'Yama' meselesi...

Serap ÖZTÜRK 05 Nisan 2021 Pazartesi, 06:00

Suavi'nin eşi Gönül Yılman Saygan'ın, kızının kıyafetlerine yaptığı yamalar bana küçüklüğümü hatırlattı...

Saygan bildiğiniz üzere, "Utanmıyor musunuz?" şeklindeki eleştirilere, "Kızımın birçok pantolonunda yama var. Hızla eskitiyor, atmak yerine yama yapıp tekrar giydiriyoruz. Hem terziler kazanıyor hem biz. Hayır utanmıyorum" sözleriyle onurlu bir yanıt verdi.

Sosyal medyadan takip ettiğim kadarıyla onu destekleyenler de oldu, bu yoz tüketim kültürü içinde öz benliğini kaybeden bireylerden yargılayanlar da...

Küçük bir kasabanın ücra bir köyünde ilkokulda okurken benim annem de çoraplarımıza ve ayakkabılarımıza yama yapardı. O yamalar hâlâ hafızamda... Kara lastik denilen ayakkabılar vardı o zamanlar. Lastikleri kendi el becerimizle tamir etmek çok daha kolaydı. Kalem açacağımız kaybolduğunda (zaten genellikle az bulunurdu), keskin bir bıçakla tıraşlardık. Çok iyi yaptığından ben hep anneme yaptırırdım...

Oyuncaklarımızı kendimizi yaratırdık. Havludan bebek, kumdan pasta, kozalaktan araba... Kaldığımız yerde yol yoktu. Yani ihtiyaçları karşılamak şimdiki kadar kolay değildi. Alışveriş için ilçeye sanırım ayda bir (o da bin bir zahmetle) gidilirdi. Dolayısıyla bu imkânsızlıklar dâhilinde sahip olduğumuz her şey çok kıymetliydi.

Yamalardan dolayı hiçbir çocuk birbiriyle alay etmezdi çünkü herkes 'birbirine benzerdi.'

Ekonomik/sosyolojik yapının değişmesiyle, tüketim kültürü de değişmeye başladı. 'Alım' daha kolay hale gelmeye başladı; bununla birlikte tüketim de arttı. Tabii bu sadece bireylerin kendi tercihiyle olmadı.

Sermayedarların daha fazla kazanması için, daha fazla üretmeleri, dolayısıyla ürettiklerini de pazarlamaları gerekiyordu.

İhtiyacımız olmayan ürünler, ihtiyacımızmış gibi sunuldu. 'Satın al, mutlu ol' sloganı hemen hemen tüm sektörde kullanıldı. Bunu pratiğe geçirmeden önce bir de 'mutsuzluğun' yaratılması gerekiyordu. Bunu da layıkıyla yerine getirdiler!

Bize neyin yakışıp yakışmadığına da bizim adımıza karar verdiler.

Eski kıyafetlerin temsili olan yırtık ve yama zamanla üst tabaka için moda haline gelse de diğer sınıf için anlamı da hissettirdikleri de hiçbir zaman değişmedi.

Gönül Yılman Saygan'a dönecek olursak...

Maddi imkânı elverdiği halde böyle bilinçli bir şekilde davranan birey sadece alkışlanır! Keşke hepimiz 'kullan at' yerine 'onar kullan' yapabilsek!..