Hava Durumu

#Tehdit

Yeni Dönem Gazetesi - Tehdit haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tehdit haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Eğlence mekanındaki dehşette 'merdivenden düştü' savunması Haber

Eğlence mekanındaki dehşette 'merdivenden düştü' savunması

Olay, Ramazan Bayramı'nın birinci günü İzmit'teki bir kafede meydana geldi. Meryem Yıldırım (39) ve oğlu Talha Kaan İzal (21), vakit geçirmek için eğlence mekanına gitti. Mekanda, gözü dönmüş grubun saldırısına uğrayan anne ve oğlu darp edildi. Yüzüne ve vücuduna aldığı tekmelerle ağır yaralanan anne Meryem Yıldırım, kanlar içinde kaldı. Oğlu tarafından çağrılan ambulansla hastaneye kaldırılan kadının yüzünde çok sayıda kırık, oğlunun ise kaburgasında çatlak tespit edildi. Kadın, 15 günlük tedavisinin ardından taburcu oldu. Olay sebebiyle Kürşat G. tutuklanırken, Emrah G. ile Sema K. ise adli kontrolle serbest bırakıldı. "Kadınlara vuran kimse olduğunu görmedim" Zanlıların olay günü polis ve savcılık ifadelerine de ulaşıldı. Şüphelilerden Emrah G. (31) savunmasında, "Arkadaşlarım Kürşat G., Enes I., Metin A., Sema K. ve Sercan Ş. ile birlikte eğlenmeye gittik. Biz eğlence mekanından çıkarken Kürşat'a biri omuz attı. Kimin omuz attığını bilmiyorum. Sonrasında herhangi bir olay çıkmasın diye yolumuza devam ettik ancak Kürşat'a arkadan birisi tekme attı. Bu esnada 5-6 kişi aynı anda kavgaya başladılar. Ben Sema ile yaralanan Meryem isimli şahsın saç başa kavga ettiğini gördüm. Bu şahıslar sonra yere düştü. Yere düştükleri zaman kadınlara vuran kimse olduğunu görmedim. Bu esnada Kürşat'ın kadınları ayırdığını gördüm. Kürşat yerden Sema'yı kaldırıyordu. Ben bu esnada tramvay yoluna doğru gidiyordum. Olay yerinde değildim" diye konuştu. "Suçu öğrenince şok oldum" Yaralanan Meryem Yıldırım'ı olay günü sadece Sema K. ile kavga ederken gördüğünü iddia eden Emrah G., "Sema'nın merdivenlerden yere düştüğünü de görmedim. Sonrasında biz eve gittik. 1 gün sonra sivil polisler evime gelerek beni karakola getirdi. Ben olay esnasında kesinlikle ne Meryem'e ne de başka bir kadına dokunmadım. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Ben daha önce Suriye'de uzman çavuş olarak devlete hizmet etmiş birisiyim. 29 aylık oğlum, 11 aylık kızım var. Kaçma şüphem yoktur. Özel güvenlik görevlisiyim. Serbest bırakılmayı talep ediyorum. Suçu öğrenince şok oldum" şeklinde konuştu. "Meryem merdivenlerden düşerek yaralanmıştır" Tutuklu bulunan Kürşat G. (30) de, "Olay günü arkadaşlarımla eğlenmeye gitmiştik. Çıkışta bir arkadaşla omuzum çarptı bundan dolayı bir sürtüşme oldu aramızda daha sonra biz buradan uzaklaştık. Montum ve saatimi orada unuttuğumu fark edip kapının önünden geri döndük. O esnada mekanda oturan birisi ismini sonradan Talha Kaan İzal olduğunu öğrendiğim şahısla göz göze geldik. Birbirimize ters ters baktık bir süre sonra sinkaflı küfürlerde bulunarak bana tekme attı, yere düştüm. Sonra biz dışarı çıktık, araya bekçiler girdiği için karşılık veremedim. Daha sonra kapının önüne çıktık. Bizimle birlikte bulunan Sema isimli arkadaşımızla Talha Kaan İzal'ın annesi olan Meryem Yıldırım içeride kavgaya tutuşmuş. Ben kesinlikle Meryem Yıldırım ve oğluna vurmadım. Tam tersine bu kavgayı ayırmak için aralarına girdim. Meryem ve oğluna vuran kimseyi görmedim. Sadece Sema ile Meryem'in kavga ettiğini gördüm. Kavga ederken saç başa girmişlerdi. Meryem üst katta bulunan barın merdivenlerinden düşmeden önce Sema ile kavga etmişlerdir. Zaten düştükten sonra kendisini ambulansla hastaneye götürdüler. Meryem merdivenlerden düşerek yaralanmıştır. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum" ifadelerini kullandı. "Meryem benim saçımı çekince ben dengemi kaybettim ve beraber yere düştük" Bir diğer şüpheli Sema K. (36) ise olay günü birden kargaşa çıktığını ifade ederek, şöyle konuştu: "Bu esnada mekan sahibi yüzüme tokat attı. Ayrıca tanımadığım ve bilmediğim bir şahıs da benim kaburgama tekme attı. Benim kendilerine herhangi bir eylemim olmadı. Ben Kürşat ve Emrah'ın herhangi kişiye bir şey yaptığını görmedim. Genel olarak bir kargaşa içerisinde olduğumuz için arkadaşlarımı götürmeye ve onları sakinleştirmeye çalıştım. Tam arkadaşlarımı sakinleştirip götüreceğim esnada bir anda arkamdan birisi bana saldırıp saçımı tuttu ve çekti. Arkamı döndüğümde müşteki Meryem olduğunu fark ettim. Kendisinin ismini dosya kapsamında öğrendim. Öncesinde tanışıklığım bulunmamaktadır. Meryem benim saçımı çekince ben dengemi kaybettim ve beraber yere düştük. Yardımcı olmak amacıyla Meryem'i tutup kaldırdım. Sonrasında bir daha bana saldırmaya başladı." "Meryem'den şikayetçiyim" Meryem Yıldırım'ı sadece kolundan ittiğini öne süren Sema K., "İtince Meryem tekrar yere düştü. Sonrasında da bekçiler olaya müdahale ettiler ve ayırdılar. Benim Meryem'e karşı herhangi bir darp eylemim olmamıştır. Sadece onun bana saldırması üzerine kendimi koruma amacıyla hareket ettim. Kürşat'ın veya Emrah'ın da Meryem'i darp ettiğini görmedim. Çünkü ben kargaşa sebebiyle yerdeydim, kendime kapaklanmıştım ve kendimi korumaya çalışıyordum. Meryem'de meydana gelen nitelikli yaralamayı benim meydana getirmem mümkün değildir. Çünkü benim Meryem ile aramda olan eylemler kamera görüntülerinden de görüleceği üzere itişmeden ibarettir. Ayrıca yaşanan olaydan sonra Meryem'in merdivenden düştüğü hususunun da göz önünde bulundurulmasını istiyorum. Üzerime atılı suçlamaları kesinlikle kabul etmiyorum. Ben Meryem isimli şahsı darp etmedim, hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanmasına sebebiyet vermedim. Yaşanan olaylarla ilgili beni darp eden Meryem, mekan sahibi ve tanımadığım şahıstan davacı ve şikayetçiyim" diye konuştu. "Müvekkilim tehdit ediliyor" Meryem Yıldırım ve oğlunun avukatı Murat Ustabaşı ise müvekkillerinin ciddi bir saldırıya maruz kaldığını vurgulayarak, olayın basit bir kavga olmadığını ifade etti. Ustabaşı, hukuki sürecin titizlikle takip edildiğini belirterek, şu bilgileri paylaştı: "Şüpheliler, 'hanımefendiye bir şey yapmadık' iddialarında bulundu. 3 şüpheli de kadını tanımadıklarını, eylemlerini kendileri gerçekleştirmediklerini söylüyorlar ancak olay böyle değil, kamera kayıtlarında da görülüyor. Şahıslar müvekkilimizi öldüresiye şekilde darp ediyor. Bu şahıslardan 1'i tutuklandı, diğer 2'si ise serbest bırakıldı. Tutuklanma talebinde bulunmuştuk ama talebimiz sulh ceza hakimliğince reddedildi. Dosya içerisinde uzaklaştırma kararı aldırmak için talepte bulunmuştuk. Müvekkilimiz tehdit ediliyordu, tutuklu şüpheli ile dışarıda olan şüpheli görüntülü konuşarak ve bunu sosyal medyada ekran görüntüsü olarak paylaşarak müvekkilimize bir tehditleri vardı. Uzaklaştırma talebimiz, bu olayın kadına karşı şiddet değil, adli vaka olduğu belirtilerek reddedildi. İtirazda bulunduk ve uzaklaştırma kararı aldırabilirdik. Koruma kararı talebimiz de olumlu bulundu." "Olay günü başka bir kadına daha saldırdılar" Şüphelilerin olay günü başka bir kadına daha saldırdığını iddia eden Ustabaşı, "Müvekkilimiz Meryem Yıldırım saldırıya uğramadan 5 dakika önce, şüphelilerin ifadelerinde de belirttiği gibi bir kavga oluyor. Bu kavga esnasında da sandalyede oturan 18 yaşındaki genç kadın, 'niye bağırıyorsunuz' dediği için sandalye fırlatıp, yumruk atıyorlar. Hanımefendi darp raporu aldı, savcılığa suç duyurusunda bulundu. İki dosya da birleştirildi. Şüphelilerin, kasten adam öldürmeye teşebbüsten yargılanmalarını ve her birinin tutuklanmalarını istiyoruz" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Millet, CHP ile farkımızı görüyor Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Millet, CHP ile farkımızı görüyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'nin TBMM'deki grup toplantısında gündemdeki konulara ilişkin açıklamalarda bulundu. Kürsüye boynundaki Türkiye atkısıyla çıkan Erdoğan, dün gece Kosova'yı geçerek 2026 Dünya Kupası'na katılma hakkı kazanan A Milli Futbol Takımı'nı tebrik etti. Erdoğan, "Bizim Çocuklar'ın ay-yıldızlı formayı zaferden zafere koşturacağına yürekten inanıyorum. Tüm sporcularımızın alınlarından öpüyorum." dedi. "MİLLET CHP İLE FARKIMIZI GÖRÜYOR" Ortadoğu'da devam eden savaş ve Rusya-Ukrayna savaşına dikkat çeken Erdoğan, bu süreçte AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak üsluplarına özen gösterdiklerini anlattı. "Kırıcı olmamaya özellikle gayret ediyoruz. Serin kanlılığı, sükuneti elden bırakmıyoruz." diyen Erdoğan, CHP'yi eleştirdi. Son açıklamaları üzerinden CHP Genel Başkanı Özgür Özel'i eleştiren Erdoğan, "Milletimiz AK Parti ve Cumhur İttifakı ile ana muhalefet partisi CHP arasındaki seviye, üslup, kalite, duruş ve vizyon farkını çok net görmekte, bunun değerlendirmesini yapmaktadır." şeklinde konuştu. "Bu ülkede darbeciliğin kitabını CHP yazmıştır." diyen Cumhurbaşkanı, "Darbecilik, CHP'nin karakteridir, ruhudur, kimliğidir. Darbeye ve darbecilere destek vermek, CHP'nin milli sporudur." ifadelerini kullandı. "SAVAŞ TEHLİKE DÜZEYİNİ ARTIRARAK DEVAM EDİYOR" Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında Ortadoğu'da süren savaşa da değindi. Erdoğan, birinci ayını dolduran savaşın tehlike ve tehdit düzeyini artırarak devam ettiğini söyledi. "Hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusu çatışma, kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir." diyen Erdoğan, bir an önce barışa giden yolun açılmasını temenni ettiklerini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle: "Dünya Kupası'na katılmaya hak kazanan milli takımımızı gönülden tebrik ediyorum. Ay-yıldızlı bayrağımızı 24 yılın ardından futbolun en büyük sahnesinde dalgalandıracak olan milli takımımıza grup maçlarında, finale kadar gideceğimizi ümit ettiğimiz mücadelelerde şimdiden başarılar diliyorum. - ‘Bizim Çocuklar’ın ay-yıldızlı formayı zaferden zafere koşturacağına yürekten inanıyorum. Tüm sporcularımızın alınlarından öpüyorum. "SANCILI ATMOSFERDE ÜSLUBUMUZA ÖZEN GÖSTERİYORUZ" - Samimi bir durum tespitinde bulunmak istiyorum. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak biz bölgemizin içinden geçtiği sancılı atmosferde üslubumuza çok özen gösteriyoruz. Kırıcı olmamaya özellikle gayret ediyoruz. Serin kanlılığı, sükuneti elden bırakmıyoruz. - 86 milyonun hükümeti olduğumuzu, 86 milyonun her bir ferdinin kutsal emanetini taşıdığımızı, vatandaşlarımızın tamamının gözünün üzerinde olduğunu aklımızdan çıkarmıyoruz. - Ramazan boyunca ana muhalefetin şahsımızı, partimizi hedef alan saldırganlığı karşısında itidalimizi koruduk, kimi zaman duymazdan geldik. Kimi zaman genel başkanın acemiliğine verdik. Kimi zaman belki hatalarını anlayıp doğru yolu bulurlar umuduyla hareket ettik. - Konsantrasyonumuzu bozacak, bizi meşgul edecek her türlü siyasi tartışmadan uzak durduk. Sükutumuz, atılan iftiraları, yapılan edepsizlikleri sineye çektiğimizden değil; tam aksine edebimizdendi. Muhalefetin köpürttüğü sanal gündemlerin kuyruğuna takılmadan emin adımlarla ilerliyoruz. “TÜRK MİLLETİ BASİRET SAHİBİ BİR MİLLETTİR” - Muhalefetin iyice zıvanadan çıkan tavırları nedeniyle bu değerlendirmemi sizlere hatırlatmakta fayda görüyorum. Şunu farkında olmalıyız. Türk milleti basiret sahibi bir millettir. Bu milletin gözünü boyayamaz, kandıramazsınız. Bu millete siyasi hokkabazlığı, cambazlığı siyaset diye yutturamazsınız. Bu aziz millet yalancıyı dürüstten ayırmasını, bunların tefrikini yapmasını çok iyi bilir. “MİLLETİMİZ SEVİYE, ÜSLUP FARKINI ÇOK NET GÖRMEKTE” - Milletimiz AK Parti ve Cumhur İttifakı ile ana muhalefet partisi CHP arasındaki seviye, üslup, kalite, duruş ve vizyon farkını çok net görmekte, bunun değerlendirmesini yapmaktadır. Ana muhalefet partisinin ramazanda bile ara vermediği, son günlerde iyice çirkinleştirerek sürdürdüğü saldırgan söylemlerini benim vatandaşım takip etmekte. Bundan zerre kadar şüphe duymadım ve duymuyorum. “BİZ BU OYUNA ALET OLMAYACAĞIZ” - Ellerine geçirdikleri her fırsatı şahsımıza ve partimize yönelik bir hakaret senfonisine dönüştürerek unutmasınlar ki; bizi ve partimizi değil sadece kendilerini küçük düşürürler. Biz bu oyuna hiçbir zaman alet olmadık, olmayacağız. İçinden geçtiğimiz hassas dönemde öfkenin, çatışma ve kavga dilinin siyaseti zehirlemesine göz yummayacağız fakat gerektiğinde hadsize had bildirmenin 40 yetime kaftan giydirmekten daha üstün olduğunu da çok iyi bileceğiz. "DARBECİLİĞİN KİTABINI CHP YAZMIŞTIR" - Bu ülkenin cumhurbaşkanına, iktidar partisine hakaret etmek ana muhalefetin başındaki zat dahil kimsenin haddi değildir. Bu ülkede darbeciliğin kitabını CHP yazmıştır. Türkiye'nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar. Darbecilik, CHP'nin karakteridir, ruhudur, kimliğidir. Darbeye ve darbecilere destek vermek, CHP'nin milli sporudur. - Maalesef ana muhalefet partisinin genel başkanlık koltuğunda ağzı bozuk, ruh hali bozuk, önüne gelene hakaretler savuran, hakaretlerinden yüzü dahi kızarmayan bir karakter bulunmaktadır. CHP'li vatandaşlarımızın da giderek pervasızlaşan bu söylemlerden rahatsızlık duyduğunu çok iyi biliyoruz. Bu seviyesizliği hiç kimseye değil aziz milletime şikayet ediyorum. - Yolsuzluğu ihbar edenlerle, rüşvet verdim diyenlerle uğraştığınız kadar, rüşveti alanlarla, yolsuzluk yapanlarla, esnafı haraca bağlayanlarla, belediyeyi arpalığa çeviren karakter fukaralarıyla uğraşmadınız. “BİZ BU SÜRECİN TARAFI DEĞİLİZ” - Türkiye Cumhuriyeti'nde kimsenin suç işleme, yolsuzluk yapma, milletin emanetine ihanet etme ayrıcalığı yoktur. Çalanın, çırpanın yanına kar kaldığı günler artık geride kalmıştır. Tekrar ifade ediyorum; biz bu sürecin tarafı değiliz. Sadece milletimiz adına hakkın yerini bulmasının takipçisiyiz. Bunun da hukukun temel ilkeleri çerçevesinde yapılmasını arzu ediyoruz. Adil ve tarafsız bir yargıyla gerçeklerin ortaya çıkarılmasını, Türkiye'nin safralarından kurtulmasını istiyoruz. “SAVAŞ TEHDİT VE TEHLİKE DÜZEYİNİ ARTIRARAK DEVAM EDİYOR” - Birinci ayını dolduran savaş tehlikeli tehdit ve tehlike düzeyini artırarak devam ediyor. Önceliğimiz ülkemizin fırtınalı dönemi kazasız atlatmasıdır. Türkiye'yi bu yangının uzağında tutmakta kararlıyız. Hükümet olarak muhalefetin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden, dengeli ve rasyonel bir zeminde bu süreci yönetiyoruz. - Türkiye'nin tavrı çok berraktır. Barışın hakim olması için ne yapılması gerekiyorsa bunları tereddütsüz yapmayı görev biliyoruz. Akan kanın durması, gözyaşının dinmesi, silahların susması, sorunların diplomasi ile çözülebilmesi için şayet iğne ucu kadar dahi umut varsa bunu değerlendirmek boynumuzun borcudur. - Savaşın başından beri Türkiye'nin ilkeli duruşu dünyaya ve bölgeye verdiği mesajlar insanlığın ve vicdanın sesi olmuştur. Kardeş ve dost ülkelerin yaşadığı acıların bir an önce son bulmasını samimiyetle arzu ediyoruz. Ancak bölgemizin bekleyen tehlikelerin başında savaşın uzamasının yanı sıra bölgesel bir iç çatışmaya dönüşme riski vardır. Altyapıya yönelik misillemeler maalesef bu ihtimali artırmaktadır. - Bölgemizi yangın yerine çevirmekle kalmayıp tüm insanlığın omuzlarına ekonomik yük bindiren bu hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusu çatışma, kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir. Savaşın devam etmesine sebebiyet verecek her gelişme İsrail'in stratejisine hizmet edecektir. İran'la savaşın küresel barış vizyonuna hizmet etmediği, zora soktuğu gayet açıktır. Temennimiz barışa giden yolun açılmasıdır."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.