Hava Durumu

Alın teriyle yoğrulmuş bir ömürdür onlarınki…

Yazının Giriş Tarihi: 27.07.2026 00:05
Yazının Güncellenme Tarihi: 27.07.2026 00:05

Ülkemde bir haberi yine kalbim sızlayarak okudum…

“İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi resmi verilerine göre, 2026 yılının ilk altı ayında iş kazalarında yaşamını yitiren 1.063 işçiden 72’si 65 yaş ve üzerindeki emekli işçilerden oluşuyor” deniyordu haberde…

Bir önceki yılın aynı döneminde de bu sayının 56 olarak kayıtlara geçtiği yazıyordu.

Bir ülkeyi asıl ayakta tutanlar; yıllarını fabrikalarda, tarlalarda, atölyelerde, madenlerde, direksiyon başında, kamu dairelerinde tüketen gerçek anlamda emek harcayan çalışanlardır adlımda…

Alın teriyle yoğrulmuş bir ömürdür onlarınki…

Sessizdir. Gösterişsizdir. Ama en bir ülkenin en sağlam temelidir onlar.

Ve sonra bir gün gelir “emekli” olurlar…

Adı emekliliktir ama maalesef dinlenmek pek nasip olmaz.

Çünkü hayat durmaz, faturalar beklemez, mutfak masrafı ertelenmez. Ev sahibi kapıyı çalmaya devam eder. Torunun okul masrafı, ilacın reçetesi, pazardaki etiketler…

Hepsi kendilerine aynı soruyu sorar: Yetiyor mu? Yetmiyor…

Saçlarına düşen aklar, ellerindeki nasırlar, dizlerindeki ağrı bile onları durdurmaya yetmez.

O nedenle de mecbur kalırlar yeniden çalışmaya.

Oysa emeklilik, ömrün sonbaharında biraz nefes almak değil midir?

Bir bankta huzurla oturabilmek, torununa masal okuyabilmek, sabah işe yetişme telaşı olmadan uyanabilmek değil midir emeklilik?

Ne acıdır ki bugün birçok emekli için geçim yolu, yazının başında aktardığım istatistikî bilginin de gösterdiği gibi adeta ölüm yoluna dönüşüyor.

İnşaat iskelesinde, tarlada, fabrikada, direksiyon başında, yıllarını bu ülkeye vermiş insanlar, yaşlı bedenleriyle ekmek kavgasına devam etmek zorunda kalıyor…

Kimi eve ekmek götürürken dönemiyor. Bir ömür çalıştıktan sonra, yine çalışırken hayata veda ediyor.

İnsanın içini acıtan da işte tam burası.

Bir toplum, yaşlılarına nasıl davrandığıyla ölçülür.

Çünkü emekliler, devletin sırtındaki yük değil; bu devleti omuzlarında taşıyan insanlardır.

Onlara verilecek huzurlu bir yaşam, bir lütuf değildir. Bir teşekkürdür. Gecikmiş ama hak edilmiş bir teşekkür…

Hiç kimse, ömrünün son demlerinde çalışmak zorunda kalmamalı. Emeklilik, yeniden hayata tutunma mücadelesi değil; yılların emeğinin huzurla taçlandığı bir dönem olmalıdır.

Ve bu ülke, kendisini omuzlarında taşıyan çileli bir nesle aslında bunu borçludur…

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.