İyi polis, kötü polis ve genç öykücü...

Serap ÖZTÜRK 24 Haziran 2019 Pazartesi, 06:09

"Bir varmış bir yokmuş... Bir adam varmış, normal insanlara benzemiyormuş. Üç metre boyundaymış.

Ve o pufuduk pembe yastıklardan yapılmışmış; kolları yastıkmış, bacakları yastıkmış, bütün vücudu yastıklardan yapılmaymış; parmakları minik minik yastıkmış, başı bile yastıkmış, kocaman yusyuvarlak bi yastık. İki tane düğme gözü varmış, bi de kocaman gülümseyen bir ağzı varmış, her daim gülümsüyormuş ve dişleri görünüyormuş hep, onlar da yastıkmış. Küçük beyaz yastıklar...

Yastık adam böyle görünmek zorundaymış, yumuşak ve güven verici görünmeliymiş, işi yüzünden, çünkü işi çok üzücü ve zor bir işmiş...

Ne zaman ki biri berbat ve zor bir hayat yaşadığı için kederler içindeyken ve bunu sona erdirmek istediklerinde, kendi hayatlarına bir son verip bu acıyı dindirmek istediklerinde işte... Bunu yapmak üzereyken işte, jiletle, kurşunla ya da gazla, ya da kocaman bi şeyin üstünden atlayarak... Onlar bu işi tam da yapacakken, yastık adam onlara gidecek, oturacak, onlarla, sevecen sevecen sarılacak onlara ve şöyle diyecek: "Bir dakika durun bakalım" ve zaman tuhaf bir şekilde yavaşlayacak, zaman yavaşlarken yastık adam zamanı geri saracak, o insanların küçük çocukluklarına, onların hayatının insanı dehşete düşüren dönemi başlamadan öncesine götürecekmiş. Yastık Adam'ın işi çok acıklıymış çünkü Yastık Adam'ın işi o çocuğun kendisini öldürmesini sağlamakmış, böylelikle de onların yıllar sürecek acılı, kederli günler yaşamalarını engellemekmiş, nasıl olsa günün birinde aynı yerde olacakmış sonları: fırının, namlunun, golün önünde bulacaklarmış kendilerini..."

*****

Hayata biz bağlayan yemek, içmek, uyumak ve belli mesai saatleri dışında çalışmaktan başka nedir gayemiz?

Bizi hayata bağlayan faktörler ne? Daha iyi bir yaşam standardına sahip olmak mı? Okul, askerlik, iş, evlilik ve çocuk bağlamından bağımsız kaç kişi yaşamını bir 'aşk'a bağlıyor?

"Ben sadece öykü yazıyorum, politik sosyal veya herhangi bir amaç taşımayan sadece benim hayal ürünüm olan öyküler..." diyor Katurian.

Bize dayatılan yaşam kuralarından bağımsız olarak onu yaşama bağlayan tek aşkı ve tek tutkusu öykü yazmak. Hayal gücünü somutlaştırmak ve yaratmak; gerçek anlamda ve özgür iradesiyle (!) üretmek...

Hayatı boyunca yüzlerce öykü yazdı Katurian ve bunlardan sadece biri yayınlandı. Tüm öykülerini okuyan tek kişi ise engelli kız kardeşi Michal...

*****

Bursa Barosu'nun organize ettiği ve ev sahipliği yaptığı 5. Baro Tiyatroları Festivali, tüm heyecanı ile devam ediyor.

27 Haziran'a kadar devam edecek festivalde yedi ilden, dokuz  tiyatro topluluğu Bursa'ya konuk oluyor.

Perşembe günü 'Barış Oyunu' ile başlayan festivalin devamında cumartesi akşamı Ankara Tiyatrosu'nun 'Yastık Adam' adlı oyunu Nazım Hikmet Kültürevi'nde sahnelendi.

İrlanda Tiyatrosu'nun dünyaca ünlü oyun yazarı, Martin McDonagh'ın, 2003 yılında yazdığı,  1990'lı yıllarda İngiliz tiyatrosuna hâkim olan "in your face" veya 'Suratına Tiyatro' da denilen tür içinde yer alan oyun, Oktay Altınbıçak'ın yönetmenliğinde, İlyas Türk, Damlanur Koca, Ömer Faruk Şahin, Eda Toktay'ın oyunculuklarıyla  izleyicilerden tam not aldı.

İki perdelik oyun arasında, izleyicilerin heyecanla oyunu çözümlemeye çalışması mutluluk vericiydi.

*****

Oyuna gitmeden önce her zaman yaptığım gibi küçük bir araştırma yapmıştım. Konusu oldukça etkileyici görünüyordu. Ve oyuna tereddütsüz gitmem için etkenlerden biri de değerli isim Bursa Baro Tiyatrosu Yönetmeni Av. İzzet Boğa oldu... Böyle değerli bir festivali Bursalılarla buluşturduğu için, sarfettiği emeklerden dolayı kendisine ve ekibine teşekkür etmeden geçmek haksızlık olur.

Festivalin açılış oyunu olan, İzzet Hoca'nın Aristofanes'in eserinden uyarladığı Barış Oyunu'nun da muhteşem olduğunu belirtmek isterim.

Evet, oyunun konusuna bakmıştım ama açıkçası bu kadar başarılı bir içerik ve oyunculukla karşılaşacağımı tahmin edememiştim.

*****

İşkence aletleri, korku saçan iki dedektif, loş bir oda... Polis sorgusu altında çaresizce kıvranan ve suçunun ne olduğunu öğrenmek için yırtınan öykü yazarı Katurian... Bu manzara elbette Türkiye'ye çok uzak değil.

Özellikle 80 darbesinden bu yana aydınların, yazarların, gazetecilerin özetle tüm düşünürlerin kıyımlarını hatırlayacak olursak- ki hala devam ediyor, Katurian'ın başına gelecekleri tahmin etmek o kadar zor olmadı.

"Neden aldınız beni, suçum ne? Ben sadece öykü yazarım. Bir öykü yazarının yegane görevi öykü yazmaktır. Neden buradayım? Öykülerimin içinde sakıncalı bir şey mi var yoksa? Ben politikadan anlamam. İçlerinde eğer böyle bir şey varsa mutlaka yanlışlıkla olmuştur..."

"Demek bilmiyorsun neden burada olduğunu. Yahudilerle arkadaşlığın var mı Katurian?" der soğuk bir ses...

"Hayır, hiç Yahudi tanıdığım yok. Hem olsa bile ne olur ki?"

Oyun içinde oyun... Sadece bir öykücünün gözaltı hikâyesi değil, iki dedektifin de görünmeyen yüzlerine tanıklık ediyoruz.

İyi polis, kötü polis tabiri vardır ya hani!

Ya Katurian'ın öykülerinin esin kaynağı olan hayat hikâyesiyle polisinki bağdaşıyorsa... Aynı travmalarla yetişmiş iki çocuktan biri polis, diğeri öykücü olursa?

İşte sanatın gücü...

Sapık ruhlu, kardeşlerine yıllarca işkence eden anne-babasını öldürüp gömen Katurian'la, babasının tacizine maruz kalan polisin yollarının kesiştiği nokta ne acı, ne ironiktir...

Sadece sırf soyum devam etsin diye bir çocuk dünyaya getirmek değildir marifet. Bir insanın hayatını ve yaşam koşullarını belirleyecek ana faktör çocukluksa... Bir ömür seninle yaşar çünkü. Yapmayacağın şeyleri yaptırır.

İşte bundan yola çıkarak insan doğasını, genetik faktörleri, suçun ya da "suç" adı altında gösterilen refleskleri tekrar tartışmaya açıyor Yastık Adam.

Yaşadıkları işkencelerden dolayı ailesini öldüren iki çocuktan biri polis (ama hala masumiyetini yitirmemiş), diğeri öykücü oluyor.

3 çocuk cinayetinden yargılanıyor Katurian. İşlemediği halde bu suçları itirafa zorlanıyor ve idama mahkûm ediliyor. Sonunda cinayetleri onun işlemediği ortaya çıksa bile... Katurian'ın tek isteği vardır;

"Beni öldürün ama öykülerime dokunmayın, yakmayın onları..."

Kötü polis tek kurşunla öldürür bu genç adamı. Ve iyi polise öykülerin hepsini yok etmesini söyler.

İyi polis çakmağı çakar, alır eline öyküleri... Ve bir yol ayrımında kalır!