Ruhi Çenet'in Hasidik Yahudiler üzerine hazırladığı “Dünyanın En Gizli Yahudi Topluluğu: Hasidikler (48 Saat İçeride Kaldım)” başlıklı belgeseli tüm dünyanın gündemine oturdu. ABD vatandaşlarına, “Vergilerimiz nereye gidiyor?” sorusunu sordurmayı başaran Çenet’in videosu, global anlamda son zamanların en gözde içeriklerinden biri olmayı başardı. Hatta öyle gözde bir noktaya taşındı ki ABD Başkanı Donald Trump, yükselen tepkilerin ardından Hasidikler’in liderlerini Beyaz Saray’da ağırladı.
YouTube’a ürettiği farklı dil seçeneklerini de barındıran belgeselleriyle uzun yıllardır dikkat çeken Çenet, New York'ta Amerika'nın en kapalı topluluklarından biri olan Yahudi topluluğu Hasidik’lerin kapısını çaldı. 48 saat boyunca onların hayatına, inançlarına, aile düzenlerine ve dünyayla kurdukları ilişkiye tanıklık etti. Videonun en çarpıcı kısmı ise topluluğun bir üyesinin, “Parayla ilgili kaygılarımız yok” cümlesi oldu. Paranın Tanrı’dan geldiğini ve bu yüzden endişe etmediğini söyleyen Hasidik üyesine ABD vatandaşları yoğun tepki gösterdi. ABD’nin sosyal devlet olanaklarından faydalanarak çalışmadan geçimini sağlayan tarikat üyeleri eleştiri yağmuruna tutuldu. Çenet’in videosunun en vurucu anlarından biri ise henüz videonun başında yaptığı Filistin’e bağış çağrısı oldu. Bir insanın başka insanların hayatına bakarken kendi vicdanını da kadrajın içinde tutabildiğini gösteren Çenet’i takdir etmemek mümkün değil.

Malumuz uzun yıllar boyunca Amerikan televizyonlarını, Amerikan filmlerini, Amerikan belgesellerini seyrettik. Dünyayı bize çoğu zaman başkaları anlattı. Şimdi ise bir Türk, Amerika'nın göbeğinde yaptığı belgeselle Amerikan vatandaşlarına vergilerinin nereye gittiğini gösterdi. Videoyu izleyen Amerikalı yayıncı Asmongold'un özellikle bazı Hasidik ailelerin kamu desteklerinden yararlanması üzerinden yaptığı yorumlar, tartışmayı bir anda Amerikan vergi sistemi ve sosyal yardım politikalarına taşıdı. Yani Türk bir içerik üreticisinin çektiği belgesel, Amerika'da Amerikalıların kendi devletleriyle, kendi vergileriyle ve kendi sosyal yardım sistemleriyle hesaplaşmasına vesile oldu. Yıllarca her türlü görsel argümanla her topluluğa kamerasını doğrultan ABD, bu kez bir Türk’ün tuttuğu aynayla sarsıldı.
Sosyal medyada olaya tepki gösteren çoğunluğu Hristiyan New York’lu ABD vatandaşları, “Binlerce kilometre öteden gelen Ruhi Çenet adlı bir Türk, hemen yanı başımızda dönen dolapları ortaya çıkarıyor”, “Kendimi aptal gibi hissediyorum”, “Ben günde 10 saat göğsümden ter akıtarak çalışıp sadece 2.000 dolar kazanırken bu adaletsizliği kabul etmiyorum”, “Yıllardır kapalı kapılar ardında dönen bu düzeni kendi ülkemizde bir yabancıdan, bir Türk’ten öğreniyoruz ya, yazıklar olsun bize” gibi yorumlarda bulundular.
Sosyal medyada Amerika’nın gündemini belirlemesi üzerine çok durulsa da benim için bu içeriğin farklı bir anlamı da var. Artık yeni medya diyebileceğimiz internet ortamında gazeteciliğe en yakın içeriği Ruhi Çenet’in ürettiğini uzun zamandır düşünüyorum. Bir anlamda Türk medyasından çıkmış böylesine dolu ve anlamlı bir içeriğin, Türkiye’nin Filistin konusundaki duruşunu en güzel şekilde yansıtarak ortaya koyulması ve bu sayede dünya gündemine oturması belki de biz gazetecilerin de oturup düşünmesi gereken ciddi bir meseledir. Yakın tarihin biz gazetecilerden görmeyi beklediği bir içeriği böylesine bir noktaya taşıdığı için Ruhi Çenet’i gönülden tebrik etmek lazım. Çenet’in cesareti ve gözlem kabiliyetiyle harmanlayarak ürettiği bu içeriğin, uzun yıllardır özel içerik üretme kısırlığına düşmüş Türk medyasına da bir şeyler anlatacağını umuyorum.