Jeoloji Mühendisleri Odası’ndan kritik Marmara uyarısı
Jeoloji Mühendisleri Odası’ndan kritik Marmara uyarısı
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27’nci yılında yaptığı açıklamada, aradan geçen yıllara rağmen Türkiye’nin depremlere karşı yeterince hazırlıklı olmadığını vurguladı. Olası Marmara Depremi öncesinde risklerin azaltılması çağrısı yapan oda, özellikle Bursa, Yalova, Balıkesir ve Çanakkale’deki riskli yapı stokuna dikkat çekerek “Önlemek mi, ödemek mi?” sorusunu gündeme taşıdı.
Haber Giriş Tarihi: 17.08.2026 11:35
Haber Güncellenme Tarihi: 17.08.2026 11:49
Kaynak:
(HABER MERKEZİ)
17 Ağustos 1999 saat 03.02’de Gölcük merkezli meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki Marmara Depremi, başta Kocaeli, Sakarya, Düzce, İstanbul, Yalova ve Bolu olmak üzere geniş bir bölgede ağır yıkıma neden oldu. Resmi rakamlara göre 18 bin 373 kişinin yaşamını yitirdiği, yaklaşık 50 bin kişinin yaralandığı ve 375 bin yapının hasar gördüğü deprem, Türkiye’nin afet yönetimi açısından en önemli kırılma noktalarından biri olarak tarihe geçti.
Depremin üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen risklerin tam anlamıyla ortadan kaldırılmadığına dikkat çeken TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi, yayımladığı açıklamada 17 Ağustos’u yalnızca bir doğa olayı olarak değerlendirmemek gerektiğini belirtti.
Oda, deprem felaketinin arkasında “yanlış yer seçimi, plansız kentleşme, niteliksiz yapılaşma, denetimsizlik ve bilimsel mühendislik hizmetlerinin ihmal edilmesi” gibi faktörlerin bulunduğunu savundu.
“Deprem doğa olayıdır, afete dönüşmesi yanlış kararların sonucudur”
Açıklamada, Türkiye’nin deprem kuşağında yer aldığı ancak depremlerin afete dönüşmesinin kaçınılmaz olmadığı vurgulandı.
Jeoloji Mühendisleri Odası, deprem bilincinin yalnızca deprem sırasında ne yapılacağını bilmekten ibaret olmadığını belirterek kentlerin jeolojik özelliklerinin, zemin davranışlarının ve yapı güvenliğinin önceden ortaya konulması gerektiğini ifade etti.
Odaya göre afetlere dirençli kentlerin oluşturulabilmesi için mikrobölgeleme çalışmalarının tamamlanması, aktif faylar başta olmak üzere sıvılaşma, heyelan, kaya düşmesi, taşkın ve tsunami gibi tehlikelerin belirlenmesi gerekiyor.
Bu verilerin imar, yapılaşma ve arazi kullanım kararlarının temelini oluşturması gerektiğini belirten oda, mevcut yapı stokunun yanı sıra ulaşım sistemleri ve kritik altyapıların da afetlere karşı güvenli hale getirilmesi çağrısında bulundu.
Güney Marmara için “Yarısı Bizden” tepkisi
Açıklamanın dikkat çeken bölümlerinden biri ise kentsel dönüşüm politikalarına ilişkin oldu.
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, mevcut riskli yapı stokunun azaltılmasında “Yarısı Bizden” kampanyasının önemli bir mekanizma olduğunu belirterek, İstanbul'da uygulanan finansal desteğin Güney Marmara illerinde neden uygulanmadığını sorguladı.
Açıklamada, kampanya kapsamında her konut için 875 bin TL hibe, 875 bin TL kredi ve 125 bin TL taşınma desteği sağlandığı, böylece vatandaş başına toplam 1 milyon 875 bin TL'lik finansman desteği sunulduğu ifade edildi.
Ancak oda, riskli yapı stokunun İstanbul'da yaklaşık yüzde 17 seviyesinde olduğunu, buna karşılık Bursa, Yalova, Balıkesir ve Çanakkale'de bu oranın yaklaşık yüzde 65'e ulaştığını belirterek şu soruyu yöneltti:
“Riskli yapı stoğu yüzde 65 olan Bursa-Yalova-Balıkesir ve Çanakkale için neden uygulanmıyor?”
Açıklamada, Güney Marmara'daki söz konusu illerin toplam nüfusunun İstanbul'un yaklaşık üçte biri olmasına karşın riskli yapı stokunun yaklaşık dört kat daha fazla olduğuna dikkat çekildi.
Oda, yetkililere yönelik çağrısını ise “Olası Marmara Depremi öncesi 1 birim maliyet ile ‘önlemek’ mi, yoksa afet sonrası 6 birim maliyet ‘ödemek’ mi?” sözleriyle dile getirdi.
“Jeolojik-jeoteknik etüt bir formalite değil”
Jeoloji Mühendisleri Odası, yerleşim alanlarının planlanmasından yapıların projelendirilmesine, kentsel dönüşümden altyapı yatırımlarına kadar tüm süreçlerde jeoloji mühendisliği hizmetlerinden etkin biçimde yararlanılması gerektiğini vurguladı.
Açıklamada, jeolojik-jeoteknik etütlerin yalnızca proje sürecinde tamamlanması gereken bir prosedür olarak görülmemesi gerektiği belirtilerek, bu çalışmaların “can ve mal güvenliğinin temeli” olduğu ifade edildi.
Kentsel dönüşümün yalnızca eski yapıların yenilenmesine indirgenmemesi gerektiğini savunan oda, deprem tehlikesi, zemin koşulları, yapı güvenliği ve toplumsal ihtiyaçların birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
“Afet Bakanlığı kurulmalı”
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi, açıklamasında afet yönetiminin kurumsal yapısına ilişkin de öneriler sıraladı.
Türkiye'nin afetlere dirençli hale gelebilmesi için “Afet, Acil Durum ve İklim Değişikliği Bakanlığı” kurulması gerektiğini savunan oda, afet yönetimindeki kurumlar arasındaki ilişkilerin yeniden düzenlenmesini istedi.
Bunun yanı sıra ulusal afet risk yönetimini destekleyecek bir “Afet Hukuk Sistemi” oluşturulması ve uzmanlaşmış “Afet Mahkemeleri” kurulması çağrısında bulunuldu.
Afet suçlarına ilişkin özel düzenlemeler yapılması gerektiğini belirten oda, bu suçları işleyen kişi ve kurumlar için ağır yaptırımlar uygulanmasını talep etti.
“Kaybedecek bir 27 yılımız daha olmamalı”
Açıklamanın sonunda, Türkiye'nin deprem sonrasında yaraları sarmaya odaklanan anlayıştan, deprem gerçekleşmeden önce riskleri azaltan bütünleşik afet yönetimine geçmesi gerektiği vurgulandı.
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi, “Bilimin ve mühendisliğin gereklerini yerine getirmek bir tercih değil, kamusal sorumluluktur” ifadelerini kullanırken, 17 Ağustos'un 27'nci yılında şu mesajı verdi:
“27 yıl geçti ancak hâlâ doğa olaylarının afete dönüşmemesi için hazır değiliz. Kaybedecek bir 27 yılımız daha olmamalı.”
Oda, afetlere dirençli yerleşimlerin mümkün olduğunu belirterek güvenli yaşamın herkesin hakkı olduğunu vurguladı ve çağrısını şu ifadelerle tamamladı:
“Afetlere hazırlıklı ve dirençli yerleşimler bir tercih değil, kamusal bir zorunluluktur.”
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nde yaşamını yitirenleri saygıyla anarken, başta yerel ve merkezi yönetimler olmak üzere tüm toplumsal kesimleri afet risklerinin azaltılması konusunda bilimsel ve kamusal çözümler geliştirmeye davet etti.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Jeoloji Mühendisleri Odası’ndan kritik Marmara uyarısı
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27’nci yılında yaptığı açıklamada, aradan geçen yıllara rağmen Türkiye’nin depremlere karşı yeterince hazırlıklı olmadığını vurguladı. Olası Marmara Depremi öncesinde risklerin azaltılması çağrısı yapan oda, özellikle Bursa, Yalova, Balıkesir ve Çanakkale’deki riskli yapı stokuna dikkat çekerek “Önlemek mi, ödemek mi?” sorusunu gündeme taşıdı.
17 Ağustos 1999 saat 03.02’de Gölcük merkezli meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki Marmara Depremi, başta Kocaeli, Sakarya, Düzce, İstanbul, Yalova ve Bolu olmak üzere geniş bir bölgede ağır yıkıma neden oldu. Resmi rakamlara göre 18 bin 373 kişinin yaşamını yitirdiği, yaklaşık 50 bin kişinin yaralandığı ve 375 bin yapının hasar gördüğü deprem, Türkiye’nin afet yönetimi açısından en önemli kırılma noktalarından biri olarak tarihe geçti.
Depremin üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen risklerin tam anlamıyla ortadan kaldırılmadığına dikkat çeken TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi, yayımladığı açıklamada 17 Ağustos’u yalnızca bir doğa olayı olarak değerlendirmemek gerektiğini belirtti.
Oda, deprem felaketinin arkasında “yanlış yer seçimi, plansız kentleşme, niteliksiz yapılaşma, denetimsizlik ve bilimsel mühendislik hizmetlerinin ihmal edilmesi” gibi faktörlerin bulunduğunu savundu.
“Deprem doğa olayıdır, afete dönüşmesi yanlış kararların sonucudur”
Açıklamada, Türkiye’nin deprem kuşağında yer aldığı ancak depremlerin afete dönüşmesinin kaçınılmaz olmadığı vurgulandı.
Jeoloji Mühendisleri Odası, deprem bilincinin yalnızca deprem sırasında ne yapılacağını bilmekten ibaret olmadığını belirterek kentlerin jeolojik özelliklerinin, zemin davranışlarının ve yapı güvenliğinin önceden ortaya konulması gerektiğini ifade etti.
Odaya göre afetlere dirençli kentlerin oluşturulabilmesi için mikrobölgeleme çalışmalarının tamamlanması, aktif faylar başta olmak üzere sıvılaşma, heyelan, kaya düşmesi, taşkın ve tsunami gibi tehlikelerin belirlenmesi gerekiyor.
Bu verilerin imar, yapılaşma ve arazi kullanım kararlarının temelini oluşturması gerektiğini belirten oda, mevcut yapı stokunun yanı sıra ulaşım sistemleri ve kritik altyapıların da afetlere karşı güvenli hale getirilmesi çağrısında bulundu.
Güney Marmara için “Yarısı Bizden” tepkisi
Açıklamanın dikkat çeken bölümlerinden biri ise kentsel dönüşüm politikalarına ilişkin oldu.
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, mevcut riskli yapı stokunun azaltılmasında “Yarısı Bizden” kampanyasının önemli bir mekanizma olduğunu belirterek, İstanbul'da uygulanan finansal desteğin Güney Marmara illerinde neden uygulanmadığını sorguladı.
Açıklamada, kampanya kapsamında her konut için 875 bin TL hibe, 875 bin TL kredi ve 125 bin TL taşınma desteği sağlandığı, böylece vatandaş başına toplam 1 milyon 875 bin TL'lik finansman desteği sunulduğu ifade edildi.
Ancak oda, riskli yapı stokunun İstanbul'da yaklaşık yüzde 17 seviyesinde olduğunu, buna karşılık Bursa, Yalova, Balıkesir ve Çanakkale'de bu oranın yaklaşık yüzde 65'e ulaştığını belirterek şu soruyu yöneltti:
“Riskli yapı stoğu yüzde 65 olan Bursa-Yalova-Balıkesir ve Çanakkale için neden uygulanmıyor?”
Açıklamada, Güney Marmara'daki söz konusu illerin toplam nüfusunun İstanbul'un yaklaşık üçte biri olmasına karşın riskli yapı stokunun yaklaşık dört kat daha fazla olduğuna dikkat çekildi.
Oda, yetkililere yönelik çağrısını ise “Olası Marmara Depremi öncesi 1 birim maliyet ile ‘önlemek’ mi, yoksa afet sonrası 6 birim maliyet ‘ödemek’ mi?” sözleriyle dile getirdi.
“Jeolojik-jeoteknik etüt bir formalite değil”
Jeoloji Mühendisleri Odası, yerleşim alanlarının planlanmasından yapıların projelendirilmesine, kentsel dönüşümden altyapı yatırımlarına kadar tüm süreçlerde jeoloji mühendisliği hizmetlerinden etkin biçimde yararlanılması gerektiğini vurguladı.
Açıklamada, jeolojik-jeoteknik etütlerin yalnızca proje sürecinde tamamlanması gereken bir prosedür olarak görülmemesi gerektiği belirtilerek, bu çalışmaların “can ve mal güvenliğinin temeli” olduğu ifade edildi.
Kentsel dönüşümün yalnızca eski yapıların yenilenmesine indirgenmemesi gerektiğini savunan oda, deprem tehlikesi, zemin koşulları, yapı güvenliği ve toplumsal ihtiyaçların birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
“Afet Bakanlığı kurulmalı”
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi, açıklamasında afet yönetiminin kurumsal yapısına ilişkin de öneriler sıraladı.
Türkiye'nin afetlere dirençli hale gelebilmesi için “Afet, Acil Durum ve İklim Değişikliği Bakanlığı” kurulması gerektiğini savunan oda, afet yönetimindeki kurumlar arasındaki ilişkilerin yeniden düzenlenmesini istedi.
Bunun yanı sıra ulusal afet risk yönetimini destekleyecek bir “Afet Hukuk Sistemi” oluşturulması ve uzmanlaşmış “Afet Mahkemeleri” kurulması çağrısında bulunuldu.
Afet suçlarına ilişkin özel düzenlemeler yapılması gerektiğini belirten oda, bu suçları işleyen kişi ve kurumlar için ağır yaptırımlar uygulanmasını talep etti.
“Kaybedecek bir 27 yılımız daha olmamalı”
Açıklamanın sonunda, Türkiye'nin deprem sonrasında yaraları sarmaya odaklanan anlayıştan, deprem gerçekleşmeden önce riskleri azaltan bütünleşik afet yönetimine geçmesi gerektiği vurgulandı.
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi, “Bilimin ve mühendisliğin gereklerini yerine getirmek bir tercih değil, kamusal sorumluluktur” ifadelerini kullanırken, 17 Ağustos'un 27'nci yılında şu mesajı verdi:
“27 yıl geçti ancak hâlâ doğa olaylarının afete dönüşmemesi için hazır değiliz. Kaybedecek bir 27 yılımız daha olmamalı.”
Oda, afetlere dirençli yerleşimlerin mümkün olduğunu belirterek güvenli yaşamın herkesin hakkı olduğunu vurguladı ve çağrısını şu ifadelerle tamamladı:
“Afetlere hazırlıklı ve dirençli yerleşimler bir tercih değil, kamusal bir zorunluluktur.”
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nde yaşamını yitirenleri saygıyla anarken, başta yerel ve merkezi yönetimler olmak üzere tüm toplumsal kesimleri afet risklerinin azaltılması konusunda bilimsel ve kamusal çözümler geliştirmeye davet etti.
Kaynak: (HABER MERKEZİ)
En Çok Okunan Haberler
Saral'dan Kuytul'a sert tepki: Senin suyun ısındı Kuytul
Konyaspor, Rajmund Toth transferini açıkladı
Trump: İran bir müzakere bulunmuyor
İspanya'da 4.8 büyüklüğünde deprem: 3 yaralı
Lipödem ile obeziteyi karıştırmayın
2 TIR ve 1 kamyonetin karıştığı kazada 1 kişi yaralandı
Alptürk Enginyurt ve Mehmet Sedat Erge ifadeye çağrıldı
Arif Ahmet Denizolgun’un mezarı açılacak
Trump, Hürmüz Boğazı’nı ABD toprağı olarak gösterdi