Kadına şiddet; sistematik bir suç, toplumsal bir utançtır!

Serap ÖZTÜRK 24 Mayıs 2018 Perşembe, 02:39

Yer Bursa, Yıldırım...

Görüntüler öyle korkunçtu ki!.. Yıllardır her gün birbirinden acı haberlerle yüz yüze olmama rağmen, bunu ancak 1 dakika kadar izleyebildim!

Cezaevinden firar eden şahıs, -aldatıldığı düşüncesi ile- önce eşini bıçaklıyor daha sonra da 3 saat boyunca rehin alıyor...

Elinde bıçakla 3 saat boyunca, kadına ömrühayatında unutamayacağı bir travma yaşatıyor. Korku filmi izler gibi izliyorsunuz görüntüleri.

Peki, bu kadın neden 3 saat boyunca bu eziyeti çekmek zorunda kaldı?

Bu zaman diliminde öfkeden gözü dönmüş adamın bıçağı kadının bir yerine saplamaması ve hâlâ hayatta olması tam bir mucize gibi...

Ortada bir güvenlik zafiyeti olduğu apaçık ortada...

Aslında burada ve bunun gibi binlerce olayda sorgulanması gereken o kadar çok soru var ki!..

Bunu sadece şahsın öfkesine, karı koca kavgasına, psikoloji bozukluğuna bağlayanlar; biliniz ki şiddetin (kadın şiddeti demiyorum) sosyolojik, tarihsel, siyasal nedenlerine inmemekte direndiğimiz sürece, şiddete giden görünen yollardan ziyade ara sokaklara inemediğimiz sürece yakılan, tecavüz edilen, sokak ortasında katledilen, onurları yerle bir olan kadınların sonu hiçbir zaman gelmeyecek!..

Ne yazık ki yolda yürürken (hatta evinizde) herhangi bir gün ve saatte bir tecavüzcünün, bir sarhoşun elinde hayatımızın bir anda kararması hiç de uzak değil.

Her sene kutlanan kadınlar, anneler günü de tüm bu yaşananların yanında aslında kocaman bir hiç. Tarihten bu yana kulaklarımızda çınlayan anaların ağıtları dinmediği sürece, erkek elinde işkence gören, yakılan, bıçaklanan, kurşunlanan, saatlerce eziyet edilen kadınların çığlıkları bu yeryüzünü inim inim inlettiği sürece, bize kutlanacak bir gün yok, olmayacak!..

Var olamadığımız bir hayatta kutlanacak günümüz de olamaz.

Ta çocuk yaştan itibaren ezbere olarak kadına ve erkeğe biçtiğimiz rolleri tarihe gömemediğimiz; bu cinnet halini meşrulaştırmaktan(!)  vazgeçmediğimiz; "Kadın rahat dursaydı, hak etmiş", "Erkektir yapar" cümlelerini bizlere kurdurtan zihin kirliliğinden arınamadığımız sürece daha birçok hayat sönüp gidecek!

Mücadeleye, salt kadınların erkeklerle eşit olması için değil, bireyleri (kadın ve erkek için de) bu yozlaşmaya, zavallılığa, insana yaraşmayan, onursuzluğa iten nedenlerin köklerine inerek; en önemlisi sorgulayarak, insana verilen en büyük ve en değerli yetiyi kullanarak başlayabiliriz.

Çünkü en basit tanımı ile 'kadına şiddet', bu çürümüşlüğün sadece bir parçası!..