Hava Durumu

#Savaş

Yeni Dönem Gazetesi - Savaş haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Savaş haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Trump: İran anlaşma yapmak için can atıyor Haber

Trump: İran anlaşma yapmak için can atıyor

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da emeklilik planlarına erişimi kolaylaştıran bir başkanlık kararnamesinin imza töreninde basın mensuplarının sorularına cevap verdi. ABD ekonomisinin İran savaşına rağmen çok iyi durumda olduğunu söyleyen Trump, "Ülke, askeri bir operasyona rağmen gerçekten çok iyi durumda. Ben buna savaş demiyorum, askeri operasyon diyorum" dedi. ABD Başkanı Trump, "İran bir anlaşma yapmak için can atıyor. Size sadece bunu söyleyebilirim. Detaylara girmek istemiyorum. Ama nükleer silah sahibi olmalarına izin verilemez" dedi. "Bazılarının 'savaş' olarak adlandıracağı bir durumun içindeyiz" Trump, İran’a yönelik saldırılara ilişkin, "İnsansız hava aracı (İHA) üretim tesislerinin yaklaşık yüzde 82’si, füze üretim tesislerinin ise yaklaşık yüzde 90’ı imha edildi. Ve birçok füzeleri de etkisiz hale getirildi. Bazılarını kullandılar ama biz, kullandıklarından daha fazlasını imha ettik. Olanlar, gerçekten dikkat çekici. Anlaşma yapmak istiyorlar" dedi. Trump, "Bazılarının 'savaş' olarak adlandıracağı bir durumun içindeyiz" ifadelerini kullandı. ABD’de borsanın rekor kırdığı bir dönemde olduklarını savunan Trump, "Bir yangını söndürmemiz gerekiyor. Bu yangın İran’da yaşanıyor. Nükleer silah istiyorlar. Nükleer kapasitelerini tamamen yok ettik. Böylece nükleer bomba elde edemediler" dedi. Mevcut durumda İran’ın çok kötü bir halde olduğunu söyleyen Trump, "Hiçbir şeyleri kalmadı. Liderleri de dahil. Liderleri ortadan kaldırıldı. Birinci kademe liderleri de gitti, ikinci kademe de. Şimdi, üçüncü kademe ile meşgulüz ama ne olacağını göreceğiz" dedi. "Ekonomileri çöküyor" İran’a uygulanan ablukanın çok güçlü olduğunu savunan Trump, "Ekonomileri çöküyor. Petrol gelirleri yok. Umarım yakında çözülür" dedi. İran ile görüşmelerde tıkanma söz konusu olup olmadığı sorusuna Trump, "Anlaşma yapmak istiyorlar ama liderlerinin kim olduğu bile net değil. Bu da bir sorun. Liderlik, büyük ölçüde ortadan kaldırıldı" dedi. ABD’de yakıtın galon fiyatının ortalama 4,30 dolar seviyesine yükselmesine ilişkin bir soruyu yarıda keserek cevaplayan Trump, "Ama İran’ın nükleer silahı olmayacak. Savaş bittiğinde fiyatlar hızla düşecek" dedi. Trump, "Eğer İran nükleer silah elde etseydi ve bunu kullansaydı, dünyanın tamamı farklı bir yer haline gelirdi" şeklinde konuştu. İspanya ve İtalya’dan asker çekmeyi düşünebileceğini söyledi Almanya konusunda olduğu gibi İspanya ve İtalya’dan da asker çekmeyi düşünüp düşünmediğine ilişkin bir soru alan Trump, "Evet, muhtemelen. Neden düşünmeyeyim. İtalya bize hiçbir şekilde yardımcı olmadı. İspanya ise korkunçtu. Kesinlikle korkunç. NATO’yu biliyorsunuz. Mesele sadece kötü olmaları değil. Güzel bir şekilde "Tamam, yardım edeceğiz ama biraz yavaş ilerliyoruz" deseler başka bir şey" dedi. ABD’nin Avrupa’ya Ukrayna konusunda büyük destek sağladığını vurgulayan Trump, "Ukrayna’yı berbat ettiler. Ukrayna’nın bizimle hiçbir ilgisi yok ama biz onlara Ukrayna konusunda yardım ettik. Bildiğiniz gibi arada okyanus var, bu onların meselesi. Onlar için bu adeta kapılarının önü" dedi. Diğer yandan Avrupa’nın ABD’nin İran konusundaki yardım talebine bu duruma "karışmak istemedikleri" cevabını verdiklerini söyleyen Trump, "İşin ilginç tarafı, Hürmüz Boğazı’nı onlar kullanıyor. Biz kullanmıyoruz ve ihtiyacımız da yok. Çok petrolümüz var. Bu nedenle onların, 'Size yardım etmek isteriz' demesini beklerdik ama demediler. Almanya korkunç bir iş çıkarıyor. Göç sorunları var, enerji sorunları var, her türlü sorunları var. Ukrayna konusunda da büyük bir sorunları var çünkü karmaşa içindeler" dedi. Merz’in eleştirilerine değindi Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in kendisine yönelik eleştirilerine değinen Trump, "İran konusunda yaptığım şey yüzünden beni eleştirdi. Ama ben ona 'İran’ın elinde nükleer silah olmasını ister misin?' dedim. O da bana, 'Hayır, istemem' dedi. Ben de, 'O zaman sanırım haklıyım' dedim. Buna verecek bir cevabı yoktu. Sonuç olarak, bu dünya için, ülkemiz için, özellikle İsrail, Orta Doğu ve Avrupa için İran’ın nükleer silah sahibi olmasına izin veremezsiniz" dedi. ABD basınını eleştirdi ABD basınının savaşı sanki İran kazanıyormuş gibi gösterdiğinden şikayet eden Trump, "Bu korkunç bir şey. Biz müzakere ediyoruz, onlar bizim basınımızdan ne kadar iyi durumda olduklarını okuyorlar. Oysa bir mağarada oturuyorlar ve tüm liderleri ölü. Etraftaki herkes ölü. Füzeler her yerde. Donanmaları yok, hava kuvvetleri yok, hiçbir şeyleri yok. Tahran’ın ortasında vurulmadan uçuyoruz çünkü hava savunmaları yok. Ama savaşı kazandıklarını okuyorlar" dedi. Trump, "İran’ı darmadağın ediyoruz. Bugün bize yakın olan bir ülkeden telefon aldım. Bir Orta Doğu ülkesi. Dedi ki, "Efendim, artık lütfen onları vurmayın. Zaten darmadağın oldular. "Lütfen" dedi. Gerçekten "lüften" dedi" şeklinde konuştu. ABD Başkanı Trump İran'ın zenginleştirilmiş uranyumuna ilişkin, Nükleer tozu almak istiyoruz. Çok derinlerde. Onu çıkarmak için ekskavatörler ve başka şeyler gerekiyor ama almak istiyoruz. Bir şekilde alacağız. Ya bize nükleer 'tozu' verecekler ya da biz alacağız" dedi.

Pezeşkiyan: ABD galip gelmeyecek Haber

Pezeşkiyan: ABD galip gelmeyecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, resmi temaslarda bulunmak üzere Tahran’a gelen Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asim Munir ile bir araya geldi. Görüşmede, bölgesel gelişmeler, ateşkes süreci ve iki ülke arasındaki ilişkiler ele alındı. Pakistan’ın ateşkesin sağlanmasına yönelik rolüne değinen Pezeşkiyan, arabuluculuk sürecindeki katkıları dolayısıyla Pakistan’a teşekkür ederek, İran’ın bölgede kalıcı barış, istikrar ve kardeşlik ilişkilerinden yana olduğunu, İran halkının haklarının ise uluslararası hukuk çerçevesinde korunması gerektiğini ifade etti. Bölgesel barış ve İslam dünyasında birlik vurgusu İslam dünyasında birliğin önemine dikkat çeken Pezeşkiyan, "İran, tüm İslam ülkelerini kardeş olarak görmektedir. Bölgede yaşanan savaş ve istikrarsızlıkların temelinde Siyonist rejimin İslam ülkeleri arasında ayrışma oluşturma girişimleri bulunmaktadır. Bu nedenle İslam ümmeti birlik ve iş birliği içinde hareket etmeli, Müslüman topraklarının Müslümanlara karşı kullanılmasına izin vermemelidir" dedi. Pezeşkiyan, İslam ülkeleri arasında birlik sağlanması halinde bölgenin savaşa sürüklenmesinin önüne geçileceğini belirterek, "İslam ümmetinin birliği, bölgedeki krizlerin çözümünde belirleyici olacaktır. Bu kapsamda Pakistan’ın sorumlu ve kararlı çabaları memnuniyet vericidir. Diğer İslam ülkeleri de benzer bir yaklaşım benimsemelidir" ifadelerini kullandı. "İran istikrarsızlık peşinde değil" ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına da değinen Pezeşkiyan, "Bu saldırılar sonucunda yüce liderimizin şehit edilmesi, okulların ve hastanelerin yıkılması, masum çocukların ve halkımızın katledilmesi hangi gerekçeyle ve hangi hukukla açıklanabilir? Daha göreve geldiğimiz ilk günden itibaren ABD ve Siyonist rejim tarafından düşmanca ve kışkırtıcı adımlar atılmıştır. Buna rağmen İran, bölgede istikrarsızlık peşinde değildir ve komşu ülkelerle kardeşçe ilişkilerin geliştirilmesini istemektedir" ifadelerini kullandı. "Bölge ülkeleri güvenliğini birlikte sağlayabilir" İran’ın uluslararası hukuk çerçevesine bağlı olduğunu vurgulayan Pezeşkiyan, savaşın sona ermesinin ardından bölge ülkelerinin iş birliğini artırarak kalıcı barış ve güvenliği tesis etmesi gerektiğini belirtti. Pezeşkiyan, "Neden bölge ülkeleri kendi güvenliklerini bağımsız şekilde sağlayamasın? Avrupa, NATO gibi mekanizmalarla güvenliğini sağlarken, İslam ülkeleri de ortak değerler temelinde kolektif iş birliğiyle sorunlarını çözebilir" dedi. ABD’ye yönelik güvensizliğe de değinen Pezeşkiyan, "İran halkı, defalarca taahhütlerin ihlal edilmesi, müzakereler sürerken saldırılar düzenlenmesi ve yetkililere yönelik suikastlar gerçekleştirilmesi nedeniyle ABD’ye güvenmemektedir. Ancak buna rağmen İran, başta Pakistan olmak üzere dost ülkeler aracılığıyla temaslarını sürdürmekte ve milli çıkarlarını kararlılıkla savunmaktadır. Bu savaş hiçbir tarafın yararına olmayacaktır. ABD bu çatışmada galip gelmeyecek, aksine bölge ülkeleri ve dünya ağır bedeller ödeyecektir. Bu süreçten çıkar sağlamaya çalışan tek taraf ise Siyonist rejimdir" şeklinde konuştu. "Bölge eski haline dönmeyecek" Munir ise Pezeşkiyan ile bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, İran’ın ve İran halkının misafirperverliğinden dolayı teşekkür etti. Görüşmede bölgedeki gelişmelere değinen Munir, "Her ne kadar bu savaş sona erecek olsa da bölge eski haline dönmeyecektir. Bu nedenle tüm ülkelerin bölgenin yeniden inşası, istikrarı ve huzuru için ortak hareket etmesi gerekmektedir" dedi. Munir, Çin, Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye’nin bu kriz sürecinde diplomatik girişimlere verdiği desteğe işaret ederek, "Bu iş birliklerinin sürdürülmesi büyük önem taşımaktadır. Ülkeler arasındaki ilişkilerin önemi, kriz ve savaş dönemlerinde barış zamanlarına kıyasla daha belirgin hale gelmektedir" ifadelerini kullandı. Ayrıca müzakerelerin seyrine ilişkin bilgi veren Munir, yakın bir zamanda anlaşmaya varılması ve savaşın sona ermesi yönündeki beklentisini dile getirerek, "Kısa sürede bir anlaşmaya varabileceğimize inanıyoruz. Bu savaşın yıkım ve kayıptan başka bir sonucu olmayacaktır" ifadelerini kullandı.

Karacabey'de "serbest domates" beklentisi yüksek Haber

Karacabey'de "serbest domates" beklentisi yüksek

Türkiye'nin salçalık domates ihtiyacının yaklaşık yarısını karşılayan Karacabey'de, üretim sezonu öncesi hesaplanan maliyetler ile piyasa gerçekleri arasındaki farkı çiftçiyi düşündürüyor. Savaşın küresel piyasalar üzerindeki etkisiyle tırmanan girdi maliyetleri, 1,5 ay önce fabrikalarla yapılan 5 bin ile 5 bin 250 liralık taahhüt fiyatlarını yetersiz bıraktı. Savaş öncesi hesaplar altüst oldu Karacabey Ziraat Odası 2. Başkanı Ramazan Düzen, bölgedeki salça fabrikalarıyla masaya oturulduğunda dekara maliyetin 45-50 bin lira civarında öngörüldüğünü ancak gelinen noktada bu rakamın 55-60 bin liraya kadar yükseldiğini belirtti. Düzen, özellikle gübre fiyatlarındaki son bir yılda yaşanan yüzde 100’lük artış ve fide fiyatlarının tanesinin 40 liraya kadar çıkmasının çiftçinin hesaplarını karıştırdığını anlattı. Sözleşmeli tarım yerine "serbest ekim" Taahhüt fiyatlarının maliyetleri karşılamaması nedeniyle bölge çiftçisinin bu yıl farklı bir strateji izleyeceğini belirten mDüzen, mevcut sözleşme fiyatlarına imza atmanın doğrudan "zarara imza atmak" anlamına geldiğini vurguladı. Düzen, bu sezon bölgede serbest ekimin (sözleşmesiz üretim) çok daha yaygın olacağını ifade ederek, Karacabey Ovası'nda bu yıl yaklaşık 80-90 bin dekar alanda ekim yapılmasının planlandığını kaydetti. Umut yüksek verimde Firmaların maliyet artışları ve ihracat sorunlarını gerekçe göstererek fiyat revizesine yanaşmamasının üreticiyi zorlu bir sürece ittiğini belirten Düzen, kış ve bahar aylarında düşen bereketli yağışların, tek umut kaynağı olarak görüldüğünü söyledi. Düzen, eğer iklim şartları olumlu gider ve dekara alınan verim ortalamaların üzerine çıkarsa, çiftçinin yüksek tonajla maliyet baskısını hafifletebileceğini ifade etti.

İki haftalık ateşkes kabul edildi Haber

İki haftalık ateşkes kabul edildi

ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaşın 40. gününde 15 günlük ateşkes sağlandı. ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a verdiği sürenin dolmasını kısa bir süre kala ateşkesin sağlandığı duyuruldu. ABD Başkanı Donald Trump, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asim Munir ile görüşmeler gerçekleştirdiğini belirterek, Şerif'in ve Munir'in kendisinden İran'a yönelik saldırıları durdurmasını talep ettiğini aktardı. Trump, "İran'ın Hürmüz Boğazı'nı tamamen, derhal ve güvenli biçimde açmayı kabul etmesi şartıyla İran'a yönelik bombardıman ve saldırıları iki hafta boyunca askıya almayı kabul ediyorum. Bu, iki taraflı bir ateşkes olacak" dedi. İran'dan 10 maddelik bir teklif aldıklarını söyleyen Trump, “Bunu müzakere için uygulanabilir bir temel olduğuna inanıyoruz. ABD ve İran arasında geçmişteki çeşitli anlaşmazlık noktalarının neredeyse tamamı konusunda anlaşma sağlandı. İki haftalık süre anlaşmanın son haline getirilmesine ve tamamlanmasına olanak sağlayacak." ifadelerini kullandı. İran anlaşmasının kusursuz bir zafer olduğunu söyleyen Trump, Çin'in İran'ı müzakereye ikna ettiğini belirtti. “DÜNYA BARIŞI İÇİN BÜYÜK BİR GÜN” Trump son açıklamasında ABD'nin Hürmüz Boğazı'ndaki trafik yoğunluğuna yardımcı olacağını söyledi. “Çok sayıda olumlu adım atılacak” diyen ABD Başkanı, “Dünya barışı için büyük bir gün! İran bunu istiyor, artık yeter dediler! Aynı şekilde herkes de öyle! Büyük paralar kazanılacak. İran yeniden inşa sürecine başlayabilir. Her türlü ürünün tedariğini yapacağız ve her şeyin yolunda gitmesini sağlamak için beklemede kalacağız. Bunun gerçekleşeceğine inanıyorum. Tıpkı ABD’deki gibi, bu Ortadoğu’nun Altın Çağı olabilir!" ifadelerini kullandı. İRAN: ATEŞKES 10 NİSAN'DA BAŞLAYACAK İran'ın Pakistan'ın iki haftalık ateşkes teklifini kabul ettiği belirtildi. Ateşkes Mücteba Hamaney tarafından da onaylandı. İran tarafından yapılan açıklamada, ateşkesin 10 Nisan Cuma günü başlayacağı ve her iki taraf da anlaşırsa uzatılabileceği belirtildi. İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi, “Pakistan'da yapılacak müzakerelerin 15 gün içinde sonuçlandırılmasını ve sahadaki zaferin siyasi alanda da tescillenmesini hedefliyoruz” açıklamasını yaptı. İSRAİL DE ATEŞKESİ KABUL ETTİ İsrail Başbakanı Netanyahu, ABD Başkanı Trump'ın İran'a yönelik saldırılarla ilgili duyurduğu 2 haftalık ateşkesi destekledikleri ancak bunun Lübnan'ı kapsamadığını savundu. BEYAZ SARAY: ABD İÇİN BİR ZAFER Beyaz Saray, ABD ve İran arasında 10 Nisan’da Pakistan’ın başkenti İslamabad’da başlaması beklenen müzakereler hakkında açıklamada bulundu. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, "Yüz yüze görüşmeler konusunda müzakereler yürütülüyor, ancak Başkan ya da Beyaz Saray tarafından açıklanana kadar hiçbir şey kesinleşmiş sayılmaz" dedi. Müzakerelere ABD tarafından Başkan Yardımcısı James David Vance, Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile Trump’ın damadı Jared Kushner’ın katılması bekleniyor. Varılan ateşkes hakkında "Bu, ABD için Başkan Trump ve inanılmaz ordumuzun mümkün kıldığı bir zaferdir" ifadelerini kullanan Leavitt, "Ordumuzun başarısı, ABD’ye mümkün olan en fazla kozu sağlayarak, Başkan Trump ve ekibinin diplomatik bir çözüm ve uzun vadeli barışa kapı aralayan zorlu müzakerelere girmesine olanak tanıdı" değerlendirmesinde bulundu. HÜRMÜZ BOĞAZI İKİ HAFTA GEÇİŞLERE AÇILACAK İran, ABD ve İsrail ile sağlanan geçici ateşkesin ardından Hürmüz Boğazı’nı geçişlere açtı. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, yaptığı yazılı açıklamada, ABD ve İran arasındaki müzakerelerde diplomatik çabaları için Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asim Munir’ teşekkür ederek, "İran'a yönelik saldırıların durdurulması halinde güçlü Silahlı Kuvvetlerimiz savunma operasyonlarını sona erdirecektir. İki haftalık süre boyunca Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçiş, İran Silahlı Kuvvetleri ile koordinasyon sağlanarak ve teknik kısıtlamalar gözetilerek mümkün olacaktır." dedi. PAKİSTAN BAŞBAKANI ŞERİF: ATEŞKES DERHAL BAŞLAYACAK Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, "İran ile ABD'nin müttefikleriyle birlikte, Lübnan da dahil olmak üzere her cephede geçerliliği an itibariyle başlayan derhal bir ateşkese vardıklarını duyurmaktan büyük memnuniyet duyuyorum" dedi. Her iki ülkenin liderine ateşkese vardıkları için en derin şükranlarını sunduğunu ifade eden Şerif, "Tüm anlaşmazlıkları kesin biçimde çözüme kavuşturacak kapsamlı bir anlaşmaya varmak üzere her iki tarafın heyetlerini 10 Nisan 2026 Cuma günü İslamabad'a davet ediyorum" dedi. Her iki tarafın da olağanüstü bir anlayış sergilediğini aktaran Şerif,"İslamabad Görüşmeleri'nin kalıcı bir barışın sağlanmasında başarıya ulaşmasını içtenlikle umuyor ve önümüzdeki günlerde daha fazla müjdeli haber paylaşmayı arzuluyoruz" dedi. YİNE TEHDİTLER SAVURMUŞTU ABD Başkanı Trump'ın Hürmüz'ün açılması için verdiği süre dolmadan ABD, İran'ın enerji üslerinden Hark Adası'na saldırı düzenledi. Axios'a konuşan bir ABD'li yetkili adadaki askeri hedeflerin vurulduğunu söyledi. ABD Başkanı Trump, Truth üzerinden bir paylaşım yaparak saldırı sinyali verdi. Trump “Bu gece koca bir medeniyet yok olacak ve bir daha asla geri getirilmeyecek. Bunun olmasını istemiyorum ama muhtemelen olacak. Ancak, şimdi tam ve eksiksiz bir rejim değişikliğiyle, farklı, daha zeki ve daha az radikalleşmiş zihinlerin hakim olduğu bir ortamda, belki de devrim niteliğinde harika bir şey olabilir, kim bilir? Bunu bu gece, dünyanın uzun ve karmaşık tarihinin en önemli anlarından birinde öğreneceğiz. 47 yıllık gasp, yolsuzluk ve ölüm nihayet sona erecek.” Trump, ilerleyen saatlerde yaptığı açıklamada, bugünkü müzakerelerde ilerleme olursa ve somut bir sonuç çıkarsa bu durumun değişebileceği mesajını verdi. TRUMP'IN YARDIMCISINDAN AMACIMIZA ULAŞTIK MESAJI ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran Savaşı'ndaki askeri hedeflerin tamamlandığını söyledi. Vance, "çok kısa süre içinde savaş bitecek" diye konuştu. ABD Başkan Yardımcısı, ABD'nin yarın gece 03.00'a kadar İran'dan yanıt alacağı konusunda emin olduğunu söyledi. Vance, “İranlılar hızlı müzakereciler olmadılar ve halen değiller, ABD, İran konusunda “henüz kullanmaya karar vermediği araçlara sahip." diye konuştu.

Bakan Gürlek: Sosyal medyaya kimlikle girilecek Haber

Bakan Gürlek: Sosyal medyaya kimlikle girilecek

Adalet Bakanı Akın Gürlek Diyarbakır’da TÜGVA İhtisas Akademisi 26 Lansmanı programına katıldı. Burada öğrencilerin sorularını yanıtlayan Bakan Gürlek, ’’Ben 2005 mezunuyum. Biz de sizin gibi öğrencilik yıllarından geçtik. Öğrenciliği dolu dolu yaşadık. Benim size tavsiyem siz de öğrencilik dolu dolu yaşayın. TÜGVA gerçekten çok güzel projelere imza atıyor, ben takip ediyorum. Bizim zamanımızda bu kadar ayrıcalıklar yoktu. Yani devlet yurtları olsun, şu an özellikle TÜGVA’nın sağlamış olduğu imkanlar, yurtlar, burslar, krediler yani bu onda şu an çok fazla imkanlar var. Devletimiz gerçekten özellikle AK Parti hükümeti iktidara geldiğinden beri öğrenciye çok fazla yatırım yapıyor. Ben dediğim gibi şu an öğrenciler şanslı. Sadece ders çalışmak değil hayatı yaşamaları gerekiyor. Geleceklerine katkı sunmaları gerekiyor. Kendilerine bir aktivite bulmaları gerekiyor. Kültür faaliyetlerine katılmaları gerekiyor. Diyarbakır bu konuda yaşayan bir şehir, tarihi bir şehir, kalbi bir şehir, her türlü imkana rahatlıkla erişebilirler’’ diye konuştu. Bir öğrencinin, "Kamuoyu baskısıyla hukuksal karar vermek çok ince bir çizgi. O çizgide neler düşünüyorsunuz? Özellikle öğrencilere bu yolda yürüyecek öğrencilere bu kararı verirken nelere dikkat etmeli? O ince çizgide ne yapmak lazım" sorusuna Bakan Gürlek, "Şimdi hukukçuluk gerçekten çok zor bir meslek. Hukuk fakültesine girdiğiniz zaman gerçekten hukukun çok kıymetli olduğunu görüyorsunuz. Hukuk yaşamın her alanında var. Yani gündelik hayatınızda da var. Daha sonra mesleğe başlayınca da var. Hukuk konusunda ben arkadaşlara tavsiyem şu, yani mutlaka kanunlar, kitaplar bunlar zaten ulaşabiliyorsunuz. Önemli olan bu hukuk mantığını bulmanız ve vicdanını dinlemeniz. Birinci önceliğimiz bu olması lazım. Hakim zaten karar verirken sadece hukuka göre karar vermiyor, dosyadaki delillere göre karar vermiyor. Vicdani kanaatine de yeterli kanaat gelmesi gerekiyor" şeklinde cevap verdi. "Gençlerimizin influencerlara, youtuberlere özenmemesini istiyorum" Başka bir öğrencinin, sosyal medyaya ilişkin sorusuna Bakan Gürlek, "Sosyal medyada öyle bir dünya anlatılıyor ki şimdi de biz İstanbul’da eskiden başsavcılık görevini yapıyorduk. Oradaki arkadaşlar hayatların hepsi yalan hayatlardır. İşte orada yayınlanan diziler, influencerlar, işte youtuberlar orada şaşaalı hayatlar, böyle bir hayat yok. Ben gençlere özellikle biz çok davalara bakmak nasip oldu. Uyuşturucu operasyonları yapmak nasip oldu. Bunlar Allah’ın bir takdiriydi. Biz bu şekilde görevimizi yaptık. Bunlara gençlerin özenmemesini istiyorum. Yani sosyal medyada anlatılanlar gerçek dünyada böyle bir şey yok. Burada dediğim gibi bizim emek gücümüz her anlamda gelişmiş. Eğitim anlamında da çok gelişmiş. Artık biliyorsunuz Türkiye bir oyun kurucu modeline döndü. Yerli savunmamızı yapıyoruz. Yerli silahı hep üretiyoruz. Mühendislerimiz çok gelişti. Bilim adamlarımız gelişti. Ben sosyal medyadaki yalana kapılmamalarını özellikle gençlerimize tavsiye ederim. Orada bir yalan var. Orada bir gerçeklik yok. Orada bir özenti var ama gerçek anlamda böyle bir hayat yok. Ya burada da Diyarbakır canlı şehir. İstanbul bizim gözbebeğimiz. Buralara gidin, gezin ama mutlaka dediğim gibi ülkemizin gerçeklerinden, ülkemizin geleneklerinden kopmayalım. Burada batıyı gördük. Biz batı her zaman iki yüzlü. Yani yanı başında savaş var. Ukrayna, Rusya savaşı var. Müdahale etmiyorlar. Sadece işte bize bir şey olmasın diye kendi güvendiklerini düşünüyorlar. Biz memleket olarak, millet olarak, tarih olarak her zaman mazlumun yanında durduk. Bakın, Cumhurbaşkanımız her zaman her ortamda Gazze’nin yanında durduğunu dile getirdi. Yani dünya liderlerinden bunu dile getirdi. Ben bunun özellikle altını çizmek istiyorum" diyerek cevapladı. "Bir kişi bir hesap açıyorsa bunun sorumluluğu katlanacak" Sosyal medyada sahte hesapların açıldığına değinen Bakan Gürlek, konuşmasını şöyle sürdürdü: "İtibar suikastlığı yapılıyor. Burada muhtemelen milletvekillerimiz var, valimiz var, rektörümüz var. Bu herkese yapılıyor. Sosyal medyada bir kişi eğer bir hesap açıyorsa, bir suç işliyorsa bunun mutlaka bir karşılığı olması lazım. Biz bunu istiyoruz. Sosyal medyanın da bir hukuku, bir kuralı olmasını istiyoruz. Yani bir kişi bir hesap açıyorsa bunun sorumluluğu katlanacak. Şimdi sahte hesap açıyorlar. Olayları farklı anlatıyorlar. Bizim burada birçok meslektaşımız var. Hakim savcı, arkadaşlarımız var. Yani sosyal medyada yargılamalar yapılıyor, kararlar veriliyor, hükümler veriliyor. Gerçekten öyle değil. Sosyal medyada bir kişi bir hakaret ediyorsa ya da bir itibar suikastı yapıyorsa bunun sonuçlarına katlanması lazım. Biz inşallah bu 12. yargı paketinde bunu etik kimliğe büründüreceğiz. Yani bir kişi sosyal medyaya giriyorsa kimliği belli olacak. Yani orada yazdıklarından da, ettiği hakaretten de, itibar suikastından de sorumlu olacak. Burada kimseye suikast yapılmayacak. Kimse itibarsızlaştırılmayacak. Burada yani çok kıymetli burada hakimlerimiz var. Yani gecesini gündüzünü fedakarca ailesinden gerekirse ödün veriyor, dosyalara bakıyor. Ama sosyal medyada öyle bir şey yapıyor ki dosyalardan haberi yok. Adam hüküm vermiş, yargılama yapmış. İşte niye bu servis bırakıldı? Bu neden tutuklanmadı? Böyle bir sosyal medyada şey başlatılıyor. İnşallah bunu sosyal medya sitesine çok önem veriyorum ben. Ben bunu zaten zaman zaman da taahhüt olarak kamuoyunda da açıkladım. Yani sosyal medyada artık gerçek bir girer de kişisel kimlikle girilecek. Bu konuda zaten sosyal medya sunucularıyla da anlaştık. Onlar da bunu kabul ettiler. TC kimlik de olacak. Tabii geçiş süreci olacak. Yani bu sahte hesapların kapatılması için bir geçiş süreci olacak. Yani burada sosyal medya hesabını gerçek kimliğiyle kullanmayan sahte hesaplar ya da bot hesaplar dediğimiz hesapların da kapatılması için bir geçiş süreci olacak. Onlar da bu kurallara uymuyorsa uyumadıkları takdirde sosyal medya platformlarında bunları kapatacaklar. Biz hazırlıyoruz paketi meclise sunuyoruz. İnşallah mecliste milletvekillerimiz de bu konuya çok önem veriyor. Bunun kısa sürede yasalaşması gerekiyor. Yasalaştıktan sonra da bir geçiş süreci var. Çünkü bunun altyapısının sağlanması gerekiyor. 3 aylık sürede herkes sosyal medya gerçek kimliği ile girmiş olacak."

Macron'dan Hürmüz Boğazı yorumu Haber

Macron'dan Hürmüz Boğazı yorumu

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Güney Kore ziyareti sırasında gazetecilere açıklamalarda bulundu. Macron, Trump'ın ABD'nin müttefiklerini Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için çalışmaya çağırmasına değinerek, "Bazı kişiler, Hürmüz Boğazı'nın askeri operasyon yoluyla zorla açılması fikrini savunuyor. Bu görüş, zaman zaman ABD tarafından dile getirildi" dedi. Macron, "Bu, gerçekçi olmadığı için hiçbir zaman desteklediğimiz bir seçenek olmadı. Gerçekçi değil, çünkü aşırı derecede zaman alacak ve boğazdan geçen herkesi önemli kaynaklara ve balistik füzelere sahip olan İran Devrim Muhafızları'nın tehditlerine ve bir dizi başka risklere maruz bırakacaktır" ifadelerini kullandı. Macron, Hürmüz Boğazı'nın açılmasının ancak İran'la konuşarak yapılabileceğini vurguladı. Macron, "Başından beri söylediğimiz şey, bu boğazın enerji akışı, gübre ve uluslararası ticaret için stratejik öneme sahip olduğu için yeniden açılması gerektiğidir, ancak bu yalnızca İran ile istişare edilerek yapılabilir" şeklinde konuştu. Macron Trump'ı savaş konusunda sürekli olarak kendisiyle çelişmekle suçlayarak, "Ciddi olmalısınız. Ciddi olmak istediğinizde, bir önceki gün söylediğinizin tam tersini her gün söylemezsiniz. Belki de her gün konuşmamalısınız" dedi. "Yardım görmediklerinden şikayet edebilirler, bu bizim operasyonumuz değil" Trump'ın İran'a yönelik saldırılara destek vermeyen NATO müttefiklerine yönelik eleştirileri ve ABD'yi ittifaktan çekme tehditleri sorulan Macron, Trump'ın ittifaka olan bağlılığı konusunda "günlük şüpheler oluşturarak NATO'yu baltaladığını" söyledi. Macron, "ABD'lilerin İsrail ile kendi başlarına karar verdikleri bir operasyon hakkında sürekli yorum yapmak istemiyorum. Yardım görmediklerinden şikayet edebilirler, ancak bu bizim operasyonumuz değil. Biz en kısa sürede barış istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Trump'ın sözleri ne nezaket kurallarına uygun ne de seviyeli" Macron ayrıca Trump'ın kendisi ve eşi Brigitte Macron ile ilgili ifadelerinin "cevap vermeye değmediğini" belirtti. Macron, "Çok ciddi şeylerden bahsediyoruz, savaştan bahsediyoruz, bugün savaşta olan kadınlardan ve erkeklerden, öldürülen kadınlardan, erkeklerden ve sivillerden, bu bölgede devam eden savaştan bahsediyoruz. Duyduğum sözler ne nezaket kurallarına uygun ne de seviyeli" dedi. Trump'ın tepki çeken açıklaması ABD Başkanı Trump, dün katıldığı bir öğle yemeği sırasında İran'a karşı savaşa katılmadıkları için NATO müttefiklerini eleştirirken, Fransız mevkidaşı Emmanuel Macron ile alay etmişti. Brigitte Macron'un Vietnam gezisi sırasında Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un yüzüne vurduğu videoyu işaret eden Trump, "Onlara ihtiyacımız yoktu ama yine de sordum. Fransa'yı, Macron'u aradım, çenesine aldığı darbenin etkisinden hala kurtulamıyor" ifadelerini kullanmıştı. Trump, "'Emmanuel, kötü adamları ve balistik füzeleri etkisiz hale getirme konusunda rekorlar kırıyor olsak da Körfez'de biraz yardıma ihtiyacımız var. Biraz yardıma ihtiyacımız var. Mümkünse hemen gemi gönderebilir misiniz? dedim" şeklinde konuşmuştu. Trump daha sonra Macron'un cevabını Fransız aksanıyla taklit ederek, "Hayır hayır hayır, bunu yapamayız Donald. Bunu ancak savaş kazanıldıktan sonra yapabiliriz" demişti. Trump, "Ben de 'Hayır hayır, savaş kazanıldıktan sonra ihtiyacım yok' dedim" diye konuşmuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Millet, CHP ile farkımızı görüyor Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Millet, CHP ile farkımızı görüyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'nin TBMM'deki grup toplantısında gündemdeki konulara ilişkin açıklamalarda bulundu. Kürsüye boynundaki Türkiye atkısıyla çıkan Erdoğan, dün gece Kosova'yı geçerek 2026 Dünya Kupası'na katılma hakkı kazanan A Milli Futbol Takımı'nı tebrik etti. Erdoğan, "Bizim Çocuklar'ın ay-yıldızlı formayı zaferden zafere koşturacağına yürekten inanıyorum. Tüm sporcularımızın alınlarından öpüyorum." dedi. "MİLLET CHP İLE FARKIMIZI GÖRÜYOR" Ortadoğu'da devam eden savaş ve Rusya-Ukrayna savaşına dikkat çeken Erdoğan, bu süreçte AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak üsluplarına özen gösterdiklerini anlattı. "Kırıcı olmamaya özellikle gayret ediyoruz. Serin kanlılığı, sükuneti elden bırakmıyoruz." diyen Erdoğan, CHP'yi eleştirdi. Son açıklamaları üzerinden CHP Genel Başkanı Özgür Özel'i eleştiren Erdoğan, "Milletimiz AK Parti ve Cumhur İttifakı ile ana muhalefet partisi CHP arasındaki seviye, üslup, kalite, duruş ve vizyon farkını çok net görmekte, bunun değerlendirmesini yapmaktadır." şeklinde konuştu. "Bu ülkede darbeciliğin kitabını CHP yazmıştır." diyen Cumhurbaşkanı, "Darbecilik, CHP'nin karakteridir, ruhudur, kimliğidir. Darbeye ve darbecilere destek vermek, CHP'nin milli sporudur." ifadelerini kullandı. "SAVAŞ TEHLİKE DÜZEYİNİ ARTIRARAK DEVAM EDİYOR" Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında Ortadoğu'da süren savaşa da değindi. Erdoğan, birinci ayını dolduran savaşın tehlike ve tehdit düzeyini artırarak devam ettiğini söyledi. "Hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusu çatışma, kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir." diyen Erdoğan, bir an önce barışa giden yolun açılmasını temenni ettiklerini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle: "Dünya Kupası'na katılmaya hak kazanan milli takımımızı gönülden tebrik ediyorum. Ay-yıldızlı bayrağımızı 24 yılın ardından futbolun en büyük sahnesinde dalgalandıracak olan milli takımımıza grup maçlarında, finale kadar gideceğimizi ümit ettiğimiz mücadelelerde şimdiden başarılar diliyorum. - ‘Bizim Çocuklar’ın ay-yıldızlı formayı zaferden zafere koşturacağına yürekten inanıyorum. Tüm sporcularımızın alınlarından öpüyorum. "SANCILI ATMOSFERDE ÜSLUBUMUZA ÖZEN GÖSTERİYORUZ" - Samimi bir durum tespitinde bulunmak istiyorum. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak biz bölgemizin içinden geçtiği sancılı atmosferde üslubumuza çok özen gösteriyoruz. Kırıcı olmamaya özellikle gayret ediyoruz. Serin kanlılığı, sükuneti elden bırakmıyoruz. - 86 milyonun hükümeti olduğumuzu, 86 milyonun her bir ferdinin kutsal emanetini taşıdığımızı, vatandaşlarımızın tamamının gözünün üzerinde olduğunu aklımızdan çıkarmıyoruz. - Ramazan boyunca ana muhalefetin şahsımızı, partimizi hedef alan saldırganlığı karşısında itidalimizi koruduk, kimi zaman duymazdan geldik. Kimi zaman genel başkanın acemiliğine verdik. Kimi zaman belki hatalarını anlayıp doğru yolu bulurlar umuduyla hareket ettik. - Konsantrasyonumuzu bozacak, bizi meşgul edecek her türlü siyasi tartışmadan uzak durduk. Sükutumuz, atılan iftiraları, yapılan edepsizlikleri sineye çektiğimizden değil; tam aksine edebimizdendi. Muhalefetin köpürttüğü sanal gündemlerin kuyruğuna takılmadan emin adımlarla ilerliyoruz. “TÜRK MİLLETİ BASİRET SAHİBİ BİR MİLLETTİR” - Muhalefetin iyice zıvanadan çıkan tavırları nedeniyle bu değerlendirmemi sizlere hatırlatmakta fayda görüyorum. Şunu farkında olmalıyız. Türk milleti basiret sahibi bir millettir. Bu milletin gözünü boyayamaz, kandıramazsınız. Bu millete siyasi hokkabazlığı, cambazlığı siyaset diye yutturamazsınız. Bu aziz millet yalancıyı dürüstten ayırmasını, bunların tefrikini yapmasını çok iyi bilir. “MİLLETİMİZ SEVİYE, ÜSLUP FARKINI ÇOK NET GÖRMEKTE” - Milletimiz AK Parti ve Cumhur İttifakı ile ana muhalefet partisi CHP arasındaki seviye, üslup, kalite, duruş ve vizyon farkını çok net görmekte, bunun değerlendirmesini yapmaktadır. Ana muhalefet partisinin ramazanda bile ara vermediği, son günlerde iyice çirkinleştirerek sürdürdüğü saldırgan söylemlerini benim vatandaşım takip etmekte. Bundan zerre kadar şüphe duymadım ve duymuyorum. “BİZ BU OYUNA ALET OLMAYACAĞIZ” - Ellerine geçirdikleri her fırsatı şahsımıza ve partimize yönelik bir hakaret senfonisine dönüştürerek unutmasınlar ki; bizi ve partimizi değil sadece kendilerini küçük düşürürler. Biz bu oyuna hiçbir zaman alet olmadık, olmayacağız. İçinden geçtiğimiz hassas dönemde öfkenin, çatışma ve kavga dilinin siyaseti zehirlemesine göz yummayacağız fakat gerektiğinde hadsize had bildirmenin 40 yetime kaftan giydirmekten daha üstün olduğunu da çok iyi bileceğiz. "DARBECİLİĞİN KİTABINI CHP YAZMIŞTIR" - Bu ülkenin cumhurbaşkanına, iktidar partisine hakaret etmek ana muhalefetin başındaki zat dahil kimsenin haddi değildir. Bu ülkede darbeciliğin kitabını CHP yazmıştır. Türkiye'nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar. Darbecilik, CHP'nin karakteridir, ruhudur, kimliğidir. Darbeye ve darbecilere destek vermek, CHP'nin milli sporudur. - Maalesef ana muhalefet partisinin genel başkanlık koltuğunda ağzı bozuk, ruh hali bozuk, önüne gelene hakaretler savuran, hakaretlerinden yüzü dahi kızarmayan bir karakter bulunmaktadır. CHP'li vatandaşlarımızın da giderek pervasızlaşan bu söylemlerden rahatsızlık duyduğunu çok iyi biliyoruz. Bu seviyesizliği hiç kimseye değil aziz milletime şikayet ediyorum. - Yolsuzluğu ihbar edenlerle, rüşvet verdim diyenlerle uğraştığınız kadar, rüşveti alanlarla, yolsuzluk yapanlarla, esnafı haraca bağlayanlarla, belediyeyi arpalığa çeviren karakter fukaralarıyla uğraşmadınız. “BİZ BU SÜRECİN TARAFI DEĞİLİZ” - Türkiye Cumhuriyeti'nde kimsenin suç işleme, yolsuzluk yapma, milletin emanetine ihanet etme ayrıcalığı yoktur. Çalanın, çırpanın yanına kar kaldığı günler artık geride kalmıştır. Tekrar ifade ediyorum; biz bu sürecin tarafı değiliz. Sadece milletimiz adına hakkın yerini bulmasının takipçisiyiz. Bunun da hukukun temel ilkeleri çerçevesinde yapılmasını arzu ediyoruz. Adil ve tarafsız bir yargıyla gerçeklerin ortaya çıkarılmasını, Türkiye'nin safralarından kurtulmasını istiyoruz. “SAVAŞ TEHDİT VE TEHLİKE DÜZEYİNİ ARTIRARAK DEVAM EDİYOR” - Birinci ayını dolduran savaş tehlikeli tehdit ve tehlike düzeyini artırarak devam ediyor. Önceliğimiz ülkemizin fırtınalı dönemi kazasız atlatmasıdır. Türkiye'yi bu yangının uzağında tutmakta kararlıyız. Hükümet olarak muhalefetin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden, dengeli ve rasyonel bir zeminde bu süreci yönetiyoruz. - Türkiye'nin tavrı çok berraktır. Barışın hakim olması için ne yapılması gerekiyorsa bunları tereddütsüz yapmayı görev biliyoruz. Akan kanın durması, gözyaşının dinmesi, silahların susması, sorunların diplomasi ile çözülebilmesi için şayet iğne ucu kadar dahi umut varsa bunu değerlendirmek boynumuzun borcudur. - Savaşın başından beri Türkiye'nin ilkeli duruşu dünyaya ve bölgeye verdiği mesajlar insanlığın ve vicdanın sesi olmuştur. Kardeş ve dost ülkelerin yaşadığı acıların bir an önce son bulmasını samimiyetle arzu ediyoruz. Ancak bölgemizin bekleyen tehlikelerin başında savaşın uzamasının yanı sıra bölgesel bir iç çatışmaya dönüşme riski vardır. Altyapıya yönelik misillemeler maalesef bu ihtimali artırmaktadır. - Bölgemizi yangın yerine çevirmekle kalmayıp tüm insanlığın omuzlarına ekonomik yük bindiren bu hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusu çatışma, kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir. Savaşın devam etmesine sebebiyet verecek her gelişme İsrail'in stratejisine hizmet edecektir. İran'la savaşın küresel barış vizyonuna hizmet etmediği, zora soktuğu gayet açıktır. Temennimiz barışa giden yolun açılmasıdır."

Erdoğan butona bastı: Türkiye 5G teknolojisine geçti Haber

Erdoğan butona bastı: Türkiye 5G teknolojisine geçti

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen "5G ile İletişimde Güçlü Türkiye Programı"na katıldı. Törende Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tablet ekranından butona basmasıyla Türkiye'de 5G teknolojisine geçildi. Törende konuşan Erdoğan, "Ülkemizin önünde iletişimin yanı sıra ulaştırmadan sağlığa, tarımdan üretime, ekonomiden eğitime geniş bir alanda yepyeni bir sayfa açacak 5G teknolojisinin bir kez daha hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. "Yakın çevremizde meydana gelen savaş ve çatışmalar, siber güvenliğin önemini hepimize bir kez daha göstermiştir" Siber dünyanın öneminin artık dünyada da daha iyi anlaşıldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Günümüz dünyasında egemenlik coğrafya temelli fiziki ve sadece belirli bir toprak parçası ile sınırlı olmaktan çıkmıştır. Küresel güç rekabetinin sertleştiği bu dönemde, teknoloji ve dijitalleşme alanında meydana gelen baş döndürücü gelişmeler klasik anlamdaki egemenlik mefhumunu aşındırmıştır. Artık güçlü olmak, caydırıcı olmak, dünyada söz, etki ve itibar sahibi olmak istiyorsanız, bir defa siber uzay çalışmalarınızı hızlandırmak, siber güvenlik tedbirlerinizi almak, siber teknolojinizi geliştirmek zorundasınız. Verilerin toplanması, işlenmesi, analiz edilmesi, katma değere dönüştürülmesi ve en önemlisi veri güvenliğinin temin edilmesi bu süreçte kritik bir rol oynamaktadır. Özellikle son dönemde Lübnan, Gazze ve İran başta olmak üzere yakın çevremizde meydana gelen savaş ve çatışmalar, siber güvenliğin önemini hepimize bir kez daha göstermiştir" ifadelerine yer verdi. "Siber vatanınızı ve bunun ayrılmaz parçası olan verilerinizi koruyamıyorsanız, egemenliğinizde çok ciddi zafiyet var demektir" 5G'nin milli mesele olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Şurası tartışılmayacak kadar ortadadır: İçinde bulunduğumuz veri çağında siyasi istikrar, ekonomik bağımsızlık, askeri caydırıcılık ve dijital egemenlik birbirinden ayrı değildir, tam tersine bunlar birbirinin tamamlayıcı, eskilerin ifadesiyle mütemmim cüzüdür. Sınırlarınızı kontrol ettiğiniz ölçüde hava sahanızı kontrol edemiyorsanız, hava sahanızı koruduğunuz ölçüde siber vatanınızı ve bunun ayrılmaz parçası olan verilerinizi koruyamıyorsanız, egemenliğinizde çok ciddi zafiyet var demektir. Dijital çağda jeopolitik üstünlüğün belirleyici aktörü sadece toprağı kontrol edenle değil, bununla birlikte veriyi yönetenler de olacaktır. Bu bakımdan 5G'nin veri merkezleri, bulut altyapıları, yapay zeka ve siber güvenlik kapasitesiyle birlikte düşünüldüğünde dijital egemenlik ve milli güvenlik meselesi olduğu son derece açıktır" diye konuştu. "Güçlü bir siber güvenlik mimarisi oluşturmak için ne gerekiyorsa yaptık" Son 23 yılda dijital alanda da gelişmeye devam ettiklerini belirten ve bu alanda yapılan bazı hizmetleri sıralayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dijital dönüşümde attığımız stratejik adımlarla ülkemizi bu alanda parmakla gösterilen seviyelere çıkardık. Bu süreçte bir yandan dijital hız ve kapasitemizi artırırken, diğer yandan güçlü bir siber güvenlik mimarisi oluşturmak için ne gerekiyorsa yaptık. 2002'de 81 bin kilometre olan fiber hat uzunluğumuzu 2025 yılının 3. çeyreği itibariyle 657 bin kilometreye ulaştırdık. Aynı dönemde geniş bant internet abone sayımızı 3 binden 98 milyona, mobil telefon abone sayımızı ise 23 milyondan alıp neredeyse 100 milyona çıkardık. 55 milyona aşkın vatandaşımız bugün güvenli internet hizmetlerini kullanıyor. Hali hazırda Türkiye'de mobil ve sabit hatlardan 82 milyar dakika konuşma trafiği gerçekleşiyor. Aylık ortalama 494 dakika mobil kullanım süresiyle Avrupa'da birinci sıradayız. Geçtiğimiz sene kurduğumuz Siber Güvenlik Başkanlığımız, haberleşme sistemlerimizin güvenliğini sağlamak, kritik altyapılarımızı korumak ve siber tehditlere karşı etkin bir savunma mekanizması oluşturmak üzere çalışmalarını sürdürüyor. Aynı şekilde emniyet birimlerimiz, istihbarat teşkilatımız ve ilgili tüm kurumlarımız da her senaryoya hazırlıklı bir şekilde kendi önlem, aksiyon ve karşı koyma planlarını başarıyla planlayıp hayata geçiriyor" açıklamasında bulundu. "Önümüze konulan bentleri yıkarak her alanda gümbür gümbür geliyor, destanlaşıyor, yeni ve güçlü Türkiye'yi adım adım inşa ediyoruz" Siber güvenliğe sadece tehditler karşısında gösterilen bir tepki değil, ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası olarak baktıklarını söyleyen Erdoğan şöyle devam etti: "Yabancı menşeli anlık mesajlaşma ve arama uygulamalarının özellikle Gazze soykırımından beri çeşitli tartışmalara konu olduğu görülüyor, biz de bu tartışmaları çok yakından takip ediyoruz. Devlet kurumlarına ait veriler güvenliğini özellikle güçlendirme noktasında ilave tedbirleri önümüzdeki dönemde peyderpey devreye alacağız. Kıymetli dostlar; bakınız geçmişte teknolojik gelişmeleri yalnızca takip eden, çağa ayak uydurma kaygısından öteye geçemeyen bir Türkiye vardı. Yeni teknolojileri tribünden izleyen, başkalarına imrenen, öz kaynaklarını değerlendiremeyen bir Türkiye vardı. Başörtüsü, saç, sakal, kılık kıyafet gibi meselelerle uğraşmaktan dünyada olup bitenleri takip edemeyen bir Türkiye vardı. Yıllarca Türkiye'nin özellikle belli alanlarda geri kalmışlığını, bu milletin inanç değerlerine, kültür kodlarına, insanımızın giydiği kıyafete bağladılar. Yaklaşık 6 asır boyunca cihana nizam vermiş bir ecdadın torunları olarak, bu kötü gidişe, bu atalete, bu ideolojik bağnazlığa biz itiraz ettik. Biz yapamayız, biz beceremeyiz diyen özgüven yoksunlarına kulak asmadan, bu milletin evlatlarına, bu ülkenin parlak beyinlerine inanarak teknolojide tam bir seferberlik ilan ettik, çalışmalarımızın meyvelerini de hamdolsun kısa sürede toplamayı bildik. Bugün geldiğimiz noktada hem kendi teknolojimizi üretiyoruz, hem yeniliklere öncülük ediyor, hem de sahip olduğumuz teknolojiyi dünyanın birçok ülkesine ihraç ediyoruz. İlk yerli ve milli haberleşme uydumuz Türksat-6A'yı ayı 2024'te uzaya fırlattık, 2025'te resmen hizmete aldık ve böylece dünyada kendi uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri olmayı başardık. Savunma sanayi başta olmak üzere teknolojik imkan ve kabiliyetlerin belirleyici olduğu tüm sektörlerde çağa ufuk çiziyor, yön tayin ediyoruz. Ar-ge'den seri üretime, kendi ürün ve yazılımlarımızla, kendi tesis ve mühendislerimizle yeni dünyanın semalarında kutup yıldızı gibi parlıyoruz. Avrupa ve Amerika dahil pek çok yerde gençler daha kendi ülkelerinin haritadaki yerini gösteremezken, ayak sesleri yalnızca Türkiye'yi değil, kıtaları inleten TEKNOFEST gençliği yeni projelerle, yeni tekliflerle dünyaya rol model oluyor. Velhasıl önümüze konulan bentleri yıkarak her alanda gümbür gümbür geliyor, destanlaşıyor, yeni ve güçlü Türkiye'yi adım adım inşa ediyoruz." "İşletmecilerimiz yıllara göre artacak şekilde ilk etapta yüzde 60 oranın Yerli Malı Belgeli ürün, yüzde 30 oranında milli haberleşme ürününü kullanacak" Başlangıçta 81 il merkezinde devreye alınacak olan 5G'yi 2 sene içinde Türkiye'nin her karışında hizmete sunacaklarını belirten Erdoğan, "Şebeke altyapımızda mümkün olan en yüksek seviyede yerli ve milli ürün kullanımını hedefliyoruz. İşletmecilerimiz yıllara göre artacak şekilde ilk etapta yüzde 60 oranın Yerli Malı Belgeli ürün, yüzde 30 oranında milli haberleşme ürününü kullanacak. Devamında bu rakamlar peyderpey arttırılabilecek" dedi. 5G'ye geçilmesinin ardından gerçekleşecek kazanımlardan bazılarını sıralayan Erdoğan şu ifadeleri kullandı: "Beşinci nesil mobil haberleşme altyapısı, yüksek hız, düşük gecikme süresi ve geniş bağlantı kapasitesi olmak üzere 3 ana özelliğiyle öne çıkıyor. 5G sanayide 2 gigabit veri aktarımıyla bir önceki nesle oranla 10 kata kadar daha yüksek veri hızına ulaşıyor, yani iletişim hızımız tam 10 kat artıyor. 4,5 veya 4-5G'de ortalama 30-40 milisaniye olan gecikme süresi 5G ile 1 milisaniyeye kadar düşüyor. Son olarak daha önce binlerle ifade edilen eşzamanlı bağlantı kapasitesi 5G ile milyonlarca cihaza erişiyor. Nesnelerin internetini çok daha verimli ve süratli hale getirecek bu sistemle kilometrekare başına milyonlarca cihaz aynı anda kesintisiz ve güvenli biçimde birbiriyle irtibat kurabilecek. 5G'yi diğerlerinden ayıran bir diğer önemli ayrıntı da, bulut tabanlı ve yazılım odaklı çekirdek mimarisidir. Bu özellikle şebekeyi daha esnek, daha akıllı ve ihtiyaca göre şekillenebilen bir yapıya kavuşturuyor. 5G ile birlikte iletişimin sadece hızlanmakla kalmadığı, aynı zamanda bütünüyle şekil değiştirdiği bir dönemin kapılarını aralıyoruz. Vatandaşlarımız internet kullanımında saniyede 1 megabit ve üzeri hızlarla tanışacak. Sabit internetin ulaşamadığı yerlerde sabit kablosuz erişim sayesinde fiber hızına yakın bir deneyim sunulacak. Aynı fiziksel altyapı üzerinde farklı sektörlere ait sanal ağlar kurulabilecek. Böylelikle sağlık, üretim, lojistik ve güvenlik gibi birbirinden farklı alanlarda ihtiyaca özel hizmetler verilebilecek. Kurumlar, kendi yerleşkeleri veya tesisleri içinde kendilerine özel, güvenli ve düşük gecikmeli şebekeler kullanabilecek. Verinin merkeze gitmeden kaynağa en yakın noktada işlenmesi mümkün olacağı için karar alma ve tepki verme süreleri ciddi şekilde kısalacak. Diğer taraftan, mobil iletişimde ve dijital hizmetlerde bekleme süreleri azalırken, gigabit hızları artacak, evde, işte veya hareket halindeyken daha güçlü ve kesintisiz bir bağlantı standardı oluşacak. Gerçek zamanlı bağlantı gerektiren uygulamalar daha stabil çalışacak." "Hastaların durumu mesafe engeline takılmadan anlık şekilde ve uzaktan izlenebilecek" Uzaktan hizmetin de 5G ile çok daha verimli olacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sağlıkta uzaktan müdahale imkânları gelişecek, gerçek zamanlı görüntü aktarımı ve kritik sistemlerin eşzamanlı çalışması yaygınlaşacak. Ultra düşük gecikme kapasitesi sayesinde örneğin bir doktor hastasını yüzlerce kilometre öteden ameliyat edebilecek, hastaların durumu mesafe engeline takılmadan anlık şekilde ve uzaktan izlenebilecek. Ulaşımda araçlar, altyapı ve trafik sistemleri anlık veri paylaşabilecek. Böylece yollar daha güvenli olacak. Can kayıpları inşallah azalacak. Eğitimde artırılmış gerçeklik, sanal laboratuvar, simülasyon ve gerçek zamanlı etkileşim daha fazla kullanılacak. Tarımda akıllı tarım uygulamalarıyla daha sürdürülebilir ve yüksek verimli bir üretim sağlanacak. Daha fazla veriyi daha düşük enerji üretimiyle taşıyabilen 5G ile kamu hizmetlerinde ve akıllı şehirlerde milyonlarca sensörle donatılmış altyapılar sayesinde enerji, su, ulaşım sistemleri anlık yönetilebilecek. Bu da hem hizmet kalitesini artıracak, hem de kaynak kullanımında önemli bir tasarrufu beraberinde getirecek. Kıymetli misafirler; 5G ile güvenlik alanında da yeni kazanım ve avantajlar elde edeceğiz. Yeni nesil altyapımızın şebeke dilimleme özelliğiyle farklı kullanım alanlarına mahsus güvenlik politikalarını uygulama imkânı bulacağız. Uç bilişim yaklaşımı marifetiyle verinin kaynağa yakın işlenmesi sayesinde siber riskleri daha da azaltacağız. Kolluk kuvvetlerimizin sahada kullandığı sistemler 5G altyapısıyla çok daha etkin, hızlı ve öngörülebilir bir yapı arz edecek. Kent güvenlik yönetim sisteminden plaka tanıma sistemine, hudut kapısı sisteminden narkotik uyuma sistemine, suç analiz uygulamasından KADES'e, polis teşkilatlarımızın suç ve suçluyla mücadelesinde kullanılan sistemlerin işlevselliği daha da artmış olacak" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının ardından Bitlis, Çanakkale, İstanbul, Hatay, Rize, Mardin Valileri ile canlı bağlantı gerçekleştirdi. Daha sonra ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tablet üzerinden bastığı butonla Türkiye'de 5G teknolojisine geçildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.