
AK Parti Genel Başkanvekili ve Bursa Milletvekili Efkan Âlâ, ‘Türkiye Yüzyılı Buluşmaları’ kapsamında AK Parti Bursa İl Başkanlığı’nda düzenlenen programda basın mensuplarıyla bir araya geldi. Programda AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan da teşkilatın üye çalışmaları ve önümüzdeki dönemde yürütülecek saha faaliyetlerine ilişkin bilgi verdi.
‘ÜYE SAYIMIZ 419 BİN 324’E ULAŞTI’
AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, yılbaşından bu yana partiye 22 bin 240 yeni üye kazandırıldığını belirterek Bursa’daki toplam üye sayısının 419 bin 324’e ulaştığını söyledi. Önümüzdeki süreçte hane ziyaretlerinin ve yeni üye çalışmalarının devam edeceğini ifade eden Gürkan, partiye katılan vatandaşların da bulundukları yerlerde ziyaret edileceğini kaydetti. Bursa dışından gelen milletvekillerinin de saha çalışmalarına katılacağını belirten Gürkan, teşkilatların vatandaşlarla doğrudan temasını sürdüreceğini söyledi.
‘SORUNLARI SÖMÜRENLER VAR, ÇÖZMEK İSTEYENLER VAR’
Programda konuşan AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Âlâ ise Türkiye’nin iç ve dış politikadaki hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Güçlü bir devlet yapısının milletle birlikte yürütülen siyasetle mümkün olacağını söyleyen Âlâ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki konuşmasına işaret ederek Türkiye’nin uluslararası alanda adalet, vicdan ve merhamet vurgusunu sürdürdüğünü ifade etti. Dünyada güç ve silahın bulunduğunu ancak adalet ve merhametin aynı ölçüde hâkim olmadığını savunan Âlâ, Türkiye’nin tarihsel birikimi nedeniyle farklı bir sorumluluk taşıdığını söyledi. Âlâ, “Biz sorunlarımızı çözen bir anlayışın temsilcisiyiz. Sorunları sömürenler var, çözmek isteyenler var. Biz çözmek isteyenler safındayız” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin içeride güçlü siyaset, dışarıda ise güçlü diplomasi anlayışıyla hareket etmesi gerektiğini dile getiren Âlâ, bunun yolunun milletle birlikte siyaset yapmaktan geçtiğini belirtti.
‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE VE TERÖRSÜZ BÖLGE DİYORUZ’
‘Terörsüz Türkiye’ hedefinin önemine değinen Âlâ, 87 milyonun dayanışmasını daha da güçlendirecek bir anlayışla hareket ettiklerini söyledi. Türkiye’nin çevresindeki ülkelerde yaşanan gelişmelerden doğrudan etkilendiğine dikkat çeken Âlâ, bölgesel istikrar ile Türkiye’nin güvenliği ve refahı arasında doğrudan bağ bulunduğunu ifade etti. Âlâ, “Oradaki asayiş, refah ve düzen Türkiye’nin de düzenidir. Fiziki sınırlarımız belli ancak gönül coğrafyamız bu sınırlara sığmaz” dedi. Bulgaristan, Irak ve Suriye’de geçmişte yaşanan krizleri hatırlatan Âlâ, Türkiye’nin zor durumda kalan insanlara kapılarını açtığını belirterek bunun yalnızca siyasi bir tercih değil, insani sorumluluk anlayışının sonucu olduğunu söyledi. Suriye’de yaşanan gelişmelere de değinen Âlâ, bölgede düzenin yeniden sağlanmasıyla Türkiye’ye gelen Suriyelilerin geri dönüşlerinin başladığını ifade etti.
‘BARİYERLERİ GERİDE BIRAKACAĞIZ’
Karabağ sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Âlâ, çatışmaların ardından bölgede barışın, istikrarın ve kalkınmanın öne çıkması gerektiğini dile getirdi. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefinin ülkenin önündeki önemli engellerin kaldırılmasına katkı sağlayacağını savunan Âlâ, “Türkiye prangalarından kurtulacak ve fırsatlarına odaklanacak. Vatandaşlarımızın seçenekleri çoğalacak, daha ileri hedeflere giderken önümüzdeki bariyerleri geride bırakacağız” diye konuştu.
‘KARARLIYIZ AMA ACELE ETMİYORUZ’
Milli Dayanışma sürecine ilişkin açıklamalarda da bulunan Âlâ, Türkiye’de ve bölgede yaşanan gelişmelerin sürecin uygulanmasını daha mümkün hale getirdiğini söyledi. Suriye ve Irak’taki gelişmelere değinen Âlâ, Türkiye’nin bölgesel istikrarın ve hukuk düzeninin güçlendirilmesi için çalışmalarını sürdürdüğünü kaydetti. Geçmişte siyasi iradenin ortaya koyduğu politikaları sabote etmeye çalışan yapıların bulunduğunu savunan Âlâ, özellikle FETÖ gibi yapılanmalarla mücadele edildiğini belirtti. Bu yapıların büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini söyleyen Âlâ, bundan sonraki dönemde de olası provokasyonlara karşı dikkatli ve temkinli davranılacağını ifade etti. Sürecin Cumhur İttifakı tarafından kararlılıkla yürütüldüğünü belirten Âlâ, “Yeterince hızlı ama acele etmeden, temkinli fakat kararlı bir şekilde bu sorunun çözülmesi konusunda tam bir irade ortaya koymuş durumdayız” dedi. Âlâ, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair düzenlemenin TBMM’de 467 milletvekilinin ‘kabul’ oyuyla yasalaştığını hatırlatarak geniş bir siyasi desteğin bulunduğunu söyledi. TBMM’deki açık oylamada düzenleme 467 kabul, 87 ret ve 7 çekimser oy aldı. Toplumda da sürece yüksek destek olduğunu savunan Âlâ, yapılan araştırmalarda desteğin yüzde 80’lere kadar ulaştığını ifade etti.
‘KİMSEDEN YARDIM DİLENMİYORUZ’
Türkiye’nin kendi sorunlarını dışarıdan müdahale veya üçüncü tarafların gözetimi olmadan çözebilecek kapasiteye sahip olduğunu vurgulayan Âlâ, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kimseden yardım dilenmiyoruz, üçüncü göze de ihtiyaç duymuyoruz. Bu ülke kendi sorununu kendi çözmelidir.”
Sürecin yürütülmesi amacıyla Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında bir kurul oluşturulduğunu, alt kurulların da çalışmalarına başladığını belirten Âlâ, programın toplumun tamamını kapsadığını savundu. Âlâ, “87 milyonun her ferdinin lehine dönüşecek bir programdır. Terörün ve kargaşanın olduğu yerde herkes kaybeder. Biz yeni bir paradigma ile yolumuza devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.
REFORM PROGRAMI: DAHA İNCE İŞÇİLİK GEREKİYOR
Konuşmasının ekonomi bölümünde Türkiye’nin büyüme süreci, reform programı ve gelecek hedeflerine değinen Âlâ, Türkiye’nin son yıllarda ekonomik büyüklüğünü önemli ölçüde artırdığını belirtti. Türkiye’nin gayrisafi millî hâsılasının 2000’li yıllardaki 238 milyar dolar seviyesinden 1,6 trilyon dolara ulaştığını söyleyen Âlâ, gelinen seviyenin korunmasının ve daha ileri taşınmasının önemine dikkat çekti. Yeni dönemde Türkiye’nin farklı alanlarda daha kapsamlı reformlara ihtiyaç duyduğunu dile getiren Âlâ, bundan sonraki süreci ‘daha ince işçilik gerektiren’ bir dönem olarak nitelendirdi. Türkiye Yüzyılı vizyonuyla uyumlu hazırlanan reform programının yasalar ve yeni düzenlemelerle hayata geçirileceğini söyledi.
‘HEDEF EN GELİŞMİŞ 10 ÜLKE ARASINA GİRMEK’
Türkiye’nin dünyanın en gelişmiş, kalkınmış ve müreffeh 10 ülkesi arasında yer almasını hedeflediklerini belirten Âlâ, geçmişte gerçekleştirilen reformların bugünkü seviyenin temelini oluşturduğunu ifade etti. Âlâ, bundan sonraki dönemde ekonomik kalkınmanın yanı sıra devlet sisteminin daha etkin hale getirilmesi, hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi ve vatandaşların önündeki fırsatların artırılması için reformların sürdürüleceğini kaydetti.
YENİ ANAYASA MESAJI
Yeni anayasa çalışmalarına da değinen Âlâ, AK Parti’nin kuruluşundan bu yana sivil anayasa talebini gündemde tuttuğunu söyledi. Temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan, bireyi ve toplumu güçlendiren, şeffaf ve işleyen bir devlet sistemini esas alan bir anayasanın Türkiye açısından önemli olduğunu savunan Âlâ, mevcut anayasanın 1980 askeri darbesinin ardından hazırlandığını hatırlattı. Bugüne kadar çok sayıda değişiklik yapılmasına rağmen daha kapsamlı bir yenilenmeye ihtiyaç bulunduğunu söyleyen Âlâ, yeni anayasanın yalnızca maddelerin değiştirilmesi olarak görülmemesi gerektiğini dile getirdi.
‘SİSTEM KİŞİLERE BAĞLI OLMAMALI’
Devlet sisteminin yalnızca güçlü siyasi liderliklerle ayakta kalmaması gerektiğini ifade eden Âlâ, kurumların kendi başına etkin biçimde çalışabileceği bir yapının anayasal güvence altına alınmasının önemine dikkat çekti. “Her zaman karizmatik lider bulunamayabilir. Sistem kendi başına işleyebilmeli” diyen Âlâ, hazırlanacak anayasanın hak ve özgürlüklerin yanı sıra devlet mekanizmasının işlerliğini de güvence altına alması gerektiğini söyledi. Cumhur İttifakı’nın önümüzdeki dönemde bu konudaki çalışmalarını sürdüreceğini belirten Âlâ, Türkiye’yi sivil, demokratik, hak ve özgürlükleri güvence altına alan ve gençlere daha fazla fırsat oluşturan bir anayasa ile buluşturmayı hedeflediklerini ifade etti.
BURSA’YA ‘DÜNYA ŞEHRİ’ VURGUSU
Konuşmasının son bölümünde Bursa’ya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Efkan Âlâ, kentin üretim, sanayi ve ticaret gücüne dikkat çekti. Türkiye genelinde atılan ekonomik ve yapısal adımların Bursa’da güçlü karşılık bulduğunu belirten Âlâ, kentin üretim, ticaret, ithalat ve ihracat kapasitesiyle önemli bir ekonomik merkez konumunda bulunduğunu söyledi. Bursa’yı ‘dünya şehri’ olarak nitelendiren Âlâ, Türkiye’de oluşturulan imkân ve fırsatların kent tarafından güçlü biçimde değerlendirildiğini, Bursa’nın ekonomik ve üretim kapasitesinin birçok ülkeyle kıyaslanabilecek seviyede olduğunu savundu.
ULAŞIM, SAĞLIK VE EĞİTİM YATIRIMLARI
Bursa’daki ulaştırma, sağlık ve eğitim yatırımlarına da değinen Âlâ, İstanbul-Bursa-İzmir Otoyolu’nun dünya çapında önemli bir yatırım olduğunu belirtti. Kentin ihtiyaçları doğrultusunda sağlık ve eğitim alanındaki çalışmaların da sürdürüldüğünü söyleyen Âlâ, hükümetin belirlenen programlar, hedefler ve projeler doğrultusunda hareket ettiğini ifade etti. Zaman zaman belirli alanlardaki eksiklik ve aksaklıkların gündeme getirildiğini belirten Âlâ, yatırımların ve çalışmaların bütüncül bir anlayışla sürdürüleceğini kaydetti.