İşçiler sürü, ticaret kutsal!

Serap ÖZTÜRK 19 Kasım 2017 Pazar, 08:45

Erkek Güzeli Sefil Bilo, Davaro, Sultan, Banker Bilo, Çiçek Abbas, Züğürt Ağa, Muhsin Bey, Gönül Yarası gibi unutulmaz filmlere imzasını atan;  ağalık, kölelik sistemi gibi toplumun yaralarına dokunan, işçi bilinci üzerine önemli mesajlar veren Yavuz Turgul, 7 yıl aradan sonra Türk sinemasına bir film daha kazandırdı: 'Yol Ayrımı'.

Yönetmenin son filmi ile bana maalesef, "Bu film Yavuz Turgul'a mı ait?" sorusunu sordurttu. Bir yönetmenin veya senaristin önceki filmlerini izleyenler, aradaki değişimi görmeye çalışır... Ve elbette daha iyisini bekler ya da en azından çizgisinin altına düşmemesini...

Son dönemlerde Türk sinemasında yaşanan kimlik kaybı oldukça tartışılıyor. Bu anlamda çizgisinin dışına çıkan ya da performans kaybı yaşayan yönetmenlere Zeki Demirkubuz'un yanında Yavuz Turgul'u da örnek gösterebiliriz.

Büyük bir tekstil şirketinin sahibi, büyük iş adamı Mazhar Kozanlı'nın (Şener Şen) hikâyesi... Paradan başka hiçbir şeyi gözü görmeyen, gram acıması olmayan, oğlunu bile sırf iş performansı düşük diye işten çıkarmaktan çekinmeyen bir para babası... Fabrikasında yüzlerce işçiyi istihdam eden bir aile şirketi, Kozanlı Tekstil...   

*****  

Filmin ilk etaplarında güçlü yenilmez, diğer kısmında ise geçirdiği kaza ile hayata bakış açısı mucizevi (!) bir şekilde değişen, adeta şeytandan bir meleğe dönüşen Mazhar'ı görüyoruz... Ünlü işadamımız, (dedik ya para için her şeyi feda edebilir diye) öfkeden dikiş makinesini parçalayan bir işçiyi ve ona destek çıkan 5 kişiyi işten atıyor... Bu işçileri fabrika kapısında Mazhar Kozanlı'ya isyan ederken daha doğrusu beddua ederken görüyoruz...

İşten atılan Emine'nin ileriki sahnelerde solcu, belli bir bilince sahip olduğuna dair izlenimler ediniyoruz. Turgul, işçi bilincine sahip birinin beddua etmek yerine, slogan attığını sanırım unutmuş ya da bilmiyor olmalı.

Filmde bol bol Kozanlı'ya yöneltilen bedduaları görüyoruz. Fakat Kozanlı'ya zerre işlemez bu sözler çünkü kendisi için "ticaret kutsaldır ve bu yolda her şey mubahtır."

******

Büyük Mazhar Beyimiz geçirdiği kaza sonrası adeta bir meleğe dönüşür. Hayatı boyunca yüreğine bir damla maneviyat tohumları düşmeyen bu amcamız, ölümden döndükten sonra 'U' dönüşü yapar... Bütün servetini işçilere bağışlama kararı alır.

Bundan sonra devreye Mazhar beyin servetinin ortakları olan ve bunu kaybetmemeye kararlı olan aile bireylerinin savaşı girer.

Miraslarını 'adını bile bilmedikleri bir sürüye' asla kaptırmayacaklar, yıllarca çalışarak sahip oldukları bu paranın çar çur edilmesine izin vermeyeceklerdir. İşçiler sürü, ticaret ve bol kazanç kutsal olarak gösterilir.

Meleğe dönüşen Mazhar Bey için artık paranın hiçbir önemi yoktur, yağmur damlaları tenine düştükçe kendinden geçmekte, bir kediye, köpeğe, kuşa, böceğe sevgiyle bakabilmektedir (!)

Olaylar bununla da bitmez...  Vicdan azabı ile yanıp kavrulan Mazhar Beyimiz, makineyi kırdığı için işten attıkları Emine'ye kendini affettirmek için ne yapacağını şaşırır. Olay bu ya, Emine ile çok iyi arkadaş olurlar!.. Bir zamanlar işten attığı, konuşmaya bile tenezzül etmediği o kadınla...

******

Turgul, baştan sona çelişkiler içeren, gerçek hayatla bağdaşmayan filmde,  izleyicinin kafasını çalıştırmasına müsaade etmeden, bütün mesajları ayrıntılarına kadar dökmüş ortaya. İzleyici bildiğiniz pasif bırakılmış.

Peki Turgul'un özet olarak filmde vermek istediği şey ne?

Sermayedarlar da, kalpsiz olanlar da, sadece para için yaşayanlar da bir gün değişir, hem de ne değişir! Fakat isteseler de bir çizgi vardır ve o çizgiyi geçmelerine sistemin kendisi izin vermez... Mazhar, sistemin çarklarına çomak sokmaya kalkarsa tek zarar gören kendisi olacaktır, o çarklar yine sermayedarların lehlerine dönmeye devam edecektir.