ULUDAĞ'DA SINAV KÂBUSU!

Turgay AKBULUT 13 Ocak 2021 Çarşamba, 06:00

Tamam, kabul; virüs salgını hayatlarımızda önemli değişimlere neden oldu. Yaşam pratiklerimiz değişti. Öğrencisi, esnafı, tüccarı, memuru, işçisi... Salgından etkilenmeyen kalmadı.

Kimse için kolay bir süreç değil ancak uyum sağlamak zorundaydık ve bir şekilde de bunu yaptık. İnsan yeni durum ve şartlara uyum sağlayabilirse hayatta kalıyor. Uyum sürecimiz devam ediyor. Hâlâ alışamadığımız yanları var...

İnsanın, bu tarz olağanüstü durumlara alışması, hızlı adapte olabilmesi önemli. Bundan daha önemlisi ise kurumların uyumu... Kurumların uyumu ve kendilerini yeni şartlara göre düzenlemeleri gecikirse işte o zaman telafisi mümkün olmayan olaylarla karşılaşırız.

Askerin, polisin, hastanelerin salgın üstünden bahaneler üretmesi ya da görevlerini tam olarak yerine getirmemesi durumunu düşünmek dahi istemeyiz. İyi haber, bu süreçte hem hastanelerimiz görevini layıkıyla yerine getirdi hem de güvenlik teşkilatlarımız.

Fireyi eğitimde verdik!..

                                                                                 ***

En başarısız olduğumuz alan zaten eğitimken, buna bir de salgın ve iş bilmezlik eklenince... Koca bir yılı kaybettik, şimdilik.

Okullara-aç kapa yaparak çocukların aklını bulandırdığımız yetmiyor gibi virüsün yayılımını da hızlandırdık.

İnternet üstünden verilen eğitim zaten evlere şenlikti! Erişimin ve katılımın olmadığı, kalitesiz, faydasız bir eğitim dönemi geçirdik!..

                                                                                   ***

İlk ve orta eğitim düzeyinde halimiz haraptı da üniversitelerimiz çok mu iyiydi? Ne yazık ki alt seviyeye ayak uydurmakta hiç tereddüt etmedi onlar da!

Salgın sürecinde, Uludağ Üniversitesi'nde uzaktan yapılan ilk sınavlarda öğrencilerin yerine başkaları sınava girmişti.

Sonraki sınavda ise öğrencilere hiç anlatılmayan konulardan sorular soruldu. Bu da yetmezmiş gibi sınav esnasında hocalara soru sorulması engellendi.

Bu hafta başlayan sınavlarda ise durum hepten içler acısı! Öğrenciler feryat figan dert anlatacak yetkili arıyor!..

                                                                              ***

Uludağ Üniversitesi, kopyaya ve başkalarının sınava girmesine engel olmak için kendince bazı güvenlik önlemleri aldı. Bilgisayar başına geçen çocuklara, sınav soruları üçerli halde gösteriliyor. Mevcut üç soruyu çözen diğer sayfadaki sorulara geçiyor. Ancak öğrenciler geçtikleri sayfaya bir daha dönemiyor. Soruların yerleri karışık olduğu için, öğrencilerin aynı anda aynı soruları görmesi engelleniyor. Yani bir öğrenci 'x' sorusu ile birinci sayfada karşılaşırken bir başkası altıncı sayfada karşılaşıyor. Böylece kimse bir başkasına yardım edemiyor.  

Sınavlardan önceki yazımda bu yöntemin mağduriyet yaratacağını belirtmiştim. Öyle de oldu... İlk sınavların ardından öğrenciler isyan etti!

Kimisi sistemin çok yavaş işlediğinden dert yanıyor kimisi ise bir tuşla iki sayfanın aynı anda geçildiğini ve geriye dönme olmadığı için bazı soruları göremediğini öne sürüyor. 

Mağduriyet yaşayan çocukların bütünleme sınavına gireceği konuşuluyor. Bütünleme sınavları mağduriyet giderir mi?

                                                                            ***

Uludağ Üniversitesi'nde uygulanan yöntemin doğru ve yanlışlığı üstüne düşünürken, 'Başka üniversitelerde durum nedir?' diye merak ettim.

Hacettepe Üniversitesi'nde görevli bir hocayı arayıp, BUÜ'de yaşananları anlattım. Ve 'Siz Hacettepe'de nasıl yapıyorsunuz?' diye sordum.

İşte cevabı; "Salgın dönemi ilk sınavlarında ne yazık ki başkasının yerine sınava girme durumu her yerde yaşandı. Bunun yaşanmadığı okul yoktur. Sonraki sınavda biz de kopyayı engellemek için geriye dönmenin olmadığı sınavlardan yaptık. Ancak bunun çok fazla mağduriyete ve tepkiye neden olduğunu gördük. Evet, güvenlik açısından en sağlam yöntem bu... Ama güvenlik için öğrencileri mağdur edemezdik. Şu an ise yeni bir formül geliştirdik. Bunun adına 'çoklu soru formülü' diyebiliriz. Özellikle sayısal bölümlerde uygulanması daha kolay bir formül. Aynı bilgileri sorgulayan, birbirinden farklı çok sayıda soru ürettik. Örnek vermek gerekirse; bir öğrenciye Almanya'nın başkentini sorarken diğerlerine İngiltere'nin, Rusya'nın, Danimarka'nın başkentlerini sorduk. Ürettiğimiz soru sayısı çok fazla olduğu için, 300 kişilik bir öğrenci grubunda aynı sorunun denk gelebileceği kişi sayısı 2-3'le sınırlı kaldı. Üstelik soruların yerleri de hepsinde farklı. Böylece hem güvenliği sağladık hem de öğrencileri mağdur etmedik..."

                                                                            ***

Hacettepe'nin uyguladığı çoklu soru formülü oldukça mantıklı geldi bana. Uludağ Üniversitesi ise sınav öncesinde hocalardan kolay, orta ve zor kategorilerinde farklı sorular istemişti. Ancak soruların azlığı nedeniyle böyle, geriye dönülmeyen bir sınav yöntemi seçmiş olmalılar. Daha fazla soru üretilemez miydi acaba? Umarım öğrencilerin mağduriyeti giderilir. Ve tartışmalara neden olacak sınav yöntemleri rafa kaldırılır!..