Evlenilecek kadın portresi!

Serap ÖZTÜRK 22 Ekim 2017 Pazar, 08:45

Kasap Havası'nı Adana Film Festivali'nden aldığı en iyi müzik ödülüyle tanıdım.

Türkiye'de kadın yönetmenlerin ne kadar az olduğunu göz önüne alırsak Çiğdem Sezgin'in ilk filmi ile birçok festivalden ödüllerle dönmesi takdire şayan bir durum. Öncesinde iki kısa film yapan ve geçtiğimiz yıl çektiği ilk uzun filmi ile kendini ispatlayan Sezgin'in Kasap Havası'nda oldukça usta isimler yer alıyor.  İnanç Konukçu, Şenay Gürler, Levent Ülgen, Hakan Karahan, Nurcan Eren ve Cemre Ebuzziya iyi bir ekip oluşturmuş.

Filmi adı komedi filmini çağrıştırıyor olsa da aslında durum tam tersi. Kasap havaları her düğünü bir şenliğe çevirebilir mi?

Filmin kabataslak olarak dramatik bir aşk filmi olduğunu söylemek baştan sona haksızlık olur. Sezgin, söyleşilerinde "Çevremde neler yaşanıyorsa onları konuşturdum" diyor. Gerçekten de hayatın tam içinden çıkmış Hülya(Cemre Ebuzziya)-Ahmet (İnanç Konukçu)-Leyla (Şenay Gürler) karakterleri...

Peki bu filmi klasik aşk hikayelerinden farklı kılan ne? Sezgin, çoğunlukla kadınların ezilmişliği üzerinden film yapan yönetmenlerin aksine, kabullenilmiş sosyolojik kuralların erkeğin de hayatını nasıl cehenneme çevirebileceğini anlatıyor.

Erkek egemen dilin çok bariz anlatıldığı film, toplumun evliliğe bakış açısını ve evlilik baskısı ile kararan hayatları gözler önüne seriyor.

Kasap Havası, bireysel alınamayan kararların, aile-toplum-gelenekler çerçevesinde şekillenen hayatların bireyleri nerelere sürüklediğine dair çekilen başarılı filmlerden... Bir kadın yönetmenin gözünden bu gerçeklikleri görmek ise çok daha mutluluk verici ki Sezgin'in hayatını okuduğunuzda, filminde neleri anlatmak istediğini çok daha iyi anlayabiliyorsunuz.

30 yaş altı, eli her işe yatkın, toplumsal rolünü özümsemiş kadınların ideal bir eş olduğu gerçekliğini dramatik bir yöntemle anlatılan film, erkeklerin eş seçiminde her zaman bu kurala uymayabildiğini de vurguluyor.

Filmin konusuna gelecek olursak...

Genç yaştaki taksi şoförü Ahmet, aynı mahallede yaşayan, kendi kültürlerinde büyümüş Hülya ile evlendirilmek ister. Ahmet tam bu süreçte meyhanede karşılaştığı ve 40'lı yaşlarını devirmek üzere olan terzi Leyla'ya kaptırır gönlünü...

Leyla'nın hayat hikâyesini filmin en başlarında tanımaya başlıyoruz. Aldatıldığı için resti çeken kadın... Yalnız kadın... 'Aykırı' kadın...

Hülya sürekli çaresizlik içinde Ahmet'in kendisiyle evlenmesini beklerken, sevilmemeyi bile göze alır. Sadece gözyaşları olur tepkisi... Pasif, kabullenmiş, itaatkâr Hülya'nın karşısında, toplumun kabul edemeyeceği bir yaşantısı olan fakat her koşula rağmen ayakta durabilmeyi başarabilen Leyla'yı görüyoruz.

Ahmet, ailesine resti çekerek 'ideal kadınla' evlenmeyi reddeder ve Leyla için hayatında farklı bir kapı aralar...

Filmi izlemeyenler için sonuna değinmemeyi tercih ettim... Hafta sonu izleyebileceğiniz sürükleyici filmlerden...