Vertigo ve Arka Pencere'de kadın/ erkek rolleri

Serap ÖZTÜRK 13 Nisan 2020 Pazartesi, 06:00

Alfred Hitchcock'un Vertigo (Ölüm Korkusu) filmi ilk başlarda yoğun eleştirilere maruz kalsa da daha sonra bir başyapıt olarak kabul edildi.

Yönetmenin 1958 yılında D'entr les morts adlı kitaptan uyarlayarak beyaz perdeye aktardığı Vertigo, özellikle kalıplaşmış cinsiyet rollerini başarıyla gözler önüne serer.

Yönetmenin diğer filmi Rebecca'da kullanmak istediği fakat teknik sıkıntılardan dolayı kullanamadığı vertigo efekti, ilk kez bu yapımda hayata geçirildi ve dünya sinemasında önemli bir yer edindi.

Dedektif Scottie karakterini James Stewart, saplantılı aşığı Madeleine'yi ise Kim Novak canlandırıyor.

Bir kaza nedeniyle vertigo hastalığına yakalanan Scottie, emekli olur ve zamanının çoğunu eski nişanlısı Midge'yle geçirir.

Daha sonra yakın bir arkadaşının eşini takip etme görevini üstlenir. Tuhaf davranışlar sergileyen Madeleine'yi izlerken, işler başka yöne doğru evrilir.

Kendisini Madeleine'nin büyüsüne kaptıran Scottie, sevdiği kadının intiharıyla sarsılır ve bir süre tedavi görür. Daha sonra karşısına Madeleine'e çok benzeyen Judy çıkar ve filmin gerilimi bu dakikalardan itibaren tavan yapar.

Scottie'nin buradaki psikolojik çözümlemesi oldukça önemli. Nişanlısı tarafından terk edilmiş ve hastalığı nedeniyle işini de kaybeden Scottie, kaybettiği iktidarını, kendi ayakları üstünde durabilen, sorunları kolaylıkla aşabilen ve güçlü bir karakter olan Midge'de değil, onun tam tersi bir profil olan Madeleine'de tamamlar.

Midge daha zeki olmasına rağmen, maskulen duruşu nedeniyle Scottie'yi etkileyemez, onun duygusal dünyasına giremez.

Çaresiz, korunmaya muhtaç, daha zayıf karakterli Madeleine ise Scottie'nin kalbine kolaylıkla girer; onun içindeki ezilmiş iktidarına adeta merhem olur.

Filmin sonunda iki kadın da ölür fakat Scottie hayatta kalır yani erk!

Kulenin tepesine çıkıp hastalığını yendiğini gördüğünde gözlerinde adeta zaferin pırıltıları görülür.

ARKA PENCERE

Hikâye, New York Greenwich Village'de, üst sınıf kişilerin yaşadığı bir bölgede geçiyor. Karşımızda yine James Stewart var; bu defa foto muhabiri Jeff rolünde.

Stewart, başrolleri Grace Kelly ve Wendell Corey ile paylaşıyor.

Film, tek bir odada geçiyor ve çok düşük bir bütçeyle çekilmesine rağmen geniş kitlelere ulaşmayı başarıyor. Yönetmenin en sevdiği, aynı zamanda en başarılı filmleri arasında gösteriliyor.

İş esnasında bacağını kıran Jeff, can sıkıntısından penceresinin kenarında komşuları dikizlemeye başlar. Jeff bir gün karşı komşusu olan adamın, hasta karısını öldürdüğünden şüphelenir ve gece gündüz demeden bu işin peşine düşer. Sevgilisi Lisa ve hasta bakıcısı Stella ilk başlarda bu cinayet şüphesine soğuk baksalar da Jeff'in bulduğu kanıtların üzerine onlar da daha sonra olaya ortak olur.

Burada dikkat çeken bir nokta var ki o da karşı konulmaz güzelliğine rağmen bir türlü Jeff'e yaklaşamayan Lisa'nın, cinayeti sorgulama işinin içine girmesiyle sevgilisinin gözündeki konumunun değişmesidir.

Tıpkı Vertigo filmindeki gibi burada da bir şekilde fiziki olarak zayıf düşen erkek karakterin, içten içe bir "güç" sorunu yaşaması durumu vardır.

Karakter, fiili yetersizliğini, röntgenleme yoluyla iktidara dönüştürür; "güç" kazanır.

Vertigo'nun Scottie'si yitik öz güvenini zayıf kadın karakteri üzerinden güçlendirirken, Jeff bunu röntgenleme/cinayete tanık olmanın verdiği heyecan üzerinden gerçekleştirir.

Yine Vertigo filmindeki gibi "kadın" burada "erkek"in ilgisini çekmek için özel bir çaba sarf etmek zorundadır.

Peki, Jeff (aslında birçoğumuz) neden bunu yapar? Neden izlemekten bu kadar zevk alır? Neden ısrarla adamın karısını öldürdüğü ihtimalini kanıtlamaya çalışır?

Filmin sonunda bu soruyu, cinayet şüphelisi olan adam Jeff'e sorar:

"Benden ne istiyorsun?"

Burada yönetmen, aslında bu soruyu izleyiciye yöneltir.

Film, 1997 yılında Kongre Kütüphanesi tarafından "kültürel, tarihi ve estetik olarak önemli" filmler arasında seçilerek, ABD Ulusal Film Arşivinde korunmasına karar verildi. Dört dalda Oscar'a aday gösterilmişti.