Bu günlerde Osmangazi Meydanı’nda düzenlenen 2. Osmangazi Kitap Günleri’ni ziyaret ettim.
Kitapların arasında dolaşırken insan ister istemez biraz duruyor, biraz düşünüyor. Hele ki Bursa gibi tarihiyle, kültürüyle ve edebiyatıyla geçmişten bugüne güçlü bağlar kurmuş bir şehirdeyseniz, kitap fuarının atmosferi daha da farklı hissediliyor.
‘700 Yıldır Buradayız: Edebiyat, Tarih ve Sanatla’ teması aslında fuarın ruhunu çok güzel özetliyor.
Fuar alanını gezerken açılış için Osmangazi Belediyesi’nin servis ettiği bilgileri inceledim. Başkan Erkan Aydın’ın konuşmasını gördüm.
Aydın konuşmasında, “Kitabın, okumanın gençlere, gelecek nesillere ne kadar önemli olduğunu, ülkenin tek çıkış yolunun okuyarak gelişimin, eğitimin olduğunu yeni kuşaklara aktarmak istiyoruz. O yüzden dokuz gün boyunca burada kültürel birikimizi sunacağız. Aynı zamanda bugün Türk Dil Bayramı, 94’üncüsünü kutluyoruz.
Dil olmazsa toplumlar, milletler olmuyor. Türkçe çok zengin, yaratıcı bir dil. Doğru ve etkili kullanıldığında da her şeyi karşı tarafa çok yerinde aktarabileceğimiz zengin bir dilimiz. Bugün Osmangazi’de kütüphanelerle, kreşlerle, kültür sanat merkezleriyle, kadınlarımıza yönelik kooperatiflerle, kurslarla, etkinliklerle yediden yetmiş yediye herkese ulaşmaya çalışıyoruz.Daha fazla etkinlikleri artırarak Osmangazililerle buluşturacağız” dedi.
Başkan Aydın’ın altını çizdiği gibi…
Çünkü Bursa yalnızca taşında, toprağında ve tarihi yapılarında geçmişi taşıyan bir şehir değil. Aynı zamanda kelimelerinde, hikâyelerinde, kitaplarında ve hafızasında da geçmişi bugüne taşıyor.
Bizlere o kültürel birikimi hatırlatırken günümüzdeki bu tür organizasyonların çok kıymetli olduğunu gösteriyor.
Osmangazi Meydanı’na adım attığımda ilk dikkatimi çeken şey, kitapların yalnızca stantlarda sıralanmış olması değildi. Çocukların kitapların arasında dolaşması, gençlerin söyleşilere ilgi göstermesi, yetişkinlerin yayınevlerinin stantlarını tek tek gezmesi, meydanın adeta yaşayan bir kütüphaneye dönüşmesini sağlamıştı.
Bence kitap fuarlarının en güzel tarafı da tam olarak bu.
Kitabı yalnızca raflarda duran bir nesne olmaktan çıkarıp insanlarla buluşturması…
Çünkü günümüzde çocukları ve gençleri kitapla buluşturmak her zamankinden daha önemli. Teknolojinin hayatımızın merkezine yerleştiği, bilgiyi birkaç saniyede ekranlardan alabildiğimiz bir dönemde kitap okumak belki de daha fazla emek istiyor. Ama insanın düşünmesini, sorgulamasını ve kendi dünyasını kurmasını sağlayan şey hâlâ kitap.
Fuarın açılışında Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan’ın gençlerle buluşması da dikkat çekiciydi. Osmanlı’nın kuruluş yılları üzerine yapılan söyleşiyi dinleyen gençlerin ilgisi, kitapla tarih arasında hâlâ güçlü bir bağ olduğunu gösteriyordu.
Özellikle Bursa açısından tarih konuşmak zaten ayrı bir anlam taşıyor.
Osmanlı’nın kuruluş ve gelişme dönemlerinde önemli bir merkez olan Bursa, aynı zamanda Türkçenin edebi bir dil olarak gelişmesinde de önemli bir yere sahip. Bu nedenle Bursa’da düzenlenen bir kitap fuarının sadece ‘kitap satılan bir alan’ olarak görülmemesi gerektiğini düşünüyorum.
Bu tür etkinlikleri geçmişle bugün arasında kurulmuş bir köprü olarak görmek doğru bir tanı olur.
Fuarda dolaşırken farklı yaşlardan insanların aynı stantların önünde durduğunu görmek de ayrıca hoşuma gitti. Kimi yeni çıkan bir kitabı inceliyor, kimi yıllardır okumak istediği kitabı arıyor, kimi çocuğuna kitap seçiyor.
Belki de bir şehrin kültür seviyesini anlamanın yollarından biri, insanların kitapla kurduğu ilişkiye bakmaktır.
Bu açıdan Osmangazi Meydanı’ndaki hareketlilik umut vericiydi.
Burada Osmangazi Belediyesi’ni dolayısıyla Başkan Erkan Aydın’ı ve ekibini kutlamak gerekir. Güzel işler alkışı ve övgüyü hakeder. Eleştiri kadar övgü de bir haktır.
Şimdi burada…
Bir kitap fuarının başarısını yalnızca ziyaretçi sayısıyla ölçmemek gerekiyor. Asıl mesele, fuardan çıktıktan sonra insanların eve bir kitapla dönmesi ve o kitabın kapağını açması.
Bir çocuğun merak etmesi…
Bir gencin yeni bir fikirle tanışması…
Bir yetişkinin yıllardır ertelediği kitabı okumaya başlaması…
İşte asıl kazanım bunlar.
Osmangazi Belediyesi’nin Yayıncılar Kooperatifi iş birliğiyle düzenlediği kitap günlerinin bu yönüyle önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü meydanlar yalnızca binaların, yolların ve kalabalıkların bulunduğu alanlar değil; aynı zamanda toplumun kültürel hayatının da şekillendiği yerler.
Ve bir meydanda kitap varsa, orada düşünce, merak ve hayal kurmak vardır.
Bursa’nın böyle etkinliklere daha fazla ev sahipliği yapması gerektiğine inanıyorum. Çünkü kültür ve sanat bir şehrin yalnızca bugününü değil, geleceğini de şekillendiriyor.
Ben fuardan ayrılırken aklımda tek bir düşünce vardı…
Bir şehir kitapla buluşuyorsa, aslında kendi geleceğiyle de buluşuyordur.
Osmangazi Meydanı birkaç günlüğüne kitapların dünyasına açılmış durumda.
Bence bu fırsatı değerlendirmek gerek.
Çocuklarımızı alıp gidelim.
Gençlerimizle gidelim.
Kendimiz için bir kitap seçelim.
Zira…
Bursa gibi köklü bir şehrin, yeni hikâyeler yazabilmesi için önce okumaya devam etmesi gerekir.