Bursa’da yerel yönetimlerin yıllık veya iki yıllık değerlendirme lansmanları yapılmaya başlandı. Bunlardan ilki geçtiğimiz günlerde Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz yapmıştı, önceki gün de Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, göreve geldiği 700’üncü günün değerlendirme toplantısı yaparak, yaptıklarını ve yapacaklarını kamuoyuna açıkladı.
700 gündür birlikteyiz mottosoyla gerçekleştirdiği toplantıda öncellikle ABD - İsrail ve İran savaşına değindi Başkan Aydın, gerçek hedefinin Türkiye olduğunu belirtti. Son günlerde İsrail yetkililerinin açık açık dillendirdiği Türkiye ile ilgili hadsiz söylemlere de sert tepki gösterdi.
Ve dedi ki…“Biz 700 yıldır buradayız bir 700 yıl daha bu topraklarda olacağız” Şimdi lansman notlarına geçelim.
Biliyorsunuz…
Siyasette verilen sözler çoğu zaman seçim meydanlarında alkışlarla karşılanır, ancak iş uygulamaya geldiğinde o sözlerin ne kadarının hayata geçirildiği tartışma konusu olur. Yerel yönetimlerde ise bu durum çok daha görünürdür. Çünkü vatandaşın günlük hayatına dokunan hizmetlerin tamamı belediyelerin sahadaki performansıyla doğrudan ilişkilidir.
Bu bağlamda…
Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın göreve gelişinin üzerinden henüz iki yıl bile dolmadan düzenlediği “700 Gündür Buradayız Şimdi Daha İleriye” başlıklı toplantı, aslında tam da bu noktada önemli bir siyasi fotoğraf ortaya koyduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
700 gün…
Kulağa kısa gibi geliyor. Fakat yerel yönetimlerde bir projenin planlanması, ihale süreci, uygulaması ve sonuçlarının görülmesi düşünüldüğünde hiç de azımsanacak bir süre değil.
Başkan Aydın’ın açıkladığı tabloya bakıldığında 58 seçim vaadinin 40’ının tamamlanmış olması dikkat çekici. Bu, kabaca yüzde 70’lik bir gerçekleşme oranına karşılık geliyor. Türkiye’de seçim vaatlerinin çoğu zaman unutulduğu düşünüldüğünde, bu oran yerel yönetim açısından kayda değer bir performans olarak değerlendirilebiliriz.
Ancak meselenin sadece sayılar olmadığı da bir gerçek.
Asıl mesele, belediyecilik anlayışının hangi eksen üzerinde şekillendiği ve yolunu nasıl çizdiği üzerinedir.
Son yıllarda Türkiye’de yerel yönetimlerin performansı artık sadece asfalt dökmek ya da park yapmakla ölçülmüyor. Sosyal belediyecilik, kültür politikaları, afet hazırlığı, gençlik ve kadın projeleri gibi başlıklar artık en az altyapı kadar önem kazanmış durumda.
Aydın’ın açıkladığı hizmetler bu açıdan bakıldığında üç temel başlıkta toplanıyor: Sosyal destek, kentsel altyapı ve toplumsal yaşam.
Örneğin kreşler…
Beş yeni kreş açılması ve yıl sonu hedefinin on olması sadece bir eğitim yatırımı değil. Aynı zamanda kadınların çalışma hayatına katılımını doğrudan etkileyen sosyal bir politika. Başkan Aydın’ın verdiği rakamlar, kreşlerden faydalanan her dört anneden birinin iş hayatına katılabildiğini gösteriyor. Bu da belediyeciliğin sosyal boyutunu gösteriyor.
Toplantıda dikkat çeken bir diğer başlık ise gençler ve çocuklara yönelik çalışmalar. Uludağ’ı ilk kez gören 463 çocuk, stadyum atmosferini ilk kez yaşayan 5 bin genç…
Bunlar kağıt üzerinde sıradan şeyler gibi görünebilir. Ancak şehirle kurulan aidiyet bağının oluşmasında bu tür deneyimlerin büyük etkisi vardır. Bir çocuğun ilk kez stadyuma girmesi ya da ilk kez dağ görmesi bazen bir belediye hizmetinden çok daha fazlasını ifade eder.
Öte yandan altyapı tarafında da ciddi bir hareketlilik var. 150 bin ton asfalt, 70 bin metrekare kaldırım, yüzlerce parkın bakım ve düzenlemesi… Bu rakamlar klasik belediyeciliğin olmazsa olmazları. Ancak önemli olan bu yatırımların düzenli ve sürdürülebilir şekilde devam etmesi.
Başkan Aydın’ın açıklamalarında benim en çok ilgimi çeken, en stratejik başlıklarından biri afet hazırlıklarıyla ilgili olan kısımdı.
Türkiye’nin deprem gerçeği ortadayken yerel yönetimlerin bu alanda attığı her adım hayati önem taşıyor. 50 bin metrekarelik afet lojistik alanı, iletişim kuleleri, mahallelere yerleştirilecek afet konteynerleri ve eğitim programları aslında geleceğe yönelik bir güvenlik kalkanı oluşturma çabası.
Osmangazi Belediyesi bu adımı atmış.
Biliyorsunuz, afet yönetimi artık sadece kriz anında değil, kriz öncesinde yapılan hazırlıklarla ölçülüyor.
Tüm bu çalışmaların bir de görünmeyen tarafı var! Yönetim organizasyonu.
30 müdürlük, 3 bin çalışan ve her gün hizmet bekleyen yüz binlerce insan…
Böylesi büyük bir yapıyı koordine etmek başlı başına bir yönetim sınavı.
Toplantının sonunda Aydın’ın hatırlattığı “Koltuğu iteceğiz, koltuğa oturmayacağız” önemli bir eşik.
Toparlayacak olursak…
700 günün sonunda ortaya konan tablo, Osmangazi’de en azından koltuğun sadece bir makam olmadığını, aynı zamanda bir sorumluluk alanı olduğunu gösteriyor.
Gerçek şu ki!
Yerel yönetimlerde başarı, kısa süreli projelerle değil sürdürülebilir bir yönetim anlayışıyla ölçülür. Osmangazi’de başlayan bu hareketin kalıcı bir dönüşüme dönüşüp dönüşmeyeceğini ise zaman gösterecek. Biz de diyoruz ki kentimiz için atılan her kalıcı adım önemlidir. Şehrimizin gelecek vizyonuna katkı sunan herkesi tebrik ediyorum.
SAĞLIKLA KALIN!