Bir toplumun psikolojik anatomisi: Kuzuların Sessizliği!

Serap ÖZTÜRK 28 Mayıs 2017 Pazar, 06:03

Alanında oldukça başarılı bir psikolog, zeki, sezgi gücü kuvvetli, entelektüel, gerektiğinde oldukça kibar, sanat tutkunu, tertipli ve düzenli... Ama bir yamyam... Hannibal Lecter!

Thomas Harris'in 1988 yılında The Silence of The Lambs (Kuzuların Sessizliği) adlı romanından beyaz perdeye uyarlanan ve Anthony Hopkins'in muhteşem oyunculuğu ile kafaları allak bullak eden film psikolojik gerilim dalında en iyilerinden... Hanninal-Kızıl Ejder- Hannibal Doğuyor olarak devam filmleri de çekildi.

Kuzuların Sessizliği, 1992 yılında Oscar'da 5 dalda ödüle layık görüldü. Anthony Hopkins sadece 16 dakikalık rolü ile en iyi erkek oyuncu, Jodie Foster en iyi kadın oyuncu dalında ödülün sahibi oldu.

**************

Amerika toplumunun hastalıklı bireyleri işledikleri seri cinayetlerle 1960'lı yıllarda yaygın olarak görülmeye başladılar. Kapitalizmin çürüttüğü bu toplumdan öyle karakterler çıktı ki tüm dünya bu olayları dehşetle izledi.

Şaşkına çeviren ve düşündüren olayın başka bir tarafı ise işlenen akıl almaz cinayetlerden çok, bu seri katillerin hayranlarının azımsanmayacak ölçüde fazla oluşuydu!

Bu katillerin kurbanlarında izler bırakmaları ve vahşice yöntemler kullanmaları kriminoloji biliminin ilerlemesine katkı sağladı.

Bu beyinler her zaman merak konusu; kitaplara ve sinemaya da ilham kaynağı oldu.

***************

Amerika'nın en ünlü seri katillerinin hangi yöntemleri kullandıklarını ve neyi amaçladıklarını biliyor musunuz?

Ed Gein, Ted Bundy, Son of Sam, Gary Heinik...

1974 ve 1978 yılları arasında, ABD'de çok sayıda genç kadını öldüren Ted Bundy, Amerika'nın ve dünyanın ilk seri katili olarak bilinir.

Gayrimeşru bir çocuk olarak dünyaya gelir, önce babası sonra da annesi tarafından terkedilir; ablasını annesi, eniştesini babası olarak bilir.

Öğrenim hayatı boyunca içine kapanık fakat derslerinde oldukça başarılı olan Bundy, Hukuk fakültesinde öğrenim görmeye başlar. Sadece üniversiteye giderken onlarca genç kadını, vahşice katleder.

Koltuk değneği numarasıyla yardım istediği kurbanlarını arabaya bindirip ıssız bir yerde öldürür ve tecavüz ederdi.

Annesi terk etmiş ablası ise yalan söylemişti. Kadınlara olan düşmanlığı o kadar had safhaya varır ki, intikam almak için kesinlikle tereddüt etmez.

Kurbanlarının hepsi uzun düz siyah saçlı ve saçlarını ortadan ayıran, "kendisini terk eden sevgilisine benzeyen" kadınlardır.  Cinayetlerinde buz kıracağı, levye, metal boru, kelepçe ve kadın çorabı kullanır.

Mesleğinin inceliklerini kullanması ve oldukça zeki-normal görünümlü biri olması nedeniyle kimse kendisinden şüphelenmez. Bu sayede bir süre gizlenmeyi başarsa da yakalanır; fakat sonra hücresinin duvarını delerek kaçmayı başarır. Kaldığı yerden devam eder! Tekrar yakalandığında hakkında idam kararı çıkar. Cezaevindeyken kadın hayranlarından çoğu evlilik teklifi üzerine sayısız mektup alır.

İdamından önce sorulan, "36 kurbanın olduğu doğru mu" sorusuna "bir basamak daha ekleyin" cevabını vermesi ise herkesin kanını dondurur.

Yakalandıktan sonra belli bir süre FBI'la iş birliği yapar.

***************

Amerika'nın hasta ruhlu kişiliklerinden bir tanesi olan Ed Gein ise alkolik bir baba, dominant ve aşırı dindar bir anne ile büyür. Gein'in psikolojik hastalıkları gençliğinde başlar ve annesinin kaybından sonra hastalığı son safhasına ulaşır.

Cinayetlerin yanı sıra mezar soygunculuğu da yapan Gein'in en az 9 mezarı soyduğu bilinir. Yeni gömülmüş orta yaşlı kadınların mezarlarını kazıp, aralarından annesine benzettiği cesetleri çıkarır.

Anatomi bilimine merak salan bu hastalıklı kişilik, öğrendiklerini mezardan çıkardığı cesetler üzerinde pekiştirir.

Cesetlerden çıkardığı derilerden ve organlardan öyle şeyler yapar ki, evine giren polisler, bir daha hiç unutamayacakları bir manzara ile karşılaşır.

Kadın derilerinden yapılmış maskeler, kafataslarından çorba kâseleri ve mumluklar, yine deriden kaplanmış ev eşyaları, dudaklardan ve dillerden yapılmış kolyeler, kemerler, çerçeveler ve bir yelek...

Gein daha sonra insan derisinden yapılmış bu kıyafetleri ya da maskeleri takarak kendini annesi yerine koyduğunu itiraf eder.

Ed Gein için açılmış birçok Fun Club bile bulunmaktadır. Kadınların kendisine yazdığı tutku dolu aşk mesajları birçok araştırmaya konu olmuştur.

***************

Psikopat ruhlu çoğu kişinin bazı meslek dallarında özellikle tercih edildiğini biliyor muydunuz?

Bu kişilerin ortak özellikleri arasında stres altında çalışabilme, özgüvenli, karşılarındaki kişileri etkileyebilme, cesur karar verebilmeleri, soğukkanlı ve istediklerini elde edebilmek adına sert kararlar verebildikleri ve inanılmaz derecede iyi bir yalancı olabilmeleri gösterilmekte.

Oxford Üniversitesi'nde görevli Profesör Kevin Dutton bazı meslek dallarında bu kişilerin çok başarılı olduğunu söyledi. Cerrah, Satış Yetkilisi, Medya Yöneticisi, Avukat, Finans Sektörü...

***************

Anthony Hopkins, birçok kişiyi derinden etkileyen Dr. Hannibal Lecter karakterine öyle güzel hayat vermiştir ki bu rolü ondan daha iyi kimse oynayamazdı.

Yakın çekimlerdeki kusursuz mimikleri, dengeli halleri ile zeki-cani rolünün tam anlamıyla hakkını vermiştir.

Kurbanlarının yüzünü ısırarak ve daha sonra büyük bir zevkle cesetlerden aldığı parçaları yiyen Hannibal'ın çocukluk ve gençlik hayatı 'Hannibal Doğuyor' filminde anlatılıyor.

Bu dörtlemenin en başarılı olanları tabi ki 'Kuzuların Sessizliği' ve 'Hannibal.'

Hannibal'ın çocukluk evrelerini anlatan ve nasıl böyle bir kişilik haline geldiğini anlatan filmin ise oldukça başarısız, sıkıcı ve başrol oyuncusunun rolüne uygun olmadığını söyleyebiliriz.

Hannibal, 8 yılını duvarları kusursuzca çizilmiş resimlerle kaplı ve kurşungeçirmez camdan korunan hücrede geçirir.

FBA, Ted Bundy'nin yönetimiyle kurbanlarını avlayan, Ed Gein gibi kadınların derilerini yüzerek bunlardan kendine elbise yapan 'Buffalo Bill'i yakalamak için genç ve güzel ajan Clarice Starling'i Hannibal'a gönderir.

Fakat Hannibal'ın tecrübelerinden faydalanmak bu kadar kolay olmayacaktır çünkü 8 yılını hücrede geçirmekten sıkılan doktorumuz artık yeni tatlar keşfetmek için (!) sabırsızlanmaktadır.

Starling'e hiçbir zaman tam bir bilgi vermeyen Hannibal, ipuçları ile onu yönlendirmeye çalışır. Bu diyalog ise filmin en can alıcı sahnelerinden biridir.

- İlk prensipler, Clarice. Basitlik... Aradığın adam, ne yapıyor?

- Kadınları öldürüyor...

- Hayır. Bu tesadüf. Yaptığı ilk ve asıl şey nedir? Öldürerek hangi ihtiyacına hizmet ediyor?

- Öfke, sosyal olarak kabul görme, cinsel eziklik...

- Hayır. O imreniyor. Onun doğası bu. Nasıl imrenmeye başlarız, Clarice? İmrenecek şeyleri arar mıyız? Şimdi cevaplamaya çalış.

- Her gün gördüğümüze imrenerek başlarız. Vücudunda gezinen bakışları hissetmez misin Clarice? Ve gözlerin istediğin şeyleri aramaz mı?

Buffalo Bill ise, insan derilerinden yaptığı elbiseyi tamamlayıp giydiğinde kadın olacak ve bir kelebek gibi yeniden doğacaktır.

Katilimizin ruh hali, kurbanlarının ağzına yerleştirdiği kelebek kozalarından anlaşılır. Buna ulaşacak olan da yine kıvrak zekâsı ile ajanımız Clarice olacaktır.

Buffalo Bill değişmeye ve dönüşmeye çalışmaktadır tıpkı bir kelebek gibi...

Oldukça şaşırtıcı psikolojik çözümlemelerin yapıldığı film, özellikle bu alanla ilgilenenlerin kesinlikle izlemesi gereken bir film...