Srebrenitsa Barış Yürüyüşü - 1

20 yüzyıla kara bir leke olarak geçen Bosna Savaşı biteli 22 yıl olsa da yaşanan acılar hala taze.3 yıl süren savaşta tam bir Boşnak soykırımı yapılmış,sözde 'Osmanlı'dan intikam almak amacıyla' sırf Müslüman diye sayısız insan şehit edilmiştir. U.Ü. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erkan IŞIĞIÇOK da atalarının geldiği topraklarda yaşanan bu mezalimi, gazetemiz Yenidönem'e yazı dizisi şeklinde değerlendirdi.

Haber Giriş Tarihi:
Haber Güncellenme Tarihi:
https://www.yenidonem.com.tr/

Prof. Dr. Erkan IŞIĞIÇOK (U.Ü. Öğretim Üyesi ve KALBİR Başkanı)

Rahmetli dedem Hilmi Bulur ve ailesi, 1923 yılında Yugoslavya'nın Zenica (Senitsa) şehrinden ve rahmetli anneannem Elmase Bulur ve ailesi ise 1927 yılında Yugoslavya'nın Bijelo Polje şehrinin Rasova kasabasından Türkiye'ye (Karacabey) gelmişler. Dedemin babası Ahmet Mahmutovic iken, anneannemin babası Celil Begoviç imiş. Ben çocuk iken dedem ve anneannemin Türkçe bilmelerine karşın, sık sık Boşnakça konuştuklarında, anlayamadığım için kızardım ve Türkçe konuşmalarını söylerdim. Ancak, bu konuşmalar kulak dolgunluğu olarak hafızamda kalmış ve şu anda Boşnakçayı yeterince iyi konuşamasam da az çok anlayabiliyorum. Buradan hareketle, herhangi bir yabancı dilin ülkemizde olduğu gibi gramer ile değil, konuşarak daha iyi öğrenilebileceği mesajını vereyim. Diğer bir deyişle, 10-15 yıl boyunca İngilizce eğitimi alan öğrencilerimizin nasıl oluyor da "This is a book" seviyesinde kaldıklarının arkasındaki gerçeğin, gramer ağırlıklı ve konuşmadan İngilizcenin öğretilmeye, daha doğrusu öğretilmemeye çalışılmasına dayandığını söyleyebilirim.

11 TEMMUZ 1995

11 Temmuz tarihi Bosnalı Boşnakların gözyaşlarının sel olduğu dramatik bir gündür. 11 Temmuz, Bosna savaşından Avrupa'nın ve BM'nin göz yummasından cesaret alan Sırp kasapların Srebrenitsa soykırımını gerçekleştirdiği gündür. 11 Temmuz, Radko Mladiç komutasındaki Bosna Sırp Cumhuriyeti Ordusu (VRS) birliklerinin Srebrenitsa'ya girdiği ve "Sırplar için kutsal bir bayram gününün öncesinde yıl dönümünü kutlamadan önce "Sırp Srebrenitsa'dayız ve bu kenti Sırp milletine armağan ediyoruz. Osmanlı'ya karşı gerçekleştirdiğimiz ayaklanmanın anısına, Osmanlı'dan ve Türklerden intikam alma vakti geldi." söylemini yaptığı gündür. 11 Temmuz, Srebrenitsa'nın Tanjarz Kırsalı'nda 10 bin kişiyi esir alan General Radko Mladiç'in askerlerinin, 8 bin 372 Boşnağın (tamamı erkek) sadece Müslüman olması nedeniyle şehit edilerek, son yüz yılın en büyük soykırımını yaptığı gündür.11 Temmuz, Birleşmiş Milletler'in üç maymunu (hatta dört maymunu diyeceğim ama, burası yeri değildir demekle geçiştiriyorum) oynaması nedeniyle, adının United Nations değil United Nothing olarak değiştiği ve sınıfta kaldığı gündür. 11 Temmuz; bir kızın "Anne, anne, hâlâ seni hayal ediyorum. Abla, abi, her gece sizi rüyamda görüyorum. Yoksunuz, yoksunuz, yoksunuz. Sizi arıyorum, arıyorum, arıyorum. Nereye gitsem sizi görüyorum. Anne, baba, neden yoksunuz? Bosna sen benim annemsin. Bosnam benim, sana annem diyeceğim. Bosna annem, Srebrenica ablam. Yalnız kalmayacağım." şarkısını söylediği ve yürekleri dağladığı gündür.

11 Temmuz 2017 tarihi ise Srebrenitsa Boşnak soykırımının 22. Yıl dönümü ve Bursa'nın yerel basınındaki önemli üstatların ve sivil toplum örgütlerinin çok değerli temsilcilerinden oluşan ve 7 günü birlikte geçirdiğimiz 40 kişilik muhteşem grubun, Potoçari anıt mezarlığında soykırımı anma törenine katıldığımız gündür. Böyle bir soykırımın bir daha asla olmaması için Türkiye olarak o günden bu yana Bosna halkının yanında olduk; 'unutma, unutturma' dedik, unutturmadık ve bundan sonra da unutturmayacağız. Temennimiz odur ki, dünyanın hiçbir yerinde bu şekilde bir soykırım yaşanmasın.

Bu çerçevede, 2005 yılından beri soykırımda ölenlerin anılması ve bir daha böyle bir soykırımın yaşanmaması için Barış Yürüyüşü (Marş Mira) organize edilmektedir. Biraz önce ifade ettiğim gibi, bu yıl 13. sü düzenlenen 'Barış Yürüyüşü' etkinliğine Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin organizasyonu ile katıldık. 6-12 Temmuz 2017 tarihlerinde Bosna Hersek'te Tuzla'dan Potoçari'ye kadar olan bölgede düzenlenen Barış Yürüyüşü etkinliği hakkında daha sonra ayrıntılı olarak yazacağım. Öncelikle, Bosna savaşının ve 11 Temmuz soykırımına nasıl gelindiğini ve savaşın etkilerini irdelemeye çalışalım.

BOSNA SAVAŞI'NIN BAŞLAMA NEDENİ

Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'nin Devlet Başkanı Mareşal Josip Broz Tito'nun 4 Mayıs 1980 tarihinde ölümünden sonra artan etnik çekişmeler, ekonomik bunalım ve Doğu Avrupa'daki gelişmeler, Yugoslavya'nın dağılmasına neden olmuştur. Bu dağılma sonucunda, Yugoslavya toprakları üzerinde Bosna-Hersek, Hırvatistan, Slovenya, Makedonya, Sırbistan, Karadağ ve Kosova olmak üzere 7 yeni devlet kurulmuştur. Bu devletlerden Bosna-Hersek Şubat 1992'de yapılan bir referandumun sonucunda bağımsızlığını ilan etmiştir. Ancak, Bosna'nın bağımsızlık kararı Sırplar tarafından tanınmamış, Saraybosna kuşatma altına alınmış ve Sırplar, Nisan 1992'de 3,5 yıl sürecek olan Bosna savaşını başlatmıştır.

Aslında, 1992-1995 yılları arasında yaşanan Bosna savaşının ilk ciddi sinyali 14 Ekim 1991'de Bosna Hersek meclisinde kendini göstermiştir. Bosnalı Sırpların lideri Radovan Karadziç'in Bosna Hersek'in bağımsızlık isteğine ilişkin olarak mecliste yaptığı konuşmada, "Bu yaptıklarınız doğru değil, Bosna'yı götürmeye çalıştığınız yol Slovenya ve Hırvatistan'ın üzerinden geçtiği cehennem ve ölüm yoluna benzer. Bosna'yı cehenneme, Müslüman milletini ise belki yok olmaya götürebileceğinizi unutmayın. Çünkü burada savaş olursa, Müslümanlar kendini savunamayacak." diyerek, Bosna'yı ve Boşnakları yok etmekle açık olarak tehdit etmiştir.

Bu tehditten dört ay sonra ortaya çıkan Bosna savaşının sürdüğü 1992-1995 döneminde, Bosna'nın özellikle doğusundaki kentlerde yaşayan Boşnaklar, sistematik olarak yürütülen büyük çaplı bir etnik temizliğe uğradı. Avrupa'nın ortasında ve tüm dünyanın gözleri önünde, kasap Sırp güçleri tarafından Bosnalı Boşnaklara karşı akıl almaz seviyede her türlü savaş suçu, insanlık suçu, katliam ve/veya soykırım işlendi. Nitekim; Sırp askerler, beş gün süren katliamda öldürdükleri Boşnakların kimliklerinin belirli olmaması için cesetleri parçalamış ve sayıları 64'ü bulan toplu mezarlara gömmüşlerdi.

Bu nedenle, kimlikleri DNA testleriyle tespit edilen Boşnaklar, her yıl 11 Temmuz'da yapılan törenlerde gömülmektedir. Örneğin, Srebrenitsa'da öldürülen ve kimliği 2017 yılında tespit edilen 71 kişi, katliamın 22'nci yıl dönümünde kılınan cenaze namazıyla toprağa verildi. Bir an için empati yapalım ve soykırımda yakınları öldüğü halde defnedemeyen bu insanların duygularını anlamaya çalışalım. Yaşadıkları soykırım nedeniyle hayatın güzelliklerinden zevk almayı unutan bu insanlar, bir gün yakınlarının cesetlerinin bulunacağı ümidiyle yaşıyorlar. Bu durumdaki Boşnaklar, soykırımda kaybettikleri yakınlarının en azından kemiklerinin DNA testi ile belirlenerek bulunmasına ve böylece mezar yerinin belli olmasına seviniyorlar.

SREBRENİTSA'DA İNSANIN İNSANA ZULMÜ

İngilizce ifadesiyle Srebrenica ve Boşnakça ifadesiyle Srebrenitsa, sözüm ona demokratik Avrupa'nın ortasında yaşanan Bosna savaşının bir katliam veya soykırım ile son bulduğu şehrin adıdır. Srebrenitsa katliamı veya soykırımı, 1992-1995 dönemindeki Bosna savaşında General Radko Mladiç komutasındaki Sırp Cumhuriyeti Ordusu birliklerinin Srebrenitsa'ya karşı başlattığı Krivaya 95 harekâtı ile 11 Temmuz 1995'te yaşanan ve en az 8 bin 372 Boşnağın Srebrenitsa'da, ağır silahlarla donatılmış Bosna Sırp Ordusu ve 'Akrepler' olarak adlandırılan Sırbistan özel güvenlik güçleri tarafından sadece Müslüman olmaları nedeniyle hunharca öldürülmesine verilen addır.

Bosnalı Boşnaklara karşı akıl almaz seviyede işlenen savaş ve insanlık suçlarının veya soykırımın ayrıntılarına inecek olursak, 1992'nin ilkbaharında Bosna'nın doğusundaki bütün önemli şehirlerin, Bosnalı Sırpların saldırısına uğradığını ve sivillerin toplu katliamının başladığını görürüz. Ayrıca, çok sayıda esir kampının oluşturulduğu, mültecilerin dört bir yana dağıldığı, ailelerin parçalandığı, evlerin yıkıldığı ve yaşam ortamının yok edildiği de görülür.

Boşnaklar savaştan önce Bosna Hersek topraklarının genelinde yayılmış ve hemen her yerinde yaşıyordu. Sırplar ve Hırvatlar ise gruplar şeklinde ülkenin belirli bölgelerinde bulunuyordu. Savaştan sonra veya günümüzde Boşnaklar, ülke topraklarının sadece yüzde 24'üne karşı gelen bölgede yaşıyor. Yapılan değerlendirmelere göre; günümüzde Boşnakların, Bosna Hersek topraklarının 3'te 2'sinden tamamen etnik açıdan temizlendiği söylenmektedir.

Bosna savaşında Boşnakların yaşadıkları en büyük trajedilerden biri ise esir kampları olmuştur. Bosna'da tespit edilen esir kampları ve esir kamplarına dönüştürülen cezaevlerinin sayısı 652'dir. Esir kamplarına dönüştürülen okullar, spor salonları, fabrikalar, depolar, oteller, vb. yerlerde, 200 bine yakın sivilin herhangi bir suç işlememesine karşın, sadece etnik kimliği yüzünden esir tutulduğu tahmin edilmektedir. Esir kamplarında ölenlerin veya hâlâ kayıp olarak görünenlerin sayısı ise yaklaşık 30 bin kişidir.

Bu esir kamplarında kalanların akıl almaz seviyede fiziksel, psikolojik ve cinsel işkencelere tabi tutulmaları nedeniyle, çoğunun ölmek için dua ettikleri söylenmektedir. Ayrıca, savaş yıllarında Boşnak kadınlara ve kız çocuklarına sistematik bir şekilde tecavüz edildiği ve bu amaçla, bazen oteller, özel evler, meyhaneler, kadın toplama kamplarına dönüştürüldüğü bilinmektedir.Ne yazık ki, reşit olmayan kız çocukları ve ihtiyar kadınlar bile tecavüz kurbanları arasında yer aldı.

Çoğu durumda, kadınlara çocuklarının gözleri önünde tecavüz edildi. Boşnak kadınlara cinsel sapıklık nedeniyle değil, savaşın genel amacı doğrultusunda verilen talimatlarla tecavüz edildi. Savaş Kurbanı Kadınlar Derneği Başkanı'nın verdiği bilgiye göre, yaklaşık 25 bin kadına tecavüz edildi. Yine yapılan bir araştırmaya göre, Bosna'daki esir kamplarında daha önce dünyada sürdürülen savaşlarda uygulanmayan 80 yeni işkence türünün belirlenmiş olması, insanın insana zulmünün en açık göstergesi olarak değerlendirilebilir.

Srebrenitsa Barış Yürüyüşü yazı dizimizin bir sonraki sayısında görüşmek üzere...