Sefalet korkuyu yener mi?

Serap ÖZTÜRK 02 Ocak 2019 Çarşamba, 06:00

"Eğer bir millet özgür olacaksa; gurura, irade gücüne, meydan okumaya, nefrete, nefrete ve yine nefrete ihtiyaç duyar..."

Dünyanın gelmiş geçmiş en ünlü diktatörlerinden Adolf Hitler...

Bertolt Brecht'in III. Reich'ın Korku ve Sefaleti'ni Bursa Nilüfer Belediyesi Kent Tiyatrosu sahneye taşıdı.

Önemli bir cesaret örneği sergileyen grup, seyircilerden yoğun alkış aldı. Ki bu şekilde eleştirel, sert, belli noktalara vurgu yapan oyunlara Bursa'da pek az rastlıyoruz.

III. Reich (Hitler) döneminde yaşanılanlar, sıradan insanların hayatlarındaki kesitlerle anlatılıyor.

Faşizmin etkilerinin sergilendiği oyunda, korku, korkunun davranışlara ve seçimlere etkisi, hayatta kalabilmek adına insanlık onurunun hangi seviyelere indirildiği özetleniyor. Oyuncuların müthiş başarısı, eserin etkisini daha da artırmış.

Reich ne anlama gelir? İmparatorluk, krallık, devlet ve zenginlik anlamına gelen, tarihte ise Almanların dünyada söz sahibi olduğu devirlere verilen isimdir.

Tarihte üç Reich dönemi mevcut.

1. Reich kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu dönemine, 2. Reich Alman İmparatorluğu, 3. Reich ise Nazi Almanyası yani Hitler'in kendi dönemine denk gelir.

Hitler döneminin vahşeti düşünüldüğünde, onlarca filme, tiyatroya ya da şiire konu olması da kaçınılmaz bir durum.

İnsanın insana yapabileceği tarifi imkânsız zulümlere, tarih boyunca Hitler nezdinde tanık olduk.

2. Dünya Savaşı'nda Doğu ülkelerini işgale girişen SS birlikleri Alman ordusu, aşağı ırk olarak gördükleri, Yahudiler, Polonyalılar, Slavlar ve Çingeneleri yok etmek için en vahşi yöntemleri kullandılar. Toplama kamplarında yaklaşık 11 milyon insanın öldüğü bilinmekte.

Nazilerin imha yöntemleri arasında en bilineni gaz odaları ve fırınlardı. Engelliler, hasta ve yaşlılar ilk tercih edilenler arasındaydı çünkü onların bir işe yaramadığına inanılıyordu. Neden gaz odaları diye düşünülürse, çünkü silaha göre daha az masraflı olduğu düşünülüyordu.

Gaz odalarından ya da fırınlarda yakılmaktan kurtulanlar ise ya kamplarda köle gibi çalıştırıldı, ya insanlık dışı deneylere maruz kaldı ya da açlıktan/yetersiz beslenmeden dolayı hayatını kaybetti.

Bu kıyım bir zevk hali aldı. Öldürülenlerin derilerinden abajur, cüzdan, küllük gibi eşyalar yapıldı. Özellikle bir abajur var ki onun hikayesi çok daha vahim...

Hitler döneminde sadece erkeklerin yaptıkları vahşeti hatırlarız fakat kadınların da ne kadar acımasız olduğunu kanıtlayan örnekler mevcut. Nazi Partisi'nde görev alan 13 milyondan fazla kadının yaptıkları erkeklerinden pek de aşağıda olmayan nitelikte...

Binlerce Yahudiyi öldüresiye kırbaçlayıp bazılarını da vurarak öldüren Vera Wohlauf'tan (bunları yaparken hamileydi), çocukları pencereden atan Johanna Altvater'a, eğlence olsun diye tutuklu Yahudileri vuran Lisel Willhaus'a kadar çok fazla örnekleri var...

Sanatın esas işlevinin halkın ortak acılarını konu edinmesi gerektiği gerçeğini düşünürsek, sefaletin ve yoksulluğun bir gün mutlaka korkuyu yeneceğine inanabiliriz.

Dünyadaki en kanlı olayların mimarı Hitler'in hayatları nasıl yok ettiğine dair bu filmleri de izlemenizi öneririm.

Schindler'in Listesi - 1993, Çöküş - 2004, Hayat Güzeldir - 1997, Çizgili Pijamalı Çocuk - 2008, Kalpazanlar - 2007