Hava Durumu

#Recep Tayyip Erdoğan

Yeni Dönem Gazetesi - Recep Tayyip Erdoğan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Recep Tayyip Erdoğan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Erdoğan: Müslümanlar olarak zorlu bir dönemden geçiyoruz Haber

Erdoğan: Müslümanlar olarak zorlu bir dönemden geçiyoruz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Türkiye 11. Uluslararası Hafızlık ve Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması ödül törenine katıldı. Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam dünyasının sıkıntılı ve sancılı bir süreçten geçtiğini, bu süreçten geçerken de İslam aleminin bir duvarın tuğlaları gibi sıkıca kenetlenmesi gerektiğini söyledi. Yarışmayı 11. kez düzenleyen Diyanet İşleri Başkanlığına teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "20 Nisan'da başlayan ve 39 ülkeden 41 Kur'an sevdalısının iştirak ettiği yarışmanın finali geçtiğimiz pazar günü peygamberler ve sahabeler şehri Diyarbakır'ımızda yapıldı. Birbirinden değerli hafız ve karilerimiz finalde sözlerin en güzeli Kur'an-ı Kerim'i çok müessir, çok latif bir surette huşu içinde teganni ettiler. Öncelikle yarışmaya katılan ve dereceye giren her bir kardeşimi ayrı ayrı tebrik ediyorum. Birazdan ödüllerini tevcih edeceğimiz Kur'an bülbüllerini canı gönülden kutluyorum. Ödül sahiplerini belirleyen kıymetli jüri üyelerimize de teşekkürlerimi sunuyorum" dedi. "Nesillere yeni ufuklar çizmiş tüm büyüklerimizi bugün bir kez daha rahmetle anıyorum" Kur’an-i Kerim’e gönül verenlerin fevkalade kıymetli bir yolda olduklarını ve bu yolun Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin, İmam-ı Rabbani'nin, Abdülkadir Geylani'nin, Akşemseddin-i Aziz Mahmud Hüdayi gibi uluların yolu olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu yollar ki sonunda ana yolda birleşir ve tek bir yol olurlar. O yol ki imamların, sahabelerin, peygamberlerin ve son peygamberin yoludur. O yol ki Kur'an yoludur, hakikat yoludur, hakikat uygarlığı olan İslam'ın yoludur. O yol ki Allah yoludur. Evet, asırlar boyunca kendilerini bu yola vakfetmiş, eserleriyle, fikirleriyle, şahsiyetleriyle ve yetiştirdikleri talebeleriyle nesillere yeni ufuklar çizmiş tüm büyüklerimizi bugün bir kez daha rahmetle anıyorum. Cenab-ı Allah cümlesinin ruhlarını şad, mekanlarını cennet eylesin. Onların izinden gitmeye, sıratı müstakim üzere olmaya hepimizi inşallah mezun, memur ve müesser eylesin" ifadelerini kullandı. "Müslümanlar olarak zorlu ve sancılı bir dönemden geçiyoruz" Kur’an-ı Kerim’i okumanın önemini verdiği hadis-i şeriflerle belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Müslümanlar olarak zorlu ve sancılı bir dönemden geçiyoruz. Filistin'den Lübnan'a, Körfez'den Sudan'a, Somali'den Yemen'e başımızı nereye çevirsek maalesef gözyaşlarıyla karşılaşıyoruz. Medeni denilen dünyanın üç maymunu oynadığı bu imtihan günlerinde kundaktaki bebekler, savunmasız siviller vahşice katlediliyor. Yıllardır ellerine geçirdikleri her fırsatta kibirli bir tavırla adaletten, eşitlikten, insan hak ve hürriyetlerinden dem vuranların gerçek yüzlerini bugün hep birlikte görüyoruz. Şunu açık açık ifade etmek isterim ki; bu imtihanı verebilmek için Kur'an'a ve sünnete, Allah'ın ipine sımsıkı sarılmaktan başka yolumuz yoktur. Bu imtihanı verebilmek için birbirimize inanmaktan, güvenmekten, destek olmaktan başka bir seçeneğimiz yoktur. Müslümanlar olarak tefrikayı, nifak ve husumeti, yersiz ve zamansız tartışmaları bir kenara bırakmak, yekvücut olmak mecburiyetindeyiz. ‘Birbirinize düşmeyin, sonra gevşersiniz ve gücünüz elden gider.’ Bu ayeti kerimedeki hayatımızın her safhasına tatbik etmek mecburiyetindeyiz. ‘Birbirinizle ilgi ve alakayı kesmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, birbirinize kin beslemeyin, birbirinize haset etmeyin. Ey Allah'ın kulları, kardeş olun.’ Kılavuzumuz, önderimiz, Hatem-ül Enbiya efendimizin işte bu nasihatini en güçlü şekilde kendimize rehber edinmek mecburiyetindeyiz. Diğer türlü bu sıkıntıların üstesinden gelmemiz, önümüze çıkan engelleri bertaraf etmemiz, bu acılara bir son vermemiz Allah muhafaza mümkün olmayacaktır. Sabredeceğiz, ümidimizi kaybetmeyeceğiz. Bir duvarın tuğlalarının misali birbirimize sıkıca kenetleneceğiz. Zulmün ve zalimin olmadığı huzurlu bir geleceği inşallah hep birlikte inşa edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması’nda Filipinler’den yarışmayı birinci olarak bitiren Sadhan Zacarıa’ye, Bangladeş’ten ikinci olarak bitiren MD Osman Gani’ye ve Malezya’dan üçüncü olan Muhammed Khairi Bin Maidin’e ödüllerini takdim etti. Hafızlık kategorisinde ise Libya’dan birinci olan Sirajaldeen Maamar Miftah Kindi, Kamerun’dan ikinci olan Dini Nourou, Yemen’den üçüncü olan Shehab Mohammed Abdullah Al- Dbaeah, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ödüllerini aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan CHP'ye sert tepki Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan CHP'ye sert tepki

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yolsuzluk soruşturmaları üzerinden Cumhuriyet Halk Partisi'ni (CHP) eleştirip Özgür Özel'e tepki gösterdi. Partisinin TBMM'deki haftalık grup toplantısında konuşan Erdoğan, gündemdeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e kendisine yönelik açıklamaları nedeniyle tepki gösteren Erdoğan, "Yine bir sürü ithamda bulundu. Seviyesiz ifadelerle partimizi hedef aldı. İçinde zerre kadar vizyonun, projenin, nezaketin olmadığı Türkiye'nin ana muhalefet partisine asla yakışmayan bir üsluba dinleyenler muhatap oldu." dedi. Cumhurbaşkanı, CHP'li belediyelere yönelik yolsuzluk soruşturmaları için ise "Bunca kepazelikten sonra hiçbir şey olmamış gibi davranmanız üstünlüğünüzden değil yüzsüzlüğünüzden kaynaklanıyor. İnsan bir özeleştiri yapar." diye konuştu. TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında Terörsüz Türkiye sürecine de değindi. Sürecin, gerektiği gibi ilerlediğini kaydeden Erdoğan, Türkiye'nin terör belasından kurtulmasıyla Türkiye Yüzyılı yürüyüşünün de hızlanacağını kaydetti. Erdoğan, "Bölgemizin içinden geçtiği bu sancılı dönemde sürece katkı veren herkes tarihe adını kaydettirecektir." dedi. "ESERLERİMİZE YENİLERİNİ EKLEYECEĞİZ" Konuşmasında Yüzyılın Konut Projesi'nde kura sürecinin tamamlandığını anımsatan Erdoğan, hedefin 2027'nin mart ayından itibaren anahtar teslimine başlamak olduğunu da söyledi. Erdoğan, "Biz İstanbul'da 980 bin, ülke genelinde 2 milyon 262 bin bağımsız bölümü dönüştürmeyi başarmış bir hükümetiz. Bunları nasıl yaptıysak eserlerimize yenilerini ekleyeceğiz." dedi. Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle: "Bugün tarihimizin iftihar vesilelerinden biri olan Kut'ül-Amare zaferinin 110'uncu yıl dönümünü idrak ediyoruz. Bu zafer, Çanakkale ile birlikte muhteşem bir zaferdir. Zaferin bir başka yönü belli kesimler tarafından şimdilerde tekrar köpürtülen 'Birinci Dünya Savaşı'nda Araplar bizi sırtımızdan hançerledi' yalanını deşifre eden en bariz örneklerden biri olmasıdır. Kut halkı Osmanlı ordusunun bir parçası gibi hareket ederek, kuşatmaya destek olup pek çok şehit vermişti. Bu zafer, Türk-Kürt-Arap ittifakının ne kadar stratejik önemde olduğunu bizlere yeniden hatırlatmaktadır. “KARDEŞLİĞİ YÜCELTMEK MECBURİYETİNDEYİZ” Coğrafyamızı kana boğmaya çalışanların karşısında en sağlam direnç hattımız birbirimize kenetlenmemizdir. Kökenlerimiz farklı olabilir, hayat tarzlarımız, düşünce dünyamız, siyasi görüşlerimiz farklı olabilir... Bunların hepsi bizi bölen değil, beşeri ve fikri zenginliklerimizi yansıtan değerlerdir. Şu sancılı dönemde köken ve mezhep farklılıklarımızı bir yana bırakıp hep beraber kardeşliği yüceltmek mecburiyetindeyiz. Sınırlarımızın ötesinde de kardeşliğin, özellikle diliyle konuşmak, barış mesajlarımızı güçlü biçimde vermek durumundayız. Tüm kadrolarımızla bunun mücadelesini yürütüyoruz. “OYUNA GELMEK İHANET OLACAKTIR” Bölgemizde yeni ameliyatlar yapmak isteyenlerin oyunlarına gelmek hem tarihimize hem istikbalimize yapılmış bir ihanet olacaktır. Hangi bahane ile olursa olsun, hiç kimse böyle bir vebali taşıyamaz. Artık şunu herkes bilsin ve anlasın; nasıl etle tırnak birbirinden ayrılmazsa, bin yıldır aynı topraklarda beraber yaşadığımız kardeşlerimizle aramıza kimse giremez. YÜZYILIN KONUT PROJESİNDE İLK TESLİMAT 2027 MART AYINDA Eser ve hizmet siyasetiyle vatandaşlarımızın gönlüne girmek için çalışıyoruz. Geçen hafta cumartesi günü çok önemli bir adım attık. 24 Ekim'de 81 ilimizde 500 bin sosyal konut kazandıracak Yüzyılın Konut Projesi'ni paylaşmıştık. Halkımız yoğun bir ilgi gösterdi, 8 milyon vatandaşımız başvuru yaptı. Hemen kolları sıvadık. 29 Aralık itibariyla kura süreçlerimizi başlattık. Dört ay gibi rekor bir sürede 81 ilimizde noter huzurunda tamamen şeffaf bir şekilde 500 bin hak sahibimizi belirledik. Ankara'dan İzmir'e, Gaziantep'ten Trabzon'a, Çorum'dan Hatay'a kadar on binlerce ailemizi ev sahibi yapacak sürecin ilk aşaması tamamlandı. Hedefimiz evlerimizi hızla inşa etmek. 2027 Mart ayından itibaren evlerimizin anahtarlarını teslim edeceğiz. “ESERLERİMİZE YENİLERİNİ EKLEYECEĞİZ” İstanbul'da kiralık konut uygulamasını da hayata geçiriyoruz. 15 bin kiralık konut inşa ediyoruz. Dar gelirli vatandaşlarımız çok uygun koşullarla TOKİ'den ev kiralayacak. Bu yaz kiralık konutların da anahtarlarını teslim etmeye başlıyoruz. Kurada ismi çıkan vatandaşlarımızın gözleri aydın olsun, güle güle otursunlar. Kurada ismi çıkmayan vatandaşlarımız da üzülmesinler. Biz 455 bin konut ve iş yeri yaparak 6 Şubat asrın felaketinin izlerini üç yıl gibi kısa sürede büyük oranda silmiş bir kadroyuz. Biz İstanbul'da 980 bin, ülke genelinde 2 milyon 262 bin bağımsız bölümü dönüştürmeyi başarmış bir hükümetiz. Bunları nasıl yaptıysak eserlerimize yenilerini ekleyeceğiz. "GERİLİM SİYASETİYLE İŞİMİZ OLMAZ" Hizmet eden izzet bulur prensibi bizim siyasetteki pusulamızdır. Bizim gerilim siyasetiyle işimiz olmaz. Bizim ülkeyi kutuplaştıran polemiklerle işimiz olmaz. Bizim millete faydası olmayan sahte ve sanal tartışmalarla işimiz olmaz. Biz bunların hiç birinde yokuz. Bizi arayan açılışta bulur, şantiyede bulur, devasa yatırımların temelini atarken bulur. Bizi arayan milletimizin gönül sarayının baş köşesinde bulur. "SESSİZ DEVRİMLER GERÇEKLEŞTİRDİK" 23 yıldır büyük küçük demeden milletimizin her sorununa çözüm yolları bulmaya çalıştık. Hak ve hürriyetlerin genişletilmesinden oligarşik yapılarla mücadeleye, siyaset odaklarının geriletilmesinden milli iradenin güçlendirilmesine kadar her alanda Cumhuriyet tarihinin en büyük reformlarına imza attık, sessiz devrimler gerçekleştirdik. Ana muhalefet gibi lafa gelince basın özgürlüğünden dem vurup sırf yolsuzluklarını faş ediyorlar diye kürsüden basına parmak sallayanlardan olmadık. Eleştirilere tahammül gösterdik, yapıcı önerilere kulak verdik. CHP'YE ELEŞTİRİLER: BU MU DEMOKRASİ ANLAYIŞINIZ? CHP Genel Başkanı yine bir sürü ithamda bulundu. Seviyesiz ifadelerle partimizi hedef aldı. İçinde zerre kadar vizyonun, projenin, nezaketin olmadığı Türkiye'nin ana muhalefet partisine asla yakışmayan bir üsluba dinleyenler muhatap oldu. Şu derin çelişkiyi herkes görüyor; yolsuzlukla yargılanan belediye başkanları karşısında kuzu kesilenler, basın mensuplarına karşı aslan postuna bürünüyor. Basın özgürlüğünden bahsettiler ama daha ortada hiçbir şey yokken onu bunu tehdit etmeye başladılar. Bu mu sizin basın hürriyetinden anladığımız? Bu mu demokrasi anlayışınız? Kendini dev aynasında görenlere sadece şunu söylemek isterim; beyler, cürmünüz kadar yer yakarsınız. “İNSAN BİR ÖZELEŞTİRİ YAPAR” Türkiye uzun yıllar hasretini çektiği çok sesliliğe kavuşmuştur ve bundan geriye dönüş olmayacaktır. Her gün yeni bir skandal patlak veriyor. CHP yönetiminin aklına iddiaların üzerine gitmek değil hemen basını susturmak geliyor. 'Yolsuzluklardan arınalım' gibi ne bir düşünceleri ne de böyle bir niyetleri var. Sonra da utanmadan çıkıp ahlaki üstünlükten dem vuruyorlar. Ortada ahlak mı bıraktınız ki bir de üstünlük olsun. Bunca kepazelikten sonra hiçbir şey olmamış gibi davranmanız üstünlüğünüzden değil yüzsüzlüğünüzden kaynaklanıyor. İnsan bir özeleştiri yapar. Yolsuzluk virüsü bünyeyi sarmadan insan bir müdahale eder... Hem bunları yapmayacaksın bir de üstüne basını tehdit edeceksin. Ne diyelim; Allah bu ülkeyi CHP zihniyetinin eline düşürmesin. TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ Ülkemize maliyeti 2 trilyon doları aşan terör sorununu çözdüğümüzde Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüz daha da hızlanacak. Maruz kaldığımız tüm sabotajlara rağmen süreçte 18'inci ayı geride bıraktık. Birçok kritik eşiği aşmaya başladık. Komisyon raporunun onaylanmasıyla çok daha hassas yönetilmesi gereken bir kavşağa varılmış oldu. Siyasi partilerimizin desteğiyle bu kavşağı da kazasız belasız geçelim arzusundayız. Süreçle ilgili son günlerde köpürtülmek istenen kuru gürültüye kulak asmadığımızı bugün bir kere daha vurguluyorum. Süreç olması gerektiği gibi ilerlemektedir. Bölgemizin içinden geçtiği bu sancılı dönemde sürece katkı veren herkes tarihe adını kaydettirecektir. Süreci zorlaştıran, yokuşa süren her türlü girişim de tarih karşısında sorumlu olacaktır. Herkesten bu sorumlulukla hareket etmesini bekliyoruz. Siyaseti engel çıkarmak olarak gören ana muhalefetin Meclis'i tıkamasına müsade edemeyiz. Biz bu yüce çatı altında seçim çevremizle birlikte hangi partiye gönül vermiş olursa olsun 86 milyonun tamamına hizmet etmek için varız. Sizlerin çalışması demek meclisin çalışması demektir."

Bakan Kurum: 100 bin yuvamızın kuralarını çektik Haber

Bakan Kurum: 100 bin yuvamızın kuralarını çektik

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 24 Ekim 2025'te açıkladığı ‘Ev Sahibi Türkiye' sloganlı Yüzyılın Konut Projesi için harekete geçildi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinesinde Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından 81 ilde 500 bin sosyal konutun inşa edileceği proje için başvurular 10 Kasım 2025'te başladı. 1 milyon 72 bin 660'ı İstanbul'dan olmak üzere Türkiye genelinde toplam 5 milyon 242 bin kişinin başvurusu geçerli başvuru olarak kabul edildi. Kura takvimi ise 29 Aralık 2025'te Adıyaman'da başladı. İl il noter huzurunda çekilen kuralar sonucu ev sahibi olacak vatandaşlar belirlendi. İstanbul'da 3 gün süren kura çekimi sonucunda 100 bin hak sahibi belirlendi. 27 Nisan'da İstanbul kurasının sona ermesiyle birlikte projenin kura takvimi tamamlanmış oldu. Böylece 29 Aralık 2025 ile 27 Nisan 2026 tarihleri arasında 81 ilde 506 bin 499 hak sahibi belirlenmiş oldu. Kura sonuçları e-Devlet ve TOKİ sitesinde yayınlanacak İstanbul'da kura sonucu belirlenen hak sahiplerinin listesi noter onayının ardından TOKİ'nin resmi web sitesi ‘https://talep.toki.gov.tr/500binkonut/istanbul' adresinde yayınlanacak. Vatandaşlar kura sonuçlarını e-Devlet üzerinden TOKİ, Konut Projeleri Kura Sonuç ve Proje Durum Sorgulama sekmesinden de öğrenebilecek. "İstanbul'da 100 bin yuvamızın kuralarını çektik, sahiplerini belirledik" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla İstanbul'da kura çekimi işlemlerinin tamamlandığını, noter onayının ardından listenin TOKİ'nin sitesinde yayımlanacağını duyurdu. Bakan Kurum mesajında, "Yüzyılın Konut Projesi'nde ilk aşama tamam. İstanbul'da 100 bin yuvamızın kuralarını çektik, sahiplerini belirledik. Noter onayı sonrası kesin listeleri toki.gov.tr'den öğrenebilirsiniz. Böylece İstanbul ile birlikte 81 ilimizde tüm kura süreçlerini tamamlamış olduk. Şimdi hızla temelleri atacak, evlerimizi en kısa sürede teslim edeceğiz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde 500 bin ailemizi daha ev sahibi yapacağız" ifadelerine yer verdi. Yüzyılın Konut Projesi ile ev sahibi Türkiye Yüzyılın Konut Projesi kapsamında 81 ilde 500 bin sosyal konut inşa edilecek. En az 2 milyon kişi afetlere dirençli, güvenli ve modern konutlara kavuşacak. Proje kapsamında 2 ayrı büyüklükte 2+1'ler ve 1+1 konutlar yüzde 10 peşin, 240 ay vade imkanıyla satışa sunulacak. Evlerin yüzde 40'ı yani 200 bin adedi 80 metrekarelik 2+1 konutlardan oluşacak. Yüzde 30'u yani 150 bin adedi 65 metrekarelik 2+1, kalan 150 bini ise 55 metrekarelik 1+1 konutlardan oluşacak. Taksitler İstanbul'da 7 bin 313 liradan, Anadolu illerinde ise 6 bin 750 liradan başlayacak. 500 bin konuta 500 mahalle konağı Bu sayede hem dar gelirli vatandaşlar ev sahibi olacak hem de konut-kira fiyatları dengelenecek. Projeyle 300 sektörün çarkları hızlanacak. Mahalle kültürünü korumak için 500 bin konutun yanı sıra 500 mahalle konağı, 500 anaokulu, 500 cami de inşa edilecek. İstanbul'da 15 bin kiralık sosyal konut modeli İstanbul'da yapılacak 100 bin konuta ek olarak 15 bin kiralık konut da üretilecek. Piyasa rayiç bedelinin altında kiraya verilecek bu konutlardan belirlenen kriterlere uygun dar gelirli vatandaşlar faydalanabilecek. Evler 3 yıl süre ile kiralanacak. Kiralanan konutların; yönetimi, bakımı ve denetimi sağlanacak. TOKİ bugüne kadar 1 milyon 762 bin sosyal konut üretti TOKİ, sosyal devlet anlayışıyla dar gelirli vatandaşların depreme dayanıklı, sağlam ve güvenli konutlara kavuşması için 2003 yılından bu yana sosyal konut projelerini başarıyla hayata geçiriyor. Bugüne kadar 50 bin, 100 bin ve İlk Evim-250 Bin Sosyal Konut gibi projelerle Türkiye genelinde 1 milyon 762 bin sosyal konut inşa edildi. Bu konutlar 7 milyona yakın dar gelirli vatandaşın, güvenli, sağlam ve modern yuvaları oldu.

ADF2026 tamamlandı Haber

ADF2026 tamamlandı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Belek turizm merkezindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu tamamlandı. "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" temasıyla 17-19 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen forum, üç gün boyunca liderleri, dışişleri bakanlarını, diplomatları, akademisyenleri ve üst düzey temsilcileri Antalya’da bir araya getirdi. ADF2026 kapsamında düzenlenen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın kapanış basın toplantısında verdiği bilgiye göre; forumda 150 ülke ve 66 uluslararası kuruluştan 6 bin 400 katılımcı yer aldı. Foruma ayrıca 23 devlet ve hükümet başkanı, 13 devlet ve hükümet başkan yardımcısı, meclis başkanları, 50 bakan ve 87 uluslararası kuruluşun üst düzey temsilcisi iştirak etti. Resmi açılış Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasıyla başladı Forumun resmi açılışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasıyla yapıldı. Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu’nu yalnızca diplomatik temasların yürütüldüğü bir organizasyon olarak değil, dünyanın nereye gittiğinin, insanlığın hangi değerler etrafında buluşabileceğinin ve yeni etkileşim alanlarının münazara edildiği bir platform olarak gördüklerini belirtti. Gazze mesajları açılışa damga vurdu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında en dikkat çeken başlıklardan biri Gazze oldu. Erdoğan, Gazze’de yaşananların yalnızca insani bir trajedi olarak okunamayacağını vurgulayarak, mevcut uluslararası düzenin neye izin verdiğini, neyi görmezden geldiğini ve kimi koruduğunu açık biçimde gösterdiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca, anlaşmazlıkların çözümünde sözün yerini silahların, müzakerenin yerini ise çatışmanın almaması gerektiğini belirterek barış ve diplomasinin önemine işaret etti. Forum Hakan Fidan’ın basın toplantısıyla tamamlandı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın resmi açılış konuşmasıyla başlayan forum, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın kapanışta düzenlediği basın toplantısıyla sona erdi. Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun farklı görüşleri, coğrafyaları ve çıkarları aynı masa etrafında buluşturan niteliğinin bu yıl da teyit edildiğini belirterek, forum marjında Gazze Barış Planı, Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmî Dışişleri Bakanları Toplantısı ve Balkan Barış Platformu başlıklarının ele alındığını söyledi. Fidan, belirsizliklerin ve çoklu krizlerin uluslararası sistemin baskın karakteri haline geldiği bir dönemde ADF’nin umut, diyalog ve çözüm zemini sunduğunu vurgularken, Türkiye’nin dış politikayı diplomasiyi barışın anahtarı olarak gören anlayışla sürdürmeye devam edeceğini ifade etti. Forumda öne çıkan başlıklar Üç gün süren forumda Gazze, Ukrayna-Rusya savaşı, İran merkezli gerilim, Hürmüz Boğazı, enerji güvenliği, bölgesel barış, serbest ticaret, bağlantısallık projeleri, Afrika’nın kalkınma potansiyeli, gıda güvenliği, kuraklık ve iklim değişikliği başlıkları öne çıktı. Yoğun ikili temas trafiği yaşandı Forum kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan da yoğun bir diplomasi trafiği yürüttü. Erdoğan, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Moldova Cumhurbaşkanı Maia Sandu, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Slovenya Cumhurbaşkanı Natasa Pirc Musar, Komorlar Birliği Cumhurbaşkanı Assoumani Azali, Burundi Cumhurbaşkanı Evariste Ndayishimiye ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Felix Tshisekedi ile bir araya geldi. Erdoğan ayrıca Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Gürcistan Başbakanı İrakli Kobahidze, Libya Millî Birlik Hükûmeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, IKBY Başkanı Neçirvan Barzani, Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi üyeleri ve AGİT Genel Sekreteri Feridun Sinirlioğlu ile de görüşmeler yaptı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da forum marjında Avusturya Avrupa ve Uluslararası İşler Bakanı Beate Meinl-Reisinger, Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha, Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İsviçre Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, Türkmenistan Dışişleri Bakanı Raşid Meredov ve çeşitli Afrikalı bakanlar ile temaslarda bulundu. Fidan ayrıca Türkiye-Mısır-Pakistan-Suudi Arabistan Dışişleri Bakanları Toplantısı, Gazze toplantısı, Balkan Barış Platformu Dışişleri Bakanları Toplantısı ve Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmî Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı’na ev sahipliği yaptı. Antalya bir kez daha diplomasinin merkezi oldu Açılışı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mesajlarıyla yapılan, kapanışı ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın basın toplantısıyla tamamlanan ADF2026 ile Antalya, üç gün boyunca çok sayıda liderler paneline, yuvarlak masa toplantısına, ikili görüşmeye ve özel oturuma ev sahipliği yaptı.

Bakan Fidan: Biz İsrail gibi değiliz Haber

Bakan Fidan: Biz İsrail gibi değiliz

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, NEST Kongre Merkezi'nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2026'nın kapanışı kapsamında "ADF Youth Talk" oturumuna katılarak, gazetecilerin sorularını yanıtladı. 5. Antalya Diplomasi Forumu'nu yoğun, nitelikli ve verimli bir programın ardından tamamladıklarını ifade eden Fidan, üç gün boyunca Antalya'nın bir kez daha küresel diplomasinin merkezlerinden biri haline geldiğini vurguladı. Oturumda Asya-Pasifik'ten Latin Amerika'ya, Avrupa'dan Orta Asya'ya kadar dünyanın dört bir yanından gelen liderlerin, karar alıcıların ve uzmanların aynı çatı altında bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunduğunu belirten Bakan Fidan, "Bu yıl 150 ülke ve 66 uluslararası kuruluştan 6 bin 400 katılımcı forumumuza katıldı. Bu sayı, hem kapsadığı coğrafya hem de katılımcı sayısı bakımından benzer organizasyonlarla kıyaslandığında oldukça yüksek bir düzeydedir. 23 devlet ve hükümet başkanı, 13 devlet ve hükümet başkan yardımcısı, meclis başkanları, 50 bakan ve 87 uluslararası kuruluşun üst düzey temsilcisi foruma iştirak etti. Forum kapsamında Sayın Cumhurbaşkanımız, Cumhurbaşkanı Yardımcımız ve bakanlarımız muhataplarıyla verimli temaslarda bulundu" dedi. Uluslararası gündemi belirleyen temaslar Forum kapsamında Recep Tayyip Erdoğan'ın yoğun ve verimli temaslar gerçekleştirdiğini dile getiren Bakan Fidan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve bakanların da Türkiye'ye gelen muhataplarıyla önemli görüşmeler yaptığını ifade etti. Fidan, forum süresince uluslararası gündemi şekillendirecek kritik toplantılara da ev sahipliği yapıldığını belirterek, "Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan ile gerçekleştirdiğimiz dörtlü toplantıda, bölgemizde barış ve istikrarı destekleyecek adımları ve seyrüsefer serbestisinin kalıcı şekilde tesisine yönelik olası girişimleri ele aldık" diye konuştu. Fidan, Gazze bağlamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayelerinde düzenlenen "Filistin için Tek Yürek: Eğitimde Yıkıma Karşı Geleceği Korumak" başlıklı oturumun forumun en anlamlı buluşmalarından biri olduğunu da ifade etti. "Arabuluculuk rolümüzü sürdüreceğiz" Diplomasinin tüm imkanlarından istifade ederek iş birliğini çeşitlendirmeyi ve dostluk köprülerini çoğaltmayı kararlılıkla sürdüreceklerini bildiren Bakan Fidan, "Kritik başlıklarda güven inşa etmeye, tarafları birbirine yaklaştırmaya ve gerektiğinde arabuluculuk rolü üstlenmeye aynı azimle devam edeceğiz. Türkiye'nin diplomasi alanındaki bu çekim gücü önümüzdeki dönemde de artan bir ivmeyle inşallah büyümeye devam edecek" şeklinde konuştu. "Bu dört ülke aslında daha geniş bir bölgenin temsili niteliğini taşıyor" "Pakistan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır dörtlü toplantısını, üçüncüsünü de ifade ettiğiniz gibi gerçekleştirdik ve bunu kamuoyuyla paylaştık" diyen Bakan Fidan, "En başından beri hedefimiz bu dört ülkenin bölgesel sahiplenmeyi gerektiren tüm konuları ele alarak sahici, gerçekçi ve uygulanabilir bir gündemle süreci ilerletmesidir. Liderlerimizin bu konuda bir iradesi var. Bizler de dışişleri bakanları olarak bu iradeyi ekonomi, teknoloji, sağlık ve savunma gibi birçok alanda hayata geçirmeye çalışıyoruz. Bizim inancımız şu; bu dört ülke aslında daha geniş bir bölgenin temsili niteliğini taşıyor. Ancak bölgedeki iş birliği imkanları yeterince kullanılmadığı için potansiyel tam anlamıyla hayata geçirilemiyor. Bu tespitten hareketle somut alanlarda iş birliğini geliştirmek için bir araya geliyoruz" şeklinde konuştu. "Müslüman ülkelere karşı bir askeri ittifak kurdular" Bölgede çok ciddi siyasi krizler ve çatışmaların olduğunu ifade eden Bakan Fidan, "Bu çatışmaların azaltılması ve istikrarın sağlanması için de neler yapılabileceğini değerlendiriyoruz. Biz İsrail gibi değiliz yani İsrail'in söylediğiniz gibi, onlar biliyorsunuz Kıbrıs ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile bir araya gelip bölgedeki Müslüman ülkelere karşı bir askeri ittifak kurdular. Biz onların yaptığını yapmıyoruz. Biz bölgemizdeki çatışmaları nasıl söndürürüz, ekonomik ilerlemeyi nasıl sağlarız, istikrarı nasıl hayata geçiririz onun arayışı içerisindeyiz. Biz şunu gördük: Eğer dışarıdan yardım beklemeye, kurtarıcı beklemeye bu bölge devam ederse, bu bölge ilelebet bu sorunlarla baş başa kalmaya devam edecek. Onun için akıllı aktörler hikmetle, geçmişten ders çıkartarak geleceklerine yön verirler. Diğer Gazze konusunda yaptığımız toplantıda da şu anda Gazze barış planının bir uygulama süreci var malumunuz. Gazze barış planının başlangıcına sebep olan sekizli grubun New York'ta biliyorsunuz geçtiğimiz yıl eylül ayında Sayın Trump'la liderlerimiz bir araya geldiler. Buradan çıkan görüş ve iradeyle Gazze barış planı, Barış Kurulu gibi mekanizmalar hayata geçirilmeye başlandı. Şimdi bunun kurucu ruhunu oluşturan bu ülkelerle tekrar bir araya geldik. Tüm bu Gazze soykırımını durdurmaya ve tersine çevirmeye yönelik çabalarımız, çalışmalarımız geride bıraktığımız süreç içerisinde nerede? Alınan kararlar, ortaya konan vizyon, yapısal kurumsallaşmalar bizi nereye getirdi? Bununla ilgili çok detaylı tartışmaları ele aldık" şeklinde konuştu. "Hürmüz Boğazı ile ilgili zihinlerde karışık bir durum var" Hürmüz Boğazı'yla ilgili şu anda zihinlerde karışık bir durum olduğunu belirten Fidan, "Zaman zaman işte tarafların açıldığı, zaman zaman kısmi bloke etmelerin olduğu yönünde beyanlar var. Uygulamayı da yakından takip ediyoruz. Deniz Kuvvetleri üzerinden bu konuda gelişmeler oldukça biz de kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğiz" dedi. "Umudumuz ateşkes anlaşmasına uyup bu süre içerisinde sorunlarını çözmeleri" İran ile ABD arasında Pakistan'ın arabuluculuğunda süren müzakereleri sadece yakından takip etmekle kalmadıklarını ifade eden Bakan Fidan, "Elimizden gelen bütün desteği vermeye çalışıyoruz. Hem Amerikalı hem İranlı taraflarla görüşerek, Pakistanlı kardeşlerimizin mevcut çabasına ne türden katkılar yapabiliriz, onun arayışı içerisindeyiz. Şimdi görüşmelerde kritik bir aşamaya gelindi. Ortada, yani bu herkesin malumu güzel olan şu; her iki taraf da çok ciddi bir niyetle, samimiyetle esas itibarıyla görüşmelere devam ediyor. Devam etme iradeleri var. Mevcut şu andaki ateşkesten sadece taraflar değil, bütün dünya açıkçası rahatlama içerisinde. Tabii ki bunun devam etmesi herkes için önemli ve ben savaşan tarafların da bunun bilincinde olduğunu görüyorum. Bu forumda da buluştuğumuz bütün aktörler doğudan, batıdan, kuzeyden, güneyden hepsi savaşın tekrar başlamaması için endişelerini sürekli bize iletiyor. Biz de bu konuda elimizden gelen bütün çabayı göstereceğimizi söylüyoruz. Geldiğimiz noktada tarafların hala bir tartışma içerisine olduğunu biliyoruz. Bu noktada araya girmek istemiyoruz ama gelmeden önce Pakistan tarafı ile önemli bir görüşme yaptım. Önümüzdeki hafta ateşkesin sona ermesi ile beraber tekrar yeni bir savaşın başlamasını hiç kimse istemiyor. Umudumuz tarafların dünya kamuoyunun yaptığı baskının etkisinde ateşkes süresinin uzatılması ve ateşkes süresi içerisinde bu güne kadar çözemedikleri ama çözme iradesinde oldukları sorunları çözmeleri" diye konuştu. Rusya-Ukrayna savaşında barış çabaları ve Türkiye'nin rolü İran-ABD arasındaki müzakereleri yakından takip ettikleri gibi Rusya-Ukrayna müzakerelerini de takip ettiklerini anlatan Fidan, "Orada da rol alıyoruz gerektikçe. Gerçekten beşinci yılına giren bu savaş artık bitmek durumunda, çok fazla maliyet üretti. Ama savaşın belli bir coğrafyada devam ediyor olması da kanıksanmış durumda. Bu aslında hem Ukrayna hem Rusya için iyi bir durum değil. Barış çabalarını artırarak devam ettirmemiz gerekiyor. Türkiye olarak bu konuda bizim vizyonumuz, çabamız ortada. Tarafları geçen yaz üç defa İstanbul'da bir araya getirdik. Tekrar getirmeye hazırız. İster teknik düzeyde ister liderler düzeyinde. Ama taraflar başka başkentlerde de bir araya geliyor. Bizim gördüğümüz şu anda aslında bunu da konuşuyoruz. Burada da söylemekte bir sıkıntı görmüyorum. Bir taraftan İran-Amerika müzakereleri devam ederken aslında İran-Amerika savaşı daha acil sorunları birden unutturdu. Yani Ukrayna'daki barış müzakerelerini ve Gazze'deki yürüyen barış planına dünya kamuoyunun birdenbire ilgisi azalır gibi oldu. Bunun bir yansıması olarak burada birtakım aksamalarla karşılaşmayı açıkçası biz stratejik endişeyle karşılıyoruz. Bunun olmaması için tarafları şimdiden uyarıyoruz. Tekrar tekrar diyoruz ki buralardan bizim dikkatimizi dağıtmamamız lazım. Hem Ukrayna hem Gazze meselesi oldukça önemli. Bu iki konudaki dikkatimizi devam ettirmeliyiz" şekline konuştu. Doğu Akdeniz'deki askeri ittifaka ilişkin değerlendirme İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi'nin bir araya gelip askeri ittifak kurmasının tehdit önceliği olduğunu söyleyen Fidan, "Yani Türkiye ile beraber diğer ülkeler, yani bunun başka türlü bir izlenim oluşturmasını da kimse bekleyemez. Bunun aksi yönünde bize ne öncesinde ne sonrasında bir güvence veya beyan verilmedi. Kimse bu ittifaklar oluşturulurken bize 'Ya biz bunu size karşı yapmıyoruz' demedi. Tam tersine bu ittifakın oluşturulduğu seremonide liderler yan yana iken İsrail başbakanının, hem Yunanistan başbakanının hem Kıbrıs Rum Kesimi cumhurbaşkanının bulunduğu yerde yaptığı beyanlar var. Bu ittifakın ruhunu neden yapıldığını tanımlayan. Şimdi bu gerçekler ortadayken, bizim ortaya koyduğumuz tepkinin Yunanistan'la aramızda yürüttüğümüz müzakere sürecinden dolayı az bile olduğunu düşünüyorum. O toplantıda İsrail başbakanının söylediği şeyler ortada, somut askeri yapılanmalar var, askeri iş birlikleri var. Şimdi bunu görmemezlikten gelemeyiz. Hani Yunanistan bunu başka türlü anlatabilir, saklayabilir. Kendisi zaten NATO ülkesi, daha sonra diğer ülkelerle bu türden bir askeri iş birliğine girmesi, Avrupa'da Yunanistan dışında bu türden bir askeri iş birliği veya ortak birlik kurma anlaşması imzalayan hiç kimse yok. Dolayısıyla bu -sadece bizim için değil- bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Söylemiyorlar ama bölgedeki bütün Müslüman ülkeler ciddi endişe içerisindeler ve soru soruyorlar. Bir de son zamanlarda İsrail'in bölgedeki işgalci ve yayılmacı politikasından hareketle. Şimdi böyle bir isim varken Türkiye gereksiz yere endişe üretiyormuş söyleminde bulunmak da doğru değil. Ortada gerçekler var, insanların endişeleri var bölge ülkelerinde. Türkiye kendisini koruyacak nitelikte ama bölgede daha zayıf nitelikte olup, bu askeri ittifaka endişeyle bakan ülkeler var" dedi. "Dünyanın başına bela olmuş durumda" Gazze'ye yönelik sorular üzerine Bakan Fidan, "Gazze'deki soykırımın değişik şekillerde devam ettirilmeye çalışıldığı gerçeği ortada. Yani insanlar açlığa mahkum edilerek, soğukta kalmaya zorlanarak, gerekli barınma imkanlarının sağlanmadığı ortada. Tabii ki bu var. Biz şunu görüyoruz, yani bunu her yerde de söyledik. Biz uluslararası toplum olarak bir araya geldik. Gazze Barış Planı'nı uygulamak için, hayata geçirmek için yoğun çaba içerisindeyiz. Cumhurbaşkanımızın bu konuda Sayın Trump ve bölge liderleriyle başlattığı yoğun müzakere süreci var son 1 yıldır. Ama buna rağmen İsrail'in asli niyeti olan Gazze'yi ister insanlarını öldürerek, ister sürerek insansızlaştırmaya yönelik politikasının değişmediğini bütün herkes biliyor. Sadece söylemiyor. Herkes biliyor bunu. Dolayısıyla uluslararası toplum Antalya Diplomasi Forumu'nda da çok sık kullanıldığı gibi diplomasinin bütün imkanlarını kullanarak bunu engelleme yolunda gereken adımları atma yönünde çok ciddi çaba ortaya koyuyor. Bu sorun -İsrail yayılmacılığı sorunu- yani sizin anlattığınız o uzun sorunu biz öyle tanımlıyoruz. İsrail yayılmacılığı sorunu sadece bölgenin değil, artık dünyanın bir güvenlik sorunu haline gelmiştir. Bu yayılmacılığın hangi yöntemlerle, uluslararası toplum tarafından nasıl durdurulacağı meselesi yine uluslararası toplumun kendi ana gündem maddelerinden biridir. Süreç içerisinde ben bu konuda da olumlu gelişmeler olacağını düşünüyorum. Bir araya geldiğimiz bütün aktörler aynı endişeyi taşıyor. Yani İsrail'in bu yayılmacılığına artık kimse bahane bulabilecek durumda değil. Sürdürülebilir de değil. Sürekli uluslararası krizlerin tetiklendiği ve uluslararası krizleri tetikleyen irrasyonel, fundamentalist bir hükümetten söz ediyoruz. Dünyanın başına bela olmuş durumda. Bu sadece Türkiye'nin sorunu değil. Bazıları çok fazla Türkiye'yle ilişkilendirmeye çalışıyor da bu sadece bizim sorunumuz değil. Sadece bölgenin de sorunu değil. Dünyanın başına bela olmuş bir güvenlik sorunundan bahsediyoruz. Orada bir fundamentalist hükümetten dolayı" diye konuştu. Antalya Diplomasi Forumu'nda bu yıl 150 ülkeden ve 66 uluslararası kuruluştan toplam 6 bin 400 katılımcı yer aldı. Forum kapsamında 23 devlet ve hükümet başkanı, 13 devlet ve hükümet başkan yardımcısı ile 50 bakan ağırlandığ.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Liderler zirvesine açığız Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Liderler zirvesine açığız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu Resmi Açılış Töreni'nde yaptığı konuşmasına Kahramanmaraş'ta yaşanan olay nedeniyle duyduğu üzüntüyü paylaşarak başladı. Erdoğan, "Öncelikle çarşamba günü Kahramanmaraş ilimizde yaşanan müessif olaydan sonra telefonla aramak veya mesaj göndermek suretiyle üzüntümüzü paylaşan herkese milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Rabbim hiç kimseye, hiçbir aileye ve topluma böyle acılar yaşatmasın" ifadelerini kullandı. Bu yıl beşincisi düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu'nun kısa sürede ulaştığı noktaya dikkat çeken Erdoğan, organizasyonda emeği geçen Dışişleri Bakanlığı'na ve forumun temellerini atan Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu'na teşekkür etti. Erdoğan, "Bugün görüyoruz ki Antalya Diplomasi Forumu; küresel aklın, global vicdanın ve özellikle de geleceğe dair umudun ortak kürsüsü haline gelmiştir" dedi. Türkiye'nin Antalya Diplomasi Forumu'nu diplomatik temas kavramının sınırları içine hapsetmediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu organizasyonu; dünyanın nereye doğru gittiği, insanlığın hangi değerler etrafında buluşabileceği, yeni etkileşim alanlarının neler olabileceği üzerine derinlikli istişarelerin yapıldığı bir akıl platformu olarak görüyoruz" ifadelerini kullandı. Günümüzde diplomasinin yalnızca sorunların, ihtilafların ve çıkarların müzakere edildiği bir alan olmaktan çıktığını vurgulayan Erdoğan, "Diplomasi aynı zamanda insanlığın ortak geleceğinin hangi ilkeler bağlamında şekilleneceğinin tartışıldığı bir zemini de temsil ediyor" diye konuştu. "Küresel sistemde yaşanan kriz, ahlaki ve varoluşsal bir krizdir" İnsanlık ailesi olarak içinden geçilen dönemi anlamak için sürecin doğru tahlil edilmesi ve dinamiklerin doğru okunması gerektiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası sistemde yaşanan sarsıntıların yalnızca güç dengelerindeki değişimle açıklanamayacağını söyledi. Erdoğan, "Evet, güç dağılımı değişiyor. Evet, yeni aktörler yükseliyor. Evet, rekabet kızışıyor, derinleşiyor, daha yıkıcı hale geliyor. Ancak bütün bunlar bizim çok daha sert bir kırılmayla karşı karşıya olduğumuz gerçeğini değiştirmiyor. Kural temelli olduğu iddia edilen sistem; kuralların ihlal edildiği yerde susarken, insan haklarını ve küresel güvenliği korumakla görevli mekanizmalar en ağır saldırılar karşısında etkisiz, hatta çoğu zaman kayıtsız kalıyor. Dolayısıyla küresel sistemde yaşanan kriz; evvel emirde ahlaki ve varoluşsal bir krizdir" dedi. "Gazze'de yaşananları yalnızca bir insani trajedi olarak okumak eksikliktir" Cumhurbaşkanı Erdoğan, krizin ulaştığı boyutun görülmesi için 7 Ekim sonrası Gazze'ye bakmanın yeterli olduğunu söyledi. Son iki buçuk yılda 73 bin Filistinlinin İsrail saldırılarında hayatını kaybettiğini, yaralı sayısının 172 bini geçtiğini belirten Erdoğan, "Henüz körpe bir fidanken hayattan kopartılan çocukların sayısı 21 bini aştı. Öksüz ve yetimlerin sayısı ise 58 bini geride bıraktı. Ateşkese rağmen 754 Filistinli şehit oldu, 2100 kişi yaralandı. Bir defa şunu burada kabul etmemiz gerekiyor: Gazze'de yaşananları yalnızca bir insani trajedi olarak okumak eksikliktir. Gazze'deki soykırım mevcut düzenin neye izin verdiğini, neyi görmezden geldiğini ve kimi koruduğunu bize çok net bir biçimde göstermiştir. Eğer bir sistem küvezdeki masum bebekleri kurşunlardan koruyamıyorsa, sivillerin toplu şekilde hedef alınmasının önüne geçemiyorsa, kurumlar ve kurallar zalimlerin zulmüne engel olamıyorsa; bu yapısal bir çürüme, ontolojik bir tefessüh değil midir. Dün Suriye ve Gazze'de, bugün Batı Şeria ve Lübnan'da en temel insanlık sınavını veremeyen bir sisteme güvenmemiz bizden nasıl beklenir?" diyerek uluslararası sistemi eleştirdi. "Dünya beşten büyüktür" vurgusu Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin 13 yıldır "Dünya beşten büyüktür" şiarıyla insanlığın gündemine taşıdığı temsil açığı kapatılmadan ne sistem krizinin çözülebileceğini ne de daha adil bir dünyanın inşa edilebileceğini söyledi. Erdoğan, "'Dünya beşten büyüktür' şiarıyla 13 yıldır insanlığın gündemine taşıdığımız temsil açığı kapatılmadan, ne sistem krizi çözülebilir ne de daha adil bir dünyanın inşası mümkün ve muhtemeldir. Sadece güçlünün hukukunu gözeten bir küresel sistemin insanlığı götüreceği yer; çok daha derin, çok daha büyük çatışmalar, adaletsizlikler çıkmazıdır. 40 gün boyunca bölgemizi barut kokusuna boğan savaş, bunun en son örneği olmuştur. Sadece güçlünün hukukunu gözeten bir küresel sistemin insanlığı götüreceği yer; çok daha derin, çok daha büyük çatışmalar, adaletsizlikler çıkmazıdır. 40 gün boyunca bölgemizi barut kokusuna boğan savaş, bunun en son örneği olmuştur. İsrail hükümetinin tahrikleriyle başlayan bu anlamsız ve son derece maliyetli savaşta; Pakistan Başbakanı, değerli kardeşim Şerif'in girişimleriyle ilan edilen 15 günlük ateşkesten memnuniyet duyuyoruz. Ateşkesin araladığı fırsat penceresinin kalıcı barışın tesisi için en etkin şekilde değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz" dedi. Ateşkesin araladığı fırsat penceresinin kalıcı barış için etkili şekilde değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Erdoğan, "Ne kadar derin olursa olsun anlaşmazlıkların çözümünde sözün yerini tekrar silahların, müzakerenin yerini kanlı mücadelenin almasına izin verilmemelidir. Unutulmasın ki barışa giden en kestirme yol yapıcı diyalog ve diplomasidir" diye konuştu. Hürmüz ve enerji mesajı Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'in müzakere sürecini dinamitlemesine karşı hazır ve müteyakkız olunması gerektiğini vurgulayarak, Hürmüz Geçidi ile ilgili Türkiye'nin tavrının net olduğunu söyledi. Erdoğan, "Hürmüz'ün bir yakası İran ise diğer yakası Umman'dır. Körfez ülkelerinin açık denizlere erişim hakkı kısıtlanmamalıdır. Esas olan yerleşik kurallar temelinde seyrüsefer serbestisinin temini ve Hürmüz'ün ticari gemilere açık tutulmasıdır" dedi. Savaşın, komşu coğrafyalardaki enerji kaynaklarının uluslararası piyasalara ulaştırılmasında alternatif rota arayışlarını hızlandırdığını ifade eden Erdoğan, "Türkiye olarak enerji ve bağlantısallık alanlarında ‘Kalkınma Yolu' gibi vizyon projeleriyle komşularımızla iş birliğine açık olduğumuzun bilinmesini istiyorum" ifadelerini kullandı. Ukrayna ve Suriye mesajı Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ukrayna'daki savaşın getirdiği yıkım ve can kayıplarından üzüntü duyduklarını belirterek, "Tarafların adil ve eşit şekilde temsil edildikleri bir müzakere süreciyle savaşın sona ereceğine yönelik inancımızı halen koruyoruz. Türkiye, tarafların da istekli olması halinde liderler zirvesi dahil doğrudan müzakerelerin devamı için her türlü kolaylaştırıcı adımı desteklemeye hazırdır" dedi. Suriye'de huzurun, istikrarın ve normalleşmenin güçlendirilmesinin bölgenin geleceği için hayati önemde olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Suriye Devlet Başkanı Sayın Şara'nın basiretli liderliğinde bu ülkenin son 1,5 yıllık süreçte katettiği mesafeden memnuniyet duyuyor, inşallah bundan sonra da Suriye halkının yanında olacağımızı ifade etmek istiyorum" dedi. Balkanlar, Türk dünyası ve Orta Koridor Erdoğan, Balkan vizyonlarında barış, istikrar ve refahın perçinlenmesinin öncelik olmayı sürdürdüğünü belirterek, "Bu düşünceyle hayata geçirdiğimiz ‘Balkan Barış Platformu'ndan son derece umutluyuz" dedi. Avrasya'da barış ve huzurun teminatı olarak gördükleri Türk Devletleri Teşkilatı'nı her geçen gün güçlendirdiklerini söyleyen Erdoğan, "Bu yılın son çeyreğinde ülkemizde düzenleyeceğimiz 13. Türk Dünyası Zirvesi'nde dönem başkanlığını Azerbaycan'dan devralacağız. Dönem başkanlığımızda teşkilatımızın uluslararası etkinlik ve görünürlüğünü inşallah daha da artıracağız. Azerbaycan'la eş güdüm içerisinde komşumuz Ermenistan'la normalleşme sürecimizi adım adım ilerletiyoruz. Bu minvalde Asya ile Avrupa arasındaki ticarette en güvenilir güzergah olan Hazar geçişli 'Doğu-Batı Orta Koridor' girişimine de güçlü desteğimiz sürüyor. Ege Denizi ve Doğu Akdeniz'i ise bir istikrar ve refah havzası olarak görmek istiyoruz" şeklinde konuştu. Doğu Akdeniz, Kıbrıs ve Afrika Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz'i bir istikrar ve refah havzası olarak görmek istediklerini söyledi. Erdoğan, "Türkiye'yi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni dışlamaya çalışan tek taraflı ve maksimalist tutumları reddettiğimiz gibi, savaş ortamından medet uman beyhude çabaları da doğru bulmuyoruz. Kıbrıs Türkünün dirayetli tutumu bugün Kıbrıs adasında iki ayrı halk ve iki ayrı devlet bulunduğu gerçeğini artık tüm dünyaya kanıtlamıştır. İnancımız odur ki komşumuz Yunanistan'la tesis ettiğimiz olumlu atmosfer, ikili meselelerimizin çözümü yanında Batı Trakya Türk azınlığına yönelik hak ihlallerinin son bulmasına da katkı sunmalıdır" dedi. Libya'da sükunet ve güvenliğin sağlanmasına yönelik aktif çabaların sürdüğünü söyleyen Erdoğan, Afrika ülkelerinin toprak bütünlüğünü, egemenliğini ve kalkınma hamlelerini samimiyetle desteklediklerini kaydetti. Sudan'da Nisan 2023'ten bu yana devam eden çatışmaların sonlandırılması için her türlü diplomatik gayretin yanında olduklarını belirten Erdoğan, Somali'nin toprak bütünlüğüne ve ekonomik refahına desteklerinin baki olduğunu söyledi. NATO, AB ve COP31 Türkiye'nin barışçıl dış politikasını sürdürürken mevcut ittifak bağlarını da tahkim ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Avrupa-Atlantik bölgesinin kolektif güvenliğinin teminatı olan NATO'nun önde gelen ülkelerinden biri olarak, bu yıl 7-8 Temmuz tarihlerinde Liderler Zirvesi'ne Ankara'da ev sahipliği yapacağız" dedi. Erdoğan, zirvede ittifakı geleceğe güçlü şekilde taşıyacak önemli kararlar alınmasını ümit ettiklerini ve bunun altyapısını şimdiden oluşturduklarını söyledi. Türkiye'nin Avrupa'nın ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Avrupa Birliği'ne tam üyelik hedefimizi korurken Birliğin istikamet sorununu aşarak kurucu önderlerinin vizyonuna sadakatle sahip çıkmasını bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Kasım ayında Antalya'da düzenlenecek COP31'e de değinen Erdoğan, "COP31 başkanlığımız süresince ‘Sıfır Atık' hareketinin yaygınlaştırılması gibi çevre gündemiyle gençlerin gündemini buluşturan politikaları öne çıkaracağız" dedi. "Asıl mesele yeni bir dayanışma zemini kurabilmektir" Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarih boyunca barış, istikrar ve adaletin yalnızca güçle değil, dayanışma ile sağlandığını söyledi. İbn Haldun'a atıf yapan Erdoğan, "Bir toplumu ayakta tutan sahip olduğu güçten önce o gücü anlamlı kılan ‘asabiye'dir, birlik duygusudur, ortak kader bilincidir, dayanışmadır. Onun için bugün mesele sadece yeni kurumlar, sistem veya düzen inşa etmek değildir; asıl mesele yeni bir dayanışma zemini kurabilmektir" sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Kadınların ihracata katkısı 60,1 milyar dolara ulaştı Haber

Kadınların ihracata katkısı 60,1 milyar dolara ulaştı

Türkiye ekonomisi, son yıllarda üretim, yatırım ve ihracat odaklı büyüme stratejisi doğrultusunda ilerleme kaydediyor. Bu ilerlemenin en güçlü taşıyıcı unsurlarından birisi de kadınların ekonomik hayata artan katılımı olarak değerlendiriliyor. Özellikle ihracat alanında kadınların üstlendiği rol hem ekonomik büyümenin niteliğini artırıyor hem de Türkiye'nin kapsayıcı kalkınma hedeflerine ulaşmasına katkı sunuyor. Ticaret Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen ‘Kadınların İhracattaki Rolü ve Katkısının Analizi' çalışması, kadınların ihracat performansına olan etkisini kapsamlı ve veri temelli bir yaklaşımla ortaya koydu. Bakanlık tarafından yapılan çalışmaya göre ihracatçı firmalarda çalışan kadınların oranı 2013 yılında yüzde 24 seviyesindeyken, 2025 yılı itibarıyla yüzde 29,5'e yükseldi. Bu artış kadınların üretim ve dış ticaret süreçlerine daha etkin şekilde dahil olduğunu gösterirken, kadın çalışanların ihracata sağladığı katkı da dikkat çekici bir şekilde arttı. 2025 yılı itibarıyla kadın çalışanların ihracata katkısı 2013 yılına kıyasla yaklaşık iki katına çıkarak 60,1 milyar dolara ulaşırken, toplam ihracat içindeki payı yüzde 23,5 seviyesine yükseldi. Bu gelişme, kadın emeğinin Türkiye'nin ihracat başarısındaki stratejik rolünün bir göstergesi olarak belirtiliyor. Özellikle orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracatında kadın çalışanların katkısı, 2013 yılına kıyasla yüzde 176 artışla 22,2 milyar dolara ulaştı. Kadınların ihracattaki etkisi yalnızca çalışan düzeyiyle sınırlı kalmayarak, iş dünyasında karar verici konumda bulunan kadınların yönetici ve sermaye sahibi olarak ihracata katkısı da arttı. Bu rakam 2025 yılı itibarıyla yüzde 72 artarak 29,6 milyar dolara ulaştı. "Kadınların üretimden ihracata kadar tüm değer zincirinde yer almasını destekleyeceğiz" Ticaret Bakanlığı tarafından konuyla ilgili yapılan açıklamada, "Ticaret Bakanlığımız tarafından hazırlanan bu çalışma, yalnızca mevcut durumu analiz etmekle kalmayıp, aynı zamanda politika geliştirme süreçlerine de önemli bir veri altyapısı sunmaktadır. Kadınların ekonomik hayattaki rolünün güçlendirilmesi, girişimcilik ekosistemine daha etkin katılımının sağlanması ve ihracat süreçlerinde daha fazla yer almaları, Türkiye'nin sürdürülebilir ve kapsayıcı büyüme hedeflerinin temel unsurları arasında yer almaktadır. Bu kapsamda Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda kadınların üretimden ihracata kadar tüm değer zincirinde daha güçlü şekilde yer almasını destekleyen politikalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" denildi. Vatandaşlar, analiz çalışmasına Ticaret Bakanlığının resmi internet sitesi üzerinden erişim sağlayabilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.