Gerçek olaylardan uyarlama: Mindhunter (Zihin Avcısı)

Serap ÖZTÜRK 29 Mart 2020 Pazar, 06:04

Dövüş Kulübü, Yedi, Ejderha Dövmeli Kız, Oyun filmlerini çok beğenerek izlediğim David Fincher, mükemmel bir polisiye dizisine de imzasını atmış: Mindhunter.

Dövüş Kulübü zaten sinema tarihinin kült filmlerinden biridir.

Ama diğer filmlerini ve bu dizisini izlemediyseniz,  Fincher'ın zekâsını daha yakından tanımak için iyi bir fırsat.

Fincher yapımlarında, suç ve nedenleri, suçlu psikolojisi, suçlu ve güvenlik kuvvetleri arasındaki ilişkilere eğiliyor.

Netflix yapımı, psikolojik gerilim Mindhunter dizisi de FBI'ın Davranış Bilimleri Birimi ve seri katiller öznesinde gelişiyor.

FBI ajanı Holden Ford (Jonathan Groff), eyaletlerdeki polislere suçlu psikolojisi üzerine eğitimler veren ajan Bill Tench (Holt McCallany) ile tanışır.

Tench'in birlikte çalışma teklifini kabul eden Ford, bu eğitimler sırasında, cinayetleri irdelerken yeni yöntemler denenmesi, suçlularla empati kurulması gerektiğini fark eder.

Üst birimlerden aldıkları destekle suçluları yakalamada yeni bir yöntemin kapılarını açan bu ikiliye, üniversitede Psikoloji Profesörü olarak çalışan Wendy Carr da (Anna Torv) katılır.

Yöntemleriyle zaman zaman sert eleştirilere maruz kalan Ford, suçlulara olan farklı bakış açısı, onları konuşturmadaki başarılarıyla kısa sürede FBI'da yıldız olur.

Ford'un yeni yöntemi sadece cinayetleri daha kısa sürede çözmekle kalmayacak, aynı zamanda bir akademik çalışmaya da imza atılmasını sağlayıp, bu katillerin zihninin nasıl çalıştığını çözümleyerek, diğer suçluları yakalamada önemli ipuçlarının elde edilmesini sağlayacak, suça eğilimli çocukların gözlem altına alınmasının önünü açacaktır.

Hüküm giymiş en azılı tecavüzcü ve katillerle görüşme gerçekleştiren ekip, farklı motivasyonlarla onların iç dünyasına girer ve bu suçları neden işlediklerini, bunları yaparken ne hissettiklerini, olay öncesi ve sonrasındaki dürtülerini, yöntemlerini irdeleyip suçluların profillerini çıkarır.

Bu yüz yüze görüşmeler sırasında suçluların yaşam tarzlarına, çocukluklarına, aile ilişkilerine inilirken, tıpkı bir kuyudan su çıkarır gibi suçların kökeni üzerine de önemli bilgiler tespit edilir.

Görüşmelerde suçluların kendilerini tanımlarken ve olayların sürecini anlatırken kullandığı ifadeler de oldukça etkileyicidir.

Diziyi çekici kılan, işlenişindeki kalitenin yanında bir de gerçek olaylara dayanması. Örneğin ABD'nin en azılı katillerinden Ed Kemper'ı dizide gerçek isimle Cameron Britton, Jerry Brudos'u ise Happy Anderson canlandırıyor.

Beni en çok etkileyen ise Cameron Britton'un oyunculuğu ve ajanlarla olan diyaloğu olmuştu. Ki dizide ajan Ford da bu suçlunun psikolojisinden ve kendini ifade etme biçiminden oldukça etkilenir.

Ed Kemper, 1964-1973 yılları arasında Kaliforniya'da annesi babası ve büyükbabası da dahil 10 kişiyi öldürmüştü.

(Ed Kemper)

Yani bu dizideki suçlular kurgu değil ABD'nin gerçek suçlu karakterleri...

Ajanların suçlularla yaptığı konuşmalarda geçen felsefik göndermeler de bu yapımı etkileyici kılan diğer unsurlardan...

Charles Manson: Hapishane düşünce çerçevesidir. Hepimiz kendimizin hapsindeyiz, kendimizin gardiyanıyız, kendi cezamızı yatıyoruz. Hapishane zihindedir. Benim özgür olduğumu göremiyor musun?

Tench: Bana pek özgür gelmedin Charlie.

Manson: Sen de bana özgür gelmiyorsun. Birilerinin senin için yaptığı tanımlamaların toplamı gibisin. Başkalarının fikirleri için yaşıyorsun. Yüzünden acı akıyor...

Suçlu erkeklerin anneleriyle olan ilişkileri de sorgulanan etkenlerden biri. Bir insan suçlu olarak mı doğar, yoksa sonradan mı olur?

Ed Kemper: Bildiğim tek bir şey var. Anneler çocuklarına kesinlikle kötü davranmamalı!

Evde bolca zaman geçirdiğimiz bu günlerde, dizilere ve filmlere daha fazla zaman ayırmanın tam zamanı. Ve psikilojik gerilim sevenler için harika bir yapım. İyi seyirler...

#EvdeKal