Bazı sohbetler vardır, bir toplantıdan çok daha fazlasını anlatır.
Önünüzde bir belediye başkanı oturur ama konuşulan mesele makam, koltuk ya da parti olmaz. Şehrin hangi sokağının nasıl değişeceğinden, deprem riskinden, yeni bir terminal ihtiyacından, ulaşım sorunundan, Karsak Deresi’nden, enerji yatırımlarından söz edilir.
Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren ile Atatepe’de gazeteci dostlarımızla yaptığımız sohbet bende tam olarak böyle bir iz bıraktı.
Gemlik Körfezi’ni tepeden seyreden bir noktada, günün son ışıkları eşliğinde ilçeyi konuşmak aslında biraz da Gemlik’in çelişkilerini görmek demekti.
Bir tarafta nefes kesen körfez manzarası…
Diğer tarafta çözülmeyi bekleyen onlarca mesele…
Ve o meselelerin tam ortasında, siyasete sonradan dahil olmuş bir belediye başkanı…
***
Şükrü Deviren’in anlattıklarında dikkatimi çeken en önemli nokta, Gemlik’in geleceğini birkaç makyaj projesine sıkıştırmaması oldu.
Hepimiz biliyoruz ki…
Gemlik’in en temel meselesi deprem ve kentsel dönüşüm.
Yıllardır konuşulan, zaman zaman ilçenin tamamen taşınmasının bile gündeme geldiği bir problemden söz ediyoruz. Rezerv alanlar belirlendi, yeni Gemlik fikri tartışıldı, çeşitli projeler ortaya konuldu. Fakat iş uygulamaya geldiğinde mesele hep başka bir noktaya takıldı.
Başkan Deviren’in yaklaşımı ise biraz farklı.
Önce yeni konut stokunun oluşturulması, ardından mevcut yapıların etap etap dönüştürülmesi gerektiğini düşünüyor. Bu düşünce kulağa basit geliyor ama Gemlik söz konusu olduğunda hiç de kolay değil.
Çünkü belediyenin tek başına altından kalkabileceği bir mesele değil bu olay.
Merkezi hükümetin desteği gerekiyor. Dolayısıyla Deviren’in Ankara ile temas kurma arayışını da bu açıdan değerlendirmek gerekiyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile görüşmek istemesi, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan ile Gemlik’in dönüşümünü konuşması aslında siyasi bir yakınlaşmadan ziyade belediye başkanlığı görevinin doğal gereği olarak görülmeli…
En azından Deviren’in anlattığı tablo bu.
***
Burada asıl ilginç olan ise Deviren’in siyasi kimliğinden ziyade belediye başkanlığına bakış açısı. CHP’den seçilip daha sonra Yeni Parti’ye geçen bir belediye başkanı…
Böylesine hareketli bir siyasi atmosferde, farklı siyasi partilerle aynı masaya oturmak elbette dikkat çekiyor.
Ancak Deviren, bunu bir siyasi manevra gibi anlatmıyor.
Kentsel dönüşüm konusunda Yıldırım Belediyesi’nin tecrübelerinden yararlanıyor.
Avrupa Birliği projelerinde Gürsu Belediyesi ile bilgi alışverişi yapıyor.
Merkezi yatırımlar için AK Parti İl Başkanı ile görüşüyor.
Büyükşehir Belediyesi tarafında Şahin Biba ile iletişim kuruyor.
Hatta Atatepe gibi Gemlik'e kazandırılmış bir tesisin geçmişteki başkanı Recep Altepe’yi, siyasi kimliğine bakmadan teşekkürle anıyor.
Bence burada önemli bir ayrıntı var.
Türkiye’de çoğu zaman bir hizmeti kimin yaptığı, hizmetin kendisinin önüne geçebiliyor.
Oysa bir şehre kazandırılmış iyi bir iş varsa, onu yapanın siyasi kimliği ikinci planda kalmalı.
Deviren’in yaklaşımı da tam olarak buna dayanıyor.
***
Sohbetin siyasi tarafına gelmemek elbette mümkün değildi. Hepimizin aklında geçen soru ise AK parti’ye geçip geçmemesi. Kamuoyunda bu konu zaman zaman konuşuluyor.
“Şükrü Deviren AK Parti’ye mi geçecek?”
Bu soru kendisine de yöneltildi.
Verdiği cevap ise hayli dikkat çekiciydi:
“AK Parti’ye gidiyorum ben. Hatta il başkanlığına da gidiyorum. Gemlik’in konuları için.”
Aslında bu cevap, Deviren’in belediye başkanlığı anlayışını da özetliyor.
Bir belediye başkanının, hizmet için iktidar partisinin il başkanıyla görüşmesi neden siyasi bir transfer işareti olsun?
Aynı şekilde Büyükşehir Belediyesi ile temas kurmak da…
Başka belediyelerden proje konusunda destek almak da…
Ankara’dan yatırım istemek de…
Bana göre mesele burada.
Belediye başkanlığı, seçim gecesi sona eren bir siyasi yarış değil.
Asıl yarış seçimden sonra başlıyor.
***
Sohbette sadece dönüşüm konuşulmadı.
Gemlik’in ulaşımından terminaline kadar pek çok konu masaya geldi.
Terminalin Orhangazi’ye yakın bir noktaya taşınarak iki ilçenin ortak kullanımına açılması fikri bunlardan biri.
Bu düşünce hayata geçerse yalnızca ulaşım açısından değil, kaynakların daha verimli kullanılması açısından da farklı bir model ortaya çıkabilir. Mevcut terminal ve otelin bulunduğu alanın yeniden değerlendirilmesi halinde Gemlik’in merkezinde önemli bir meydan ve cazibe alanı oluşturulabileceği düşünülüyor.
Bir başka konu da…
Karayolları ile yapılan görüşmeler, hazırlanan projeler ve Bursa yönünden Gemlik’e ulaşımı rahatlatacak tüp geçit fikri…
Bunların gerçekleşmesi elbette yatırım programına bağlı.
Güneş enerjisi projesinin tamamlanmış olması, Karsak Deresi için temizlik ve su döngüsü üzerine çalışma yapılması, üniversite civarında planlanan marina projesi gibi başlıklar da bu arayışın parçaları.
Bütün bunların hangisi gerçekleşecek, hangisi zaman içinde değişecek, hangisi başka bir projeye dönüşecek; bunu elbette zaman gösterecek.
Fakat bugün itibarıyla bir çalışma iradesinin bulunduğu açık.
***
Gazeteci ağabeyim İsmail Taştan’ın organize ettiği bu sohbet benim Şükrü Deviren’le ilk uzun sohbetim oldu. Daha önce YeniDönem Gazetesi ekibimizle birlikte ziyaret ettik Şükrü başkanı. Bu konuları da konuştuk elbette. Ama bu sefer Şükrü başkanla her telden konuştuk.
Masadan kalktığımda aklımda kalan, siyasi hesaplardan çok Gemlik’in meseleleri oldu.
Bence bugün için önemli olan da bu.
Bir belediye başkanının iktidarla konuşabilmesi, muhalefeti dinleyebilmesi, başka belediyelerin tecrübelerinden faydalanabilmesi ve gerektiğinde kendi partisinden farklı düşüncelere de açık olabilmesi siyasetin kalitesini düşürmez; tam tersine yükseltir.
Çünkü belediye başkanı seçildiğinizde sadece sizi destekleyenlerin değil, bütün ilçenin başkanı oluyorsunuz.
Başkan Deviren ile sohbet ilerledikçe benim gördüğüm…
Gemlik’i yönetirken siyasetin sert tarafında değil, uzlaşmanın tarafında durmayı tercih ediyor.
Bunun Gemlik’e ne kadar hizmet olarak döneceğini ise zaman gösterecek.
SAĞLIKLA KALIN!