Hava Durumu

Çalı’da 90 yıllık hatıra

Yazının Giriş Tarihi: 19.08.2026 00:08
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.08.2026 00:08

Bazı festivaller vardır; afişi asılır, sahnesi kurulur, birkaç gün boyunca filmler gösterilir ve sonra herkes evine döner.

Bir de Çalı Köy Filmleri Festivali vardır.

Çünkü burada mesele yalnızca film izlemek değil. Bir köyün hafızasına, Türk sinemasının geçmişine ve yıllar önce bir kamera için evinin kapısını açan insanların hikâyesine yeniden bakmak...

Nilüfer Belediyesi ve ÇEKÜDER ortaklığıyla bu yıl 10’uncusu düzenlenen Çalı Köy Filmleri Festivali, kapılarını beyaz perdeye açıyor. Sempozyumla açılışı yapılacak festival; film gösterimleri, söyleşiler, konserler gibi farklı etkinliklerle dolu dolu geçecek.

Önceki akşam Nilüfer Belediyesi’nin davetlisi olarak Çalı’ya gittik. Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Başkan Yardımcısı Okan Şahin, Nilüfer Belediyesi Kültür Sanat ve Sosyal İşler Müdürü Nurgül Işık ve ÇEKÜDER Başkanı Sadık Emre Sakin festival ile ilgili bilgiler verdi.

Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Çalı’nın çok kıymetli bir mahalle olduğunu belirterek, festivalin çıkış noktasındaki tarihi mirasa vurgu yaptı ve ekledi. “Cumhuriyet açısından bunu çok kıymetli buluyor, farkındalığı artırmak için her yıl bu organizasyonu tekrarlıyoruz. Gençlerimizi çadırlarını kurup burada kalmaya, tüm Bursa halkını da desteğe davet ediyoruz” diye çağrıda bulundu.

Şimdi…

Bu yıl 10’uncusu düzenlenecek festival için geri sayım başladı ve insanın aklına ister istemez şu soru geliyor…

Bir film, bir köyün kaderine dokunabilir mi?

Çalı’nın hikâyesi, bunun mümkün olduğunu gösteriyor.

Şöyle bir geçmişe gittiğimizde…

Yıl 1935...

Türkiye Cumhuriyeti henüz genç. Çalı’da elektrik bile yok. Fakat dönemin önemli isimleri, “Aysel Bataklı Damın Kızı” filmi için bu köye geliyor. Muhsin Ertuğrul yönetmen koltuğunda, Nâzım Hikmet senaryoya katkı sunuyor, Cemal Reşit Rey müzikleriyle filme hayat veriyor. Cahide Sonku ise Aysel karakteriyle Türk sinemasının unutulmaz isimleri arasına giriyor.

Burada hikâyenin en güzel tarafı ise...

Filmin figüranları, Çalı’da yaşayan köylüler.

Yani bugün festival alanında sinema konuşulurken aslında 90 yıl önce bu topraklarda başlayan bir hikâyenin devamını izliyoruz.

Çalı Köy Filmleri Festivali’ni kıymetli yapan da bu bence.

Üstelik festival artık yalnızca birkaç film gösteriminden ibaret değil. Sinema sempozyumundan konserlere, söyleşilerden atölyelere, yürüyüşlerden kısa film yarışmasına kadar genişleyen bir kültür buluşmasına dönüşmüş durumda.

20 Ağustos’ta Pancar Deposu’nda başlayacak Sinema Sempozyumu’nda “Yerelden Ulusala Film Çalışmaları” konuşulacak. 53 bildirinin sunulacağı sempozyum, festivalin entelektüel tarafını oluşturacak.

21 Ağustos’ta ise perde Çalı Futbol Sahası’nda açılacak.

Moğollar sahneye çıkacak.

Ardından “İdea” filmi izlenecek ve yönetmen Tayfun Pirselimoğlu ile sinema eleştirmeni Mehmet Açar, film üzerine sohbet edecek.

Sonraki iki gün ise Çalı’da adeta sinema ve sanat şöleni yaşanacak. Sabah yogaları, Mysia yollarında yürüyüşler, foto-kolaj, ses ve tiyatro atölyeleri...

Bir de kısa film yarışması var.

2019’da gösterim olarak başlayan, 2022’de yarışmaya dönüşen organizasyona bu yıl 127 film başvurmuş. 15 finalist; en iyi belgesel, en iyi kurmaca ve iki jüri özel ödülü için yarışacak.

Bence festivalin en güzel taraflarından biri de burada saklı.

Çünkü sinemayı yalnızca izleyen değil, üreten gençlere de alan açılıyor.

Ve 23 Ağustos...

Festival, Yeşim Ustaoğlu ile Jasmin Selen Heinz’ın katılımıyla “Kuru Taşın Başı” filminin gösterimi ve söyleşisiyle kapanacak.

Dört gün sürecek festivalde kültür sanat alanında güzel anlara sahne olacak bu festival.

Mazisi 1935 yılınan dayanan bir festivalden bahsediyoruz. Bunca yıldır varlığını sürdüren bu etkinlik bu yıl da dolu dolu geçeceğe benziyor.

Bugün Çalı’da bir sinema perdesi kuruluyorsa, o perdenin arkasında 90 yıl önce evini bir film ekibine açan insanların hatırası var ve bunun yanında Cumhuriyet’in ilk yıllarının heyecanı ve Türk sinemasının kökleri var.

Belki bu yüzden Çalı Köy Filmleri Festivali’ne sadece “festival” demek biraz eksik kalıyor.

Burası biraz sinema, biraz tarih, biraz köy...

Ve perde açıldığında yalnızca film başlamayacak.

Çalı’nın hikâyesi yeniden anlatılacak.

Zira…

Bursa’nın böyle hikâyelere ihtiyacı var.

Hele ki hikâyesi 1935’e kadar uzanan, kahramanları hâlâ bu topraklarda yaşayan hikâyelere...

Çadırınızı alın, kampınızı kurun.

Çünkü bu kez film izlemeye değil, bir hikâyenin içine girmeye gidiyoruz.

SAĞLIKLA KALIN!

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.