Hava Durumu

Nilüfer ve öteki belediyeler

Yazının Giriş Tarihi: 02.03.2024 00:05
Yazının Güncellenme Tarihi: 01.03.2024 12:07

Yaklaşık bir aydır köşe yazısı yazamıyorum. Şehirde o kadar çok etkinlik var ki, oyunları seyretmek, sergileri gezmek, sonrasında yazmak başlı başına mesai istiyor.

Seyredebildiğim oyunlar: Cyrano, Denize Doğru Orhan Veli, Frida, Rosembergler Ölmemeli, Sevgi Soysal Yaşamakta Israr Ediyor, Lobotomobilin Üç Seferi, Leyla ile Mecnun Değil, O Taraf Bu Taraf Şu Taraf.

Bu oyunlardan özellikle BGST’nin (Otobüs, Lorca’nın Acıklı Güldürüsü, Moliere Efendi, Selam Sana Shakespeare, Zabel)  sahnelediği Sevgi Soysal Yaşamakta Israr Ediyor’u tavsiye diyorum. Tiyatro daha önce Muhsin Ertuğrul ve Zabel Yasayan’ın hayatlarını oyun olarak sahnelemişti. Bu sefer Sevgi Soysal’ın hayatı anlatılıyor. Ailesi, yazar olarak verdiği mücadele, 12 Mart dönemi, davalar, yasaklanan kitaplar…

Son yazımda şehirdeki sanat mekânlarının listesini yapmıştım. Bir öncekinde ise sanat hayatındaki dönüşümü dilimin döndüğünce anlatmaya çalışmıştım. Son yirmi yılda meydana gelen dönüşümde büyük pay Nilüfer Belediyesi’ne aittir. Meseleyi zenginlerin ilçede yaşaması ve Uludağ Üniversitesi’nin ilçede olması diye açıklamak doğru olmaz. Sanatı talep eden kitle zenginler değil, orta sınıftır. Ankara’da ODTÜ, Bilkent, Hacettepe Üniversitesi’nin Beytepe Kampüsü şehre uzaktır. Öğrenci olmanın avantajını kullanarak (indirimli bilet) her daim sanatın içindeydik.  

Yıldırım Belediyesi’ne bağlı Adile Naşit Tiyatrosu’nda pazar günleri ücretsiz çocuk oyunları sahneleniyor. Belediye yıllar önce aldığı yanlış karar sonucu Şehir Tiyatrosu’nu kapattığı için Bursa’da faaliyet gösteren veya Bursa dışındaki özel tiyatrolarla anlaşarak yol almaya çalışıyor. Çocukların tavırlarını, ailelerin tiyatroya bakışını anlamak için 2008-2018 yılları arasında sahnelenen oyunları takip etmiştim. İlk yapılan hata, çocuk oyununun sadece çocuklar için olduğu zannedilmesiydi. Çocukların annesi ve babası çocukken oyun seyretti mi? Tiyatro alışkanlığının (ve sergi gezme) oluşmasında arkadaşlar ve öğretmenler çok etkili. Örnek vereyim. Bursa’da doğdum, büyüdüm. Şehrin merkezindeki ilkokul, ortaokul ve lisede okudum. Öğretmenlerimizin bizi tiyatroya götürme gibi çabası hiç olmadı. Tiyatrocular ise şehrin uzak mahallelerindeki çocuklara ulaşmaya çalışmaktan, Setbaşı’nda eğitim gören çocukların tiyatrodan uzak kaldığının farkına varmadılar. Ortaokul yıllarında evimin yakınında Adile Naşit Tiyatrosu açılmıştı. Pek farkında değildim. Üniversite yıllarında ODTÜ’de okuyan arkadaşımın aracılığıyla tiyatroya âşık oldum.  

Adile Naşit Tiyatrosu’nda ‘çocuk oyunu çocuklar içindir’ yanlış düşüncesi nedeniyle anneler ve babalar tiyatrodan dışarı çıkarılıyordu. Çocuk, annesi ve babasıyla birlikte oyun seyrederek anı biriktirir. Böylece evde sanat konuşulmaya başlar.

Osmangazi Belediyesi, Elmasbahçeler ve Akpınar Kültür Merkezlerini doğru kullanabilseydi, her şeyden önemlisi yıkmasaydı, ilçenin sanat tarihi farklı olabilirdi. Meseleyi sadece para ile açıklayamayız. Öncelik planlama ve sanata kıymet veren (ve bilen) ekip oluşturmak olmalı. Şehrin nüfusu üç milyonu geçti. Ulaşımın gelişmesi nedeniyle sanat mekânının yakınındaki mahalleden daha fazla şehrin öbür yakasından insanlar geliyor.

Yıldırım Belediyesi, 2005 yılında, şehrin sanat hayatında büyük bir değişimi ortaya çıkarabilecek bir adım atarak Barış Manço Kültür Merkezi’ni açmıştı. O dönem böyle bir kültür merkezi çevre şehirlerde (Eskişehir, Balıkesir, Bilecik, Kütahya gibi) yoktu. Belediye yönetimi burayı nasıl kullanacağını bilemedi. Yunus Emre Kütüphanesi adıyla ucuz baskı kitapların yer aldığı bir kütüphane açmıştı. Günlük gazeteler de vardı. Tiyatro salonu çoğu zaman boş duruyordu. Konferanslar ilçeyi yöneten partinin siyasi düşüncesi yakın oluyordu (hâlâ bu durum değişmedi.) 2019’da yeni belediye başkanı öğrencilerin kütüphane talep ettiğini öğrendi. Aslında anket yapılsa, okullara gidilseydi, öğrencilerin sadece ders çalışabileceği değil, sosyalleşebileceği yeni kütüphanelere ihtiyacı olduğu görülebilirdi. İlçenin ihtiyacını belirlemek, ona göre yeni bir yol açmaya çalışmak yerine talebi beklediler. Daha yapılacak çok iş var. Yıldırım Kent Müzesi, Yıldırım Şehir Tiyatrosu, Yıldırım Şehir Orkestrası gibi marka değeri taşıyacak adımların atılması gerekiyor.

Mudanya ilçesini on yıldır aynı parti ve kişi yönetiyor. Geçen hafta Mudanya Felsefe Buluşmaları için arkadaşlarla Tirilye’ye gittik. (Üniversite zamanı bir grup arkadaşla felsefe grubu kurmuştuk. Mezuniyetten sonra hayat farklı bir yol çizince felsefeye bir daha dönememiştim.) Etkinlik mekânı Taş Mektep’ti. Tirilye’nin güzel bir sahili var. Sokakları saatlerce gezilebilecek, insana zamanı unutturacak bir belde. Taş Mektep’e konferans için girdiğimde soğuk bir mekân ile karşılaştım. Sınıfta kalorifer yanmıyordu. Öğrenciler, hocalar şehrin öbür yakasında gelmişlerdi. Soğuk havada bir buçuk saatten fazla Derda Küçükalp’i Nietzche üzerine anlattıklarını dinledik. İnsanlar tuvaletin yerini sorduğunda binanın dışı tarif ediliyordu. Belediyenin doğru kadroyu oluşturmaması, plansızlık yüzünden ilçenin sanat hayatı ilerlemiyor. On yıldır ilçeyi yönetenler, kiliseden bozma Uğur Mumcu Kültür Merkezi’nin şartlarını iyileştirdi mi veya yeni mekân yaptı mı?    

Nilüfer Belediyesi’nde yol ayrımına gelindi. Hangi parti kazanırsa kazansın yeni belediye başkanı, yeni bir sanat politikası oluşturacak. Nilüfer Kent Tiyatrosu’nun sanat yönetmeni Murat Daltaban seçimden sonra görevine devam edecek mi, bilmiyorum. Ne yaptı diye sorarsanız, ilk cevabım şu olur. NKT’nin İstanbul’da daha fazla konuşulmasını sağladı. Gazetelerde, televizyonda tiyatronun yaptıkları haber oldu. Tiyatronun her yerde başarıyla yapılabileceğini gösterdi. 

Nilüfer Kent Tiyatrosu, Mustafa Bozbey ve Feza Soysal’ın eseri ise, Ormandaki Kulübe Turgay Erdem ve Murat Daltaban’ın eseridir. Ormanda yıllardır boş duran kulübeyi, Murat Daltaban ‘sanat mekânı’ haline getirdi.

1984’ün tartışılması, eleştirilmesi ve yeniden tartışılması, devamlı merak edilen oyun olmasını sağladı. Bu durum ödül kazanmaktan daha önemliydi. Yangınlar oyunu 1984’den daha sert, eleştireldi. Salgının olması oyunun devamlılığını engelledi. NKT, 2023’deki başarısını üç yıl önce elde edecekti.   

Tiyatro 2017’de kadrolu sisteme geçtiğinde çalışan sayısı 25 civarıydı. Gider yaklaşık 3 milyon liraydı. Artık çalışan sayısı 40’ı geçti. Tiyatronun gideri üç katına çıktı. 2023 yılında NKT’nin oyuncu sayısı 13’den 11’e düşmüştü. Oyuncu sayısının azlığı tiyatronun daha fazla oyun sahnelemesini engelliyordu. Geçen yıllar boyunca oyuncuların yaşı yükselmiş, genç oyunculara ihtiyaç ortaya çıkmıştı. Yeni sınav açılarak kadrolu 5’er kişi (oyuncu ve teknik ekip) işe alındı. Haftanın 4-5 günü (Çocuk oyunu O Taraf Bu Taraf Şu Taraf, Salı ve Pazar günleri sahnelenecekmiş. Diğer oyunlarda Perşembe, Cuma, Cumartesi seyirciyle buluşursa, sadece Çarşamba günü boş kalıyor.) devamlı oyun sahnelendiği zaman tiyatronun sabit gideri de yükseliyor. Daha fazla oyun, daha çok turne yapılması demek, giderin artması anlamına geliyor.

Murat Daltaban sezonun başında, Bloomberg’de, Wajda Mouawad’ın Kıyı, Aslı Ekici’nin Kaza, Köpek, Yumurta ve Kahvaltı oyunlarının ve Boris Vian’ın bir romanını Yiğit Sertdemir’in yöneteceğini açıklamıştı. Ne yazık ki bu oyunların hiçbiri seyirciyle buluşmadı. Geçen sezon da Dişe Diş ile benzer durum yaşanmıştı.

NKT’nin internet sitesinin üç yıldır işlevsiz kalması üzücüdür. İstanbul Şehir Tiyatroları veya Bakırköy Belediye Tiyatrosu gibi, belki daha iyisi yapılabilirdi.

Bu yıl yeniden yapılmaya başlayan Nilüfer Tiyatro festivali, öncekilerden çok farklı. 2008 yılında başlayan festival son kez 2019’da yapılmıştı. Bu yıl afişlerde sekizinci kere yapıldığının belirtilmemesi yanlış. Sanki geçmiş yok sayılmış. Eskiden festival Mart ayı içinde bazen ayın başında, bazen ise sonunda başlıyordu. Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali ile çakışmasın diye beşinci, altıncı ve yedinci festivallerin tarihleri kaydırılmıştı, o kadar.  

Eskiden festivalde daha fazla tiyatro oyun sahneliyordu. Sadece İstanbul tiyatroları değil, Bursa’daki tiyatroların oyunlarına festivalde yer veriliyordu. Böylece tiyatro seyircisi şehrin diğer tiyatrolarından haberdar oluyordu. İstanbul Tiyatro Festivali’nde İstanbul tiyatrolarının olmadığını düşünün, ne hissedersiniz. Gelecek sene eskiye dönülmesini diliyorum.  

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.