Hava Durumu

#Enerji

Yeni Dönem Gazetesi - Enerji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Enflasyon oranları açıklandı Haber

Enflasyon oranları açıklandı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Temmuz ayı Tüketici Fiyat Endeksi verilerini açıkladı. Buna göre, TÜFE'deki değişim 2026 yılı Temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 1,78 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 19,86 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 31,75 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 31,90 artış olarak gerçekleşti. TÜFE gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık yüzde 37,53 arttı En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun yıllık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 37,53 artış, ulaştırmada yüzde 30,83 artış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda yüzde 40,32 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana harcama gruplarının yıllık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 8,94, ulaştırmada 5,22 ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda 5,21 yüzde puan oldu. TÜFE gıda ve alkolsüz içeceklerde aylık yüzde 1,61 arttı En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun aylık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 1,61 artış, ulaştırmada yüzde 2,59 artış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda yüzde 2,25 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana grupların aylık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 0,40, ulaştırmada 0,44 ve konutta 0,27 yüzde puan oldu. Endekste kapsanan 174 alt sınıftan (Amaca Göre Bireysel Tüketim Sınıflaması-COICOP 2018 5'li Düzey) 2026 yılı Temmuz ayı itibarıyla, 50 alt sınıfın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 7 alt sınıfın endeksinde değişim olmadı. 117 alt sınıfın endeksinde ise artış gerçekleşti. Özel kapsamlı TÜFE göstergesi yıllık yüzde 30,98 arttı, aylık yüzde 1,66 arttı İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE'deki değişim, 2026 yılı Temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 1,66 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 18,78 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 30,98 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 31,28 artış olarak gerçekleşti. Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yıllık yüzde 27,83 arttı, aylık yüzde 1,52 arttı Yİ-ÜFE 2026 yılı Temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 1,52 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 17,86 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 27,83 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 27,54 artış gösterdi. Yİ-ÜFE imalat ürünlerinde yıllık yüzde 28,96 arttı Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 41,81 artış, imalatta yüzde 28,96 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 11,69 artış ve su temininde yüzde 28,85 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında yüzde 26,79 artış, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 26,57 artış, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 32,46 artış, enerjide yüzde 26,62 artış ve sermaye mallarında yüzde 21,28 artış olarak gerçekleşti. Yİ-ÜFE imalat ürünlerinde aylık yüzde 1,06 arttı Sanayinin dört sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 4,22 azalış, imalatta yüzde 1,06 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 9,65 artış ve su temininde yüzde 1,49 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında yüzde 0,81 artış, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 0,40 artış, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 1,33 artış, enerjide yüzde 4,83 artış ve sermaye mallarında yüzde 1,09 artış olarak gerçekleşti.

MHP Lideri Bahçeli: Biz ne Kerkük’ü unuturuz ne Musul’u Haber

MHP Lideri Bahçeli: Biz ne Kerkük’ü unuturuz ne Musul’u

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Partisinin TBMM Grup Toplantısında açıklamalarda bulundu. Bahçeli, 3 Mayıs Milliyetçiler Günü, Kerkük’te Türk vali atanması ve Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen’in Türkiye’ye ilişkin sözleri başta olmak üzere gündeme ilişkin birçok konuyu ele aldı. "Ekonomik gerilimler ve siyasal fay hatları daha da sertleşmektedir" Dünyanın sıkıntılı bir imtihandan geçtiğini belirten Bahçeli, böyle zamanlarda kenetlenmenin tarihi bir tavır olduğunu dile getirdi. Bahçeli, "Küresel sistemin sütunlarında çatlaklar belirginleşmekte, jeopolitik zemin kaymakta, ekonomik gerilimler ve siyasal fay hatları daha da sertleşmektedir. Devletler irade, milletler metanet, toplumlar ise sabır testine zorlanmaktadır. Haritalar yerinde dursa bile anlamlar yer değiştirmektedir. Sınırlar sabit görünse bile tehditlerin mahiyeti değişmektedir. İşte böylesi zamanlarda millet olmanın manası da daha da derinleşir. İşte böylesi zamanlarda birbirimize daha sıkı sarılmak tarihi bir zaruret halini alır. İşte böylesi zamanlarda ayrılığı büyüten her dil, gevşekliği çoğaltan her tavır, hafızayı aşındıran her müdahale geleceğe kurulmuş bir tuzak olarak karşımıza çıkar. Onun içindir ki bizler bugünlerde yalnız bugünü konuşamayız. Maziyi de konuşmak zorundayız. İstikbali de konuşmak zorundayız" diye konuştu. "3 Mayıs Milliyetçiler Günü, Türk milliyetçiliğinin varoluş tarihinde mümtaz bir mevkidir" Bahçeli, 3 Mayıs Milliyetçiler Günü’ne az bir vakit kaldığını söyleyen Bahçeli, "Önümüzdeki günlerde idrak edeceğimiz 3 Mayıs Milliyetçiler Günü, Türk milliyetçiliğinin varoluş tarihinde mümtaz bir mevki, mücadele hafızasında müstesna bir merhale, gönüllerde ise sönmeyen bir meşaledir. ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir’ sözü, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün millet tasavvurunu en veciz şekilde ortaya koyan tariflerden biridir. Millet, yalnızca aynı hudutlar içinde yaşayan insanların toplamı olarak anlaşılmamalıdır. Millet, aynı kaderi yüklenmiş, aynı vatanda yan yana durmayı tarih önünde iradeye dönüştürmüş, zaman içinde birbirinin acısına alışmış, sevincine iştirak etmiş, hafızasını müşterek hatıralarla beslemiş beşerî ve siyasî bir terkiptir" ifadelerine yer verdi. "3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin Türk gençliğinin omuzlarında yükseldiği gündür" Türk milliyetçiliğinin geçici heveslerin değil, ülküye adanmışların davası olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Türk milliyetçiliği, günü kurtarmaya memur dar kadroların değil; asırları inşa etmeye namzet olanların mirasıdır. Tarihine yaslanan, töresiyle yaşayan, terbiyesini köklerinde bulanların yegâne sancağıdır. İşte bu nedenle 3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin şerefli bir hatırası olmanın da üstünde bir manaya sahiptir. 3 Mayıs, Milliyetçi Hareket Partisi’ni bugüne taşıyan iradenin hangi ateşlerle sınandığının, hangi zincirlerle kuşatıldığının, hangi tertiplerle yolundan koparılmak istendiğinin başlıca timsalidir. 3 Mayıs, millet şuurunun taviz kabul etmeyen bir iradeye dönüşmesidir. 3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin yalnız bir fikir cereyanı olarak kalmayıp bir ahlak, bir şahsiyet ve bir mücadele disiplini hâlinde tecelli etmesidir. 3 Mayıs, devrin karanlığı karşısında sinmeyenlerin, tehdit karşısında eğilmeyenlerin, baskı karşısında susmayanların vakur duruşudur. 3 Mayıs, Türk milletinin kendi kimliğine, kendi tarihine, kendi istikbaline ve kendi manevi-milli varlığına sahip çıkma iradesinin billurlaşmış halidir. 3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin Türk gençliğinin omuzlarında yükseldiği gündür" açıklamasında bulundu. "Milliyetçi Hareket Partisi, Türk milliyetçiliğinin siyasetteki yegane kalesidir" Bahçeli, 3 Mayıs tarihinde mahkeme salonlarında direnenlerin sadece bir fikri savunmadığını belirterek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Geri çekilmek mümkündü. Fakat onlar Türk milliyetçiliğini bir tercih değil, bir mecburiyet olarak gördüler. Başbuğumuz Alparslan Türkeş ise o fikri sadece müdafaa edilen bir mefkûre olmaktan çıkarıp bir teşkilat iradesine dönüştürdü. Şehitlerimizin aziz hatıraları üzerine yükselen Türk-İslam davası, Milliyetçi Hareket Partisi ile birlikte Türk milliyetçisinin yüreğinde kökleşmiş, istikbalinde mevzilenmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi, Türk milliyetçiliğinin siyasetteki yegane kalesidir. Milliyetçi Hareket Partisi, devletin ve milletin varlığında kendi varlığını eritenlerin burcudur. Milliyetçi Hareket Partisi, mayası bozulmamışların, tuzu kokmamışların, çizgisi eğrilmemişlerin, hedeften sapmamışların, yoldan çıkmamışların son sığınağıdır." "Kerkük, Türkmen varlığının kadim bir parçasıdır" Milliyetçiliklerinin yalnız Anadolu coğrafyasına sıkıştırılabilecek bir itibar davası olarak görülemeyeceğinin altını çizen Bahçeli, nerede bir Türk yaşıyorsa, orasının gönül haritalarının bir parçası olduğunu kaydetti. Bahçeli, Türk milliyetçiliğinin; sınırları ötesinde bastırılmak istenen Türkmenlerin sesinin muhafızı olduğunu ifade ederek, "Türk milliyetçiliği, unutturulmak istenen tarihin, silinmek istenen hatıraların müdafaa hattıdır. Bu hattın yol bulduğu satıh da Misak-ı Milli coğrafyasıdır. Misak-ı Milli coğrafyası denildiğinde ise yüreklerimize hasret düşmektedir. Bu hasretlerin başında ise Kerkük gelmektedir. Kerkük, ecdadımızın hüzünle yoğrulmuş emaneti, onur mücadelesinin bayraktarı, Türkmen varlığının kadim bir parçasıdır" ifadelerini kullandı. "Kerkük’ün çilesi büyük olsa da Türkmen’in seciyesi daha büyüktür" Kerkük’teki yangının ateşini Ankara’dan gördüklerini ve bunu da Türk olmanın bir gereği olarak idrak ettiklerini söyleyen Bahçeli, Kerkük Türkmenlerinin uzun süredir maruz bırakıldığı zulmün, Türk milletinin vicdanına kazınmış kahredici bir imtihan olduğunu belirtti. Bahçeli, birçok Türkmen ailenin yurdundan edilmek istendiğini de söyleyerek, "Türkmeneli’nde Türkçenin sesini kısmaya, tarihi mevcudiyeti bulandırmaya, milli kimliği zayıflatmaya, kadim Türk yurdunu siyasi oyunlar ve demografik tertiplerle özünden koparmaya yeltenenler olmuştur. Ancak bilinmelidir ki Kerkük’ün çilesi büyük olsa da Türkmen’in seciyesi daha büyüktür" dedi. "Türkiye terör belasından kurtuldukça Kerkük’te kurulan yeni düzen bölgeye nefes aldıracaktır" Muhammed Seman Ağa’nın Kerkük Valisi seçilmesinin, tarihi acılara bir merhem olduğunu belirten Bahçeli, "Bu gelişme, Kerkük’te Türkmen varlığının ötelenemeyeceğini, görmezden gelinemeyeceğini ve silinemeyeceğini yeniden ilan etmiştir. Şehirde yükselen kardeşlik vurgusu; Türkmen’i yok saymayan, Arap’ı dışlamayan, Kürt’ü ötekileştirmeyen, Süryani’yi silmeyen, herkesin hukukunu tanıyan, fakat Türkmen varlığını da asli ve kurucu bir hakikat olarak teslim eden bir dengenin müjdesidir. Nasıl ki Türkiye Yüzyılının kutlu hedefi terörden arınmış, huzurun hüküm sürdüğü Terörsüz Türkiye ise; gönül coğrafyamızdaki arzumuz da aynı istikamettedir. Türkiye terör belasından kurtuldukça Kerkük’te kurulan yeni düzen bölgeye nefes aldıracaktır. Bizim muradımız; tefrikadan, tahakkümden ve terörden arınmış bir Türkiye ile huzurun ve kardeşliğin kök saldığı bir bölge iklimidir" şeklinde konuştu. "Ne Kerkük’ü unuturuz ne Musul’u zihnimizden çıkarırız" Bahçeli, Kerkük’ün bir miras, Türkmenlerin ise sahipsiz bırakılmayacak bir emanet olduğunu dile getirerek, "Kerkük bir daha pazarlık masalarına konu olmayacaktır. Soydaşlarımız canıyla, malıyla, diliyle ve duasıyla yurdundan koparılamayacaktır. Huzurumuz hiçbir karanlık denklemin, hiçbir kalleş müzakerenin malzemesi hâline getirilemeyecektir. Türkçenin sesi kısılamayacak, hiçbir Türkmen ocağının ışığı söndürülemeyecektir. Devran dönmüştür. Asır Türk asrıdır, Türkiye asrıdır. Kerkük yaşayacak, Türkmeneli doğrulacak, Allah’ın izniyle de ebediyen yaşayacaktır. Biz ne Kerkük’ü unuturuz ne Musul’u zihnimizden çıkarırız ne de soydaşlarımızı sahipsiz bırakırız. Kerkük’ten Doğu Türkistan’a; Karabağ’dan Kıbrıs’a kadar ahde vefanın adı olan bütün kardeşlerimizin yanındayız. Çizgimizden sapmayız, yolumuzdan şaşmayız, hedefi şaşırmayız" değerlendirmesinde bulundu. "Kerkük'ün eski günlerine dönmesini sağlayacak adımlar atılmalı" Irak’ın Türkiye için sıradan bir komşu olmadığını aktaran Bahçeli, "Irak'ta huzur güçlendikçe Türkiye'nin güney hattı rahatlar. Irak'ın birliği korundukça bölgesel denge sağlamlaşır. Bu nedenle Türkiye'nin Irak siyaseti yalnız kriz ve güvenlik başlıklarına sıkıştırılamaz. Terörle mücadele hayati ve öncelikli olmakla birlikte ilişkilerin ufku enerji, ulaştırma, su yönetimi, sınır ticareti, altyapı, eğitim, kültür ve karşılıklı yatırımlarla genişletilmelidir. Kerkük ise bu büyük resmin en hassas başlığıdır. Türkiye için Kerkük, etnik bir gerilim alanı olmaktan önce ortak hafızanın ve birlikte yaşama iradesinin sembolüdür. Arzumuz, Kerkük'ün Türkmeniyle, Arabıyla, Kürdüyle, Süryanisiyle Irak'ın egemenliği altında güvenli, adil ve müreffeh bir şehir olarak güçlenmesidir. Irak'la dostluğumuz iyi niyet beyanlarında kalmamalıdır. Kerkük'ün eski günlerine yeniden dönmesini sağlayacak adımlar atılmalı ve ticaret yolları, enerji hatları, güvenlik istişareleri, yatırımlar ve somut kalkınma projeleriyle kökleşmelidir" diye konuştu. "Avrupa Komisyonu Başkanı’nın ağzından dökülen bu söz, dilin kazası olarak görülemez" Bahçeli, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen’in ‘Avrupa kıtasının ‘Rus, Türk veya Çin etkisine bırakılmaması gerektiğine’ ilişkin sözlerine de tepki göstererek, "Bu söz, sıradan bir cümle gibi geçiştirilemez. Avrupa Birliği yürütme organının en üst siyasi makamından çıkan bu ifade, bir yorumcunun, bir köşe yazarının ya da tali bir aktörün beyanı sayılamaz. Avrupa Komisyonu Başkanı’nın ağzından dökülen bu söz, dilin kazası olarak görülemez; zihnin derinliğinde duran tasnifin, kibrin ve çifte standardın dışavurumudur. Nitekim bu küstah dilin ‘jeopolitik bakımdan sorunlu’, ‘gerçeklikten kopuk’ ve ‘çifte standartlı’ bulunduğu bizzat kendi çevrelerinde dile getirilmiştir" dedi. "Avrupa Türkiye’siz yapamaz" Bahçeli, Türkiye’nin bölgesinde bir kilit ülke olduğunu da kaydederek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Bizim yönümüz asırlardır Batı’yla temas eden, Batı’yı tanıyan, gerektiğinde onunla mücadele eden, gerektiğinde onunla müzakere eden büyük tarih çizgisi içinde şekillenmiştir. Ne Brüksel bize geldiğimiz yeri gösterebilir, ne Avrupa bürokrasisi Türkiye’ye yürüyeceği yolu tarif edebilir. Türkiye’nin Rusya ile, Çin ile, Türk dünyasıyla, İslam coğrafyasıyla, Avrupa ile ve dünyanın sair merkezleriyle hangi ölçüde, hangi çerçevede ve hangi derinlikte ilişki kuracağına blok taassubu karar veremez; buna ancak millî menfaatin hükmünde işleyen devlet aklı karar verir. Buradan açıkça ifade ediyorum; Avrupa Türkiye’siz yapamaz. Güvenlikte yapamaz, enerjide yapamaz, göç yönetiminde yapamaz, ulaştırmada yapamaz ve bölgesel dengeyi kurarken yapamaz. Fakat Türkiye de Avrupa’nın tasniflerine mahkûm bir ülke hüviyetinde görülemez. Türkiye, Avrupa’sız da tarihtir, devlettir, hafızadır, coğrafyadır, merkezdir, hakikattir. Temennimiz şudur: Avrupa, zihin altına sinmiş bu hadsizliklerle yüzleşsin. Muhasebesini sloganla değil gerçeklikle yapsın. Türkiye’ye karşı kurduğu dili çıkar hesabıyla değil rasyonaliteyle yenilesin."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.