Öğretmenim olan babamın hikayesi...

Serap ÖZTÜRK 25 Kasım 2019 Pazartesi, 06:01

Bu ülkenin en ağır yükünü taşıyan öğretmenlerimizin günüydü dün.

Öğrenciler, veliler kendilerini binbir güçlükle yetiştiren öğretmenlerine çiçeklerle hediyelerle koştular. Elbette sadece bir gün değil onlar için, her gün özel.

Sevgili babamdan biliyorum. Senelerce, bıkıp usanmadan öğrencilerine sadece müfredatta yazanları değil, vicdanlı, merhamet sahibi, iyi yürekli bireyler yetiştirmek için adeta hayatlarını adayan kişiler onlar...

Öğrencilerinin babamla kurduğu ilişkide gördüm her zaman, yaptıklarının ne kadar değerli bir iş olduğunu.

Babam aynı zamanda benim ve abimin de öğretmeni oldu. İlkokulu onunla bitirdik.

Çocukları olduğumuz için sınıfında hiçbir zaman iltimas geçmemiştir bize. Hatta daha fazla yüklendiğini de söyleyebilirim.

Anadolu'nun ücra bir köyünde 1. sınıftan 5. sınıfa kadar tüm öğrencileri aynı sınıfta okutan babamın ne zorluklarla görevini yerine getirmeye çalıştığını çok iyi hatırlıyorum.

Bütün öğrencilerinin sadece öğretmeni değil, her şeyi oldu diyebilirim.

Köylülerin çoğu yoksuldu. Köyde yol ve elektrik dahi yoktu. Hastaneye gidebilmek ise saatler süren bir eziyetti adeta.

Saçları uzayan çocukları babam tıraş eder, annem de elinden geldiği kadarıyla köylülerin sağlık sorunlarında yardımcı olurdu.

Başları bir şeye sıkıştığında babam ve annemin yanına koşarlardı.

Onlar da bu emeklerin altında kalmaz, o yokluğun içinde süt, yoğurt, yumurta ellerinde ne varsa bizimle paylaşırlardı.

Hafızamda kalan en net ve acı hatıralardan biri de öğrencilerin öğle yemeğindeki sofraları oldu.

Yeşillik alanda bir araya toplanır, daire oluşturur ve çıkınlarını açarlardı.

Ortaya sadece kuru ekmek, bazen haşlanmış yumurta, bazen de soğan çıkardı.

O yokluğu hiç ama hiç unutamıyorum!

Çok klasik gelecek size belki ama ben de gaz lambasıyla ders çalışan o çocuklardan oldum. Kokusu hâlâ burnumda...

Onun bir gelişmişi de tüplü lambalardı. O daha lükstü, daha iyi aydınlatırdı.

Babamın yetiştirdiği o öğrencilerden bazıları üniversiteyi kazanıp iyi yerlere geldi. Hâlâ o dönemden yetişip evimize ziyarete gelen öğrencileri var.

Babamın da hayattaki en büyük mutluluğu bu oldu sanırım.

Okulumuz bittiğinde babam öğrenimimizin devam etmesi için yıllarca merkeze tayinini aldırabilmek için uğraştı. Fakat o zamanın koşullarında bu çok da kolay olmadı.

Bizim için ilçe merkezinde ev tuttu. Annem, abim ve ben bir süre babamla ayrı yaşamak zorunda kaldık. Sadece hafta sonları yanımıza gidip gelebiliyordu.

Zorlu bir süreçten sonra tayinini aldırıp yanımıza geldi.

Annem ve babam birlikte çalıştı bizi okutabilmek için.

Annem elinden ne iş geldiyse yaptı. Tüm anneler kutsaldır ama benim annem!..

Hani derler ya 'Kırk yıl sırtımda taşısam hakkını ödeyemem!' diye. İkisinin de hakkını ödemek sanırım çok zor.

Abim de ben de okuduk. Üniversiteyi bitirdik. O yokluk içinden bugünlere gelmeyi başardık.

Değerli babam/öğretmenim ile ona hayat arkadaşı olan emekçi annem sayesinde...

Babam bu sene artık emekliye ayrılıyor.

Anneme, "Babam bu sene son Öğretmenler Günü'nü kutluyor" dediğimde bana, "O ömrü boyunca öğretmen olarak kalacak" dedi.

İçime "cuk" diye oturdu...

Emeklerine sağlık canım babam...