Dünya geçtiğimiz hafta sonu yine 2026 Erovizyon Şarkı Yarışması’nı konuştu. Ama bu kez sahnedeki şarkılardan çok, kulislerde dönen siyasi tartışmalar gündemdeydi.
Yarışmada ikinci olan İsrail’in şampiyon yapılarak adeta aklanmak istenmesi, milyonlarca insanın vicdanında ciddi bir rahatsızlık yarattı.
Özellikle Gazze’de yaşananlar nedeniyle dünyanın çok büyük bir kesimi İsrail yönetimini ağır şekilde eleştirirken, böyle bir dönemde İsrail’in adeta ödüllendirilmek istenmesi haklı olarak büyük tepki çekti.
Final gecesinde dikkat çeken en önemli görüntülerden biri de buydu zaten.
Avusturya’nın başkenti Viyana’daki salonda, İsrail’e ülkelerden puan geldikçe salondaki binlerce insandan yoğun ıslık ve protesto sesleri yükseldi. Yani Avrupa halklarının önemli bir kısmının İsrail’e yönelik tepkisi açıkça ortadaydı.
Ancak buna rağmen ülke jürilerinden gelen yüksek puanlar, bambaşka bir tablo ortaya koydu. Halkın tepkisi ile resmi oylar arasındaki fark, “Bu işte siyaset var” yorumlarını yeniden alevlendirdi.
Türkiye’nin 2009’dan bu yana yıllardır “Erovizyon artık siyasi bir organizasyona dönüştü” diyerek yarışmaya katılmama gerekçesi de aslında bir kez daha kanıtlanmış oldu. Çünkü ortada yalnızca bir müzik yarışması değil, ülkelerin siyasi pozisyonlarının da sahaya yansıdığı bir atmosfer vardı.
İnsan ister istemez şu soruyu soruyor:
Avrupa halkları savaşlara bu kadar tepki gösterirken, milyonlarca insan ekran başında İsrail protestolarını izlerken, bazı siyasi merkezler neden tam tersine bir görüntü vermeye çalışıyor?
Bugün artık sporun, sanatın, müziğin ve uluslararası organizasyonların siyasetten tamamen bağımsız olduğunu söylemek ne yazık ki pek mümkün görünmüyor. Dünyayı yöneten büyük güçlerin, kültürel alanlarda bile etkisini hissettirdiği açıkça görülüyor.
Belki de asıl mesele tam burada başlıyor.
Dünyada, savaşlar ve çifte standartlar gerçekten sorgulanmadan, insanlığın huzura kavuşması kolay olmayacak gibi görünüyor.