Cuma sabahı Başkan Oktay Yılmaz’ın değerlendirme toplantısına davetliydik. Biz de YeniDönem’den arkadaşlarımla birlikte Barış Manço Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa katıldık.
Konu yıl değerlendirme toplantısı olunca, biz basın mensuplarının merakı doğal olarak artıyor. Çünkü bu tür toplantılar, yalnızca yapılanların anlatıldığı rutin programlar değil; aynı zamanda verilen sözlerle gerçekleşenler arasındaki tablonun ortaya konduğu önemli birer muhasebe niteliği taşıyor.
Bu nedenle “Acaba önceki değerlendirme toplantılarından farklı ne söylenecek?” sorusu da katılımı artırıyor. Hem içerik hem de mesaj açısından yeni bir perspektif olup olmayacağını görmek için basın ilgisi her zamankinden daha yoğun oluyor.
En başından…
Başkan Yılmaz’ın sunumunda, Yıldırım’da son beş yılda hayata geçirilen kapsamlı dönüşüm hamlesinin net bir fotoğrafı ortaya konulduğunu söylemeliyim. Önceki toplantılara kıyasla bu sunumun daha derli toplu, verilerle desteklenmiş ve iyi hazırlanmış. Başkan’ın çalışmasına titizlikle hazırlandığı, anlatımındaki hakimiyet ve sunum akışındaki bütünlükten açıkça anlaşılıyordu.
Detaylara baktığımızda…
Son yıllarda Yıldırım’da bir dönüşüm işi var. Başkan Yılmaz, ikinci dönemini icra ederken diğer sosyal ve çevresel işleri yapmakla birlikte kentsel dönüşümde de önemli bir yol kat ettiğini görüyoruz. Toplantıda Yılmaz’ın en iddialı cümlesi şuydu: “Türkiye’de artık Yıldırım Modeli konuşuluyor”
Bu cümle bir siyasi söylem mi, yoksa sahadaki karşılığı olan bir gerçeklik mi? Şimdiden kestirmek zor ama…
Rakamlar, en azından iddianın boş olmadığını gösteriyor.
***
Dönüşümde en önemli olay hiç şüphesiz imar ve tapu meselesi…
Yıldırım, yıllardır plansız yapılaşma ve imar sorunlarıyla anılan bir ilçe.
Başkan Yılmaz da konuyla alakalı olarak, göreve geldiklerinde ilçenin üçte birinde imar problemi olduğunu söyledi ve 5 milyon metrekarelik alanda plan çalışmalarının tamamlandığını ve 40 bin tapu sorununun çözüldüğünü açıkladı.
Bu, teknik bir başarıdan öte sosyal bir dönüşüm anlamına geliyor. Çünkü tapu meselesi yalnızca mülkiyet değil; güven, aidiyet ve ekonomik değer demek. 19 bin tapunun daha dağıtılacak olması, Yıldırım’da yıllardır bekleyen binlerce aile için yeni bir başlangıç anlamına geliyor. Kentsel dönüşümün önündeki en büyük engelin imar belirsizliği olduğu düşünüldüğünde, bu adımın stratejik değeri daha net anlaşılıyor.
***
“Büyük düşünüyoruz, büyük dönüşüyoruz” sloganıyla yola çıkan belediye, şu ana kadar 7 bin 500 konut üretildiğini, hedefin ise 2029’a kadar 30 bin olduğunu duyurdu.
Ancak burada önemli olan sayıdan ziyade yaklaşım. Yılmaz’ın özellikle vurguladığı nokta, dönüşüm yalnızca bina yapmak değil, ekosistemi dönüştürmek. Yani sosyal alan, ulaşım, altyapı ve çevresel düzenlemelerle birlikte bütüncül bir planlama belediyenin mottosu olmuş.
Bugün, 17 noktada belediye eliyle, 33 noktada özel sektör aracılığıyla dönüşüm sürüyor. Dijital İkiz çalışmasıyla ilçenin 3 boyutlu sanal modelinin çıkarılması ise afet riskine karşı bilimsel bir altyapı oluşturulduğunu gösteriyor. Deprem gerçeğinin gölgesinde yaşayan bir şehir için bu vizyon, hayati öneme sahip ve bana göre toplantıda en çok dikkat çeken kısım oldu.
***
Bir yandan bunlar hayata geçirilirken… Diğer yandan, Yıldırım’ın en büyük sorunlarından biri ulaşım.
Ankara Yolu’na alternatif olacak doğu-batı aksı önerisi, aslında ilçenin nefes alması için kritik. Büyükşehir Belediyesi’ne yapılan “Yapamıyorsanız biz yapalım” çağrısı ise yerel siyasette dikkat çekici bir çıkış olarak kayda geçti. 330 bin ton asfalt, 100 bin metre bordür, 295 bin metrekare parke uygulaması ve 185 bin metrekare yeni imar yolu verileri; altyapının görünmeyen ama hayatı doğrudan etkileyen yüzünü ortaya koyuyor.
***
Yıldırım genç bir ilçe.
Bu nedenle yapılan yatırımların önemli bir kısmı gençlere yönelik. İlçeye kazandırılan kütüphanelerin 2 milyonun üzerinde ziyaret alması ve 95 bin üyeye ulaşması, doğru bir ihtiyaç analizinin yapıldığını gösteriyor.
Spor alanında ise 2025 yılında 86 bin 880 kişiye hizmet verilmesi, 129 ulusal ve uluslararası organizasyona ev sahipliği yapılması ve sporcuların elde ettiği dereceler, Yıldırım’ın “spor kenti” iddiasını güçlendiriyor.
***
Yıldırım, Bursa’da sınırları en dar ilçe malumunuz. Başkan Yılmaz da bu durumu bazen toplantılarında dile getiriyor.
Bursa’nın yüzölçümünün yalnızca yüzde biri kadar bir alana sahip olan Yıldırım’da 1 milyon metrekareyi aşan yeşil alan üretimi, fiziksel sınırlara rağmen ortaya konan bir çabanın göstergesi olduğunu görmek lazım.
Sıfır atık uygulamaları, “Plastiksiz Yıldırım” projesi, mama tesisi ve planlanan güneş enerji santrali gibi adımlar ise belediyeciliğin klasik hizmet anlayışının ötesine geçildiğini gösteriyor. Yıllık 6 megawattlık tüketimi karşılayıp fazlasını üretecek bir GES hedefi, ciddi bir tasarruf ve çevre vizyonu anlamına geliyor.
***
Gerçek şu ki…
Yıldırım, uzun yıllar boyunca “sorunlu ilçe” algısıyla anıldı. Plansız yapılaşma, tapu problemleri ve yoğun göç baskısı bu algıyı besledi.
Ancak son dönemde atılan adımlar, ilçeyi yalnızca fiziksel olarak değil, zihinsel olarak da dönüştürmeye yönelik çalışmalar yapılıyor. Kentsel dönüşümde elde edilen ivme, gençlik yatırımları ve çevre projeleri bir araya geldiğinde ortaya bütüncül bir kalkınma modeli çıkıyor.
Elbette her projenin sahadaki uygulaması ve sürdürülebilirliği zamanla daha net görülecek. Ancak bugün gelinen noktada şunu söylemek mümkün… Yıldırım’da dönüşüm yalnızca betonla değil, planlama ve vizyonla ilerliyor.
Ve eğer bu tempo korunursa, “Yıldırım Modeli” söylemi bir siyasi slogan olmaktan çıkıp yerel yönetim literatürüne giren bir örnek haline gelebilir.
Bunu başarmanın yolu da sürdürülebilir olmaktan geçiyor.
SAĞLIKLA KALIN!