Hava Durumu

#Suriye

Yeni Dönem Gazetesi - Suriye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Suriye haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kurulan şirket sayısında artış Haber

Kurulan şirket sayısında artış

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Mart ayına ilişkin Kurulan ve Kapanan Şirket İstatistikleri’ni açıkladı. Buna göre, 2026’nın ilk 3 ayında, 2025’in ilk 3 ayına göre; kurulan şirket sayısı yüzde 1,3 arttı, kurulan kooperatif sayısı yüzde 28,3 azaldı, kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 1,2 azaldı. 2026’nın ilk 3 ayında, 2025’in ilk 3 ayına göre; kapanan şirket sayısı yüzde 10,2 azaldı, kapanan kooperatif sayısı yüzde 25,2 azaldı, kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 13 arttı. Kapanan şirket sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6,4 azaldı Mart 2026’da, Mart 2025’e göre; kurulan şirket sayısında önemli bir değişiklik olmazken, kurulan kooperatif sayısı yüzde 36,3 azaldı, kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 4,2 azaldı. Mart 2026’da, Mart 2025’e göre; kapanan şirket sayısı yüzde 6,4 azaldı, kapanan kooperatif sayısı yüzde 38,4 azaldı, kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 45,6 arttı. Kurulan şirket sayısında bir önceki aya göre yüzde 11,2 azalış oldu Bir önceki aya göre; kurulan şirket sayısı yüzde 11,2 azaldı, kurulan kooperatif sayısı yüzde 22,1 azaldı, kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 13,5 azaldı. Bir önceki aya göre; kapanan şirket sayısı yüzde 11,6 arttı, kapanan kooperatif sayısı yüzde 2,2 azaldı, kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 5,2 azaldı. Mart 2026’da tüm illerde şirket kuruluşu gerçekleşti Mart 2026’da kurulan toplam 8 bin 379 şirketin 891’i anonim şirket, 7 bin 488’i limited şirketi. Aynı ay içinde 116 kooperatif kuruldu. Şirketlerin yüzde 36,1 İstanbul, yüzde 9,8 Ankara, yüzde 5,9 İzmir’de kuruldu. Bu ay tüm illerde şirket kuruluşu gerçekleşti. Mart 2026’da kurulan şirketlerin sermayelerinin toplamı, bir önceki aya göre yüzde 1,7 oranında azaldı 2026 yılında toplam 29 bin 308 şirket ve kooperatif kurulmuştur. Bu dönemde kurulan toplam 26 bin 133 limited şirket, toplam sermayenin yüzde 73,3’ünü, 2 bin 793 anonim şirket ise yüzde 26,7’sini oluşturuyor. Mart ayında kurulan şirketlerin sermayelerinin toplamı, bir önceki aya göre yüzde 1,7 oranında azaldı. Mart 2026’da şirket ve kooperatiflerin 2 bin 792 adedi toptan ve perakende ticaret, bin 286 adedi inşaat ve 954 adedi imalat sektöründe kuruldu. Mart 2026’da kurulan gerçek kişi ticari işletmelerinin; 611 adedi inşaat, 316 adedi toptan ve perakende ticaret, 91 adedi imalat faaliyetleri sektöründedir. Bu ay kapanan şirket ve kooperatiflerin; 606 adedi toptan ve perakende ticaret, 274 adedi imalat, 161 adedi inşaat faaliyetler sektöründe. Bu ay kapanan gerçek kişi ticari işletmelerinin 698 adedi toptan ve perakende ticaret, 372 adedi inşaat, 149 adedi imalat faaliyetleri sektöründe. Mart 2026’da kurulan 116 adet kooperatifin 80 adedi konut yapı kooperatifi Mart 2026’da kurulan 116 kooperatifin 80 adedi konut yapı kooperatifi, 16 adedi işletme kooperatifi ve 7 adedi tarımsal kalkınma kooperatifi olarak kuruldu. Mart 2026’da 827 adet yabancı ortak sermayeli şirket kuruldu Mart 2026’da kurulan 827 yabancı ortak sermayeli şirketin 427 adedi Suriye, 109 adedi Türkiye, 37 adedi İran ortaklı olarak kuruldu. Kurulan 827 yabancı ortak sermayeli şirketin 58’i anonim, 769’u limited şirketi. 2026 yılında kurulan şirketlerin 384 adedi Uzmanlaşmamış toptan ticaret, 277 adedi İkamet amaçlı olan ve ikamet amaçlı olmayan binaların inşaatı, 94 adedi Uzmanlaşmamış perakende ticaret için aracılık hizmeti faaliyetleri sektöründe kuruldu. Mart 2026’da kurulan yabancı ortak sermayeli şirketlerdeki yabancı sermaye payı yüzde 95,3 oldu. Mart 2026’da kurulan anonim şirketlerin ortaklarının yüzde 13,2’si kadın girişimci Mart 2026’da kurulan şirket türüne göre ortaklar arasındaki kadın girişimci oranı anonim şirketlerde yüzde 13,2 limited şirketlerde yüzde 17,1 kooperatiflerde ise yüzde 24,4 oldu. Gerçek kişi ticari işletmelerin ise yüzde 13,4’ü kadın girişimciler tarafından kuruldu. Mart 2026’da kurulan anonim şirketlerin ortaklarının yüzde 29,3’ü 35-44 yaş aralığında Mart 2026’da kurulan şirket türüne göre ortakların yaş dağılımında; anonim şirket ortakların yüzde 29,3’ü 35-44 yaş aralığı, limited şirketlerde yüzde 32,4’ü 25-34 yaş aralığı, kooperatiflerde yüzde 31,4’ü 35-44 yaş aralığı ve gerçek kişi ticari işletmelerde yüzde 32,3’ü 35-44 yaş aralığı oluşturdu.

Eğlence mekanındaki dehşette 'merdivenden düştü' savunması Haber

Eğlence mekanındaki dehşette 'merdivenden düştü' savunması

Olay, Ramazan Bayramı'nın birinci günü İzmit'teki bir kafede meydana geldi. Meryem Yıldırım (39) ve oğlu Talha Kaan İzal (21), vakit geçirmek için eğlence mekanına gitti. Mekanda, gözü dönmüş grubun saldırısına uğrayan anne ve oğlu darp edildi. Yüzüne ve vücuduna aldığı tekmelerle ağır yaralanan anne Meryem Yıldırım, kanlar içinde kaldı. Oğlu tarafından çağrılan ambulansla hastaneye kaldırılan kadının yüzünde çok sayıda kırık, oğlunun ise kaburgasında çatlak tespit edildi. Kadın, 15 günlük tedavisinin ardından taburcu oldu. Olay sebebiyle Kürşat G. tutuklanırken, Emrah G. ile Sema K. ise adli kontrolle serbest bırakıldı. "Kadınlara vuran kimse olduğunu görmedim" Zanlıların olay günü polis ve savcılık ifadelerine de ulaşıldı. Şüphelilerden Emrah G. (31) savunmasında, "Arkadaşlarım Kürşat G., Enes I., Metin A., Sema K. ve Sercan Ş. ile birlikte eğlenmeye gittik. Biz eğlence mekanından çıkarken Kürşat'a biri omuz attı. Kimin omuz attığını bilmiyorum. Sonrasında herhangi bir olay çıkmasın diye yolumuza devam ettik ancak Kürşat'a arkadan birisi tekme attı. Bu esnada 5-6 kişi aynı anda kavgaya başladılar. Ben Sema ile yaralanan Meryem isimli şahsın saç başa kavga ettiğini gördüm. Bu şahıslar sonra yere düştü. Yere düştükleri zaman kadınlara vuran kimse olduğunu görmedim. Bu esnada Kürşat'ın kadınları ayırdığını gördüm. Kürşat yerden Sema'yı kaldırıyordu. Ben bu esnada tramvay yoluna doğru gidiyordum. Olay yerinde değildim" diye konuştu. "Suçu öğrenince şok oldum" Yaralanan Meryem Yıldırım'ı olay günü sadece Sema K. ile kavga ederken gördüğünü iddia eden Emrah G., "Sema'nın merdivenlerden yere düştüğünü de görmedim. Sonrasında biz eve gittik. 1 gün sonra sivil polisler evime gelerek beni karakola getirdi. Ben olay esnasında kesinlikle ne Meryem'e ne de başka bir kadına dokunmadım. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Ben daha önce Suriye'de uzman çavuş olarak devlete hizmet etmiş birisiyim. 29 aylık oğlum, 11 aylık kızım var. Kaçma şüphem yoktur. Özel güvenlik görevlisiyim. Serbest bırakılmayı talep ediyorum. Suçu öğrenince şok oldum" şeklinde konuştu. "Meryem merdivenlerden düşerek yaralanmıştır" Tutuklu bulunan Kürşat G. (30) de, "Olay günü arkadaşlarımla eğlenmeye gitmiştik. Çıkışta bir arkadaşla omuzum çarptı bundan dolayı bir sürtüşme oldu aramızda daha sonra biz buradan uzaklaştık. Montum ve saatimi orada unuttuğumu fark edip kapının önünden geri döndük. O esnada mekanda oturan birisi ismini sonradan Talha Kaan İzal olduğunu öğrendiğim şahısla göz göze geldik. Birbirimize ters ters baktık bir süre sonra sinkaflı küfürlerde bulunarak bana tekme attı, yere düştüm. Sonra biz dışarı çıktık, araya bekçiler girdiği için karşılık veremedim. Daha sonra kapının önüne çıktık. Bizimle birlikte bulunan Sema isimli arkadaşımızla Talha Kaan İzal'ın annesi olan Meryem Yıldırım içeride kavgaya tutuşmuş. Ben kesinlikle Meryem Yıldırım ve oğluna vurmadım. Tam tersine bu kavgayı ayırmak için aralarına girdim. Meryem ve oğluna vuran kimseyi görmedim. Sadece Sema ile Meryem'in kavga ettiğini gördüm. Kavga ederken saç başa girmişlerdi. Meryem üst katta bulunan barın merdivenlerinden düşmeden önce Sema ile kavga etmişlerdir. Zaten düştükten sonra kendisini ambulansla hastaneye götürdüler. Meryem merdivenlerden düşerek yaralanmıştır. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum" ifadelerini kullandı. "Meryem benim saçımı çekince ben dengemi kaybettim ve beraber yere düştük" Bir diğer şüpheli Sema K. (36) ise olay günü birden kargaşa çıktığını ifade ederek, şöyle konuştu: "Bu esnada mekan sahibi yüzüme tokat attı. Ayrıca tanımadığım ve bilmediğim bir şahıs da benim kaburgama tekme attı. Benim kendilerine herhangi bir eylemim olmadı. Ben Kürşat ve Emrah'ın herhangi kişiye bir şey yaptığını görmedim. Genel olarak bir kargaşa içerisinde olduğumuz için arkadaşlarımı götürmeye ve onları sakinleştirmeye çalıştım. Tam arkadaşlarımı sakinleştirip götüreceğim esnada bir anda arkamdan birisi bana saldırıp saçımı tuttu ve çekti. Arkamı döndüğümde müşteki Meryem olduğunu fark ettim. Kendisinin ismini dosya kapsamında öğrendim. Öncesinde tanışıklığım bulunmamaktadır. Meryem benim saçımı çekince ben dengemi kaybettim ve beraber yere düştük. Yardımcı olmak amacıyla Meryem'i tutup kaldırdım. Sonrasında bir daha bana saldırmaya başladı." "Meryem'den şikayetçiyim" Meryem Yıldırım'ı sadece kolundan ittiğini öne süren Sema K., "İtince Meryem tekrar yere düştü. Sonrasında da bekçiler olaya müdahale ettiler ve ayırdılar. Benim Meryem'e karşı herhangi bir darp eylemim olmamıştır. Sadece onun bana saldırması üzerine kendimi koruma amacıyla hareket ettim. Kürşat'ın veya Emrah'ın da Meryem'i darp ettiğini görmedim. Çünkü ben kargaşa sebebiyle yerdeydim, kendime kapaklanmıştım ve kendimi korumaya çalışıyordum. Meryem'de meydana gelen nitelikli yaralamayı benim meydana getirmem mümkün değildir. Çünkü benim Meryem ile aramda olan eylemler kamera görüntülerinden de görüleceği üzere itişmeden ibarettir. Ayrıca yaşanan olaydan sonra Meryem'in merdivenden düştüğü hususunun da göz önünde bulundurulmasını istiyorum. Üzerime atılı suçlamaları kesinlikle kabul etmiyorum. Ben Meryem isimli şahsı darp etmedim, hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanmasına sebebiyet vermedim. Yaşanan olaylarla ilgili beni darp eden Meryem, mekan sahibi ve tanımadığım şahıstan davacı ve şikayetçiyim" diye konuştu. "Müvekkilim tehdit ediliyor" Meryem Yıldırım ve oğlunun avukatı Murat Ustabaşı ise müvekkillerinin ciddi bir saldırıya maruz kaldığını vurgulayarak, olayın basit bir kavga olmadığını ifade etti. Ustabaşı, hukuki sürecin titizlikle takip edildiğini belirterek, şu bilgileri paylaştı: "Şüpheliler, 'hanımefendiye bir şey yapmadık' iddialarında bulundu. 3 şüpheli de kadını tanımadıklarını, eylemlerini kendileri gerçekleştirmediklerini söylüyorlar ancak olay böyle değil, kamera kayıtlarında da görülüyor. Şahıslar müvekkilimizi öldüresiye şekilde darp ediyor. Bu şahıslardan 1'i tutuklandı, diğer 2'si ise serbest bırakıldı. Tutuklanma talebinde bulunmuştuk ama talebimiz sulh ceza hakimliğince reddedildi. Dosya içerisinde uzaklaştırma kararı aldırmak için talepte bulunmuştuk. Müvekkilimiz tehdit ediliyordu, tutuklu şüpheli ile dışarıda olan şüpheli görüntülü konuşarak ve bunu sosyal medyada ekran görüntüsü olarak paylaşarak müvekkilimize bir tehditleri vardı. Uzaklaştırma talebimiz, bu olayın kadına karşı şiddet değil, adli vaka olduğu belirtilerek reddedildi. İtirazda bulunduk ve uzaklaştırma kararı aldırabilirdik. Koruma kararı talebimiz de olumlu bulundu." "Olay günü başka bir kadına daha saldırdılar" Şüphelilerin olay günü başka bir kadına daha saldırdığını iddia eden Ustabaşı, "Müvekkilimiz Meryem Yıldırım saldırıya uğramadan 5 dakika önce, şüphelilerin ifadelerinde de belirttiği gibi bir kavga oluyor. Bu kavga esnasında da sandalyede oturan 18 yaşındaki genç kadın, 'niye bağırıyorsunuz' dediği için sandalye fırlatıp, yumruk atıyorlar. Hanımefendi darp raporu aldı, savcılığa suç duyurusunda bulundu. İki dosya da birleştirildi. Şüphelilerin, kasten adam öldürmeye teşebbüsten yargılanmalarını ve her birinin tutuklanmalarını istiyoruz" dedi.

MİT'ten sınır ötesinde casus operasyonu Haber

MİT'ten sınır ötesinde casus operasyonu

MİT, 12 yıldır firari olan casus Önder Sığırcıkoğlu’nu Suriye-Lübnan sınırında yakaladı. MİT ve Suriye İstihbarat Servisi’nin ortak yürüttüğü çalışma sonucu yakalanan firari casus Sığırcıkoğlu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Ankara TEM Şube Müdürlüğü koordinesinde adli mercilere teslim edildi. Önder Sığırcıkoğlu, 2011 yılında Özgür Suriye Ordusu komutanları Hüseyin Harmoush ve Mustafa Kassum’u kaçırarak Esad rejimine teslim etmiş ve Hüseyin Harmoush’un işkence sonucu ölümüne neden olmuştu. Suriye’nin kaderinin değişmesine neden olan bu olay sonucu Önder Sığırcıkoğlu, 2013 yılında “Cebir, Tehdit veya Hile Kullanarak Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma” suçundan 20 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Ancak 2014 yılında Osmaniye Açık Cezaevi’nden firar etmişti. FİRARINDA FETÖ İZİNE RASTLANDI Firar sürecinde FETÖ bağlantılı yapıların aktif rol oynadığı tespit edildi. Dosya bilgilerinin usulsüz şekilde değiştirildiği, ceza süresinin hatalı hesaplandığı ve izin sürecinde ciddi usulsüzlükler yaşandığı saptandı. Yapılan incelemelerde, Önder Sığırcıkoğlu’na ait iddianamenin 2014 yılında MİT TIR’ları davasında görevli FETÖ mensubu savcı Özcan Şişman tarafından düzenlendiği ortaya çıktı. Sisteme eksik girilen müddetnamelerin ise FETÖ mensubu infaz savcısı Yunus Baki tarafından imzalandığı belirlendi. MİT ADIM ADIM TAKİP ETTİ Firarının ardından Önder Sığırcıkoğlu, uzun yıllar Suriye, Rusya ve Lübnan gibi ülkelerde saklandı. MİT, Sığırcıkoğlu’nun izini kaybetmeyerek kesintisiz bir takip ağı oluşturdu. Fiziki gözetim, teknik dinleme, siber takip ve istihbaratın birçok unsuru bu operasyonda kullanıldı. ESAD REJİMİNİN İSTİHBARATI TARAFINDAN KORUNDU Önder Sığırcıkoğlu Suriye’ye sığındıktan sonra, Esad rejimi istihbaratı tarafından koruma altına alındı. Karşılığında Türkiye aleyhine aktif istihbarat faaliyeti yürütmesi istendi. Sığırcıkoğlu, bu süreçte Türkiye lehine çalışan bazı şahısların kimlik ve hareket bilgilerini Esad rejim istihbaratına aktardı. TÜRKİYE KARŞITI BİRÇOK FAALİYETTE BULUNDU THKP/C-Acilciler (Mukaveme-i Suriye) örgütü lideri Mihrac Ural ve Hatay/Reyhanlı patlamalarının 2018’de yakalanan faili Yusuf Nazik ile yakın ilişki kurdu. Mihraç Ural’ın talimatıyla Türkiye karşıtı propaganda yaptı. İkili, sahte görüntülerle psikolojik operasyonlar yürüterek medyada manipülatif haberlerin çıkmasını sağladı. Bir haber sitesine verdiği röportajında, “Hüseyin Harmoush’u bizzat kendisinin kaçırdığını, bu eylemi Türkiye’nin Suriye politikasını yanlış bulduğu için gerçekleştirdiğini, kaçırma operasyonunu kendi planladığını, bundan hiçbir pişmanlık duymadığını” ifade etti. REYHANLI CANİSİ İLE YAKIN İLİŞKİ KURDU Önder Sığırcıkoğlu, Reyhanlı patlamalarının faili Yusuf Nazik ile de yakın ilişki kurdu. Sığırcıkoğlu ve Nazik bir dönem Suriye’de aynı evde konakladı. Yakınlıkları nedeni ile Önder Sığırcıkoğlu, Yusuf Nazik’in cezaevinden tahliyesi için Suriye istihbaratıyla olan ilişkilerini bile kullandı. Yine MİT’in bir operasyonu ile 2018’de yakalanarak Türkiye’ye getirilen Yusuf Nazik, ifadesinde Önder Sığırcıkoğlu tarafından hapisten kurtarıldığını doğruladı. RUS İSTİHBARATINA DA ÇALIŞTI Önder Sığırcıkoğlu, Rusya İstihbaratı ile de temas kurarak görüşmeler yaptı. Türkiye’ye ait stratejik ve hassas bilgileri paylaştı. OPERASYON ADIM ADIM PLANLANDI MİT, Önder Sığırcıkoğlu’nun firarından sonra fiziki ve teknik yöntemlerle hareket profilini çıkardı. İletişim ağları ve sığındığı yerleri saptadı, sistematik olarak izledi. Yapılan istihbari analizlerle, Önder Sığırcıkoğlu’nun önce Suriye’de, ardından Lübnan Cebel Muhsin bölgesinde bir evde saklandığı, akabinde Rusya’nın Krasnodar Bölgesi’ne, daha sonra Mısır üzerinden tekrar Lübnan’a geçtiği tespit edildi. Sığırcıkoğlu’nun, tekrar Suriye’ye geçmeye çalışacağı bilgisi üzerine, MİT ve Suriye İstihbaratı arasında gizli düzeyde ortak bir operasyon planlandı. İki ülke istihbaratı sınır hattında koordineli hareket ederek, şahsın sınır geçişini bekledi. 12 yıllık kaçışının ardından, Suriye-Lübnan sınırında düzenlenen ortak operasyonla Önder Sığırcıkoğlu yakalandı. TÜRK VE SURİYE İSTİHBARATINDAN ORTAK ÇALIŞMA GRUBU Yakalamanın ardından MİT ve Suriye İstihbaratı, Hüseyin Harmoush’un infazına kadar uzanan süreçle ilgili ortak bir çalışma ekibi kurdu. Adli mercilere teslim edilen Sığırcıkoğlu’nun, mevcut 20 yıllık hapis cezasının yanı sıra, siyasal ve askeri casusluk, terör örgütüne yardım ve yataklık, görevi kötüye kullanma ile öldürmeye yardım suçlarından da yargılanması bekleniyor. Önder Sığırcıkoğlu’nun yakalanmasıyla Türkiye ile Suriye arasında istihbarat düzeyinde iş birliği bölgesel dengelerde yeni bir dönemi de işaret etmektedir. Gerçekleştirilen bu operasyonla, 2011’deki ihanetin faili de adalete teslim edilmiş oldu. MİT’in uzun vadeli stratejik sabrı, istihbari derinliği ve operasyonel üstünlüğü bir kez daha tarihe geçti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye'ye diz çöktüremeyecekler Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye'ye diz çöktüremeyecekler

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi'nde partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'na katıldı. Burada konuşan Erdoğan, Ramazan ayında Türkiye’nin 81 vilayetinin dört bir yanında rahmet ve bereket mevsiminin manevi atmosferini Türk milletiyle beraber yaşadıklarını belirterek, Ramazan ayı boyunca bakanlar başta olmak üzere genel başkan yardımcıları, MKYK üyeleri, milletvekilleri ve tüm teşkilatlarla beraber tam kadro sahada olduklarını ifade etti. "Partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz herkesin başımızın üstünde yeri vardır" AK Parti’nin, Akif İnan'ın ‘Bütün giysileri yırtsak yeridir, yeter bize vefa elbiseleri’ sözünün vücut bulmuş hali olduğunu söyleyen Erdoğan, "Kökü mazide gözü atide olan bu hareket evvel emirde bir vefa hareketidir. Çeyrek asırlık yolculuğumuzda biz daima bunu yaptık. Gençlerimizin heyecanı ve dinamizmiyle ak saçlılarımızın tecrübesi ve ferasetini harmanladık. Ağırbaşlılık, vakar ve olgunluk ile özgüveni, coşkuyu ve kabına sığmamayı aynı potada erittik. Kadrolarımızı sürekli yenilerken emektarlarımızla irtibatımızı her zaman güçlü bir şekilde muhafaza ettik. Bizi biz yapan, bizi güçlü ve özgün kılan en önemli vasıflarımızdan biri işte budur. Bu davaya omuz vermiş bu harekete katkı sunmuş partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz her bir yol arkadaşımızın başımızın üstünde yeri vardır" dedi. Şehit aileleri, gaziler, yaşlı ve engelli vatandaşlar ile Sosyal Politikalar Başkanlığı aracılığıyla iftar ve sahurlarda bir araya geldiklerini aktaran Başkan Erdoğan, Kadın ve Gençlik Kolları aracılığıyla üniversitelerde gerçekleştirilen iftarlarla yaklaşık 500 bin genç ile Ramazan sevincini yaşadıklarını kaydetti. "Belediyelerimiz 10 milyon insanımızın kalbine dokundu" ‘İftara Beş Kala’ geleneğiyle 1 milyon 170 bin kumanyayı iftara yetişemeyenlere ulaştırdıklarını belirten Erdoğan, "Sivil toplum kuruluşlarımızla bir araya gelerek istişare ettik. 86 milyonun birlik ve beraberliğini güçlendirirken, AK Parti olarak imar ve ihya sürecindeki komşumuz Suriye'yi de elbette unutmadık. Belediyelerimizin ve teşkilatlarımızın kurduğu iftar sofralarında 250 bin Suriyeli kardeşimizin oruçlarını açmasına vesile olduk. Belediyelerimiz; yardım kolileri, alışveriş kartları, iftar programları, maddi destekler ve diğer çalışmalarıyla 10 milyon insanımızın kalbine dokundu. Sadece ‘Gönül Sofraları’ programıyla bir milyonu aşkın haneye gittik. Ramazan-ı Şerif'te Avrupa başta olmak üzere gurbeti sılaya çevirmiş vatandaşlarımızı da ihmal etmedik. Düzenlediğimiz çeşitli programlarla onların da bu mübarek ayın manevi ikliminden istifade etmesini sağladık" diye konuştu. "Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor" İsrail’in kışkırtmaları sonucu 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlatılan savaşın bölgeyi kan ve barut kokusuna boğmaya devam ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hiçbir günahı olmayan, hiçbir şeyden haberi olmayan çocuklar okullarında ders dinlerken füzelerin ve bombaların hedefi oluyor. Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor. Gözünü nefret ve kin bürümüş soykırım şebekesi güya dini argümanların arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor. Nerede olursa olsun acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir. Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısıyla yürekleri Kerbela’ya dönen kadınlar bizim annelerimizdir" açıklamasında bulundu. "Biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız" "Bombaların enkaza çevirdiği şehirler aynı şekilde bizim şehirlerimizdir. Tahrip edilen, yıkılan, talan ve tarumar edilen yerler bizim bölgemizdir" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "İsfahan’da, Tebriz'de, Tahran'da dökülen gözyaşlarının Erbil'de, Amman'da, Bağdat'ta, Beyrut'ta, Sana'da, Doha'da, Riyad'da ve bölgemizin diğer kardeş şehirlerinde dökülenlerden Allah aşkına ne farkı var? Katliam şebekesinin gözünde adımızın Ali, Ömer, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var? İster İran'da ister körfezde olsun atılan her füzeyle zarar gören, vurulan, kanayan biz değil miyiz? Bu anlamsız savaş sebebi ile kan kaybeden bölgemizin ekonomisi değil mi? Füzeler, bombalar ve dronlar tarafından tahrip edilen milyarlarca dolarlık altyapı tesisleri bölgedeki kardeşlerimizin kaynakları değil mi? 27 gündür hiçbir ilke değer, norm gözetmeyen saldırganların nazarında Şii veya Sünni olmamızın Türk, Kürt, Arap ya da Farisi olmamızın Allah aşkına bir farkı var mı? Mezheplerimiz, kökenlerimiz farklı olsa da coğrafyamızın dört bir yanında akan kanlar bizim değil mi? Biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız." "Bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları yeniden açmayı doğru bulmuyoruz" Türkiye’nin ve Türk milletinin iyi günde dost ve kardeş bildiği halkları kötü günde yalnız bırakmayacağına dikkati çeken Erdoğan, "Hele hele bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları tekrar gündeme taşımayı, eski defterleri yeniden açmayı, vahdete değil fitneye hizmet edecek gündemlerin peşine takılmayı asla ve asla doğru bulmadığımızı tekraren vurgulamak mecburiyetindeyiz. Sosyal medya platformları üzerinden yürütülen psikolojik harekatlara karşı son derece dikkatliyiz. Kardeş halklar arasında kırgınlıkları derinleştirecek, husumeti büyütecek, Siyonizm’in bölgemizi hedef alan böl, parçala, yönet planlarına lojistik destek verecek her türlü eylemi ve tartışmayı reddediyoruz. Dünyanın en stratejik bölgesinde Türkler, Araplar, Kürtler, Farslar olarak asırlardır bir arada yaşıyoruz. Aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Ortak coğrafyamızda yüzlerce yıldır acımız, derdimiz, hüznümüz bir oldu. Sevincimiz, heyecanımız, coşkumuz bir oldu. Mazimiz gibi inşallah istikbalimiz de bir olacak, beraber olacak. İçinde bulunduğumuz toz bulutu dağıldıktan sonra komşular ve kardeşler olarak biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bomba ve füzelerin ölüm saçan uğultusu inşallah kesildikten sonra biz bu coğrafyada yine birlikte yaşayacağız. Bu gerçeği kimsenin unutmaması gerektiğine inanıyorum" ifadelerine yer verdi. "Müslümanların Mescid-i Aksa'da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz" Başkan Erdoğan, savaş’ın İsrail’in savaşı olmasına rağmen ortaya çıkan ağır faturanın bedelini önce Müslümanların ardından tüm insanlığın ödediğini belirterek, "Netenyahu hükümeti sadece komşumuz İran'ı hedef almıyor. Lübnan'ı işgal planlarını da adım adım hayata geçiriyor. İşgal güçlerinin saldırılarında iki Mart'tan bu yana 1100 Lübnanlı hayatını kaybetmiş, 1 milyon 165 bin kardeşimiz yerinden, yurdundan edinmiştir. İsrail, Suriye'yi de rahat bırakmıyor. Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal eden mütecaviz eylemlerine ısrarla devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'yı 27 gündür kapalı tutuyor. İsrail'in kapısına kilit vurduğu Mescid-i Aksa'da 1967’den bu yana ilk kez bayram namazı eda edilmedi. Bu kural tanımazlık, bu haydutluk her şeyden önce iki milyar Müslüman'ın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır. Hangi bahaneyle olursa olsun Müslümanların Mescid-i Aksa'da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz" şeklinde konuştu. "Kudüs'ü Şerif-i ve Mescid-i Aksa'yı savunmak insanlığı savunmaktır" Mescid-i Aksa’ysa sahip çıkmanın insanlığın gereği olduğunu aktaran Erdoğan, "Bu gerçeği Kudüs şairi rahmetli Nuri Pakdil; ‘Vicdan aklını koruyabilen her insanın sadece Filistin'de değil bütün İslam coğrafyasında işlenen cürümlere karşı hiçbir şey yapamıyorsa en azından bir tavır alması, bunları içinden yargılayarak mahkum etmesi çağdaş insan olmanın gereğidir’ diye anlatıyor. Şimdi tutsak El-Aksa bütün Müslümanların inançlarını yıkmayı amaçlayan bir inanç cinayetinin suçsuz kurbanı olarak Müslümanların kalplerinde sayfaları yırtılmış kitap gibi duruyor. Tutsak Kudüs'e borcumuz Kudüs'ü savunmaktır, özgürlüğüne kavuşturmaktır. Kudüs'ü savunmak, gerçek bağımsızlığı savunmaktır. Ben de bugün diyorum ki Kudüs'ü Şerif-i ve Mescid-i Aksa'yı savunmak insanlığı savunmaktır. Güncel gelişmelerden bağımsız olarak İslam dünyasının Mescid-i Aksa'yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi sesini yükseltmesi olabilecek en güçlü tepkiyi vermesi asli vazifemizdir. Türkiye bu noktada üzerine düşenleri yapmayı sürdürecektir. Kudüs’e sahip çıkmaya inşallah devam edeceğiz" diye konuştu. "Barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" Türkiye’nin bölgenin her karışında barışın, adaletin ve istikrarın tesisinden yana olduğunu dile getiren Erdoğan, "Evrensel insani değerlerin, farklı kültürlerin, farklı kökenlerin, farklı inanç mensuplarının bir arada yaşama iradesinin en güçlü savunucusuyuz. Fakat her hukuksuzluğun, her türlü haydutluğun ve zorbalığın da kimden gelirse gelsin sonuna kadar karşısındayız. Şunu herkes bilsin ki devlet olarak etrafımızı saran nefret söylemlerine savaş çığırtkanlıklarına ve çatışma iklimine asla teslim olmayacağız. Tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın haklı özgüveniyle hareket edecek aklıselimimizi ve soğukkanlılığımızı asla kaybetmeyeceğiz. Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" dedi. "Ana muhalefet partisinin karikatür Genel Başkanı dışında milletimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının gayet farkındadır" "Ana muhalefet partisinin karikatür Genel Başkanı dışında aziz milletimiz ve bölgedeki tüm kardeşlerimiz Türkiye'nin ne yapmaya çalıştığının, neyin mücadelesini verdiğinin gayet farkındadır" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye doğru yoldadır, doğru yerdedir. Doğru bir politika izlemektedir. Hem kardeş İran halkı hem kardeş körfez ülkeleri hem de tüm dünya bunun bilincindedir. Her zeminde de Türkiye'nin tavrından övgüyle bahsediyorlar. Partimize ve ittifakımıza oy versin veya vermesin; milletimiz de bu fırtınalı dönemde Türkiye'nin kaptan köşkünde bizim olmamızdan dolayı Allah'a hamd ediyor, ‘iyi ki Türkiye'yi AK Parti yönetiyor’ diyorlar. Milletimizin bu güvenini inşallah boşa çıkarmayacağız. Türkiye Partisi olmayı bir türlü beceremeyen CHP'nin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeyeceğiz. CHP aktörlerce körüklenen savaş çığırtkanlıklarına kulak asmayacağız. Gelinen noktada ana muhalefetin başındaki zatın aklı ile dili arasındaki bağ kopmuş, söylemlerinde tutarlılık kalmamış siyasi itibarı tamamen sıfırlanmıştır. Vesayet altında olduğu kamuoyunca bilinen bir şahsın Türkiye'nin dik ve dirayetli duruşuna dil uzatması ise kara mizah örneğidir. Ufku ve vizyonu dar olanların bizi anlamasını zaten beklemiyoruz. Dikkat ederseniz CHP Genel Başkanı'nı artık kendi seçmeni bile kale almıyor. Türk dış politikasına getirdiği eleştirilere en başta CHP'li vatandaşlarımız gülüp geçiyor. Ona buna sataşarak siyasette itibar devşirmeye çalışan bu zavallıyı biz bir kez daha kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz." "Önceliğimiz savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden halkımızı korumaktır" Önceliklerinin savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden Türk halkını korumak olduğunu bildiren Erdoğan, "Belirsizliğin ve tedirginliğin küresel düzeyde tırmandığı mevcut şartlarda piyasalarda dalgalanmaların yaşanmasını doğal karşılıyoruz. Dönemsel sıkıntılarımız olabilir. Geçici olarak bazı zorluklarla karşılaşabiliriz. Dönemsel ya da küresel şoklar sebebiyle ortaya çıkan durumlar Allah'ın izniyle bizi hedeflerimizden alıkoymayacaktır. Hedeflerimize bağlıyız. İnşallah eninde sonunda menzile vasıl olacağız. Türkiye ekonomisi hamdolsun bu güce, bu kapasiteye ve dayanıklılığa fazlasıyla sahiptir. 23 yıl boyunca karşılaştığı onca engele, bölgesinde yıllardır eksik olmayan krizlere ve çatışmalara, içeride FETÖ'den belediyeleri haraca ve rüşvete bağlayan suç örgütlerine kadar nice kifayetsiz muhteristen yediği darbelere rağmen yıkılmayan, sendelemeyen tam tersine kaya gibi sağlam duran bir Türkiye gerçeği var. Kimse bu Türkiye'ye diz çöktüremeyecek. Göreceksiniz, inşallah kazanan Türkiye olacak. Kazanan 86 milyon mensubuyla Türk milleti olacak. Kazanan kardeşlik, barış, adalet, barışı savunanlar olacak. Kazanan AK Parti ve Cumhur İttifakı gibi zor zamanda yine tarihin doğru tarafında akıl, izan ve vicdanın safında yer alanlar olacak. Hem ülkemiz içinde hem de bölgemizde dengeli, mutedil ve makul siyaset çizgisinden ayrılmayacağız" açıklamasında bulundu.

Bursa’da Masa Tenisi Festivali Başlıyor Haber

Bursa’da Masa Tenisi Festivali Başlıyor

Turnuva, her yıl olduğu gibi bu kez de Osmangazi Dikkaldırım Kapalı Spor Salonu’nda yapılacak. Türkiye’nin en seçkin veteran turnuvalarından biri olarak gösterilen organizasyon, bu yıl 12. kez sporseverlerle buluşacak. 250 Kişilik Kontenjan Doldu Bursa Veteran MT Spor Kulübü Başkanı Tuncay Temiz, turnuvaya olan yoğun ilgiden memnun olduklarını belirterek, “Olanaklar çerçevesinde belirlenen 250 kişilik kontenjan tamamen doldu. Turnuva günleri için artık geri sayım başladı” dedi. Temiz, gelecek yıllarda turnuvayı uluslararası statüye taşımayı hedeflediklerini de açıkladı: “Bunlar henüz küçük adımlarımız. Kentimiz daha büyüklerini hak ediyor. Biz burada ileri yaştaki sporculara centilmenlik ve yarışma ruhuyla spor yaptırabilirken aynı zamanda kentimize de değer katmaktayız.” Başkan Temiz, sporda devlet desteğinin önemine de dikkat çekti: “Özellikle tesisleşme konusunda kamu katkısı kritik önemde. Çünkü tesis olmadan sürdürülebilir başarıdan söz etmek mümkün değil.” Yedi Ülkeden Sporcular Katılıyor Kulübün Onursal Başkanı Dr. Fehmi Yavuzer’in girişimleriyle, turnuvanın ana sponsorluğunu Uludağ İçecek A.Ş. üstlendi. Bu yılki turnuvada Bulgaristan, Rusya, Ukrayna, Suriye, Irak, KKTC ve Türkiye’nin dört bir yanından sporcular ve aileleri Bursa’da ağırlanacak. Turnuvanın gerçekleşmesinde ayrıca Safran Yemek Sanayi, Mistaş, Çağdaş Öncü Okulları, Berkim Kimya, Ses Gıda ve Osmangazi Belediyesi’nin katkıları bulunuyor. Başkan Temiz, katkı veren kurum ve firmalara teşekkür ederek, “Spora ve topluma kattıkları değer için tüm sponsorlarımıza teşekkür ediyoruz. Bursa, sporun da kentin tanıtımının da merkezlerinden biri olma yolunda ilerliyor.” ifadelerini kullandı. Spor ve Kent Birlikte Kazanıyor Veteran sporcuların bir araya geldiği bu organizasyon, sadece sporun değil, dostluğun, centilmenliğin ve dayanışmanın da bir örneği olarak dikkat çekiyor. Bursa, Kasım ayında masa tenisi heyecanıyla bir kez daha hareketlenecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.