‘DAHA’ kaç gün…?

Serap ÖZTÜRK 19 Mart 2018 Pazartesi, 06:00

Bazen bir fotoğraf, bazen bir müzik, bazen bir şiir, bazen de bir film hayatın en gerçekçi yönlerini bir tokat gibi öyle bir çarpar ki insanın yüzüne, adeta kaçmak istersiniz yüzleşmemek için!.. İşte rahatsız ediyorsa bir film içimizde bir yerleri ve harekete geçiriyorsa, uyandırıyorsa bir şeyleri yeniden, zoru başarmış demektir...

Onur Saylak imzalı 'Daha' da son dönemlerin en fazla beğeni toplayan yapımlarından... Saylak, beklenilenin de üstünde bir başarıya imza attı bu ilk filmi ile.

İlk yönetmenlik deneyiminde kendini ispatlayan Saylak, anlaşılan o ki sinema dünyasına çok farklı şeyler katacak.

****

Bildikleri tek Türkçe kelime... 'Daha su', 'daha yemek', 'daha kaç gün...?'

Bir tarafta hayatları birilerinin iki dudağı arasında yer alan insanlar, bir tarafta insan ticareti yapan baba-oğul arasındaki çatışma... Tüm bu kargaşanın içinde yetişme çağındaki bir çocuğun tanık olduğu akıl almaz olaylar...

Sadece sayıdan ibaret olan ve birilerinin çıkar çatışmasında yok olan hayatlar...

Daha iyi bir hayata tutunabilmenin umuduyla çıktıkları yolculukta onurları parça parça yok olan ve çaresizlikle kendilerini azgın suların koynuna bırakan insanlar... Ötekileştirenler, görünmeyenler ve yok sayılanlar...

****

Gaza...

İyinin kötüye evrilmesinin hikâyesi...

Babasının mülteciler için yarattığı hapishanenin içinde kendisi de bir tutsaktır Gaza... Tanık olduğu yaşamlar ve olaylar karşısında tepetaklak olan bu genç, göçmenler gibi kendisine bir yurt aramaktadır.

Babasının kendisi için çizdiği hayattan ve içine düştüğü hapishaneden kurtulmak için her yolu denese de karşısına bir erk olarak her defasında babası çıkar.

Mültecilerin de Gaza'nın da ipleri Ahad'ın elindedir. Gaza'nın babası Ahad, sistemin vücut bulmuş şeklidir aslında...

Saylak bu hikâyeyle izleyicileri, bireylerin suçla tanışmasına ortak edip; kişilik gelişiminde ailenin ve içinde bulunulan sosyal çevrenin etkisini gözler önüne serer.

Bu göçmen trafiğinde, insanların çaresizliğinden yararlanan sadece kaçakçıların kendisi değil elbette... İşte bu filmi farklı kılan noktalardan birisi de bu. Sistemin nasıl işlediğini, insan tacirlerinin bu işi nasıl daha rahat gerçekleştirebildiğinin "mide kaldırmaz yolları"nı anlatıyor DAHA. 

*****

Hakan Günday'ın aynı isimli romanından uyarlanan Daha'nın senaryosunda Onur Saylak ve Doğu Yaşar Akal'ın imzası var.

Saylak'ın, filminde titiz bir çalışma yürüttüğü ve sağlam bir kadro ile çalıştığı çok belli.

Salondan çıktığımda herkesin gözlerinde (bende olduğu gibi) aynı hayranlık ve şaşkınlık ifadesini gördüm.

Bir kere başrollerde sinemanın ağır toplarından Ahmet Mümtaz Taylan yer alıyor.

Gaza rolünü de ilk oyunculuk deneyimi ile zoru başararak izleyicilerden tam not alan Hayat Van Eck'ten başkası sırtlanamazdı sanırım. Kendisiyle ilgili yorumlar, tam da hak ettiği yerde.

Filmde bu kadar yetenekli oyuncuların arasında Tuba Büyüküstün'ün yer almasını ise kötü bir seçim olarak değerlendiriyorum.