Hava Durumu

#Güvenlik

Yeni Dönem Gazetesi - Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Anahtar Parti Yıldırım İlçe Başkanı Yıldırım: Kapasite yetmiyor Haber

Anahtar Parti Yıldırım İlçe Başkanı Yıldırım: Kapasite yetmiyor

Anahtar Parti Yıldırım İlçe Başkanı Tayfun Yıldırım, Genel Merkez Stratejik ve İletişim Ofisi Başkan Yardımcısı Fuat Üçüncü, Bursa Medya ve Tanıtım Başkan Yardımcısı Murat Yiğit, Yıldırım Tarım Politikaları Başkanı Timur Şimşek, Yıldırım Kadın Aile ve Sosyal Politikalar Başkanı Asuman Üçüncü ve Yıldırım İlçe Sekreteri Günel Seferoğlu, YeniDönem Gazetesi’ni ziyaret ederek hem saha çalışmaları hem de yerel sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. ‘DEVLETİN ÇEKİRDEĞİ’ İlçede 8 aydır yoğun bir saha programı yürüttüklerini ifade eden Başkan Yıldırım, günlük en az 4-5 programla vatandaşla doğrudan temas halinde olduklarını söyleyerek, muhtarlarla sürekli iletişimde olduklarını vurguladı. Yıldırım, “Mahallelerin sorunları en iyi hakim olan kişiler muhtarlar. Hangi mahallede hangi sokakta ne sorun var en iyi onlar biliyor. Onlar devletin çekirdeği. Dolayısıyla biz de onlarla sıklıkla temasta bulunuyor, sorunları tespit ederek belediye başkanına iletiyoruz” ifadelerini kullandı. ‘HASTA YÜKÜ AĞIR’ Son dönemlerdeki hastane alanı tartışmalarına da değinen Başkan Tayfun Yıldırım, ilçedeki sağlık altyapısına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Yıldırım, “Âtıl alanlar dediler ama diş hastanesi aktif, âtıl değil. Ancak göğüs hastanesinin tamamı âtıl durumda. 6500 metrekarelik bir alanın satılmasından söz ediliyor. Yıldırım’da bir devlet hastanesi, iki özel hastane var. 654 bin nüfuslu bir ilçeden bahsediyoruz. Günlük hasta yükü çok yüksek; hastane başına düşen yoğunluk ciddi bir tablo ortaya koyuyor. Özel hastanelerde ise vatandaşlar ciddi maliyetlerle karşılaşıyor” açıklamasında bulundu. Şevket Yılmaz Hastanesi’nin yetersiz kaldığına vurgu yapan Yıldırım, hastanedeki yoğunluktan kaynaklı ciddi sıkıntılar yaşandığını, güvenlik görevlilerinin zaman zaman şiddete maruz kaldığını, hasta ve hasta yakınlarının dahi kavga ettiğini belirtti. GÜVENLİK KAYGISI İlçedeki en önemli sorunlar arasında uyuşturucu ve kentsel dönüşümün yer aldığını dile getiren Yıldırım, vatandaşların özellikle güvenlik ve gelecek kaygısı yaşadığını belirtti. Yıldırım sokaklarında özellikle akşam saatlerinde güvenle yürünemediğini belirten Yıldırım, “Bırakın kadınlar erkekleri için bile durum bu. Biz sahaya da çıkarak yerinde tespit yapıyoruz. Uyuşturucu ile mücadele ve güvenlik konularında daha etkin bir yapı gerekiyor. İnsanların kendini güvende hissetmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. ‘SAMANLI’ SORUSU Yıldırım, ilçenin sosyo-ekonomik yapısına da dikkat çekerek, “Yıldırım’ın demografik yapısı belli, işçi ağırlıklı ve gelir seviyesi ortada. İnsanların hem maddi hem psikolojik yükü var. Bu kadar gerginliğin olduğu bir ortamda sağlık hizmetlerinin yetersiz kalması büyük sorun. Acil servislerde bile yoğunluk nedeniyle ciddi sıkıntılar yaşanıyor” ifadelerini kullandı. İlçenin Türkiye’de nüfus yoğunluğu en yüksek bölgelerden biri olduğunu vurgulayan Yıldırım, “51 ilden daha büyük bir yerden bahsediyoruz. Kilometrekareye düşen nüfus çok yüksek. Böyle bir tabloda sağlık tesislerini azaltmak yerine artırmak gerekir. Hastaneler zaten yetersizken bir de sağlık tesisleri satılıyor. Samanlı’ya şehir hastanesi yapılacaktı. Nerede?” diye sordu. ‘ÜYE SAYIMIZ SÜREKLİ ARTIYOR’ İlçede siyasi nezaketi ön planda tuttuklarını belirten Yıldırım, vatandaşlardan yoğun ilgi gördüklerini ve ilçe binasına her gün farklı siyasi görüşlerden ziyaretçiler geldiğini belirten Başkan Yıldırım, “Anahtar Parti olarak hem Bursa’nın genelinde hem de Yıldırım ilçesinde aktif üye ile çalışmalarımızı sürdürüyoruz ve sahadaki temaslarımız artarak devam edecek” ifadelerini kullandı. ‘TABELA PARTİSİ DEĞİLİZ’ Başkan Yıldırım, Mustafa Bozbey’in adli süreciyle ilgili ise, “Bir suç varsa ortada elbette cezalandırılmalı. Fakat burada 7 yıl önceki bir soruşturma söz konusu. 7 yıl önce neredeydiniz? Aday da yapılmasaydı o zaman” dedi. Anahtar Parti’nin sağlam bir kadro ile çalıştığının da altını çizen Başkan Yıldırım, “Biz parti kurmak için, parti kurmadık. Tabela partisi de değiliz. Çalışmalarımız tam gaz devam ediyor. Yeni yeni ivmeleniyoruz. Daha çok çalışacağız. Halktan gelen olumlu tepkilerle bunun yansımasını da görüyoruz” ifadelerini kullandı.

MHP Lideri Bahçeli: Biz ne Kerkük’ü unuturuz ne Musul’u Haber

MHP Lideri Bahçeli: Biz ne Kerkük’ü unuturuz ne Musul’u

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Partisinin TBMM Grup Toplantısında açıklamalarda bulundu. Bahçeli, 3 Mayıs Milliyetçiler Günü, Kerkük’te Türk vali atanması ve Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen’in Türkiye’ye ilişkin sözleri başta olmak üzere gündeme ilişkin birçok konuyu ele aldı. "Ekonomik gerilimler ve siyasal fay hatları daha da sertleşmektedir" Dünyanın sıkıntılı bir imtihandan geçtiğini belirten Bahçeli, böyle zamanlarda kenetlenmenin tarihi bir tavır olduğunu dile getirdi. Bahçeli, "Küresel sistemin sütunlarında çatlaklar belirginleşmekte, jeopolitik zemin kaymakta, ekonomik gerilimler ve siyasal fay hatları daha da sertleşmektedir. Devletler irade, milletler metanet, toplumlar ise sabır testine zorlanmaktadır. Haritalar yerinde dursa bile anlamlar yer değiştirmektedir. Sınırlar sabit görünse bile tehditlerin mahiyeti değişmektedir. İşte böylesi zamanlarda millet olmanın manası da daha da derinleşir. İşte böylesi zamanlarda birbirimize daha sıkı sarılmak tarihi bir zaruret halini alır. İşte böylesi zamanlarda ayrılığı büyüten her dil, gevşekliği çoğaltan her tavır, hafızayı aşındıran her müdahale geleceğe kurulmuş bir tuzak olarak karşımıza çıkar. Onun içindir ki bizler bugünlerde yalnız bugünü konuşamayız. Maziyi de konuşmak zorundayız. İstikbali de konuşmak zorundayız" diye konuştu. "3 Mayıs Milliyetçiler Günü, Türk milliyetçiliğinin varoluş tarihinde mümtaz bir mevkidir" Bahçeli, 3 Mayıs Milliyetçiler Günü’ne az bir vakit kaldığını söyleyen Bahçeli, "Önümüzdeki günlerde idrak edeceğimiz 3 Mayıs Milliyetçiler Günü, Türk milliyetçiliğinin varoluş tarihinde mümtaz bir mevki, mücadele hafızasında müstesna bir merhale, gönüllerde ise sönmeyen bir meşaledir. ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir’ sözü, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün millet tasavvurunu en veciz şekilde ortaya koyan tariflerden biridir. Millet, yalnızca aynı hudutlar içinde yaşayan insanların toplamı olarak anlaşılmamalıdır. Millet, aynı kaderi yüklenmiş, aynı vatanda yan yana durmayı tarih önünde iradeye dönüştürmüş, zaman içinde birbirinin acısına alışmış, sevincine iştirak etmiş, hafızasını müşterek hatıralarla beslemiş beşerî ve siyasî bir terkiptir" ifadelerine yer verdi. "3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin Türk gençliğinin omuzlarında yükseldiği gündür" Türk milliyetçiliğinin geçici heveslerin değil, ülküye adanmışların davası olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Türk milliyetçiliği, günü kurtarmaya memur dar kadroların değil; asırları inşa etmeye namzet olanların mirasıdır. Tarihine yaslanan, töresiyle yaşayan, terbiyesini köklerinde bulanların yegâne sancağıdır. İşte bu nedenle 3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin şerefli bir hatırası olmanın da üstünde bir manaya sahiptir. 3 Mayıs, Milliyetçi Hareket Partisi’ni bugüne taşıyan iradenin hangi ateşlerle sınandığının, hangi zincirlerle kuşatıldığının, hangi tertiplerle yolundan koparılmak istendiğinin başlıca timsalidir. 3 Mayıs, millet şuurunun taviz kabul etmeyen bir iradeye dönüşmesidir. 3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin yalnız bir fikir cereyanı olarak kalmayıp bir ahlak, bir şahsiyet ve bir mücadele disiplini hâlinde tecelli etmesidir. 3 Mayıs, devrin karanlığı karşısında sinmeyenlerin, tehdit karşısında eğilmeyenlerin, baskı karşısında susmayanların vakur duruşudur. 3 Mayıs, Türk milletinin kendi kimliğine, kendi tarihine, kendi istikbaline ve kendi manevi-milli varlığına sahip çıkma iradesinin billurlaşmış halidir. 3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin Türk gençliğinin omuzlarında yükseldiği gündür" açıklamasında bulundu. "Milliyetçi Hareket Partisi, Türk milliyetçiliğinin siyasetteki yegane kalesidir" Bahçeli, 3 Mayıs tarihinde mahkeme salonlarında direnenlerin sadece bir fikri savunmadığını belirterek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Geri çekilmek mümkündü. Fakat onlar Türk milliyetçiliğini bir tercih değil, bir mecburiyet olarak gördüler. Başbuğumuz Alparslan Türkeş ise o fikri sadece müdafaa edilen bir mefkûre olmaktan çıkarıp bir teşkilat iradesine dönüştürdü. Şehitlerimizin aziz hatıraları üzerine yükselen Türk-İslam davası, Milliyetçi Hareket Partisi ile birlikte Türk milliyetçisinin yüreğinde kökleşmiş, istikbalinde mevzilenmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi, Türk milliyetçiliğinin siyasetteki yegane kalesidir. Milliyetçi Hareket Partisi, devletin ve milletin varlığında kendi varlığını eritenlerin burcudur. Milliyetçi Hareket Partisi, mayası bozulmamışların, tuzu kokmamışların, çizgisi eğrilmemişlerin, hedeften sapmamışların, yoldan çıkmamışların son sığınağıdır." "Kerkük, Türkmen varlığının kadim bir parçasıdır" Milliyetçiliklerinin yalnız Anadolu coğrafyasına sıkıştırılabilecek bir itibar davası olarak görülemeyeceğinin altını çizen Bahçeli, nerede bir Türk yaşıyorsa, orasının gönül haritalarının bir parçası olduğunu kaydetti. Bahçeli, Türk milliyetçiliğinin; sınırları ötesinde bastırılmak istenen Türkmenlerin sesinin muhafızı olduğunu ifade ederek, "Türk milliyetçiliği, unutturulmak istenen tarihin, silinmek istenen hatıraların müdafaa hattıdır. Bu hattın yol bulduğu satıh da Misak-ı Milli coğrafyasıdır. Misak-ı Milli coğrafyası denildiğinde ise yüreklerimize hasret düşmektedir. Bu hasretlerin başında ise Kerkük gelmektedir. Kerkük, ecdadımızın hüzünle yoğrulmuş emaneti, onur mücadelesinin bayraktarı, Türkmen varlığının kadim bir parçasıdır" ifadelerini kullandı. "Kerkük’ün çilesi büyük olsa da Türkmen’in seciyesi daha büyüktür" Kerkük’teki yangının ateşini Ankara’dan gördüklerini ve bunu da Türk olmanın bir gereği olarak idrak ettiklerini söyleyen Bahçeli, Kerkük Türkmenlerinin uzun süredir maruz bırakıldığı zulmün, Türk milletinin vicdanına kazınmış kahredici bir imtihan olduğunu belirtti. Bahçeli, birçok Türkmen ailenin yurdundan edilmek istendiğini de söyleyerek, "Türkmeneli’nde Türkçenin sesini kısmaya, tarihi mevcudiyeti bulandırmaya, milli kimliği zayıflatmaya, kadim Türk yurdunu siyasi oyunlar ve demografik tertiplerle özünden koparmaya yeltenenler olmuştur. Ancak bilinmelidir ki Kerkük’ün çilesi büyük olsa da Türkmen’in seciyesi daha büyüktür" dedi. "Türkiye terör belasından kurtuldukça Kerkük’te kurulan yeni düzen bölgeye nefes aldıracaktır" Muhammed Seman Ağa’nın Kerkük Valisi seçilmesinin, tarihi acılara bir merhem olduğunu belirten Bahçeli, "Bu gelişme, Kerkük’te Türkmen varlığının ötelenemeyeceğini, görmezden gelinemeyeceğini ve silinemeyeceğini yeniden ilan etmiştir. Şehirde yükselen kardeşlik vurgusu; Türkmen’i yok saymayan, Arap’ı dışlamayan, Kürt’ü ötekileştirmeyen, Süryani’yi silmeyen, herkesin hukukunu tanıyan, fakat Türkmen varlığını da asli ve kurucu bir hakikat olarak teslim eden bir dengenin müjdesidir. Nasıl ki Türkiye Yüzyılının kutlu hedefi terörden arınmış, huzurun hüküm sürdüğü Terörsüz Türkiye ise; gönül coğrafyamızdaki arzumuz da aynı istikamettedir. Türkiye terör belasından kurtuldukça Kerkük’te kurulan yeni düzen bölgeye nefes aldıracaktır. Bizim muradımız; tefrikadan, tahakkümden ve terörden arınmış bir Türkiye ile huzurun ve kardeşliğin kök saldığı bir bölge iklimidir" şeklinde konuştu. "Ne Kerkük’ü unuturuz ne Musul’u zihnimizden çıkarırız" Bahçeli, Kerkük’ün bir miras, Türkmenlerin ise sahipsiz bırakılmayacak bir emanet olduğunu dile getirerek, "Kerkük bir daha pazarlık masalarına konu olmayacaktır. Soydaşlarımız canıyla, malıyla, diliyle ve duasıyla yurdundan koparılamayacaktır. Huzurumuz hiçbir karanlık denklemin, hiçbir kalleş müzakerenin malzemesi hâline getirilemeyecektir. Türkçenin sesi kısılamayacak, hiçbir Türkmen ocağının ışığı söndürülemeyecektir. Devran dönmüştür. Asır Türk asrıdır, Türkiye asrıdır. Kerkük yaşayacak, Türkmeneli doğrulacak, Allah’ın izniyle de ebediyen yaşayacaktır. Biz ne Kerkük’ü unuturuz ne Musul’u zihnimizden çıkarırız ne de soydaşlarımızı sahipsiz bırakırız. Kerkük’ten Doğu Türkistan’a; Karabağ’dan Kıbrıs’a kadar ahde vefanın adı olan bütün kardeşlerimizin yanındayız. Çizgimizden sapmayız, yolumuzdan şaşmayız, hedefi şaşırmayız" değerlendirmesinde bulundu. "Kerkük'ün eski günlerine dönmesini sağlayacak adımlar atılmalı" Irak’ın Türkiye için sıradan bir komşu olmadığını aktaran Bahçeli, "Irak'ta huzur güçlendikçe Türkiye'nin güney hattı rahatlar. Irak'ın birliği korundukça bölgesel denge sağlamlaşır. Bu nedenle Türkiye'nin Irak siyaseti yalnız kriz ve güvenlik başlıklarına sıkıştırılamaz. Terörle mücadele hayati ve öncelikli olmakla birlikte ilişkilerin ufku enerji, ulaştırma, su yönetimi, sınır ticareti, altyapı, eğitim, kültür ve karşılıklı yatırımlarla genişletilmelidir. Kerkük ise bu büyük resmin en hassas başlığıdır. Türkiye için Kerkük, etnik bir gerilim alanı olmaktan önce ortak hafızanın ve birlikte yaşama iradesinin sembolüdür. Arzumuz, Kerkük'ün Türkmeniyle, Arabıyla, Kürdüyle, Süryanisiyle Irak'ın egemenliği altında güvenli, adil ve müreffeh bir şehir olarak güçlenmesidir. Irak'la dostluğumuz iyi niyet beyanlarında kalmamalıdır. Kerkük'ün eski günlerine yeniden dönmesini sağlayacak adımlar atılmalı ve ticaret yolları, enerji hatları, güvenlik istişareleri, yatırımlar ve somut kalkınma projeleriyle kökleşmelidir" diye konuştu. "Avrupa Komisyonu Başkanı’nın ağzından dökülen bu söz, dilin kazası olarak görülemez" Bahçeli, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen’in ‘Avrupa kıtasının ‘Rus, Türk veya Çin etkisine bırakılmaması gerektiğine’ ilişkin sözlerine de tepki göstererek, "Bu söz, sıradan bir cümle gibi geçiştirilemez. Avrupa Birliği yürütme organının en üst siyasi makamından çıkan bu ifade, bir yorumcunun, bir köşe yazarının ya da tali bir aktörün beyanı sayılamaz. Avrupa Komisyonu Başkanı’nın ağzından dökülen bu söz, dilin kazası olarak görülemez; zihnin derinliğinde duran tasnifin, kibrin ve çifte standardın dışavurumudur. Nitekim bu küstah dilin ‘jeopolitik bakımdan sorunlu’, ‘gerçeklikten kopuk’ ve ‘çifte standartlı’ bulunduğu bizzat kendi çevrelerinde dile getirilmiştir" dedi. "Avrupa Türkiye’siz yapamaz" Bahçeli, Türkiye’nin bölgesinde bir kilit ülke olduğunu da kaydederek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Bizim yönümüz asırlardır Batı’yla temas eden, Batı’yı tanıyan, gerektiğinde onunla mücadele eden, gerektiğinde onunla müzakere eden büyük tarih çizgisi içinde şekillenmiştir. Ne Brüksel bize geldiğimiz yeri gösterebilir, ne Avrupa bürokrasisi Türkiye’ye yürüyeceği yolu tarif edebilir. Türkiye’nin Rusya ile, Çin ile, Türk dünyasıyla, İslam coğrafyasıyla, Avrupa ile ve dünyanın sair merkezleriyle hangi ölçüde, hangi çerçevede ve hangi derinlikte ilişki kuracağına blok taassubu karar veremez; buna ancak millî menfaatin hükmünde işleyen devlet aklı karar verir. Buradan açıkça ifade ediyorum; Avrupa Türkiye’siz yapamaz. Güvenlikte yapamaz, enerjide yapamaz, göç yönetiminde yapamaz, ulaştırmada yapamaz ve bölgesel dengeyi kurarken yapamaz. Fakat Türkiye de Avrupa’nın tasniflerine mahkûm bir ülke hüviyetinde görülemez. Türkiye, Avrupa’sız da tarihtir, devlettir, hafızadır, coğrafyadır, merkezdir, hakikattir. Temennimiz şudur: Avrupa, zihin altına sinmiş bu hadsizliklerle yüzleşsin. Muhasebesini sloganla değil gerçeklikle yapsın. Türkiye’ye karşı kurduğu dili çıkar hesabıyla değil rasyonaliteyle yenilesin."

Başkan Aslan: Okullarımız şiddetin değil, geleceğin kalesidir Haber

Başkan Aslan: Okullarımız şiddetin değil, geleceğin kalesidir

Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, eğitim kurumlarında artan şiddet olaylarına ilişkin Bursa’da düzenlediği basın açıklaması yaptı. Anahtar Parti Genel Merkez Eğitim Politikaları Başkanlığı koordinasyonunda 81 ilde eş zamanlı yapılan açıklamaya, Eğitim Politikalarından Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Kemal Karakaya, ilçe başkanları ve çok sayıda partili katıldı. Aslan, Bursa Milli Eğitim Müdürlüğü önünde gerçekleştirilen açıklamada konuşarak son dönemde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan saldırıların toplumda derin bir yara açtığını belirtti. Aslan, “Artık yeter! Okullarımız şiddetin değil, geleceğin kalesidir” dedi. ‘EMANETLER KORUNAMIYOR’ Toplumda artan endişeye dikkat çeken Aslan, velilerin çocuklarını okula gönderirken artık huzursuzluk yaşadığını ifade etti. Başkan Aslan okulların güvenli alanlar olması gerektiğini vurgulayarak, “Okul kapısından giren her çocuk bizlere emanettir. Ancak bugün bu emaneti korumakta ciddi zafiyetler yaşandığı ortadadır” ifadelerinde bulundu. ‘KINAMA YETMEZ!’ Aslan sadece kınama mesajlarıyla sorunun çözülemeyeceğini dile getirdi. Yetkililere somut adımlar atılması çağrısında bulunan Aslan, “Güvenlik temennilerle değil, sistemli ve profesyonel çözümlerle sağlanır” diyerek eğitim kurumları için üç temel öneri sundu. Aslan’ın önerileri arasında; çocuk psikolojisi, kriz yönetimi ve öfke kontrolü alanlarında eğitim almış özel güvenlik personelinin okullarda görevlendirilmesi, akıllı kartlı giriş-çıkış sistemlerinin kurulması ve yapay zekâ destekli güvenlik uygulamalarıyla şüpheli hareketlerin önceden tespit edilmesi yer aldı. ‘ÇOCUKLARIMIZ KORKMASIN’ “Güvenli okul, güvenli gelecek demektir” ifadelerini kullanan Aslan, “Çocuklarımızın korkmadan teneffüse çıkabildiği, öğretmenlerimizin can güvenliği endişesi taşımadığı bir eğitim ortamı istiyoruz” dedi. GÜVEN ADASI VURGUSU Açıklamasının sonunda hayatını kaybeden öğretmen ve öğrenciler için rahmet dileyen Aslan, yetkililere çağrısını yineleyerek okulların birer ‘güven adasına’ dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. Basın açıklaması, “Çocuklarını koruyamayanların koruyacak başka hiçbir şeyi kalmaz. Çocuklarımızı korumak, geleceğimizi korumaktır” sözleriyle sona erdi.

Lisede silahlı saldırı dehşeti: 16 yaralı Haber

Lisede silahlı saldırı dehşeti: 16 yaralı

Saldırganın 19 yaşında okulun eski bir öğrencisi olduğunu söyleyen Vali Şıldak, şuanda 12 yaralının tedavisinin Siverek Devlet Hastanesinde sürdüğünü, diğer 4 kişinin ise Şanlıurfa’da tedavi altına alındığını vurguladı. Vali Şıldak, "Sabah saatlerinde 09.30 sularında 2007 doğumlu okulun eski bir öğrencisinin pompalı av tüfeği ile okula girerek rastgele ataş açması sonucu 16 kişi yaralandı. Yaralılardan 4’ü öğretmen, 1'i polis memuru, 1'i kantin işletmecisidir. Şükürler olsun can kaybımız yok. 2 öğretmen 2 öğrencinin sağlık durumu biraz daha orta seviyede olduğu için il merkezine sevkedildi. 12 yaralımızın tedavileri Siverek Devlet Hastanesinde devam ediyor. Olayı çok yönlü araştırıyoruz. Saldırgan okulun eski bir öğrencisi, sadece 9. sınıfta bulunuyor daha sonra açık öğretim lisesine geçmiş. 2007 doğumlu. Okul içerisinde polisimizin müdahalesiyle sıkıştırıldı ve kendi canına kıydı. Okulu tahliye ettik. Büyük üzüntü duyuyoruz. Soruşturmamız devam ediyor" dedi. Okul saldırganının kimliği tespit edildi Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde lisede 16 kişinin yaralandığı olayda saldırganın 19 yaşındaki Ömer Ket olduğu öğrenildi. Hasan Çelebi Mahallesi'nde bulunan Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'ne yapılan silahlı saldırıda 4 öğretmen 1 polis ve bir kantin işletmecisi ile 10 öğrenci yaralandı. Saldırıyı gerçekleştirenin okulun eski öğrencisi 19 yaşındaki Ömer Ket olduğu öğrenildi. Ömer Ket saldırının ardından intihar etmişti. Siverek Belediye Başkanı Bucak: "Öğretmenlerimizden 2’sinin durumu ağır, toplam 3 hayati tehlikesi olan yaralımız var" Siverek Belediye Başkanı Ali Murat Bucak, olayın, evinden çıktığı sırada oturduğu sokakta meydana geldiğini belirterek, "İki öğretmenimizin durumu ağır. Toplam 3 hayati tehlikesi olan yaralı var" dedi. Olayın yaşandığı okulun şimdiye kadar hiçbir güvenlik problemi olmadığına dikkat çeken Başkan Ali Murat Bucak, TGRT Haber’de verdiği bilgilerde, şu ifadeleri kullandı: "Olayın yaşandığı yer başarılı bir okulumuz. Daha önce hiçbir güvenlik problemi olmadı. İlçe Jandarma’nın karşısında yer alan bir okul. İlk müdahaleyi yapan kısa bir süre sonra, sivil jandarma ve polis ekipleri oldu. Öğretmenlerimizden 2’sinin durumu ağır. Toplam 3 hayati tehlikesi olan yaralımız var. Üst katta camdan atlayan çocuklarda var. Yaralıların diğerlerinin hayati tehlikesi yok. Olayda kendi hayatına son veren genç, okulun eski bir öğrencisi. Okul ile ilişiği kesilmiş bir öğrenci". Hastanede yaralıları da ziyaret eden Başkan Ali Murat Bucak, ilçede durumun sakin olduğunu sözlerine ekledi. Şanlıurfa'da 16 öğrencinin yaralandığı saldırıyı görgü tanığı anlattı Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde bir lisede silahlı düzenlenen silahlı saldırıda 16 öğrenci yaralandı. Görgü tanığı korku dolu anları anlattı. Edinilen bilgiye göre, olay, Siverek ilçesine bağlı Hasan Çelebi Mahallesi'nde bulunan Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, 18-20 yaşlarında olduğu öne sürülen bir kişi, elindeki uzun namlulu silahla okul bahçesi ve içerisinde rastgele ateş açtı. Olayda 16 öğrenci yaralandı. Saldırganın daha sonra aynı silahla intihar ettiği öne sürüldü. İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve jandarma özel harekat ekipleri sevk edildi. Güvenlik güçlerince okulda bulunan öğrencilerin büyük bölümünün tahliye edildiği öğrenildi. Yaralı öğrenciler, olay yerindeki ilk müdahalelerinin ardından hastanelere sevk edildi. Görgü tanıklarından Gökhan Başaranoğlu, "17-18 yaşlarında bir çocuktu. Dış kapıdan içeri girer, girmez elindeki uzun namlulu silahla ateş açmaya başladı. Önce sağa sola, ardından da okula ateş açtı. Daha sonra koşarak okul içerisine girdi. İçerde direkt önüne gelene sıktı. Daha sonra öğrenciler bağırdı, herkes bir yere kaçtı" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Polis Haftası' mesajı Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Polis Haftası' mesajı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Polis Teşkilatı'nın 181. kuruluş yıl dönümü ve Polis Haftası dolayısıyla İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve beraberindeki heyeti kabul etti. Kabulde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, polislerin devletin göz bebeği, milletin iftihar vesilesi olduğunu söyledi. Konuşmasının başında tüm emniyet görevlilerine selam gönderen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Öncelikle polis teşkilatımızın 181. kuruluş yıl dönümünün teşkilat mensuplarımız için ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Sizlerle birlikte tüm polislerimizin Polis Haftası'nı canı gönülden tebrik ediyorum. Farkındalık çalışmaları başta olmak üzere Polis Haftası münasebetiyle tertip edilen tüm etkinliklerin emniyet teşkilatımız ile milletimiz arasındaki gönül bağlarını daha da güçlendirmesini temenni ediyorum. Merhum Mehmet Akif Ersoy'un o veciz ifadesiyle ‘istiklaline aşık' bu aziz milletin istiklal ve istikbali için canlarını feda eden tüm polislerimizi, askerlerimizi, jandarmalarımızı, güvenlik korucularımızı ve isimlerini kalbimize nakşettiğimiz kahramanları rahmetle, minnetle yad ediyorum. Muhterem gazilerimize hayırlı, sağlıklı ömürler diliyor, kendilerine şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu. "Emniyet teşkilatımız, suç ve suçluların tamamına karşı gözünü kırpmadan mücadele ediyor" Polislerin Türkiye'nin güvenliği için her türlü mücadeleyi verdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şunu büyük bir memnuniyetle ifade etmek istiyorum. Emniyet teşkilatımız en son salı günü bir kere daha şahit olduğumuz gibi terör örgütlerinden zehir tacirlerine, trafik magandalarından siber çetelere suç ve suçluların tamamına karşı gözünü kırpmadan mücadele ediyor. Yüksek bir şuur ve özveriyle 86 milyonun huzur ve güvenliği için canları pahasına görev yapan tüm polislerimize sizleri vesile kılarak bugün bir kez daha teşekkür ediyor, Rabbim ayağınıza taş değdirmesin diyorum" dedi. "Türkiye'nin güvenli liman olarak temayüz etmesinde polislerimizin büyük payı bulunuyor" Türkiye'nin dünyada güvenilir bir izlenime sahip olmasında Polis Teşkilatı'nın önemli bir yeri olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Değerli arkadaşlar bölgemizdeki kriz, gerilim ve çatışma ortamının şiddetlendiği bu dönemde Türkiye'nin güvenli liman olarak temayüz etmesinde polislerimizin büyük payı bulunuyor. Sizler yeri geldiğinde sokak vandallarıyla, yeri geldiğinde birlik ve kardeşliğimizi hedef alan terörist unsurlarla, yeri geldiğinde 15 Temmuz darbe teşebbüsünde yaşandığı gibi köksüz ve satılık vatan hainleriyle mücadele ettiniz. Milletimizin başını yastığa rahatça koyması, huzur ve esenlik içinde hayat sürmesi için gerektiğinde ailenize ayıracağınız zamandan feragat ederek kendinizi ülkenize ve milletinize adadınız. Bunun için her birinizi tebrik ediyorum. Şunu hiçbir zaman unutmayın; polisimiz devletimizin gözbebeğidir, milletimizin iftihar vesilesidir. Bu aziz millet, istiklal harbinin en sancılı günlerinde müstevlilerin işgal altında tuttuğu Gaziantep Akyol Polis Karakolu'nda serpuşundan çıkardığı ay yıldızlı al bayrağı önce öpüp, sonra karakolun gönderine çeken Serkomiser Mehmet Fevzi Efendi'yi nasıl unutmadıysa 15 Temmuz gecesi hem milletimizin hem de milletimizin namusuna sahip çıkan kahraman polislerimizi, şehit ve gazilerimizi nasıl ebediyen hafızasına kazıdıysa, sizlerin bu emeğini, bu çabasını, bu adanmışlığını da asla unutmayacaktır. Bizler de devlet olarak emniyet teşkilatımızın yanında olmaya, sizlere her anlamda en güçlü desteği sunmaya inşallah devam edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle polis teşkilatımızın 181. yaşını tebrik ediyor, Polis Haftası'nın bir kez daha ülkemiz, emniyet teşkilatımız ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Şehitlerimizi rahmetle yad ediyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyor, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine sevgi ve saygılarımı iletiyorum. Meslek hayatınızda her birinize başarılar diliyor, Rabbim yolunuzu da, bahtınızı da açık etsin diyorum." İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ise, polislerin gece gündüz demeden görev yaptığını vurguladı. Polis teşkilatının asayişten terörle mücadeleye, narkotik suçlardan siber suçlara ve düzensiz göçle mücadeleye kadar geniş bir alanda kararlılıkla görevini sürdürdüğünü dile getiren Bakan Çiftçi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliği ve desteğiyle teşkilatın teknik kapasitesi ile operasyon kabiliyetinin son derece arttığını belirtti. Şehit polisleri de rahmetle anan Çiftçi, gazilere sağlıklı ve uzun ömürler diledi. Görev başındaki tüm emniyet mensuplarına başarı temennisinde bulunan Bakan Çiftçi, kabul dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür etti.

Başkan Yılmaz: Şahin Biba Bursa'ya hayırlı olsun Haber

Başkan Yılmaz: Şahin Biba Bursa'ya hayırlı olsun

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, rüşvet, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama ve imar kirliliğine neden olma" suçlarından tutuklanması ve geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığınca görevden uzaklaştırılmasının ardından, belediye meclisi, yeni başkan vekilini seçmek için belediye binasındaki meclis salonunda toplandı. Üçüncü turun sonunda, Başkan Vekilliğine 61 oyla AK Partili Meclis Üyesi Şahin Biba seçildi. Yıldırım Belediye Başkanı ve Meclis Başkanvekili Oktay Yılmaz, toplantı sonrası basın mensuplarının sorularını cevapladı. Bursa Valiliğinin davetiyle birlikte saat 11'de Bursa Büyükşehir Belediye Meclis oturumunu başlattıklarını belirten Meclis Başkanvekili Oktay Yılmaz, "Ancak, oturuma saat 12.00'dan sonra başlayabildik. Cumhur İttifakı ve bağımsız üyelerin katılımıyla meclisin yüzde 58'inin katılımıyla bir meclis oturumu geliştirdik. Katılan oylarının tamamını alarak yani meclisin yüzde 58 oyunu alarak 61 oy alan Şahin Biba arkadaşımız Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili olarak inşallah bundan sonraki süreci yönetecektir" dedi. Basın mensuplarının 'Bursalılara bir mesajınız olacak mı?' sorusuna Yılmaz şu şekilde cevap verdi; "Tabii ki iddialar ağır, imar kirliliğine sebep olmak, suçtan kaynaklanan paranın aklanması, rüşvet, yolsuzluk gibi iddialar ve somut deliller var. Bursa'nın bu lekeden kurtulmasını öncelikli arzumuz. Bu noktada görevden uzaklaştırıldığında yasalar çok açık bir şekilde diyor ki. Yetki Bursa Büyükşehir Belediye Meclisinindir. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi Bursa'daki tüm ilçe belediye başkanlarından ve yine ilçelerin seçtiği büyükşehir meclis üyelerinden oluşmaktadır. Aslında böyle bir kriz ortamında şehir yönetiminin güvenlik kilidi Bursa Büyükşehir Belediye Meclisidir. Bu noktada Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi bugün seçim yaparak. Bursa'nın 1 saniye kaybetmesinin 1 kuruş kaybetmesine geçit vermemiş ve başkan vekilini seçmiştir." Su fiyatları ve ulaşım ile ilgili alınacak kararlara ise Yılmaz, "Bundan sonraki süreçte Cumhur İttifakı olarak böyle bir öneride bulunmuştuk. Bundan sonraki süreçte Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba kararını verecek ve sizlerle paylaşacaktır. Suda olduğu gibi Ulaşımda da yapılacaklara Büyükşehir Belediye Başkan Vekili cevap verecektir. Benim görevim meclisi birinci başkan vekili olarak yönetmekti ve hamdolsun bu süreci tamamlayarak Bursa Büyükşehir Başkan Vekili Şahin Biba'ya teslim ettik" cevabını verdi. CHP'li meclis üyeleri de içeri alınmadıkları iddialarını yalanlayan Yılmaz, "Biz saat 11.00'da geldiğimizde Cumhuriyet Halk Partisi'nden bir belediye başkanı ve meclis üyeleri salonda idi. Yine İYİ Parti grubundan meclis üyelerimiz grup odalarındaydı. Bağımsız üyemiz zaten oradaydı. Ancak burada takdir edersiniz ki meclisin sınırlı sayıda misafir kabul edebiliyor. Biz bu noktada parti başkanlarımızı, milletvekillerimizi misafir edebileceğimizi ifade ettik. Çok geniş bir hücum olduğunu sizler de gördünüz. Hatta otoparktaki giriş katındaki kapı camının kırıldığına siz de şahit oldunuz. Böyle bir kaosun önüne de geçilmesi gerekiyordu. Biz burada tüm meclis üyelerimizi aslında içeri almak istedik. Birebir kendim de aradım. Başkanımızla o anlamda ilçe belediye başkanımızla irtibat kurarak almak istediğimizi, yardımcı olmak istediğimizi ifade ettik. Ancak Cumhuriyet Halk Partili meclis üyeleri, meclis grubu, meclise girmemeyi tercih etti. Girse sonuç değişecek miydi? Elbette sonuç değişmeyecekti. Çünkü Cumhur İttifakı zaten oyların çoğunluğuna sahipti. Bursa'mıza hayırlı olsun inşallah" dedi.

Polis Özel Harekat 43. yılını kutluyor: Köklü geçmiş, güçlü gelecek Haber

Polis Özel Harekat 43. yılını kutluyor: Köklü geçmiş, güçlü gelecek

Hazırlanan filmde, Polis Özel Harekat birimlerinin kuruluş sürecinden itibaren karşılaştığı zorluklar, üstlendiği kritik görevler ve sergilediği fedakarlıklar etkileyici bir anlatımla aktarıldı. Aynı zamanda günümüzde ulaşılan modern yapı, gelişmiş teknolojik imkanlar ve yüksek operasyonel kabiliyetler de ön plana çıkarıldı. "Geçmişin tecrübesiyle bugünün gücü" vurgusunun öne çıktığı tanıtım filmi, teşkilatın sürekli gelişen ve kendini yenileyen yapısını gözler önüne serdi. 22 Mart 1983’te kurulan Özel Harekat birimleri, geçen 43 yılda hem teknolojik donanım hem de operasyonel güç açısından önemli bir gelişim kaydetti. Terörle mücadelede üstlendiği kritik görevlerle öne çıkan teşkilat, Türkiye’nin iç güvenliğinde kilit rol oynamaya devam ediyor. Yurt içinde gerçekleştirdiği operasyonların yanı sıra yurt dışında da eğitim faaliyetleri yürüten Özel Harekat, dost ve müttefik ülkelerin güvenlik güçlerine katkı sağlayarak uluslararası alanda da saygın bir konuma ulaştı. Özellikle Afrin Harekatı başta olmak üzere birçok önemli operasyonda gösterdiği başarıyla dikkat çekti. Disiplinli yapısı, yüksek eğitim seviyesi ve kararlılığıyla öne çıkan Özel Harekat personeli, değişen şartlara hızla uyum sağlayarak görevini sürdürmeye devam ediyor. 43 yıllık köklü geçmişe sahip Özel Harekat Başkanlığı, Türkiye’nin güvenliği için gece gündüz demeden çalışmalarını sürdürüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.