On bir ayın sultanı yine kapımızda. Gönüllerin yumuşadığı, vicdanların daha gür konuştuğu o mübarek zaman dilimine bir kez daha erişmenin heyecanını yaşıyoruz. Dün gece sahura kalktık, niyetler ettik; 20 Mart’ta ise bayram sabahına uyanacağız.
Hep dile getirilir ki…
Ramazan, sadece aç kalmak değildir. Aç olanı anlamaktır. Soframızda duran nimetin kıymetini bilirken, sofrasında eksik olanı hatırlamaktır. Görmezden gelinen hayatlara dokunmaktır. Asıl imtihan da tam burada başlar.
Bu ayda ihtiyaç sahibini sevindirmek bir lütuf değil, bir sorumluluktur. İmkânı olan herkes, ölçüsünce paylaşmayı bilmeli; bunu yaparken de kimsenin onurunu incitmemelidir. Çünkü Ramazan, iyiliğin gösterişle değil samimiyetle değer bulduğu aydır. Veren elin, alan eli görmediği bir hassasiyet iklimidir.
Açıkça söylemek gerekir ki; bu mübarek ayı reklam malzemesine çevirmek, yapılan yardımı teşhir etmek büyük bir yanlıştır. Aynı şekilde Ramazan’ı siyasi propagandanın zeminine dönüştürmek de toplum vicdanında rahatsızlıklara yer açtığı çok net.
Zira…
Ramazan, yargı dağıtma değil, empati kurma zamanıdır.
İftar saatine kadar sabırla beklerken açlığın ne demek olduğunu biraz daha hissederiz. Ama gerçek açlık, her gün iftar vakti gelmeyenlerin yaşadığıdır. İşte bu yüzden yapılan her yardım yalnızca maddi bir destek değil, vicdani bir duruştur. Paylaşmak malı eksiltmez; bilakis bereketi çoğaltır, gönlü zenginleştirir.
Bir tebessüm, bir hâl hatır sorma, bir “yalnız değilsin” cümlesi bile sadakadır. Bugün uzattığımız bir el, yarın bir dua olarak dönebilir. Belki de en çok buna ihtiyacımız var.
İçten bir dua, sessiz bir teşekkür, samimi bir hayır… Ne kadar anlamlı değil mi?
Ramazan…
Kur’an’ın indirildiği, orucun farz kılındığı, bin aydan hayırlı Kadir Gecesi’ni içinde barındıran bereket mevsimi olarak geçiyor yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de. Bu ayda rahmet kapıları ardına kadar açılırken, kötülüklerden uzak durma iradesi de güç kazanır. Oruç, nefsin dizginlenmesidir. İradeyi terbiye eden, sabrı öğreten bir eğitimdir.
Toplumsal huzursuzlukların çoğu, insanın ölçüsüz arzularından doğar. Oruç, tam da bu aşırılıkları törpüleyen bir iklim sunar. Maddi zevklerin esaretinden kurtulup, ruhun arınmasına vesile olur. “Tok, açın halinden anlamaz” sözü, Ramazan’da anlamını daha derinden hissettirir.
Öte yandan, ne yazık ki bazıları bu ayı fırsata çevirmeyi de ihmal etmiyor. Özellikle gıda fiyatlarında görülen fahiş artışlar, vicdanları yaralıyor. Üreticiden 20 liraya çıkan bir ürünün, rafta 129 liraya satılması sadece ekonomik bir mesele değil; ahlaki bir sorundur. Ramazan bereket ayıdır; fırsatçılığın değil.
Her sene bu kronik sorun dile getirilir. Ama nedense bir avuç insan dışında büyük bir kesim yine aynı nakarattan devam eder. Bir kez de biz de buradan seslenelim!
Gelin bu sene hep birlikte bu kutlu adımı atalım ve Ramazan’ın ruhuna iklimine göre hareket edelim.
****************
Bu yıl Ramazan benim için biraz daha farklı…
Babamı kaybettik. Allah rahmet eylesin. Ramazan denince aklıma ilk onun heyecanı gelir.
Aslında böyle bir yazıyı gazetemize renk katan harika yazılar kaleme alan kıymetli öğretmenimiz, sevgili kardeşim İsmail Kaya çok güzel bir duyguyla ifade etmiş. Ben de ondan esinlenerek kaybettiğimiz babamız için birkaç cümle yazmak istedim.
Evet…
Her fani gibi babam da artık bu sene Ramazan’ı idrak edemeyecek. Ramazan yaklaşınca onun telaşı hâlâ evin içinde dolaşır gibi olur. İsmail hocanın dediği gibi bu ay bizim için takvimdeki bir tarih değil, babamın heyecanıyla başlayan bir hazırlıktı.
İsmail hocanın kurduğu cümlelerin benzerini ben de burada kuruyorum.
Babamız Necati Kaya, Ramazan geldi mi alışveriş listesini titizlikle yapar, sahur için herkesten önce kalkar, çayı o demlerdi. Biz sofraya oturduğumuzda o çoktan ayakta olur, eksik var mı diye göz ucuyla kontrol ederdi. İftarda ezanı bekler, duasını eder, ilk yudumunu alırken yüzünde huzurlu bir ifade olurdu.
Ramazan bize onunla birlikte sabrı, paylaşmayı ve şükrü öğretti. İmkânımız sınırlıydı belki ama gönlümüz geniş yuvamız huzurluydu. Bir de kapı çalındığında geri çevirmemeyi ondan gördük. Ve onun bu özelliğini devam etmeye kararlıyız.
Bu yıl yine sahur olacak, yine ezan okunacak. Fakat o ses bu kez duyulmayacak. Sofrada bir yer eksik kalacak. Ama bıraktığı değerler eksilmeyecek.
Bu ay biraz hüzün taşıyacak belki, ama aynı zamanda daha derin bir anlam da barındıracak. Sevgi azalmıyor. Hatıra kaybolmuyor. Dua yarım kalmıyor. Rabbim gidenlerimize rahmet, kalanlarımıza sabır ve sağlık versin.
Rabbim cümle geçmişlerimize rahmet etsin.
RAMAZAN AYI MÜBAREK OLSUN…