Kirazlıyayla’da çevre felaketi uyarısı

Bursa’nın Yenişehir ilçesine bağlı Kirazlıyayla Mahallesi’nde faaliyet gösteren maden tesisine ait yaklaşık 4 milyon metreküp kapasiteli atık barajında meydana gelen hasarın ardından tehlikeli atıkların çevreye yayılması, kamuoyunda büyük endişe yarattı. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi, yaşananların açık bir çevre felaketi olduğunu belirterek kamuoyuna açıklamada bulundu.

Haber Giriş Tarihi: 29.01.2026 17:07
Haber Güncellenme Tarihi: 29.01.2026 17:07

Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, yaşananların öngörülebilir olduğunu vurgulayarak, “Ne yazık ki bugün yaşananlar sürpriz değildir. Bu felaketin geleceğini biz 2020 yılında hazırladığımız raporlarla açıkça ortaya koyduk. Uyarılarımız dikkate alınmadı” dedi.

Yıldız, olayın ardından oda bünyesinde oluşturulan komisyonun bölgeye giderek teknik inceleme yaptığını belirterek, “Komisyonumuz olayın hemen ardından sahaya gitti. Yaptığımız incelemelerde tehlikeli atıkların çevreye yayıldığını tespit ettik. Bu durum yalnızca bir teknik arıza değildir; yanlış madencilik politikalarının ve hatalı ÇED süreçlerinin doğal bir sonucudur” ifadelerini kullandı.

BU EĞİMDE BİR ATIK BARAJI BÜYÜK TEHLİKEDİR

Atık barajının bulunduğu alanın eğimine dikkat çeken Mehmet Yıldız, nihai ÇED raporundaki verileri hatırlatarak şunları söyledi: “ÇED raporunda atık barajının yapılacağı alanın yüzde 15 ila 30 eğime sahip olduğu açıkça yazılıdır. Bu eğimde bir atık barajı büyük bir tehlikedir. Gövdede oluşacak bir hasar ya da olası bir yıkım durumunda, bütün atıkların Yenişehir Ovası’na akacağını daha önce defalarca ifade ettik.”

SONUÇ YERALTI SULARININ KİRLENMESİDİR

Atık barajında birikecek suya ilişkin projedeki belirsizliklere de değinen Yıldız, teknik eksikliklere dikkat çekti. Yıldız, “Projede atık barajından çıkan suyun arıtılarak yeniden kullanılacağı söyleniyor ancak arıtma sistemine dair tek bir teknik bilgi yok. Flotasyon tesisinde kullanılan suyun geri kazanılacağı ifade ediliyor ama bu sistem projede yer almıyor. Buna rağmen firma, hiçbir şekilde atıksu oluşmayacağını iddia ediyor. Bu teknik olarak mümkün değildir. Deşarj kaçınılmazdır ve bunun sonucu yeraltı su kaynaklarının kirlenmesidir” dedi.

BU PROJELERİN NASIL ONAYLANDIĞINI ANLAMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR

Proses suyu ihtiyacının hangi kaynaklardan karşılanacağının da ciddi sorunlar barındırdığını vurgulayan Mehmet Yıldız, şu değerlendirmeyi yaptı: “Proses suyunun Yenişehir Ovası’ndan, İznik Gölü’nden, Göllüce Sulama Kooperatifi’nden ve açılacak kuyulardan karşılanacağı belirtiliyor. DSİ tarafından tarımsal sulama amacıyla tahsis edilmiş suların başka amaçlarla kullanılması yasal değildir. Ayrıca İznik Gölü’nün mevcut su seviyesi bile bugünkü talepleri karşılamakta zorlanırken, bu projelerin nasıl onaylandığını anlamak mümkün değildir.”

KAMUOYUNA AÇIKLAMA YAPILMADI

Kirazlıyayla’daki maden işletmesi için 2019 yılında “ÇED Olumlu” kararı verildiğini hatırlatan Yıldız, tesisin büyütülmesi ve ikinci bir atık barajı için yeni bir ÇED süreci yürütülürken mevcut barajın kapasitesinin aşıldığını belirtti. Yıldız, “Bu süreç tamamlanmadan mevcut atık barajı kapasitesinin üzerinde yüklenmiş, baraj kısmen yıkılmış ve tehlikeli atıklar çevreye yayılmıştır. Olayın üzerinden üç gün geçmesine rağmen ne ilgili bakanlıklardan ne de yetkili kurumlardan kamuoyuna yönelik tek bir açıklama yapılmamıştır” dedi.

RAPORLAR BİLİMSEL TEMELDEN UZAK HAZIRLANIYOR

Son dönemde hazırlanan ÇED raporlarına da sert eleştiriler yönelten Mehmet Yıldız, “İncelediğimiz birçok ÇED raporunda jeolojik, jeoteknik, hidrojeolojik ve afet riskleri yeterince değerlendirilmemiştir. Bu raporların önemli bir kısmı bilimsel temelden uzak, kopyala-yapıştır anlayışıyla hazırlanmıştır. Daha da vahimi, bazı raporlarda jeoloji mühendislerinin sürece dahil edilmediğini, hatta sahte imzaların kullanıldığını tespit ettik” ifadelerini kullandı.

ACİLEN ARAŞTIRMALAR BAŞLATILMALIDIR

Kirazlıyayla Mahallesi’nin kuzeyinde İznik Gölü, güneyinde ise Yenişehir Ovası bulunduğunu hatırlatan Yıldız, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bu bölgede yaşanan çevre felaketinin takipçisi olacağız. Acilen jeolojik, jeoteknik, hidrojeolojik ve hidrojeokimyasal araştırmalar başlatılmalıdır. Soyut ve hayali verilere dayalı ÇED ve maden işletme raporları esas alınarak yürütülen madencilik faaliyetlerine derhal son verilmelidir.”