Hava Durumu

#Rusya-Ukrayna

Yeni Dönem Gazetesi - Rusya-Ukrayna haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rusya-Ukrayna haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bakan Fidan: Biz İsrail gibi değiliz Haber

Bakan Fidan: Biz İsrail gibi değiliz

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, NEST Kongre Merkezi'nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2026'nın kapanışı kapsamında "ADF Youth Talk" oturumuna katılarak, gazetecilerin sorularını yanıtladı. 5. Antalya Diplomasi Forumu'nu yoğun, nitelikli ve verimli bir programın ardından tamamladıklarını ifade eden Fidan, üç gün boyunca Antalya'nın bir kez daha küresel diplomasinin merkezlerinden biri haline geldiğini vurguladı. Oturumda Asya-Pasifik'ten Latin Amerika'ya, Avrupa'dan Orta Asya'ya kadar dünyanın dört bir yanından gelen liderlerin, karar alıcıların ve uzmanların aynı çatı altında bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunduğunu belirten Bakan Fidan, "Bu yıl 150 ülke ve 66 uluslararası kuruluştan 6 bin 400 katılımcı forumumuza katıldı. Bu sayı, hem kapsadığı coğrafya hem de katılımcı sayısı bakımından benzer organizasyonlarla kıyaslandığında oldukça yüksek bir düzeydedir. 23 devlet ve hükümet başkanı, 13 devlet ve hükümet başkan yardımcısı, meclis başkanları, 50 bakan ve 87 uluslararası kuruluşun üst düzey temsilcisi foruma iştirak etti. Forum kapsamında Sayın Cumhurbaşkanımız, Cumhurbaşkanı Yardımcımız ve bakanlarımız muhataplarıyla verimli temaslarda bulundu" dedi. Uluslararası gündemi belirleyen temaslar Forum kapsamında Recep Tayyip Erdoğan'ın yoğun ve verimli temaslar gerçekleştirdiğini dile getiren Bakan Fidan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve bakanların da Türkiye'ye gelen muhataplarıyla önemli görüşmeler yaptığını ifade etti. Fidan, forum süresince uluslararası gündemi şekillendirecek kritik toplantılara da ev sahipliği yapıldığını belirterek, "Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan ile gerçekleştirdiğimiz dörtlü toplantıda, bölgemizde barış ve istikrarı destekleyecek adımları ve seyrüsefer serbestisinin kalıcı şekilde tesisine yönelik olası girişimleri ele aldık" diye konuştu. Fidan, Gazze bağlamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayelerinde düzenlenen "Filistin için Tek Yürek: Eğitimde Yıkıma Karşı Geleceği Korumak" başlıklı oturumun forumun en anlamlı buluşmalarından biri olduğunu da ifade etti. "Arabuluculuk rolümüzü sürdüreceğiz" Diplomasinin tüm imkanlarından istifade ederek iş birliğini çeşitlendirmeyi ve dostluk köprülerini çoğaltmayı kararlılıkla sürdüreceklerini bildiren Bakan Fidan, "Kritik başlıklarda güven inşa etmeye, tarafları birbirine yaklaştırmaya ve gerektiğinde arabuluculuk rolü üstlenmeye aynı azimle devam edeceğiz. Türkiye'nin diplomasi alanındaki bu çekim gücü önümüzdeki dönemde de artan bir ivmeyle inşallah büyümeye devam edecek" şeklinde konuştu. "Bu dört ülke aslında daha geniş bir bölgenin temsili niteliğini taşıyor" "Pakistan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır dörtlü toplantısını, üçüncüsünü de ifade ettiğiniz gibi gerçekleştirdik ve bunu kamuoyuyla paylaştık" diyen Bakan Fidan, "En başından beri hedefimiz bu dört ülkenin bölgesel sahiplenmeyi gerektiren tüm konuları ele alarak sahici, gerçekçi ve uygulanabilir bir gündemle süreci ilerletmesidir. Liderlerimizin bu konuda bir iradesi var. Bizler de dışişleri bakanları olarak bu iradeyi ekonomi, teknoloji, sağlık ve savunma gibi birçok alanda hayata geçirmeye çalışıyoruz. Bizim inancımız şu; bu dört ülke aslında daha geniş bir bölgenin temsili niteliğini taşıyor. Ancak bölgedeki iş birliği imkanları yeterince kullanılmadığı için potansiyel tam anlamıyla hayata geçirilemiyor. Bu tespitten hareketle somut alanlarda iş birliğini geliştirmek için bir araya geliyoruz" şeklinde konuştu. "Müslüman ülkelere karşı bir askeri ittifak kurdular" Bölgede çok ciddi siyasi krizler ve çatışmaların olduğunu ifade eden Bakan Fidan, "Bu çatışmaların azaltılması ve istikrarın sağlanması için de neler yapılabileceğini değerlendiriyoruz. Biz İsrail gibi değiliz yani İsrail'in söylediğiniz gibi, onlar biliyorsunuz Kıbrıs ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile bir araya gelip bölgedeki Müslüman ülkelere karşı bir askeri ittifak kurdular. Biz onların yaptığını yapmıyoruz. Biz bölgemizdeki çatışmaları nasıl söndürürüz, ekonomik ilerlemeyi nasıl sağlarız, istikrarı nasıl hayata geçiririz onun arayışı içerisindeyiz. Biz şunu gördük: Eğer dışarıdan yardım beklemeye, kurtarıcı beklemeye bu bölge devam ederse, bu bölge ilelebet bu sorunlarla baş başa kalmaya devam edecek. Onun için akıllı aktörler hikmetle, geçmişten ders çıkartarak geleceklerine yön verirler. Diğer Gazze konusunda yaptığımız toplantıda da şu anda Gazze barış planının bir uygulama süreci var malumunuz. Gazze barış planının başlangıcına sebep olan sekizli grubun New York'ta biliyorsunuz geçtiğimiz yıl eylül ayında Sayın Trump'la liderlerimiz bir araya geldiler. Buradan çıkan görüş ve iradeyle Gazze barış planı, Barış Kurulu gibi mekanizmalar hayata geçirilmeye başlandı. Şimdi bunun kurucu ruhunu oluşturan bu ülkelerle tekrar bir araya geldik. Tüm bu Gazze soykırımını durdurmaya ve tersine çevirmeye yönelik çabalarımız, çalışmalarımız geride bıraktığımız süreç içerisinde nerede? Alınan kararlar, ortaya konan vizyon, yapısal kurumsallaşmalar bizi nereye getirdi? Bununla ilgili çok detaylı tartışmaları ele aldık" şeklinde konuştu. "Hürmüz Boğazı ile ilgili zihinlerde karışık bir durum var" Hürmüz Boğazı'yla ilgili şu anda zihinlerde karışık bir durum olduğunu belirten Fidan, "Zaman zaman işte tarafların açıldığı, zaman zaman kısmi bloke etmelerin olduğu yönünde beyanlar var. Uygulamayı da yakından takip ediyoruz. Deniz Kuvvetleri üzerinden bu konuda gelişmeler oldukça biz de kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğiz" dedi. "Umudumuz ateşkes anlaşmasına uyup bu süre içerisinde sorunlarını çözmeleri" İran ile ABD arasında Pakistan'ın arabuluculuğunda süren müzakereleri sadece yakından takip etmekle kalmadıklarını ifade eden Bakan Fidan, "Elimizden gelen bütün desteği vermeye çalışıyoruz. Hem Amerikalı hem İranlı taraflarla görüşerek, Pakistanlı kardeşlerimizin mevcut çabasına ne türden katkılar yapabiliriz, onun arayışı içerisindeyiz. Şimdi görüşmelerde kritik bir aşamaya gelindi. Ortada, yani bu herkesin malumu güzel olan şu; her iki taraf da çok ciddi bir niyetle, samimiyetle esas itibarıyla görüşmelere devam ediyor. Devam etme iradeleri var. Mevcut şu andaki ateşkesten sadece taraflar değil, bütün dünya açıkçası rahatlama içerisinde. Tabii ki bunun devam etmesi herkes için önemli ve ben savaşan tarafların da bunun bilincinde olduğunu görüyorum. Bu forumda da buluştuğumuz bütün aktörler doğudan, batıdan, kuzeyden, güneyden hepsi savaşın tekrar başlamaması için endişelerini sürekli bize iletiyor. Biz de bu konuda elimizden gelen bütün çabayı göstereceğimizi söylüyoruz. Geldiğimiz noktada tarafların hala bir tartışma içerisine olduğunu biliyoruz. Bu noktada araya girmek istemiyoruz ama gelmeden önce Pakistan tarafı ile önemli bir görüşme yaptım. Önümüzdeki hafta ateşkesin sona ermesi ile beraber tekrar yeni bir savaşın başlamasını hiç kimse istemiyor. Umudumuz tarafların dünya kamuoyunun yaptığı baskının etkisinde ateşkes süresinin uzatılması ve ateşkes süresi içerisinde bu güne kadar çözemedikleri ama çözme iradesinde oldukları sorunları çözmeleri" diye konuştu. Rusya-Ukrayna savaşında barış çabaları ve Türkiye'nin rolü İran-ABD arasındaki müzakereleri yakından takip ettikleri gibi Rusya-Ukrayna müzakerelerini de takip ettiklerini anlatan Fidan, "Orada da rol alıyoruz gerektikçe. Gerçekten beşinci yılına giren bu savaş artık bitmek durumunda, çok fazla maliyet üretti. Ama savaşın belli bir coğrafyada devam ediyor olması da kanıksanmış durumda. Bu aslında hem Ukrayna hem Rusya için iyi bir durum değil. Barış çabalarını artırarak devam ettirmemiz gerekiyor. Türkiye olarak bu konuda bizim vizyonumuz, çabamız ortada. Tarafları geçen yaz üç defa İstanbul'da bir araya getirdik. Tekrar getirmeye hazırız. İster teknik düzeyde ister liderler düzeyinde. Ama taraflar başka başkentlerde de bir araya geliyor. Bizim gördüğümüz şu anda aslında bunu da konuşuyoruz. Burada da söylemekte bir sıkıntı görmüyorum. Bir taraftan İran-Amerika müzakereleri devam ederken aslında İran-Amerika savaşı daha acil sorunları birden unutturdu. Yani Ukrayna'daki barış müzakerelerini ve Gazze'deki yürüyen barış planına dünya kamuoyunun birdenbire ilgisi azalır gibi oldu. Bunun bir yansıması olarak burada birtakım aksamalarla karşılaşmayı açıkçası biz stratejik endişeyle karşılıyoruz. Bunun olmaması için tarafları şimdiden uyarıyoruz. Tekrar tekrar diyoruz ki buralardan bizim dikkatimizi dağıtmamamız lazım. Hem Ukrayna hem Gazze meselesi oldukça önemli. Bu iki konudaki dikkatimizi devam ettirmeliyiz" şekline konuştu. Doğu Akdeniz'deki askeri ittifaka ilişkin değerlendirme İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi'nin bir araya gelip askeri ittifak kurmasının tehdit önceliği olduğunu söyleyen Fidan, "Yani Türkiye ile beraber diğer ülkeler, yani bunun başka türlü bir izlenim oluşturmasını da kimse bekleyemez. Bunun aksi yönünde bize ne öncesinde ne sonrasında bir güvence veya beyan verilmedi. Kimse bu ittifaklar oluşturulurken bize 'Ya biz bunu size karşı yapmıyoruz' demedi. Tam tersine bu ittifakın oluşturulduğu seremonide liderler yan yana iken İsrail başbakanının, hem Yunanistan başbakanının hem Kıbrıs Rum Kesimi cumhurbaşkanının bulunduğu yerde yaptığı beyanlar var. Bu ittifakın ruhunu neden yapıldığını tanımlayan. Şimdi bu gerçekler ortadayken, bizim ortaya koyduğumuz tepkinin Yunanistan'la aramızda yürüttüğümüz müzakere sürecinden dolayı az bile olduğunu düşünüyorum. O toplantıda İsrail başbakanının söylediği şeyler ortada, somut askeri yapılanmalar var, askeri iş birlikleri var. Şimdi bunu görmemezlikten gelemeyiz. Hani Yunanistan bunu başka türlü anlatabilir, saklayabilir. Kendisi zaten NATO ülkesi, daha sonra diğer ülkelerle bu türden bir askeri iş birliğine girmesi, Avrupa'da Yunanistan dışında bu türden bir askeri iş birliği veya ortak birlik kurma anlaşması imzalayan hiç kimse yok. Dolayısıyla bu -sadece bizim için değil- bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Söylemiyorlar ama bölgedeki bütün Müslüman ülkeler ciddi endişe içerisindeler ve soru soruyorlar. Bir de son zamanlarda İsrail'in bölgedeki işgalci ve yayılmacı politikasından hareketle. Şimdi böyle bir isim varken Türkiye gereksiz yere endişe üretiyormuş söyleminde bulunmak da doğru değil. Ortada gerçekler var, insanların endişeleri var bölge ülkelerinde. Türkiye kendisini koruyacak nitelikte ama bölgede daha zayıf nitelikte olup, bu askeri ittifaka endişeyle bakan ülkeler var" dedi. "Dünyanın başına bela olmuş durumda" Gazze'ye yönelik sorular üzerine Bakan Fidan, "Gazze'deki soykırımın değişik şekillerde devam ettirilmeye çalışıldığı gerçeği ortada. Yani insanlar açlığa mahkum edilerek, soğukta kalmaya zorlanarak, gerekli barınma imkanlarının sağlanmadığı ortada. Tabii ki bu var. Biz şunu görüyoruz, yani bunu her yerde de söyledik. Biz uluslararası toplum olarak bir araya geldik. Gazze Barış Planı'nı uygulamak için, hayata geçirmek için yoğun çaba içerisindeyiz. Cumhurbaşkanımızın bu konuda Sayın Trump ve bölge liderleriyle başlattığı yoğun müzakere süreci var son 1 yıldır. Ama buna rağmen İsrail'in asli niyeti olan Gazze'yi ister insanlarını öldürerek, ister sürerek insansızlaştırmaya yönelik politikasının değişmediğini bütün herkes biliyor. Sadece söylemiyor. Herkes biliyor bunu. Dolayısıyla uluslararası toplum Antalya Diplomasi Forumu'nda da çok sık kullanıldığı gibi diplomasinin bütün imkanlarını kullanarak bunu engelleme yolunda gereken adımları atma yönünde çok ciddi çaba ortaya koyuyor. Bu sorun -İsrail yayılmacılığı sorunu- yani sizin anlattığınız o uzun sorunu biz öyle tanımlıyoruz. İsrail yayılmacılığı sorunu sadece bölgenin değil, artık dünyanın bir güvenlik sorunu haline gelmiştir. Bu yayılmacılığın hangi yöntemlerle, uluslararası toplum tarafından nasıl durdurulacağı meselesi yine uluslararası toplumun kendi ana gündem maddelerinden biridir. Süreç içerisinde ben bu konuda da olumlu gelişmeler olacağını düşünüyorum. Bir araya geldiğimiz bütün aktörler aynı endişeyi taşıyor. Yani İsrail'in bu yayılmacılığına artık kimse bahane bulabilecek durumda değil. Sürdürülebilir de değil. Sürekli uluslararası krizlerin tetiklendiği ve uluslararası krizleri tetikleyen irrasyonel, fundamentalist bir hükümetten söz ediyoruz. Dünyanın başına bela olmuş durumda. Bu sadece Türkiye'nin sorunu değil. Bazıları çok fazla Türkiye'yle ilişkilendirmeye çalışıyor da bu sadece bizim sorunumuz değil. Sadece bölgenin de sorunu değil. Dünyanın başına bela olmuş bir güvenlik sorunundan bahsediyoruz. Orada bir fundamentalist hükümetten dolayı" diye konuştu. Antalya Diplomasi Forumu'nda bu yıl 150 ülkeden ve 66 uluslararası kuruluştan toplam 6 bin 400 katılımcı yer aldı. Forum kapsamında 23 devlet ve hükümet başkanı, 13 devlet ve hükümet başkan yardımcısı ile 50 bakan ağırlandığ.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Millet, CHP ile farkımızı görüyor Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Millet, CHP ile farkımızı görüyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'nin TBMM'deki grup toplantısında gündemdeki konulara ilişkin açıklamalarda bulundu. Kürsüye boynundaki Türkiye atkısıyla çıkan Erdoğan, dün gece Kosova'yı geçerek 2026 Dünya Kupası'na katılma hakkı kazanan A Milli Futbol Takımı'nı tebrik etti. Erdoğan, "Bizim Çocuklar'ın ay-yıldızlı formayı zaferden zafere koşturacağına yürekten inanıyorum. Tüm sporcularımızın alınlarından öpüyorum." dedi. "MİLLET CHP İLE FARKIMIZI GÖRÜYOR" Ortadoğu'da devam eden savaş ve Rusya-Ukrayna savaşına dikkat çeken Erdoğan, bu süreçte AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak üsluplarına özen gösterdiklerini anlattı. "Kırıcı olmamaya özellikle gayret ediyoruz. Serin kanlılığı, sükuneti elden bırakmıyoruz." diyen Erdoğan, CHP'yi eleştirdi. Son açıklamaları üzerinden CHP Genel Başkanı Özgür Özel'i eleştiren Erdoğan, "Milletimiz AK Parti ve Cumhur İttifakı ile ana muhalefet partisi CHP arasındaki seviye, üslup, kalite, duruş ve vizyon farkını çok net görmekte, bunun değerlendirmesini yapmaktadır." şeklinde konuştu. "Bu ülkede darbeciliğin kitabını CHP yazmıştır." diyen Cumhurbaşkanı, "Darbecilik, CHP'nin karakteridir, ruhudur, kimliğidir. Darbeye ve darbecilere destek vermek, CHP'nin milli sporudur." ifadelerini kullandı. "SAVAŞ TEHLİKE DÜZEYİNİ ARTIRARAK DEVAM EDİYOR" Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında Ortadoğu'da süren savaşa da değindi. Erdoğan, birinci ayını dolduran savaşın tehlike ve tehdit düzeyini artırarak devam ettiğini söyledi. "Hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusu çatışma, kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir." diyen Erdoğan, bir an önce barışa giden yolun açılmasını temenni ettiklerini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle: "Dünya Kupası'na katılmaya hak kazanan milli takımımızı gönülden tebrik ediyorum. Ay-yıldızlı bayrağımızı 24 yılın ardından futbolun en büyük sahnesinde dalgalandıracak olan milli takımımıza grup maçlarında, finale kadar gideceğimizi ümit ettiğimiz mücadelelerde şimdiden başarılar diliyorum. - ‘Bizim Çocuklar’ın ay-yıldızlı formayı zaferden zafere koşturacağına yürekten inanıyorum. Tüm sporcularımızın alınlarından öpüyorum. "SANCILI ATMOSFERDE ÜSLUBUMUZA ÖZEN GÖSTERİYORUZ" - Samimi bir durum tespitinde bulunmak istiyorum. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak biz bölgemizin içinden geçtiği sancılı atmosferde üslubumuza çok özen gösteriyoruz. Kırıcı olmamaya özellikle gayret ediyoruz. Serin kanlılığı, sükuneti elden bırakmıyoruz. - 86 milyonun hükümeti olduğumuzu, 86 milyonun her bir ferdinin kutsal emanetini taşıdığımızı, vatandaşlarımızın tamamının gözünün üzerinde olduğunu aklımızdan çıkarmıyoruz. - Ramazan boyunca ana muhalefetin şahsımızı, partimizi hedef alan saldırganlığı karşısında itidalimizi koruduk, kimi zaman duymazdan geldik. Kimi zaman genel başkanın acemiliğine verdik. Kimi zaman belki hatalarını anlayıp doğru yolu bulurlar umuduyla hareket ettik. - Konsantrasyonumuzu bozacak, bizi meşgul edecek her türlü siyasi tartışmadan uzak durduk. Sükutumuz, atılan iftiraları, yapılan edepsizlikleri sineye çektiğimizden değil; tam aksine edebimizdendi. Muhalefetin köpürttüğü sanal gündemlerin kuyruğuna takılmadan emin adımlarla ilerliyoruz. “TÜRK MİLLETİ BASİRET SAHİBİ BİR MİLLETTİR” - Muhalefetin iyice zıvanadan çıkan tavırları nedeniyle bu değerlendirmemi sizlere hatırlatmakta fayda görüyorum. Şunu farkında olmalıyız. Türk milleti basiret sahibi bir millettir. Bu milletin gözünü boyayamaz, kandıramazsınız. Bu millete siyasi hokkabazlığı, cambazlığı siyaset diye yutturamazsınız. Bu aziz millet yalancıyı dürüstten ayırmasını, bunların tefrikini yapmasını çok iyi bilir. “MİLLETİMİZ SEVİYE, ÜSLUP FARKINI ÇOK NET GÖRMEKTE” - Milletimiz AK Parti ve Cumhur İttifakı ile ana muhalefet partisi CHP arasındaki seviye, üslup, kalite, duruş ve vizyon farkını çok net görmekte, bunun değerlendirmesini yapmaktadır. Ana muhalefet partisinin ramazanda bile ara vermediği, son günlerde iyice çirkinleştirerek sürdürdüğü saldırgan söylemlerini benim vatandaşım takip etmekte. Bundan zerre kadar şüphe duymadım ve duymuyorum. “BİZ BU OYUNA ALET OLMAYACAĞIZ” - Ellerine geçirdikleri her fırsatı şahsımıza ve partimize yönelik bir hakaret senfonisine dönüştürerek unutmasınlar ki; bizi ve partimizi değil sadece kendilerini küçük düşürürler. Biz bu oyuna hiçbir zaman alet olmadık, olmayacağız. İçinden geçtiğimiz hassas dönemde öfkenin, çatışma ve kavga dilinin siyaseti zehirlemesine göz yummayacağız fakat gerektiğinde hadsize had bildirmenin 40 yetime kaftan giydirmekten daha üstün olduğunu da çok iyi bileceğiz. "DARBECİLİĞİN KİTABINI CHP YAZMIŞTIR" - Bu ülkenin cumhurbaşkanına, iktidar partisine hakaret etmek ana muhalefetin başındaki zat dahil kimsenin haddi değildir. Bu ülkede darbeciliğin kitabını CHP yazmıştır. Türkiye'nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar. Darbecilik, CHP'nin karakteridir, ruhudur, kimliğidir. Darbeye ve darbecilere destek vermek, CHP'nin milli sporudur. - Maalesef ana muhalefet partisinin genel başkanlık koltuğunda ağzı bozuk, ruh hali bozuk, önüne gelene hakaretler savuran, hakaretlerinden yüzü dahi kızarmayan bir karakter bulunmaktadır. CHP'li vatandaşlarımızın da giderek pervasızlaşan bu söylemlerden rahatsızlık duyduğunu çok iyi biliyoruz. Bu seviyesizliği hiç kimseye değil aziz milletime şikayet ediyorum. - Yolsuzluğu ihbar edenlerle, rüşvet verdim diyenlerle uğraştığınız kadar, rüşveti alanlarla, yolsuzluk yapanlarla, esnafı haraca bağlayanlarla, belediyeyi arpalığa çeviren karakter fukaralarıyla uğraşmadınız. “BİZ BU SÜRECİN TARAFI DEĞİLİZ” - Türkiye Cumhuriyeti'nde kimsenin suç işleme, yolsuzluk yapma, milletin emanetine ihanet etme ayrıcalığı yoktur. Çalanın, çırpanın yanına kar kaldığı günler artık geride kalmıştır. Tekrar ifade ediyorum; biz bu sürecin tarafı değiliz. Sadece milletimiz adına hakkın yerini bulmasının takipçisiyiz. Bunun da hukukun temel ilkeleri çerçevesinde yapılmasını arzu ediyoruz. Adil ve tarafsız bir yargıyla gerçeklerin ortaya çıkarılmasını, Türkiye'nin safralarından kurtulmasını istiyoruz. “SAVAŞ TEHDİT VE TEHLİKE DÜZEYİNİ ARTIRARAK DEVAM EDİYOR” - Birinci ayını dolduran savaş tehlikeli tehdit ve tehlike düzeyini artırarak devam ediyor. Önceliğimiz ülkemizin fırtınalı dönemi kazasız atlatmasıdır. Türkiye'yi bu yangının uzağında tutmakta kararlıyız. Hükümet olarak muhalefetin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden, dengeli ve rasyonel bir zeminde bu süreci yönetiyoruz. - Türkiye'nin tavrı çok berraktır. Barışın hakim olması için ne yapılması gerekiyorsa bunları tereddütsüz yapmayı görev biliyoruz. Akan kanın durması, gözyaşının dinmesi, silahların susması, sorunların diplomasi ile çözülebilmesi için şayet iğne ucu kadar dahi umut varsa bunu değerlendirmek boynumuzun borcudur. - Savaşın başından beri Türkiye'nin ilkeli duruşu dünyaya ve bölgeye verdiği mesajlar insanlığın ve vicdanın sesi olmuştur. Kardeş ve dost ülkelerin yaşadığı acıların bir an önce son bulmasını samimiyetle arzu ediyoruz. Ancak bölgemizin bekleyen tehlikelerin başında savaşın uzamasının yanı sıra bölgesel bir iç çatışmaya dönüşme riski vardır. Altyapıya yönelik misillemeler maalesef bu ihtimali artırmaktadır. - Bölgemizi yangın yerine çevirmekle kalmayıp tüm insanlığın omuzlarına ekonomik yük bindiren bu hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusu çatışma, kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir. Savaşın devam etmesine sebebiyet verecek her gelişme İsrail'in stratejisine hizmet edecektir. İran'la savaşın küresel barış vizyonuna hizmet etmediği, zora soktuğu gayet açıktır. Temennimiz barışa giden yolun açılmasıdır."

Trump: "Kuzey Kore lideri Kim ile görüşmeyeceğim" Haber

Trump: "Kuzey Kore lideri Kim ile görüşmeyeceğim"

ABD Başkanı Donald Trump, Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) Zirvesi'ne katılmak üzere geldiği Güney Kore'de Devlet Başkanı Lee Jae Myung ile ikili görüşme gerçekleştirdi. Güney Kore lideri Lee görüşmede, Trump'ın Güney Kore'ye 2'nci devlet ziyaretini yapan ilk yabancı lider ve en yüksek devlet onuru olan "Mugunghwa Büyük Nişanı"nı alan ilk ABD başkanı olduğuna dikkat çekerek, "Yani toplantımız oldukça anlamlı" dedi. Trump'ın göreve başlamasından bu yana birçok savaşı sona erdirdiğini ve barışa katkı sağladığını söyleyen Lee, "Şüphesiz ki siz bir barış elçisisiniz" ifadelerini kullandı. Trump'a Kore barışını sağlama çağrısı Yaşanan savaşlara ve ölümlere rağmen Trump'ın dünyanın birçok bölgesine barış getirdiğini aktaran Lee, "Umarım barışı sağlama konusundaki becerileriniz Kore Yarımadası'nda da işe yarar ve böylece buraya da barış getirebiliriz. Eğer bu gerçekleşirse insanlık tarihine adınız kalıcı olarak yazılacaktır. Ayrıca Kore halkı da bunu büyük bir memnuniyetle karşılayacaktır" dedi. Kore Yarımadası'nda barışın uzun süredir arzulanan bir hedef olduğunun altını çizen Lee, "Defalarca söylediğim gibi siz mükemmel bir barış yapıcısınız. Eğer bize yardım edebilir ve Kore Yarımadası'nda barışı tesis edebilirseniz, biz de sizi yarımadada bir barış elçisi olarak destekleyeceğiz" şeklinde konuştu. "Kim ile diyaloğa açık olmanız büyük anlam taşıyor" Kuzey Kore lideri Kim Jong-un'un Trump'ın iyi niyetini görmesini umduğunu ifade eden Lee, "Kuzey Kore lideri Kim ile buluşmanız gerçekleşmedi, ama onunla diyaloğa açık olmanız ve bu konuda istekli görünmeniz bizim için zaten büyük bir anlam taşıyor" dedi. Trump'ın bu konudaki kararlığının geleceğe yönelik umut tohumları ektiğinin altını çizen Lee, "Sözlerinizin ve jestlerinizin, daha iyi ilişkiler için yeni fırsatların kapısını aralayacağını umuyorum. Bu çabanızda sizi desteklemeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Güney Kore savunma bütçesini artıracak Güney Kore'nin barış umuduna rağmen yarımadanın hala teknik olarak savaş halinde olduğunu hatırlatan Lee, "İki Kore, teknik olarak savaşta ama ABD'nin ve uluslararası toplumun yardımları sayesinde ekonomimizi büyütebildik ve ülkemizi geliştirdik. Bundan sonra ikili ilişkilerimiz ittifakımızın modernizasyonuna odaklanacak, böylece bu ittifak daha kapsamlı ve stratejik bir hale gelecek" dedi. Bu kapsamda Güney Kore'nin savunma bütçesini artıracağını söyleyen Lee, "Askeri harcamalarımızı genişleterek ordumuzun kapasitesini daha da güçlendireceğiz. Şu anda bizim savunma bütçemiz, Kuzey Kore'nin toplam gayrisafi yurtiçi hasılasının yaklaşık 1.4 katı. Dolayısıyla askeri harcamalarımız oldukça yüksek ve bu alanda dünyada beşinci sıradayız. Yani zaten hatırı sayılır bir bütçemiz var. Ancak sizin üzerinizdeki savunma yükünü hafifletmenin önemli olduğunu biliyorum. Bu nedenle askeri harcamalarımızı artırmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Trump'tan nükleer denizaltı desteği istedi Trump'a daha önce tam olarak iletemediği bir talebi de toplantı sırasında ileten Lee, "Nükleer enerjiyle çalışan denizaltılar konusunda, bize bu denizaltılar için nükleer yakıt temin edilmesi hususunda desteğinizi umuyorum. Nükleer silahlı denizaltılar değil, nükleer enerjiyle çalışan konvansiyonel denizaltılar istiyoruz" dedi. Güney Kore'nin halihazırda sahip olduğu konvansiyonel denizaltıların kabiliyetlerinin sınırlı olduğunu ifade eden Lee, "Eğer bize nükleer enerji ve yakıt tedarikine izin verir ve destek olursanız, denizaltı ve diğer askeri gemi inşasında size katkıda bulunabiliriz. Nükleer enerjili denizaltılara sahip olursak bölgedeki devriye ve izleme faaliyetlerinde size yardımcı olabiliriz. Kullanılmış nükleer yakıtın yeniden işlenmesi ve uranyum zenginleştirilmesi konusunda desteğinizi daha önce açıkladığınızı biliyorum. Eğer iki ülke arasında bu konuda çalışma düzeyinde istişareleri kolaylaştırırsanız iyi sonuçlar elde edebiliriz" şeklinde konuştu. "Koreli şirketler ABD'ye yatırım yapmaya devam edecek" Trump'ın ABD'yi daha güçlü bir ülke yapmaya yönelik hamlelerinin sonuçlarını gördüklerini söyleyen Lee, "Bu çerçevede Koreli şirketler ABD'ye yatırım yapmaya devam edecek. Üretim sektörünüzün yeniden canlandırılmasına yönelik çabalarınızı destekleyeceğiz. Gemi inşa alanındaki iş birliğimiz de sürecek, bu hem Kore hem de ABD ekonomisi için faydalı olacak. Tüm bu çabalar ikili ilişkilerimizi ve ittifakımızı daha da güçlendirecektir" diye konuştu. Lee, daha iyi bir Kore, daha iyi bir ABD ve daha güçlü bir ittifak için iş birliğine hazır olduklarını da sözlerine ekledi. Trump'tan Kore barışı için çalışma taahhüdü ABD Başkanı Donald Trump ise konuşmasına Güney Kore ve ABD arasında büyük bir dostluk ve sevgi olduğuna dikkat çekerek başladı. Korelerarası savaşın resmi olarak sona ermemesine rağmen çözüm için elinden geleni yapacağını söyleyen Trump, "Dünyada pek çok sorunu çözme fırsatım oldu. Bu kadar çok sorun olduğunu bile bilmiyordum. Kimsenin farkında bile olmadığı ülkeler, birbirleriyle savaş halindeydi ve milyonlarca insan ölüyordu. Onların çoğunu çözdük, bir tanesi hariç: Rusya-Ukrayna. Onu da yakında çözeceğimizi düşünüyorum. Bu konuda seninle, ekibinle ve pek çok başka kişiyle birlikte çalışacağım. Mantıklı bir çözüm bulabilir miyiz, bunu göreceğiz" değerlendirmesinde bulundu. "Sağduyuyla hareket edilirse bu mesele çözülebilir" Trump, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile arasının iyi olduğunu yineledi. Kim Jong ile yapması beklenen muhtemel görüşmenin Güney Kore ziyareti sırasında gerçekleştirilmeyeceğini belirten Trump, "Sadece uygun bir zaman bulamadık. Yarın Çin Devlet Başkanı Xi Jinping geliyor; bu, hepimiz için ve dünya için çok önemli bir olay. Siz de toplantıyı dikkatle izleyeceksiniz. Hepimiz o görüşmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz ve bunun herkes için çok iyi sonuçlar doğuracağına inanıyorum. Bu ziyaretin asıl odak noktası da buydu" ifadelerini kullandı. Buna rağmen ilerleyen süreçte Kim ile görüşmeye kararlı olduğunu söyleyen Trump, "Ama başka ziyaretlerimiz olacak ve Kim Jong-un ve herkesle birlikte işleri rayına oturtmak için çok sıkı çalışacağız, çünkü akıl karı olan bu. Benim birkaç sevdiğim kelime vardır, biri de ‘sağduyu'. Sağduyuyla hareket edilirse bu mesele çözülebilir. Biraz zaman alabilir, sabır gerekebilir, ama kesinlikle çözüleceğine eminim" diye konuştu. Güney Kore'ye teşekkür etti Kendisine yapılan nazik karşılama ve jestlerin Güney Kore ve ABD arasındaki dostluğun göstergesi olduğunu belirten Trump, "Siz kısa sürede çok şey başardınız, yaptıklarınız gerçekten inanılmaz. Artık gemi inşasında da bizimle çalışıyorsunuz, bu konuda adeta bir usta oldunuz. İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD bu alanda açık ara bir numaraydı. Fakat daha sonra alınan kötü kararlar yüzünden gemi üretimini neredeyse tamamen bırakmıştık. Oysa gemi üretimi bir gereklilik. Şimdi Philadelphia tersanelerinde ve başka yerlerde birlikte çalışıyoruz. ABD'de birlikte gemiler inşa edeceğiz. Gemi üretimini yeniden başlatacağız ve kısa sürede yeniden zirveye çıkacağız" dedi. "Savunma konusunda sizinle birlikte çalışacağız" Konuşmasında askeri kabiliyetlerin önemine de değinen Trump, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun savunma konularında önemli diplomatik faaliyetler yürüttüğüne işaret etti. Savunma kadar ABD'nin saldırı kabiliyetlerinin de ileri olduğunu vurgulayan Trump, "Savunma, diğer ülkeleri destekleme açısından çok önemli. Sizinle birlikte çalışacağız ve üzerinizdeki o kalıcı gölgeyi, evet, öyle adlandırmak doğru olur, ortadan kaldırmak için elimizden geleni yapacağız" ifadelerini kullandı. Trump, Lee'nin şimdiden harika bir başkan olduğunu ve bundan sonra da iyi işlere imza atacağına inandığını ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.