
Türkiye'nin birçok ilinden Bursa'ya gelen doktorlar, organ nakli ile ilgili bilimsel bir toplantıda bir araya geldi. Acıbadem Bursa Hastanesi Organ Nakli Merkezi'nce düzenlenen organizasyonda, böbrek nakli cerrahisindeki yeni gelişmeler ve naklin önemi konusunda bilgi paylaşımı yapıldı. '6. Canlı Cerrahili Böbrek Nakli' toplantısında, ameliyathanede üç boyutlu laparoskopik yöntemle gerçekleştirilen nakil operasyonunu canlı olarak izleme imkanı buldu.
"Zamanında müdahale edildiğinde böbrek çok uzun süre yaşayabilir" Nakilden sonra yapılacak kontrollerin de önemine değinen Oktay, "Böbrek nakli olan kişi önce iki haftada bir, 3 aydan sonra ayda bir şeklinde seyrekleşen aralıklarla düzenli organ nakli merkezine veya sürekli takip edildiği kendi hekimine gitmek zorundadır. Testlerde en ufak bir bozukluk çıktığında detaylı araştırmalar yapılır. Gerekirse böbrek biyopsisi yapılır. Problem neyse ortaya konulduğunda, zamanında müdahale edildiği vakit böbrek kaldığı yerde çok uzun süre yaşayabilir" diye konuştu.
"Türkiye'de yılda yaklaşık 3 bin 500 kişi nakil şansı buluyor" Türkiye'nin dört bir yanından gelen doktor veya uzmanlarla yapılan sempozyumda ana konunun böbrek nakli hastalarındaki sonuçları paylaşmak olduğunu ifade eden Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Prof. Dr. Soner Duman, "Türkiye'de diyaliz hastası mevcut, böbrek hastası çok fazla. Tabii ki bu 70 bin tane diyaliz hastasının yılda yaklaşık 3 bin 500 tanesi nakil olabilme şansına sahip oluyor. Pek çok ülkede kadavra bağışı fazla olduğu için bu nakiller genelde kadavradan, organ bağışı yapılmış vericilerden kaynaklanıyor. Fakat bizim ülkemizde kadavra bağışı düşük oranda olduğu için genelde canlı vericili böbrek nakli oluyor. Onun için de kadavra bağışının artırılması önemli. Bu konuda da sağlık müdürlüklerinin, Sağlık Bakanlığı'nın, müftülüklerin ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın organ bağışını destekleyici konuşmalar yapmaları gerekiyor" dedi.
"Türkiye'de her 100 kişiden 16'sı böbrek hastası" Türk Nefroloji Derneği olarak da yaptığımız çalışmalarda gördük ki Türkiye'de kronik böbrek hastalığı oranı yüzde 16'larda, yani 100 kişiden 16'sı böbrek hastası olduğunu belirten Duman, "Hafif, orta şiddetli olabilir ama böbrek hastası. Bu genellikle kronik oluyor ve sinsi bir hastalık. İnsanlar bu sinsi hastalık olduğu için ve üzerine de gitmedikleri için son döneme gelince hastaneye, acil servise bayılarak geliyor mesela. Daha önceden şöyle senaryolar çoktu; acil servise geliyor 20 yaşında genç bir delikanlı. Halı sahada maç yapıyordu, yere yığıldı. Geliyor, biz bakıyoruz ki böbrekler iflas etmiş, "Sen bundan sonra diyaliz hastası oldun" diyoruz. Anne baba şaşırıyor, "Daha sapasağlamdı, hiçbir şeyi yoktu" diyor. İşte böbrek hastalığı böyle sinsi bir şey. Son evreye gelinceye kadar hiçbir şikayet olmuyor. Şeker hastası olanlar, tansiyonu olanlar risk faktörü taşıyor. Bunlarda daha sık böbrek yetmezliği oluyor. Onun için tansiyonu olan hastanın, şekeri olan hastanın diyetine dikkat etmesi, yediğine içtiğine dikkat etmesi, tuz tüketimini azaltması gerekiyor ki bu büyük bir halk sağlığı problemi bizim ülkemizde" şeklinde konuştu.
"70 bin diyaliz hastasının büyük bölümü haftada 3 gün diyalize giriyor" Türkiye'de şu an halihazırda 70 bin tane diyaliz hastası olduğunu ifade eden Duman, "Bunlar haftada 3 gün diyalize giriyorlar. Yani çok ciddi sayıda böbrek hastası var. Şimdi bu 70 bin kişinin içinden yaklaşık 3 bin 500 tanesi Türkiye'de bulunan 150'den fazla organ nakli merkezinde nakil olabiliyor. Geri kalan kısım ise haftada üç gün diyalize girmek zorunda kalıyor. Bu şekilde hayatlarını idame ettiriyorlar" dedi.