karanlıkta Uyananlar filminin repliği: "Neyimiz var kaybedecek?"

MANİFESTOLARI:

 "Neyimiz var kaybedecek? Ulusal Yarışma'nın iptaliyle birlikte, kaybedeceğimiz bir tarihimiz var. Tarihimizin, özellikle de Ulusal Yarışma tarihinin kazananlar ve katılanlardan, başkanlar ve müdürlerden, söylenenler ve söylenmeyenlerden fazlası olduğunu biliyoruz. Bizden çalınmaya çalışılan bu tarihin, varlığından haberdar bile olmadığımız mücadelelerle şekillendiğini görüyoruz. Hep sahip olduğumuzu düşündüğümüz şeylerin bile dayanışmayla kazanıldığını; sonsuza kadar sahip olacağımızı düşündüğümüz şeylerin bile bir anda elimizden alınabildiğini biliyoruz. Ulusal Yarışma'nın iptaliyle birlikte köksüzleşecek, yolunu kaybedecek bir sinemamız var. İzleyicisini kaybedecek filmlerimiz, susturulacak sinemacılarımız, coşkusunu kaybedecek sinemaseverlerimiz var. Zamanla ve emekle, üreterek ve deneyerek, başararak ve çuvallayarak oluşturduğumuz bir sesimiz, üslubumuz var. Bizi umutsuzluğa da sürüklese, bize güç de verse bu tarihe sahip çıkma sorumluluğunu duyuyoruz."

(Kırılsa da kanadımız... Asiye çıksa adımız...!)