Hava Durumu

#Hürmüz Boğazı

Yeni Dönem Gazetesi - Hürmüz Boğazı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hürmüz Boğazı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Trump: İran anlaşma yapmak için can atıyor Haber

Trump: İran anlaşma yapmak için can atıyor

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da emeklilik planlarına erişimi kolaylaştıran bir başkanlık kararnamesinin imza töreninde basın mensuplarının sorularına cevap verdi. ABD ekonomisinin İran savaşına rağmen çok iyi durumda olduğunu söyleyen Trump, "Ülke, askeri bir operasyona rağmen gerçekten çok iyi durumda. Ben buna savaş demiyorum, askeri operasyon diyorum" dedi. ABD Başkanı Trump, "İran bir anlaşma yapmak için can atıyor. Size sadece bunu söyleyebilirim. Detaylara girmek istemiyorum. Ama nükleer silah sahibi olmalarına izin verilemez" dedi. "Bazılarının 'savaş' olarak adlandıracağı bir durumun içindeyiz" Trump, İran’a yönelik saldırılara ilişkin, "İnsansız hava aracı (İHA) üretim tesislerinin yaklaşık yüzde 82’si, füze üretim tesislerinin ise yaklaşık yüzde 90’ı imha edildi. Ve birçok füzeleri de etkisiz hale getirildi. Bazılarını kullandılar ama biz, kullandıklarından daha fazlasını imha ettik. Olanlar, gerçekten dikkat çekici. Anlaşma yapmak istiyorlar" dedi. Trump, "Bazılarının 'savaş' olarak adlandıracağı bir durumun içindeyiz" ifadelerini kullandı. ABD’de borsanın rekor kırdığı bir dönemde olduklarını savunan Trump, "Bir yangını söndürmemiz gerekiyor. Bu yangın İran’da yaşanıyor. Nükleer silah istiyorlar. Nükleer kapasitelerini tamamen yok ettik. Böylece nükleer bomba elde edemediler" dedi. Mevcut durumda İran’ın çok kötü bir halde olduğunu söyleyen Trump, "Hiçbir şeyleri kalmadı. Liderleri de dahil. Liderleri ortadan kaldırıldı. Birinci kademe liderleri de gitti, ikinci kademe de. Şimdi, üçüncü kademe ile meşgulüz ama ne olacağını göreceğiz" dedi. "Ekonomileri çöküyor" İran’a uygulanan ablukanın çok güçlü olduğunu savunan Trump, "Ekonomileri çöküyor. Petrol gelirleri yok. Umarım yakında çözülür" dedi. İran ile görüşmelerde tıkanma söz konusu olup olmadığı sorusuna Trump, "Anlaşma yapmak istiyorlar ama liderlerinin kim olduğu bile net değil. Bu da bir sorun. Liderlik, büyük ölçüde ortadan kaldırıldı" dedi. ABD’de yakıtın galon fiyatının ortalama 4,30 dolar seviyesine yükselmesine ilişkin bir soruyu yarıda keserek cevaplayan Trump, "Ama İran’ın nükleer silahı olmayacak. Savaş bittiğinde fiyatlar hızla düşecek" dedi. Trump, "Eğer İran nükleer silah elde etseydi ve bunu kullansaydı, dünyanın tamamı farklı bir yer haline gelirdi" şeklinde konuştu. İspanya ve İtalya’dan asker çekmeyi düşünebileceğini söyledi Almanya konusunda olduğu gibi İspanya ve İtalya’dan da asker çekmeyi düşünüp düşünmediğine ilişkin bir soru alan Trump, "Evet, muhtemelen. Neden düşünmeyeyim. İtalya bize hiçbir şekilde yardımcı olmadı. İspanya ise korkunçtu. Kesinlikle korkunç. NATO’yu biliyorsunuz. Mesele sadece kötü olmaları değil. Güzel bir şekilde "Tamam, yardım edeceğiz ama biraz yavaş ilerliyoruz" deseler başka bir şey" dedi. ABD’nin Avrupa’ya Ukrayna konusunda büyük destek sağladığını vurgulayan Trump, "Ukrayna’yı berbat ettiler. Ukrayna’nın bizimle hiçbir ilgisi yok ama biz onlara Ukrayna konusunda yardım ettik. Bildiğiniz gibi arada okyanus var, bu onların meselesi. Onlar için bu adeta kapılarının önü" dedi. Diğer yandan Avrupa’nın ABD’nin İran konusundaki yardım talebine bu duruma "karışmak istemedikleri" cevabını verdiklerini söyleyen Trump, "İşin ilginç tarafı, Hürmüz Boğazı’nı onlar kullanıyor. Biz kullanmıyoruz ve ihtiyacımız da yok. Çok petrolümüz var. Bu nedenle onların, 'Size yardım etmek isteriz' demesini beklerdik ama demediler. Almanya korkunç bir iş çıkarıyor. Göç sorunları var, enerji sorunları var, her türlü sorunları var. Ukrayna konusunda da büyük bir sorunları var çünkü karmaşa içindeler" dedi. Merz’in eleştirilerine değindi Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in kendisine yönelik eleştirilerine değinen Trump, "İran konusunda yaptığım şey yüzünden beni eleştirdi. Ama ben ona 'İran’ın elinde nükleer silah olmasını ister misin?' dedim. O da bana, 'Hayır, istemem' dedi. Ben de, 'O zaman sanırım haklıyım' dedim. Buna verecek bir cevabı yoktu. Sonuç olarak, bu dünya için, ülkemiz için, özellikle İsrail, Orta Doğu ve Avrupa için İran’ın nükleer silah sahibi olmasına izin veremezsiniz" dedi. ABD basınını eleştirdi ABD basınının savaşı sanki İran kazanıyormuş gibi gösterdiğinden şikayet eden Trump, "Bu korkunç bir şey. Biz müzakere ediyoruz, onlar bizim basınımızdan ne kadar iyi durumda olduklarını okuyorlar. Oysa bir mağarada oturuyorlar ve tüm liderleri ölü. Etraftaki herkes ölü. Füzeler her yerde. Donanmaları yok, hava kuvvetleri yok, hiçbir şeyleri yok. Tahran’ın ortasında vurulmadan uçuyoruz çünkü hava savunmaları yok. Ama savaşı kazandıklarını okuyorlar" dedi. Trump, "İran’ı darmadağın ediyoruz. Bugün bize yakın olan bir ülkeden telefon aldım. Bir Orta Doğu ülkesi. Dedi ki, "Efendim, artık lütfen onları vurmayın. Zaten darmadağın oldular. "Lütfen" dedi. Gerçekten "lüften" dedi" şeklinde konuştu. ABD Başkanı Trump İran'ın zenginleştirilmiş uranyumuna ilişkin, Nükleer tozu almak istiyoruz. Çok derinlerde. Onu çıkarmak için ekskavatörler ve başka şeyler gerekiyor ama almak istiyoruz. Bir şekilde alacağız. Ya bize nükleer 'tozu' verecekler ya da biz alacağız" dedi.

Birleşik Arap Emirlikleri, OPEC ve OPEC+'tan ayrılıyor Haber

Birleşik Arap Emirlikleri, OPEC ve OPEC+'tan ayrılıyor

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütünde (OPEC) Suudi Arabistan ve Irak'ın ardından 3'üncü en büyük üretici olan Birleşik Arap Emirlikleri, 1 Mayıs'tan itibaren geçerli olmak üzere OPEC ve OPEC+ üyeliklerinden ayrılma kararı aldı. BAE Enerji Bakanlığından yapılan açıklamada, kararın ülkenin üretim politikası ve kapasitesine yönelik kapsamlı bir değerlendirme sonrasında ulusal çıkarlar göz önünde bulundurularak alındığı ifade edildi. Ülkenin piyasa istikrarına bağlı kalmaya devam edeceği ve bu doğrultuda diğer üretici ve tüketicilerle iş birliğini sürdüreceği aktarıldı. Ayrıca, OPEC'ten ayrılmanın BAE'nin piyasa dinamiklerine daha esnek bir şekilde yanıt verebilmesinin önünü açacağı vurgulandı. "Politika kararıdır" Enerji Bakanı Süheyl Muhammed el-Mezrui, karar konusunda Suudi Arabistan ile istişare edilip edilmediği sorusuna, konunun başka bir ülkeyle gündeme getirilmediği cevabını verdi. El-Mezrui, "Bu bir politika kararıdır. Üretim düzeyine ilişkin mevcut ve gelecekteki politikaların dikkatli bir şekilde değerlendirilmesinin ardından alınmış bir karardır" dedi. El-Mezrui, kararın Hürmüz Boğazı'ndaki mevcut durum nedeniyle piyasa üzerinde fazla bir etkisi olmayacağını öngördüklerini söyledi. El-Mezrui, BAE'nin uzun zamandır OPEC ve OPEC+ üyesi olduğunu, ancak dünyanın daha fazla enerjiye ihtiyaç duyacağını belirterek ülkesinin kararının bu ihtiyaçları karşılamaya yardımcı olacağını dile getirdi. Zamanlaması dikkat çekti Karar, OPEC üyesi İran'ın Orta Doğu'daki savaş sırasında haftalar süren füze ve insansız hava aracı saldırılarının hedefi olması ve aynı zamanda ülkenin savaş sırasında İran'a verilen yanıt ile Körfez ülkeleri arasındaki dayanışma eksikliği nedeniyle Arap Birliği ve Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi'nin eleştirildiği dönemde geldi. BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan'ın Danışmanı Enver Gargaş, pazartesi günü katıldığı bir forumda yaptığı konuşmada, İran saldırılarına Arap ve Körfez ülkelerinin verdiği tepkiyi eleştirmişti. Gargaş, "Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri lojistik olarak birbirlerini desteklediler, ancak siyasi ve askeri açıdan tarihsel olarak en zayıf konumda olduklarını düşünüyorum. Arap Birliği'nden bu zayıf tavrı bekliyordum ve buna şaşırmadım, ancak Körfez İşbirliği Konseyi'nden bunu beklemiyordum ve buna şaşırdım" ifadelerini kullanmıştı. 1967'de katılmıştı Uzun süredir OPEC üyesi olan BAE'nin 1 Mayıs'ta gruptan ayrılacak olması, dünyanın en büyük petrol üreticileri arasında yer alan ülkelerin üretimini koordine eden yapı ve bunun fiili lideri "Suudi Arabistan için büyük bir darbe" anlamına gelecek. İran'ın saldırıları ve Hürmüz Boğazı'ndaki transiti engellemesi ile ekonomisi büyük darbe alan BAE, 59 yıl boyunca OPEC kararlarında önemli rol oynamıştı. Körfez ülkesi, OPEC'e kuruluşundan 7 yıl sonra 1967'de katılmıştı. BAE'nin ayrılmasıyla OPEC üye sayısı 11'e düşecek. OPEC, 1960 yılında İran, Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Venezuela olmak üzere 5 ülke tarafından "üyeleri için istikrarlı gelir sağlamak üzere üretimi koordine etmek" amacıyla kurulmuştu.

ADF2026 tamamlandı Haber

ADF2026 tamamlandı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Belek turizm merkezindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu tamamlandı. "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" temasıyla 17-19 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen forum, üç gün boyunca liderleri, dışişleri bakanlarını, diplomatları, akademisyenleri ve üst düzey temsilcileri Antalya’da bir araya getirdi. ADF2026 kapsamında düzenlenen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın kapanış basın toplantısında verdiği bilgiye göre; forumda 150 ülke ve 66 uluslararası kuruluştan 6 bin 400 katılımcı yer aldı. Foruma ayrıca 23 devlet ve hükümet başkanı, 13 devlet ve hükümet başkan yardımcısı, meclis başkanları, 50 bakan ve 87 uluslararası kuruluşun üst düzey temsilcisi iştirak etti. Resmi açılış Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasıyla başladı Forumun resmi açılışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasıyla yapıldı. Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu’nu yalnızca diplomatik temasların yürütüldüğü bir organizasyon olarak değil, dünyanın nereye gittiğinin, insanlığın hangi değerler etrafında buluşabileceğinin ve yeni etkileşim alanlarının münazara edildiği bir platform olarak gördüklerini belirtti. Gazze mesajları açılışa damga vurdu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında en dikkat çeken başlıklardan biri Gazze oldu. Erdoğan, Gazze’de yaşananların yalnızca insani bir trajedi olarak okunamayacağını vurgulayarak, mevcut uluslararası düzenin neye izin verdiğini, neyi görmezden geldiğini ve kimi koruduğunu açık biçimde gösterdiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca, anlaşmazlıkların çözümünde sözün yerini silahların, müzakerenin yerini ise çatışmanın almaması gerektiğini belirterek barış ve diplomasinin önemine işaret etti. Forum Hakan Fidan’ın basın toplantısıyla tamamlandı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın resmi açılış konuşmasıyla başlayan forum, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın kapanışta düzenlediği basın toplantısıyla sona erdi. Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun farklı görüşleri, coğrafyaları ve çıkarları aynı masa etrafında buluşturan niteliğinin bu yıl da teyit edildiğini belirterek, forum marjında Gazze Barış Planı, Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmî Dışişleri Bakanları Toplantısı ve Balkan Barış Platformu başlıklarının ele alındığını söyledi. Fidan, belirsizliklerin ve çoklu krizlerin uluslararası sistemin baskın karakteri haline geldiği bir dönemde ADF’nin umut, diyalog ve çözüm zemini sunduğunu vurgularken, Türkiye’nin dış politikayı diplomasiyi barışın anahtarı olarak gören anlayışla sürdürmeye devam edeceğini ifade etti. Forumda öne çıkan başlıklar Üç gün süren forumda Gazze, Ukrayna-Rusya savaşı, İran merkezli gerilim, Hürmüz Boğazı, enerji güvenliği, bölgesel barış, serbest ticaret, bağlantısallık projeleri, Afrika’nın kalkınma potansiyeli, gıda güvenliği, kuraklık ve iklim değişikliği başlıkları öne çıktı. Yoğun ikili temas trafiği yaşandı Forum kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan da yoğun bir diplomasi trafiği yürüttü. Erdoğan, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Moldova Cumhurbaşkanı Maia Sandu, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Slovenya Cumhurbaşkanı Natasa Pirc Musar, Komorlar Birliği Cumhurbaşkanı Assoumani Azali, Burundi Cumhurbaşkanı Evariste Ndayishimiye ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Felix Tshisekedi ile bir araya geldi. Erdoğan ayrıca Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Gürcistan Başbakanı İrakli Kobahidze, Libya Millî Birlik Hükûmeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, IKBY Başkanı Neçirvan Barzani, Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi üyeleri ve AGİT Genel Sekreteri Feridun Sinirlioğlu ile de görüşmeler yaptı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da forum marjında Avusturya Avrupa ve Uluslararası İşler Bakanı Beate Meinl-Reisinger, Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha, Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İsviçre Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, Türkmenistan Dışişleri Bakanı Raşid Meredov ve çeşitli Afrikalı bakanlar ile temaslarda bulundu. Fidan ayrıca Türkiye-Mısır-Pakistan-Suudi Arabistan Dışişleri Bakanları Toplantısı, Gazze toplantısı, Balkan Barış Platformu Dışişleri Bakanları Toplantısı ve Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmî Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı’na ev sahipliği yaptı. Antalya bir kez daha diplomasinin merkezi oldu Açılışı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mesajlarıyla yapılan, kapanışı ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın basın toplantısıyla tamamlanan ADF2026 ile Antalya, üç gün boyunca çok sayıda liderler paneline, yuvarlak masa toplantısına, ikili görüşmeye ve özel oturuma ev sahipliği yaptı.

Bakan Fidan: Biz İsrail gibi değiliz Haber

Bakan Fidan: Biz İsrail gibi değiliz

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, NEST Kongre Merkezi'nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2026'nın kapanışı kapsamında "ADF Youth Talk" oturumuna katılarak, gazetecilerin sorularını yanıtladı. 5. Antalya Diplomasi Forumu'nu yoğun, nitelikli ve verimli bir programın ardından tamamladıklarını ifade eden Fidan, üç gün boyunca Antalya'nın bir kez daha küresel diplomasinin merkezlerinden biri haline geldiğini vurguladı. Oturumda Asya-Pasifik'ten Latin Amerika'ya, Avrupa'dan Orta Asya'ya kadar dünyanın dört bir yanından gelen liderlerin, karar alıcıların ve uzmanların aynı çatı altında bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunduğunu belirten Bakan Fidan, "Bu yıl 150 ülke ve 66 uluslararası kuruluştan 6 bin 400 katılımcı forumumuza katıldı. Bu sayı, hem kapsadığı coğrafya hem de katılımcı sayısı bakımından benzer organizasyonlarla kıyaslandığında oldukça yüksek bir düzeydedir. 23 devlet ve hükümet başkanı, 13 devlet ve hükümet başkan yardımcısı, meclis başkanları, 50 bakan ve 87 uluslararası kuruluşun üst düzey temsilcisi foruma iştirak etti. Forum kapsamında Sayın Cumhurbaşkanımız, Cumhurbaşkanı Yardımcımız ve bakanlarımız muhataplarıyla verimli temaslarda bulundu" dedi. Uluslararası gündemi belirleyen temaslar Forum kapsamında Recep Tayyip Erdoğan'ın yoğun ve verimli temaslar gerçekleştirdiğini dile getiren Bakan Fidan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve bakanların da Türkiye'ye gelen muhataplarıyla önemli görüşmeler yaptığını ifade etti. Fidan, forum süresince uluslararası gündemi şekillendirecek kritik toplantılara da ev sahipliği yapıldığını belirterek, "Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan ile gerçekleştirdiğimiz dörtlü toplantıda, bölgemizde barış ve istikrarı destekleyecek adımları ve seyrüsefer serbestisinin kalıcı şekilde tesisine yönelik olası girişimleri ele aldık" diye konuştu. Fidan, Gazze bağlamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayelerinde düzenlenen "Filistin için Tek Yürek: Eğitimde Yıkıma Karşı Geleceği Korumak" başlıklı oturumun forumun en anlamlı buluşmalarından biri olduğunu da ifade etti. "Arabuluculuk rolümüzü sürdüreceğiz" Diplomasinin tüm imkanlarından istifade ederek iş birliğini çeşitlendirmeyi ve dostluk köprülerini çoğaltmayı kararlılıkla sürdüreceklerini bildiren Bakan Fidan, "Kritik başlıklarda güven inşa etmeye, tarafları birbirine yaklaştırmaya ve gerektiğinde arabuluculuk rolü üstlenmeye aynı azimle devam edeceğiz. Türkiye'nin diplomasi alanındaki bu çekim gücü önümüzdeki dönemde de artan bir ivmeyle inşallah büyümeye devam edecek" şeklinde konuştu. "Bu dört ülke aslında daha geniş bir bölgenin temsili niteliğini taşıyor" "Pakistan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır dörtlü toplantısını, üçüncüsünü de ifade ettiğiniz gibi gerçekleştirdik ve bunu kamuoyuyla paylaştık" diyen Bakan Fidan, "En başından beri hedefimiz bu dört ülkenin bölgesel sahiplenmeyi gerektiren tüm konuları ele alarak sahici, gerçekçi ve uygulanabilir bir gündemle süreci ilerletmesidir. Liderlerimizin bu konuda bir iradesi var. Bizler de dışişleri bakanları olarak bu iradeyi ekonomi, teknoloji, sağlık ve savunma gibi birçok alanda hayata geçirmeye çalışıyoruz. Bizim inancımız şu; bu dört ülke aslında daha geniş bir bölgenin temsili niteliğini taşıyor. Ancak bölgedeki iş birliği imkanları yeterince kullanılmadığı için potansiyel tam anlamıyla hayata geçirilemiyor. Bu tespitten hareketle somut alanlarda iş birliğini geliştirmek için bir araya geliyoruz" şeklinde konuştu. "Müslüman ülkelere karşı bir askeri ittifak kurdular" Bölgede çok ciddi siyasi krizler ve çatışmaların olduğunu ifade eden Bakan Fidan, "Bu çatışmaların azaltılması ve istikrarın sağlanması için de neler yapılabileceğini değerlendiriyoruz. Biz İsrail gibi değiliz yani İsrail'in söylediğiniz gibi, onlar biliyorsunuz Kıbrıs ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile bir araya gelip bölgedeki Müslüman ülkelere karşı bir askeri ittifak kurdular. Biz onların yaptığını yapmıyoruz. Biz bölgemizdeki çatışmaları nasıl söndürürüz, ekonomik ilerlemeyi nasıl sağlarız, istikrarı nasıl hayata geçiririz onun arayışı içerisindeyiz. Biz şunu gördük: Eğer dışarıdan yardım beklemeye, kurtarıcı beklemeye bu bölge devam ederse, bu bölge ilelebet bu sorunlarla baş başa kalmaya devam edecek. Onun için akıllı aktörler hikmetle, geçmişten ders çıkartarak geleceklerine yön verirler. Diğer Gazze konusunda yaptığımız toplantıda da şu anda Gazze barış planının bir uygulama süreci var malumunuz. Gazze barış planının başlangıcına sebep olan sekizli grubun New York'ta biliyorsunuz geçtiğimiz yıl eylül ayında Sayın Trump'la liderlerimiz bir araya geldiler. Buradan çıkan görüş ve iradeyle Gazze barış planı, Barış Kurulu gibi mekanizmalar hayata geçirilmeye başlandı. Şimdi bunun kurucu ruhunu oluşturan bu ülkelerle tekrar bir araya geldik. Tüm bu Gazze soykırımını durdurmaya ve tersine çevirmeye yönelik çabalarımız, çalışmalarımız geride bıraktığımız süreç içerisinde nerede? Alınan kararlar, ortaya konan vizyon, yapısal kurumsallaşmalar bizi nereye getirdi? Bununla ilgili çok detaylı tartışmaları ele aldık" şeklinde konuştu. "Hürmüz Boğazı ile ilgili zihinlerde karışık bir durum var" Hürmüz Boğazı'yla ilgili şu anda zihinlerde karışık bir durum olduğunu belirten Fidan, "Zaman zaman işte tarafların açıldığı, zaman zaman kısmi bloke etmelerin olduğu yönünde beyanlar var. Uygulamayı da yakından takip ediyoruz. Deniz Kuvvetleri üzerinden bu konuda gelişmeler oldukça biz de kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğiz" dedi. "Umudumuz ateşkes anlaşmasına uyup bu süre içerisinde sorunlarını çözmeleri" İran ile ABD arasında Pakistan'ın arabuluculuğunda süren müzakereleri sadece yakından takip etmekle kalmadıklarını ifade eden Bakan Fidan, "Elimizden gelen bütün desteği vermeye çalışıyoruz. Hem Amerikalı hem İranlı taraflarla görüşerek, Pakistanlı kardeşlerimizin mevcut çabasına ne türden katkılar yapabiliriz, onun arayışı içerisindeyiz. Şimdi görüşmelerde kritik bir aşamaya gelindi. Ortada, yani bu herkesin malumu güzel olan şu; her iki taraf da çok ciddi bir niyetle, samimiyetle esas itibarıyla görüşmelere devam ediyor. Devam etme iradeleri var. Mevcut şu andaki ateşkesten sadece taraflar değil, bütün dünya açıkçası rahatlama içerisinde. Tabii ki bunun devam etmesi herkes için önemli ve ben savaşan tarafların da bunun bilincinde olduğunu görüyorum. Bu forumda da buluştuğumuz bütün aktörler doğudan, batıdan, kuzeyden, güneyden hepsi savaşın tekrar başlamaması için endişelerini sürekli bize iletiyor. Biz de bu konuda elimizden gelen bütün çabayı göstereceğimizi söylüyoruz. Geldiğimiz noktada tarafların hala bir tartışma içerisine olduğunu biliyoruz. Bu noktada araya girmek istemiyoruz ama gelmeden önce Pakistan tarafı ile önemli bir görüşme yaptım. Önümüzdeki hafta ateşkesin sona ermesi ile beraber tekrar yeni bir savaşın başlamasını hiç kimse istemiyor. Umudumuz tarafların dünya kamuoyunun yaptığı baskının etkisinde ateşkes süresinin uzatılması ve ateşkes süresi içerisinde bu güne kadar çözemedikleri ama çözme iradesinde oldukları sorunları çözmeleri" diye konuştu. Rusya-Ukrayna savaşında barış çabaları ve Türkiye'nin rolü İran-ABD arasındaki müzakereleri yakından takip ettikleri gibi Rusya-Ukrayna müzakerelerini de takip ettiklerini anlatan Fidan, "Orada da rol alıyoruz gerektikçe. Gerçekten beşinci yılına giren bu savaş artık bitmek durumunda, çok fazla maliyet üretti. Ama savaşın belli bir coğrafyada devam ediyor olması da kanıksanmış durumda. Bu aslında hem Ukrayna hem Rusya için iyi bir durum değil. Barış çabalarını artırarak devam ettirmemiz gerekiyor. Türkiye olarak bu konuda bizim vizyonumuz, çabamız ortada. Tarafları geçen yaz üç defa İstanbul'da bir araya getirdik. Tekrar getirmeye hazırız. İster teknik düzeyde ister liderler düzeyinde. Ama taraflar başka başkentlerde de bir araya geliyor. Bizim gördüğümüz şu anda aslında bunu da konuşuyoruz. Burada da söylemekte bir sıkıntı görmüyorum. Bir taraftan İran-Amerika müzakereleri devam ederken aslında İran-Amerika savaşı daha acil sorunları birden unutturdu. Yani Ukrayna'daki barış müzakerelerini ve Gazze'deki yürüyen barış planına dünya kamuoyunun birdenbire ilgisi azalır gibi oldu. Bunun bir yansıması olarak burada birtakım aksamalarla karşılaşmayı açıkçası biz stratejik endişeyle karşılıyoruz. Bunun olmaması için tarafları şimdiden uyarıyoruz. Tekrar tekrar diyoruz ki buralardan bizim dikkatimizi dağıtmamamız lazım. Hem Ukrayna hem Gazze meselesi oldukça önemli. Bu iki konudaki dikkatimizi devam ettirmeliyiz" şekline konuştu. Doğu Akdeniz'deki askeri ittifaka ilişkin değerlendirme İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi'nin bir araya gelip askeri ittifak kurmasının tehdit önceliği olduğunu söyleyen Fidan, "Yani Türkiye ile beraber diğer ülkeler, yani bunun başka türlü bir izlenim oluşturmasını da kimse bekleyemez. Bunun aksi yönünde bize ne öncesinde ne sonrasında bir güvence veya beyan verilmedi. Kimse bu ittifaklar oluşturulurken bize 'Ya biz bunu size karşı yapmıyoruz' demedi. Tam tersine bu ittifakın oluşturulduğu seremonide liderler yan yana iken İsrail başbakanının, hem Yunanistan başbakanının hem Kıbrıs Rum Kesimi cumhurbaşkanının bulunduğu yerde yaptığı beyanlar var. Bu ittifakın ruhunu neden yapıldığını tanımlayan. Şimdi bu gerçekler ortadayken, bizim ortaya koyduğumuz tepkinin Yunanistan'la aramızda yürüttüğümüz müzakere sürecinden dolayı az bile olduğunu düşünüyorum. O toplantıda İsrail başbakanının söylediği şeyler ortada, somut askeri yapılanmalar var, askeri iş birlikleri var. Şimdi bunu görmemezlikten gelemeyiz. Hani Yunanistan bunu başka türlü anlatabilir, saklayabilir. Kendisi zaten NATO ülkesi, daha sonra diğer ülkelerle bu türden bir askeri iş birliğine girmesi, Avrupa'da Yunanistan dışında bu türden bir askeri iş birliği veya ortak birlik kurma anlaşması imzalayan hiç kimse yok. Dolayısıyla bu -sadece bizim için değil- bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Söylemiyorlar ama bölgedeki bütün Müslüman ülkeler ciddi endişe içerisindeler ve soru soruyorlar. Bir de son zamanlarda İsrail'in bölgedeki işgalci ve yayılmacı politikasından hareketle. Şimdi böyle bir isim varken Türkiye gereksiz yere endişe üretiyormuş söyleminde bulunmak da doğru değil. Ortada gerçekler var, insanların endişeleri var bölge ülkelerinde. Türkiye kendisini koruyacak nitelikte ama bölgede daha zayıf nitelikte olup, bu askeri ittifaka endişeyle bakan ülkeler var" dedi. "Dünyanın başına bela olmuş durumda" Gazze'ye yönelik sorular üzerine Bakan Fidan, "Gazze'deki soykırımın değişik şekillerde devam ettirilmeye çalışıldığı gerçeği ortada. Yani insanlar açlığa mahkum edilerek, soğukta kalmaya zorlanarak, gerekli barınma imkanlarının sağlanmadığı ortada. Tabii ki bu var. Biz şunu görüyoruz, yani bunu her yerde de söyledik. Biz uluslararası toplum olarak bir araya geldik. Gazze Barış Planı'nı uygulamak için, hayata geçirmek için yoğun çaba içerisindeyiz. Cumhurbaşkanımızın bu konuda Sayın Trump ve bölge liderleriyle başlattığı yoğun müzakere süreci var son 1 yıldır. Ama buna rağmen İsrail'in asli niyeti olan Gazze'yi ister insanlarını öldürerek, ister sürerek insansızlaştırmaya yönelik politikasının değişmediğini bütün herkes biliyor. Sadece söylemiyor. Herkes biliyor bunu. Dolayısıyla uluslararası toplum Antalya Diplomasi Forumu'nda da çok sık kullanıldığı gibi diplomasinin bütün imkanlarını kullanarak bunu engelleme yolunda gereken adımları atma yönünde çok ciddi çaba ortaya koyuyor. Bu sorun -İsrail yayılmacılığı sorunu- yani sizin anlattığınız o uzun sorunu biz öyle tanımlıyoruz. İsrail yayılmacılığı sorunu sadece bölgenin değil, artık dünyanın bir güvenlik sorunu haline gelmiştir. Bu yayılmacılığın hangi yöntemlerle, uluslararası toplum tarafından nasıl durdurulacağı meselesi yine uluslararası toplumun kendi ana gündem maddelerinden biridir. Süreç içerisinde ben bu konuda da olumlu gelişmeler olacağını düşünüyorum. Bir araya geldiğimiz bütün aktörler aynı endişeyi taşıyor. Yani İsrail'in bu yayılmacılığına artık kimse bahane bulabilecek durumda değil. Sürdürülebilir de değil. Sürekli uluslararası krizlerin tetiklendiği ve uluslararası krizleri tetikleyen irrasyonel, fundamentalist bir hükümetten söz ediyoruz. Dünyanın başına bela olmuş durumda. Bu sadece Türkiye'nin sorunu değil. Bazıları çok fazla Türkiye'yle ilişkilendirmeye çalışıyor da bu sadece bizim sorunumuz değil. Sadece bölgenin de sorunu değil. Dünyanın başına bela olmuş bir güvenlik sorunundan bahsediyoruz. Orada bir fundamentalist hükümetten dolayı" diye konuştu. Antalya Diplomasi Forumu'nda bu yıl 150 ülkeden ve 66 uluslararası kuruluştan toplam 6 bin 400 katılımcı yer aldı. Forum kapsamında 23 devlet ve hükümet başkanı, 13 devlet ve hükümet başkan yardımcısı ile 50 bakan ağırlandığ.

ESDER Bursa Orta Doğu’nun şifrelerini masaya yatırdı Haber

ESDER Bursa Orta Doğu’nun şifrelerini masaya yatırdı

Programın açılış konuşmasını yapan İbrahim Özacar, Ahilik geleneğinin önemine dikkat çekerek ticarette ahlak ve maneviyatın korunması gerektiğini vurguladı. “ORTA DOĞU’YU ANLAMAK İÇİN 4 TEMEL ANALİZ ŞART” Konuşmasında küresel ve bölgesel gelişmeleri dört ana başlık altında ele alan Gündoğan, ilk olarak “güç üretme analizi”ne değindi. Coğrafyanın stratejik önemine işaret eden Gündoğan, Hürmüz Boğazı örneği üzerinden jeopolitik konumun belirleyici rol oynadığını ifade etti. İkinci başlık olan ekonomik politika kontrolüne değinen Gündoğan, dünya petrol üretimi ile ticaret hacmi arasındaki farkın dikkat çekici olduğunu belirterek, ekonomik sistemin küresel ölçekte farklı dinamiklerle yönetildiğini söyledi. Türkiye’nin kritik bir süreçten geçtiğini vurgulayan Gündoğan, “Siyasi hesaplara kurban edilmemeliyiz, ipi bıraktığımız an kaybederiz” dedi. Üçüncü başlıkta “tekno-politik analiz”e dikkat çeken Gündoğan, teknolojinin savaşların seyrini değiştirdiğini ifade etti. İran’ın füze teknolojisinde uzun yıllara dayanan yatırımlarla önemli mesafe kat ettiğini belirten Gündoğan, Türkiye’nin ise özellikle son yıllarda savunma sanayisindeki atılımlarla güç kazandığını söyledi. “TÜRKİYE TEKNOLOJİYLE SÖZ SAHİBİ OLDU” Gündoğan, Baykar öncülüğünde geliştirilen yerli ve milli teknolojilerin Türkiye’yi uluslararası arenada daha etkin hale getirdiğini vurgulayarak, nükleer, uzay ve bilişim alanlarındaki gelişmelerin önemine dikkat çekti. Dördüncü başlık olan “teo-politik analiz” kapsamında ise inanç temelli politikaların Orta Doğu’da belirleyici rol oynadığını ifade eden Gündoğan, İran ve İsrail’in bu çerçevede hareket eden iki önemli aktör olduğunu söyledi. AHİ EVRAN VURGUSU Konuşmasında Ahi Evran’ın öğretilerine de değinen Gündoğan, “eline, beline, diline sahip ol” nasihatini günümüz şartlarına uyarlayarak yorumladı. Bu sözlerin; coğrafyaya hâkim olmayı, stratejik geçitleri kontrol etmeyi ve manevi değerlere sahip çıkmayı ifade ettiğini belirtti. Yoğun ilgi gören konferans, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.

'İran, nükleer faaliyetlerini 5 yıl durdurmayı teklif etti' Haber

'İran, nükleer faaliyetlerini 5 yıl durdurmayı teklif etti'

New York Times gazetesi, ABD ile İran arasından cumartesi günü Pakistan'ın başkenti İslamabad'da yapılan görüşmelerin detayına ulaştı. Gazetenin üst düzey İranlı ve ABD'li yetkililere dayandırdığı haberine göre ABD yönetimi, İran'ın nükleer faaliyetlerinin 20 yıl süreyle askıya alınmasını önerdi. İran tarafı ise nükleer programını 5 yıl süreyle askıya almayı teklif etti. ABD ise İran'ın nükleer planlarından vazgeçmesi, atom altyapısının sökülmesini ve uranyum stokunun ülke dışına çıkarılmasını reddetmesinin "temel anlaşmazlık noktası" olduğunu belirtti. Müzakerelerin gündeminde yer alan diğer konular arasında Hürmüz Boğazı'nda serbest geçişin yeniden sağlanması ve İran'ın Hamas ve Hizbullah gibi gruplara verdiği desteğin sona erdirilmesinin de bulunduğu belirtildi. "İran anlaşma istiyor" ABD heyetine başkanlık eden ABD Başkan Yardımcısı James David Vance yaptığı son açıklamada, dün İranlı müzakerecilerle "bazı iyi görüşmeler" yapıldığını ve topun artık Tahran'ın sahasında olduğunu ifade etmişti. Vance, "Bundan sonraki en büyük soru, İranlıların yeterli esnekliğe sahip olup olmadığıdır" demişti. Önümüzdeki günlerde daha fazla görüşme olup olmayacağı sorusuna ise Vance, "En iyisi bu soruyu İranlılara sormaktır" şeklinde cevap vermişti. ABD Başkanı Donald Trump da dün akşam yaptığı açıklamada, yönetiminin pazartesi sabahı İran'dan telefon aldığını ve İran hükümetinin "bir anlaşma yapmayı çok istediğini", Washington'un da çatışmayı sona erdirmek için bir anlaşmaya varmaya istekli olduğunu belirtmişti. Trump ayrıca İran ile görüşmelerdeki tıkanma noktasının "nükleer mesele" olduğunu vurgulamış, ABD'nin önceliğinin İran'ın zenginleştirilmiş uranyumunu almak olduğunu ifade etmişti. ABD'li medya kuruluşlarına göre ABD ve İran, anlaşmazlığı diplomatik bir yolla çözmek için görüşmelere devam ediyor.

Vance: Müzakerelerin olumlu geçeceğini düşünüyoruz Haber

Vance: Müzakerelerin olumlu geçeceğini düşünüyoruz

Pakistan'ın başkenti İslamabad, ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırılarıyla başlayan savaşta 8 Nisan'da sağlanan geçici ateşkesin ardından Washington ve Tahran yönetimleri arasındaki müzakerelere ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Yarın yapılacak görüşmelerde, ABD'yi Başkan Yardımcısı James David Vance temsil edecek. Vance dışında ABD heyetinde ABD'nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Trump'ın damadı Jared Kushner de yer alacak. Vance, görüşmelere katılmak üzere İslamabad’a hareket etti. Havalimanında basın mensuplarına açıklama yapan Vance, "Müzakerelerin olumlu geçeceğini düşünüyoruz" dedi. Trump’ın sözlerini hatırlatan Vance, "Başkanın da dediği gibi eğer İranlılar iyi niyetle müzakere etmek istiyorlarsa elimizi uzatacağız. Bizimle oyun oynamaya çalışırlarsa o kadar da iyi bir müzakere olmayacaktır. Başkan bize çok net bir çerçeve çizdi. Neler olacağını göreceğiz" ifadelerini kullandı. ABD-İran savaşı ABD ve İsrail, 28 Şubat'ta İran'a ülkenin askeri ve nükleer altyapısını hedef alan saldırılarına başlamış ve bu saldırılarda İran'ın dini lideri Ali Hamaney öldürülmüştü. Tahran yönetimi, İran'da en az 3 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği saldırılara küresel petrol ve doğalgazın yaklaşık 5'te birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapatarak karşılık vermişti. İran'ın bu kararı da enerji fiyatlarının fırlamasına ve dünya çapında ticaretin aksamasına neden olmuştu. ABD ve İran, 8 Nisan'da Pakistan'ın arabuluculuğuyla 2 haftalık bir ateşkes konusunda anlaşmıştı. Ateşkesin 22 Nisan'da sona ermesi bekleniyor. Masada neler var? İran tarafından 1947'de bağımsızlığı ilk tanınan Pakistan'ın ABD-İran ateşkesinde rolü büyük. Bu nedenle taraflar görüşmelerin İslamabad'da yapılmasında mutabık kaldı. Görüşmelerde, İran'ın zenginleştirilmiş uranyumu ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına odaklanan Washington'ın 15 maddelik teklifinin yanı sıra İran'ın boğazın kontrolünü, boğazdan geçen gemiler için geçiş ücreti, tüm bölgesel askeri operasyonların sona erdirilmesi ve tüm yaptırımların kaldırılmasını talep eden 10 maddelik planının ele alınması bekleniyor. Görüşmelerin önemli noktalarından biri de Lübnan. İsrail'in ateşkes yürürlüğe girdikten sonra Hizbullah'ı hedef alan saldırılarına devam etmesi, müzakerelerin yapılıp yapılmayacağı noktasında etkili oldu. İran'ın ateşkesin Lübnan'ı da kapsamasına yönelik ısrarı ve Lübnan'da ateşkes sağlanmadığı sürece görüşmelere katılmayacağını açıklaması dikkate alındığında yarın yapılacak görüşmelerde masadaki konulardan biri de Lübnan olacak. Müzakereciler kimler? İran heyetine Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf'ın başkanlık etmesi, Galibaf'a da İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin eşlik etmesi bekleniyor. ABD'yi ise ABD Başkan Yardımcısı James David Vance'in temsil etmesi öngörülüyor. Vance dışında ise ABD heyetinde ABD'nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Trump'ın damadı Jared Kushner de yer alacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.