Hava Durumu

#Levha Hareketleri

Yeni Dönem Gazetesi - Levha Hareketleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Levha Hareketleri haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Naci Görür’den Bursa için hayati uyarı! Haber

Naci Görür’den Bursa için hayati uyarı!

Deprem Bilimci Prof. Dr. Naci Görür, son günlerde Venezuela’da meydana gelen depremin ardından YeniDönem Gazetesi’ne önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin dikkatini dünyanın farklı bölgelerinde meydana gelen depremlere değil, kendi deprem gerçeğine vermesi gerektiğini vurgulayan Görür, Türkiye'nin dünyanın en önemli deprem kuşaklarından biri üzerinde bulunduğunu söyledi. AKTİF SAYI 700 Türkiye’de yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda aktif fay sayısının yaklaşık 700’e ulaştığını hatırlatan Görür, ülkenin her an farklı büyüklüklerde depremler yaşayabilecek bir coğrafyada yer aldığını ifade etti. “Türkiye bir deprem ülkesidir. Her an büyük ya da küçük bir deprem olabilir. Önemli olan bunun nerede olduğu değil, bizim buna ne kadar hazır olduğumuzdur” diyen Görür, depremi konuşmak yerine ‘deprem dirençli’ şehirler oluşturmanın tartışılması gerektiğini belirtti. LEVHA HAREKETLERİ Depremlerin oluşum mekanizmasına da değinen Görür, depremlerin levha hareketlerinin doğal sonucu olduğunu söyledi. Dünya kabuğunu oluşturan levhaların sürekli hareket ettiğini, bu hareketlerin fayları oluşturduğunu anlatan Görür, her fayın deprem üretmediğini vurguladı. Fayların deprem oluşturabilmesi için belirli bölgelerde sürtünme nedeniyle kilitlenmesi gerektiğini aktaran Görür, “Sürtünme kuvveti levha hareketini engellediğinde enerji birikir. Bu enerji bir noktada açığa çıkar ve deprem meydana gelir. Sürtünmenin olmadığı, kilitlenmeyen faylarda deprem oluşmaz” dedi. 6 BİLEŞENE DİKKAT! Bursa özelinde yaptığı değerlendirmelerde de sıkça sorulan ‘En tehlikeli fay nerede?’ sorusunun yanlış bir bakış açısı olduğunu belirten Görür, vatandaşların fay uzunluklarıyla değil yaşadıkları kentlerin güvenliğiyle ilgilenmesi gerektiğini söyledi. Görür, “Bir yerde uzun fay var, başka yerde kısa fay var diyerek insanlara burası sağlam ya da çürük mesajı veremezsiniz” diyerek bir kentin güvenliğinin fayın büyüklüğünden çok deprem dirençliliğiyle ilgili olduğunu kaydetti. Bir yerleşim alanının deprem dirençli olabilmesi için yönetim, halk, altyapı, yapı stoku, çevre-ekosistem ve ekonominin birlikte hazırlanması gerektiğini vurgulayan Görür, şunları söyledi: HALK BİLİNÇLİ Mİ? “Vatandaş olarak bizi ilgilendiren şey, yaşadığım yerin deprem dirençli olup olmadığıdır. Halk bilinçli mi? Yapılar güvenli mi? Altyapı sağlam mı? Yönetim afetlere hazır mı? Ekonomi ayakta kalabilir mi? Eğer bunlar güçlü değilse sadece fayların nerede olduğunu konuşmak bir anlam ifade etmez.” ‘İŞ İŞTEN GEÇMİŞ OLUR’ Bursa’nın da Türkiye’nin diğer şehirleri gibi deprem gerçeğiyle yaşadığını söyleyen Görür, “Bursa’da az deprem olur, çok deprem olur ama mutlaka deprem olur. Çünkü Bursa da bir deprem kentidir” dedi. Kent yöneticilerinin enerjilerini deprem tahminleri yerine kenti dirençli hale getirmeye harcaması gerektiğini belirten Görür, “Deprem olacak mı diye konuşmak yerine Bursa deprem dirençli mi onu konuşmalıyız. Deprem olduktan sonra fayın nerede kırıldığını tartışmanın hiçbir anlamı yok. O saatten sonra iş işten geçmiş olur” ifadelerini kullandı. KAMÇATKA KARŞILAŞTIRMASI 2023 yılında meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremleri örnek gösteren Naci Görür, yaşanan büyük can kaybının depremin büyüklüğünden değil hazırlıksızlıktan kaynaklandığını söyledi. “Maraş depremlerinde bir gecede 53 bin insanımızı toprağa verdik. Buna karşılık Kamçatka’da çok daha büyük depremler yaşandı ancak ne insanlar öldü ne de şehirler yıkıldı. Çünkü oralar deprem dirençliydi. Aradaki fark deprem değil, hazırlıktır” diyen Görür, Türkiye’nin de aynı anlayışla şehirlerini dönüştürmesi gerektiğini bildirdi. ‘KİMSE ÖLMESİN’ Bursa’nın çeşitli bölgelerine yerleştirilen deprem konteynerleriyle ilgili değerlendirmelerde de bulunan Görür, afet sonrası müdahalenin önemli olduğunu ancak asıl hedefin can kaybının önlenmesi olduğunu söyledi. “Ben insanların konteynerlere sığınmasını değil, depremde ölmemesini istiyorum” diye konuşan Görür, belediyelerin öncelikle kentleri dirençli hale getirecek yatırımlara yönelmesi gerektiğini vurguladı. ‘KAPINIZI ÇALDILAR MI? Vatandaşların büyük bölümünün hâlâ deprem bilincine sahip olmadığını belirten Görür, deprem anında nasıl davranılması gerektiğinin çocuklardan yetişkinlere kadar herkese öğretilmesi gerektiğini ifade etti. Evlerde toplanma alanlarının belirlenmesi, elektrik ve doğal gazın nasıl kapatılacağının bilinmesi, aile afet planlarının hazırlanması gerektiğini söyleyen Görür, “Bugüne kadar kapınızı çalıp depremde ne yapacağınızı soran oldu mu?” diye sordu. AFET BAKANLIĞI ÖNERİSİ Deprem dirençli kentlerin bireysel çabalarla değil devlet politikalarıyla oluşturulabileceğini belirten Görür, Türkiye’de doğrudan bu konuya odaklanacak güçlü bir afet bakanlığı kurulması gerektiğini söyledi. Planlı, bütçeli ve uzun vadeli bir çalışmanın şart olduğunu ifade eden Görür, “Bir köyden, bir ilçeden başlanır. Sonra diğerine geçilir. 10-15 yıl içinde bütün Türkiye deprem dirençli hale getirilebilir. Ama bunun için kararlılık gerekir. Birkaç küçük çalışma yapıp depreme hazır olduğumuzu sanamayız” dedi. ‘YAPAY DEPREM’ İDDİASI Venezuela’da meydana gelen depremin ardından aynı gün içerisinde dünyanın farklı ülkelerde yaşanan sarsıntıların sosyal medyada ‘yapay deprem’ iddialarına konu edilmesini değerlendiren Prof. Dr. Naci Görür, bu tür söylemlerin bilimsel hiçbir temele dayanmadığını söyledi. Depremlerin tamamen levha hareketlerinin doğal sonucu olarak meydana geldiğini belirten Görür, dünyanın kabuğunu oluşturan irili ufaklı levhaların sürekli hareket halinde olduğunu, kimi zaman birbirlerinin altına daldığını, kimi zaman da yan yana kaydığını ifade etti. Bu hareketlerin gezegenin doğal işleyişinin bir parçası olduğunu vurgulayan Görür, “Depremler dünyanın yaşadığının, nefes aldığının göstergesidir. Ölü gezegenlerde deprem olmaz. Bu nedenle depremden korkmak yerine onu bir doğa olayı olarak kabul etmek gerekir” dedi. ‘SÜREKLİ HAREKET HALİNDE’ Fayların da bu levha hareketleri sonucunda oluşan kırıklar olduğunu anlatan Görür, her fayın deprem üretmediğinin altını çizdi. Bir fayın deprem oluşturabilmesi için belirli bölgelerinde sürtünme nedeniyle kilitlenmesi gerektiğini belirten Görür, “Levha hareketi devam ederken sürtünme kuvveti hareketi engelliyorsa enerji birikir. Fayın kilitlendiği bu bölgede deformasyon oluşur. Biriken enerji sürtünme direncini aştığında fay kırılır ve deprem meydana gelir. Eğer sürtünme yoksa deprem de olmaz. Bu nedenle her fay deprem üretmez, bazı faylar sürekli hareket eder ancak hiç deprem oluşturmaz” diye konuştu. BİNLERCE KÜÇÜK SARSINTILAR Levha hareketlerinin temelinde Dünya’nın iç yapısındaki sıcaklık farklarının bulunduğunu ifade eden Görür, çekirdek ile kabuk arasındaki sıcaklık farkının levhaları hareket ettiren asıl güç olduğunu söyledi. Bu nedenle dünyanın farklı noktalarında aynı gün içerisinde depremler yaşanmasının son derece doğal olduğunu vurgulayan Görür, “Her gün yeryüzünde binlerce küçük deprem meydana geliyor. Biz yalnızca 4, 5 ya da 6 büyüklüğündeki depremleri duyduğumuz için dikkatimiz onları çekiyor. Aynı gün farklı ülkelerde deprem olması olağan bir durumdur. Bunu yapay deprem ya da gizli müdahalelerle açıklamaya çalışmak bilimsel gerçeklerle bağdaşmaz” ifadelerini kullandı. ASIL MÜCADELE ‘İHMALLE’ Depremin dünyanın yaşayan bir gezegen olduğunun göstergesi olduğunu söyleyen Görür, sözlerini şu çağrıyla tamamladı: “Depremden korkmayın. Deprem doğanın bir gerçeğidir. Korkulması gereken şey hazırlıksızlıktır. Eğer kentlerinizi, altyapınızı, ekonominizi, yapı stokunuzu ve insanınızı deprem dirençli hale getirirseniz büyük depremleri bile minimum zararla atlatabilirsiniz. Asıl mücadele faylarla değil, ihmalle verilmelidir”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.