'Barınamıyorlar!' biliyorum...

Yasemin GÜLER 25 Eylül 2021 Cumartesi, 06:00

Üniversite sınavını kazanıp okumak için Ankara'ya gidecek olduğumda daha 17 yaşındaydım. O dönemdeki kanunlara göre yanımda velim olmadan kafelere girip bir bardak çay içmem yasaktı mesela, ama ben okumak adına Ankara yollarını arşınlamayı çoktan kafama koymuştum.

Hayatımda ilk kez şehir dışına çıkarken elimde 'kazandı belgem', valizim ve kalbimde umutlarım vardı; yanımda da Ankara'yı bilmekten kendini sorumlu hisseden, ama sadece taksiye adres uzatabilen babam...

Düştük yollara. Okulum Cebeci'deydi. Sora sora bulduk okulu ve girdik kayıt sırasına. Uzunca bir kuyruk vardı. Türkiye'nin çeşitli yerlerinden gelmiş, benim gibi umut dolu gençler.

Bilmeyenler için kısaca özetleyeyim; bir yanında Mülkiye'nin diğer yanında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nin olduğu bir sokak boyunca ilerlersiniz. Mülkiye'nin bitişiğinde Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi bulunur (benim okula başladığım sene bu ismi almıştı) üst tarafta eğitim fakültesi, Cumhuriyet Erkek Öğrenci yurdu, yemekhane ve sokak kapanır. Bir kampüse çok benzeyen bu yerleşimin etrafı çevrili değildi o zamanlar, sonradan kampüse döndürülmüş Ankara Üniversitesi'nin bu bölümleri, adına Cebeci Kampüsü demişler.

Neyse laf çok uzadı. Uzunca bir kuyruk vardı demiştim en son, oradan devam edelim. Bu uzun kuyrukta beklerken ve bu kalabalığın içinde bize devlet yurdu çıkar mı acaba endişesi içimizde hakimken, yanımıza yaklaşan; "Yurda ihtiyacınız varsa bizim çok güzel evlerimiz var, evlerde ablalarla birlikte kalıyor küçük öğrenciler, ablalar hem onların derslerine yardım ediyor hem de okula alışmalarını sağlıyor..." biçiminde konuşmalar yapanlar oluyordu. Çok iyi hatırlıyorum babamın gözlerindeki öfkeyi! "Benim size verecek evladım yok!" deyip o kapıları toptan nasıl kapattığını!

Merak edenler için söyleyeyim, devlet yurdunda kalma imkanı olan şanslı öğrenciler arasındaydım ve bu durum ilk kez geldiğim şehirde iyiyi kötüyü ayırt etmem için bana önemli bir avantaj sağlamıştı.

Bütün bunlar neden yazıldı şimdi?

Hani çocuklar çıkıyor ya sokaklara ve diyorlar ya 'Barınamıyoruz!' diye. İşte o çocuklar da benim 17 yaşındaki halim gibi devletin kanatları altına sığınmak isteyen küçük kuşlar misali korkuyorlar şu anda. Biliyorum, çünkü zamanında ben de onlarla aynı duyguları paylaşıyordum.

Bugün de Bursa sokaklarına çıktı barınamayan öğrenciler. Daha doğrusu öğrenciler adına açıklama yapmak üzere bir cesur yürek çıktı ve okudu durumlarını özetleyen metni. Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanı İsmet Karaca, CHP Bursa İl Kadın Kolları Başkanı Aysel Okumuş, Eğitim-İş Bursa Şube Başkanı Yeliz Toy ve Eğitim Sen Bursa Şube Başkanı Yüksel Bayraktar da öğrencilere destek vermek üzere oradaydı.

"2020 yılında üniversite okuyan öğrencilerin sayısı 7 milyon 940 bin 133 olarak bildirilmiştir. Bu sene  kontenjanların arttırılması ve yapılacak 2 ek yerleştirmeyle bu rakamın 10 milyonun üzerinde olması bekleniyor, ancak bugün ülkede sadece 700 bin kişilik yurt bulunmakta, bu rakam öğrenci sayısının yüzde 10'unu bile karşılamazken geriye kalan öğrenciler ev sahiplerinin insafına terk edilmiş ya da tarikat yurtlarına mahkum edilmiş durumda!"

Yaşananların nedenini bu birkaç cümlenin içerisinde bulabilirsiniz. Fazla söze de gerek yok aslında. 'Bu ülkede daha önce de yurt sorunu vardı!' biçimindeki açıklamalar bir savunma niteliği taşımıyor ne yazık ki; zira insana sorarlar; 'Öyleyse bu sorunu çözmek için neden yeterli çalışmayı yapmadınız?' diye.

Benim bundan 29 yıl önce yaşadığım sorunu bugün daha da ağırlaşmış biçimde yaşıyorsa üniversite öğrencileri, biz eğitimde pek de ileri gitmiş sayılmayız öyle değil mi???

Şehrimizde de ülkemizde olduğu gibi, gençlerin kanayan yarasına tuz basmak üzere, geçici konaklama imkanı sağlayan belediyelerin domino etkisiyle bir artış gösterdiğini yadsımak mümkün değil, fakat unutulmamalıdır ki; bu konu ivedilikle kesin çözümlere muhtaç bir hal almıştır! Öğrencilerin devletin güvencesinde konaklama ihtiyacının karşılanması gerekmektedir! Meselenin de başka izah edilir yönü yoktur...