Hava Durumu

Toryum, bağımsızlık ve Türk’ün yalnızlığı

Yazının Giriş Tarihi: 31.12.2025 00:06
Yazının Güncellenme Tarihi: 31.12.2025 00:06

Türkiye’nin son yıllarda attığı her adım, bölgede yükselen her sesi, sınırlarında yaşanan her hareketliliği artık çok daha farklı okuyoruz. Çünkü yaşımız, tecrübemiz ve ülkenin kaderine dair birikmiş hafızamız bize büyük bir gerçeği yeniden ve yeniden hatırlatıyor: Türk’ün dostu yoktur. Varsa da, o dostluk ancak güçlü isek vardır.

Bugün dünya siyasetinin kalbinde ne “duygusal bağlar”, ne “kardeşlik mesajları”, ne de “müttefiklik romantizmi” var. Var olan tek gerçek, güç dengesi. Eliniz ne kadar güçlüyse, masada o kadar yeriniz var. Sesiniz ne kadar yüksek çıkabiliyorsa, o kadar fazla “dostunuz” oluyor.

Bugün ABD’nin başkanı Donald Trump’ın, dev ülkelerin liderlerini karşısına dizip bir öğretmen edasıyla konuşmasını hatırlayın… Kimse “Bu söz yanlış” diyemedi. Çünkü söz değil, güç konuşuyordu. İster askeri güç olsun, ister nükleer teknoloji, ister enerji bağımsızlığı ya da ekonomik güç… Dünyada dostluk diye bir bağ yoktur; çıkar ve güç vardır.

Ve Türkiye’nin bugün en kritik gücü, gözümüzün önünde duruyor: Toryum.

BİR BİLİM İNSANIN SESSİZ ÇIĞLIĞI

Prof. Dr. Engin Arık’ın 30 Kasım 2007’de Isparta’da şüpheli bir uçak kazasıyla hayatını kaybetmesi, Türkiye’nin sadece bir bilim insanını kaybetmesi değildi. Belki de tarih boyunca ilk defa Türkiye’nin geleceğini enerji üzerinden bağımsızlaştıracak bir projenin kalbine ateş düşüyordu.

O gün söylediği o cümle hâlâ kulaklarımızda çınlıyor: “Türkiye enerji ihtiyacını senede 50 ton toryumla karşılayabilir.” Sadece 50 ton… Bir ülkenin kaderini değiştirecek kadar küçük bir sayı.

Ama aynı zamanda dışa bağımlılıktan kurtulacak kadar büyük bir güç. Daha da çarpıcı olan ise şuydu: “1 ton toryum → 1 milyon ton petrol enerjisine eşdeğerdir.”

Bu söz, enerji devlerinin kulağında bir çan gibiydi.

Bir ülkenin bütün petrol borçlarını, enerji bağımlılığını, dışa açılan ekonomik kapılarını kapatacak bir cümle… Doğal olarak rahatsızlık verirdi. Nitekim verdi.

Kazadan sonra tüm eşyalar özenle toplanırken, bir tek şey kayboldu: Laptop. Tüm çalışmalar o bilgisayardaydı.

Ve o laptopun nasıl kaybolduğunu, kimin kaybettiğini, neden kaybolduğunu bugün bile kimse açıklamıyor. Sizler de biliyorsunuz ki bazen soruların cevabı açıklanmayan detaylarda saklıdır.

ENERJİDE GÜÇ, JEOPOLİTİKTE SÖZ DEMEKTİR

Bugün dünya toryumla yatıp kalkıyor. Çin, toryum yakıtını uranyuma dönüştürmeyi başardı. Hindistan toryumu ulusal strateji olarak kabul etti. ABD küçük modüler toryum reaktörleri üzerinde çalışıyor. Rusya alternatif nükleer yakıt döngüleri için milyarlarca dolar harcıyor.

Peki Türkiye?

Dünyanın en büyük toryum rezervlerinden birine sahip olduğu halde bu yarışta hâlâ geride.

Neden?

Çünkü geçmişte bu alanın öncüleri olan bilim insanlarımızın çalışmaları yarım kaldı. Çünkü yıllarca bu konudaki Ar-Ge yatırımları sınırlı tutuldu. Çünkü Türkiye’nin teknoloji üreten değil, teknoloji tüketen bir ülke olmasını isteyen küresel yapıların etkisi her zaman vardı. Bugün ise dünya yeni bir enerji devriminin eşiğinde.

Ve Türkiye önünde tarihi bir fırsat duruyor.

GABAR’DAN DERS ALMAK

Gabar Dağı’nda yaşanan süreç bize şunu öğretti: Bazen bir bölgeye yaklaşmanız yıllarca engellenir. Bazen terör sarmalı, bazen uluslararası baskı, bazen siyasi manipülasyon… Ama bir gün bölge temizlenir, adı konulmamış gerçek ortaya çıkar: “Petrol varmış.”

Bugün Türkiye’nin Gabar’dan çıkardığı petrol rekor kırıyor. Peki bu rezerv 30 yıl önce de oradaydı, değil mi? Vardı ama söylenmedi.

Vardı ama bazı güçlerce engellendi. Vardı ama Türkiye yaklaşamadı. Bu, toryum için de geçerli olabilir mi? Evet. Çok büyük ihtimalle.

Bugün “tesadüfen” dünyanın en büyük toryum rezervlerinden biri Türkiye’deyse… Bu rezerv yıllarca neden gündeme taşınmadı? Neden bilim insanlarının açtığı kapı kapandı? Neden araştırmalar devam etmedi?

Bu soruların cevabı çok açık:

Enerji bağımsızlığı, bir ülkeyi dünya sahnesinde bir anda büyük aktör haline getirir.

Ve hiçbir büyük güç, yeni bir oyuncunun sahneye çıkmasını istemez. Toryum Neden Hayati?

Çünkü:

En güvenli nükleer yakıt döngüsünü sağlar. Çok daha az atık üretir.

Nükleer kazaların riskini azaltır. Türkiye petrol ve doğalgazdaki dış bağımlılığını kırar. Devletin enerji faturası ortadan kalkar. Askerî güç, ekonomik güvenlik ve siyasi bağımsızlık artar. Toryum sadece bir enerji kaynağı değildir. Bir ulusun bağımsızlık belgesidir.

TÜRK’ÜN GERÇEK DOSTU KENDİ GÜCÜDÜR

Bugün Türkiye’nin etrafına bakın. Kim gerçekten Türkiye’nin güçlü olmasını ister? Kim enerjide bağımsız bir Türkiye görmek ister? Kim toryum reaktörleri kurmuş, enerji fazlası üreten bir Türkiye’den memnun olur? Cevabı aslında hepimiz biliyoruz.

Bu yüzden toryumdan uzaklaşmak değil, toryuma daha fazla yaklaşmak zorundayız. Bu yüzden Ar-Ge merkezleri kurulmalı. Bu yüzden üniversitelere, bilim insanlarına, nükleer mühendisliğe yatırım yapılmalı. Bu yüzden herhangi bir gecikme kabul edilemez.

Çünkü gelecek petrolün değil, toryumun geleceğidir.

Bu yaşadıklarımız bana çok değerli bir gerçeği öğretti: “Gücün varsa dostun olur, yoksa sadece komşun olur.”

Türkiye’nin dostu olmamasının sebebi yalnız olması değil, henüz yeterince güçlü olmamasıdır. Bu güce giden yol da savunmadan, ekonomiden, diplomasiden değil, enerji bağımsızlığından geçiyor.

Ve o bağımsızlığın adı bugün: Toryum.

Türkiye bu treni kaçırırsa, bir 100 yıl daha başkalarının enerji politikalarıyla nefes almak zorunda kalır.

Ama yakalarsa…

İşte o zaman dostluklar değil, saygı başlar.

Ve saygı, bir devletin sahip olabileceği en büyük güçtür.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.