Osman Ziya Sülün, bilinen adıyla Sülün Osman. 1950'li ve 60'lı yıllarda Anadolu'dan göç edip İstanbul'a gelen vatandaşlara, Galata Köprüsü, Taksim Meydanı, Galata Kulesi ve hatta Şehir Hatları vapurlarını dolandırıcılık yöntemi ile satması ile meşhur Türkiye'nin nam yapmış ilk dolandırıcısıydı. Sonrasında ki yıllarda, yaşadığımız dolandırıcılık olayları ve çeşitleri öyle hızlı arttı ki, Sülün Osman'ın yaptıkları bize artık çocukça davranışlar gibi geliyor.
Dolandırıcılık, Türk Ceza Kanunu kapsamında en önemli suçlardan bir tanesi. Günümüzde en çok görülen çeşitleri arasında siber dolandırıcılık başı çekiyor. Sahte araç ve bungalov kiralama ilanları, sahte internet siteleri, düşük faizli kredi vaatleri, gibi sosyal medya üzerinden yapılan dolandırıcılıklar ile kişilerin kimlik ve finans bilgileri ele geçiriliyor ve bizzat madden dolandırılıyorlar.
Diğer bir yöntem de, sahte savcı, hakim, polis ya da banka görevlisi gibi unvanları kullanarak telefon aramaları ile yapılan dolandırıcılık çeşidi. Kandırılarak ikna edilen vatandaşlar ya hesaplarındaki paraları dolandırıcıların hesabına transfer etme ya da altınlarını, nakitlerini bizzat elden teslim etme yöntemi ile dolandırılıyor.
İkinci el araçlarda kilometre düşürmek de yine dolandırıcılık kategorisine dahil olan bir konu fakat son zamanlarda en çok karşımıza çıkan ise banka hesaplarını kiralama yöntemi ile yapılan işlemler.
Sosyal medyada yapılan reklamlar üzerinden komisyon vereceğiz diyerek tuzağa çekilen kişilerin banka hesapları kiralanarak, dolandırıcılık gelirleri bu hesaplar üzerinden kripto varlıklara ya da nakde dönüştürülüyor. Eminim buraya kadar okuduklarınız sizlerin de artık kanıksadığı, alışkın olduğu hatta evet hepsini biliyoruz dediği yöntemler. Bu tür olaylara sıkça şahit olduğumuz için tuzağa düşmeme paramızı kaptırmama konusunda daha dikkatliyiz.
Yasalara göre dolandırıcılık 2 bölüme ayrılıyor. Basit dolandırıcılık olaylarına Asliye Ceza Mahkemesi bakarken, TCK 157 uyarınca hapis ve adli para cezası mevcut. Nitelikli dolandırıcılıkta ise yargılama Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılıyor, TCK 158 uyarınca 3 yıldan 10 yıla kadar hapis ve 5.000 güne kadar da adli para cezası var.
Verilen cezalar hafife alınacak gibi değil, tüm bunlara rağmen her gün hatta günde birkaç tane dolandırıcılık haberi karşımıza çıkmaya devam ediyor. Zaman zaman sohbetlerde kullandığım bir cümle var derim ki, "Ülkemizde dolandırmaya kafası çalışanların dörtte biri kadar bilime, teknolojiye kafası çalışanlar olsaydı, biz çoktan Almanya'yı, Amerika'yı geçmiş olurduk…"
MERHAMET DOLANDIRCILIĞI
Bin bir çeşidine şahit olduğumuz dolandırıcılık olaylarının en acısı da, merhametimizi kullanarak toplu halde maruz kaldığımız dolandırılma olayları. İyilik yapmaya, zor durumda olan insanlara cebimizdeki üç beş kuruş ile yardımcı olmaya çalışırken dolandırılmak en acı verici olanı.
Haluk Levent'in Ahbap Derneği'ni kullanarak yaptığı dolandırıcılık, muhtemelen merhamet dolandırıcılığı listesinin zirvesinde yer alacak. Sanatçı kişiliği ile tanınıp yıllarca, “Yollarda bulurum seni”, “Anlasana”, “Zor aşk” “Aşkın mahpushane” gibi şarkıları ile halkın gönlünü fethetmiş Haluk Levent'in ona güvenenlerden topladığı paraları kumarda, bahiste yemiş olması hepimizde derin bir infial yarattı.
Miktar konusunda, burada rakamlar verip matematik hafızamızı zorlamak istemiyorum ama Masak raporlarına göre ortaya çıkan paralar akla hayali sığacak gibi değil.
Levent verdiği ifadede, "Ahbap Derneği’ne gelen çekleri ve senetleri kimi yerlerde teminat olarak kullandım" diyor. Bu demektir ki, bizim 6 Şubat 2023'te yaşanan depremde, çoluğunu çocuğunu, eşini, anasını, babasını, evini, arabasını kaybetmiş insanlar için gönderdiğimiz paralar Haluk Levent tarafından keyfi olarak harcanmış.
Yine kendi ifadesine göre vazgeçemediği kumar, bahis alışkanlıkları var. Yanında çalışanlara talimatla yüksek miktarlarda bahis oynatan Levent, Kıbrıs'taki kumarhanelerde de epeyce para kaybetmiş. Tüm dolandırıcılıklar bir yana, koskoca bir halkın adına, güvenerek, dişinden, tırnağından arttırdığı paraları gönderdiği Ahbap Derneği üzerinden Haluk Levent'in yaptığı rezillik, bu tür kuruluşlara olan güvenimizi de yerli bir etti. Diğer yandan da, 6 Şubat depreminden sonra paraları Ahbap Derneği'ne gönderin diyerek propaganda yapanlar, Ahbap'tan çıkıp hicaba girmiş oldular.
SAĞLICAKLA KALIN…