Ülkelerin nüfusları gelecekleri bakımından büyük önem teşkil ediyor. Aynı zamanda o ülkenin halkı içinde gurur vesilesi haline geliyor. 2025 verilerine göre birçok zaman problem yaşadığımız Yunanistan'ın nüfusu 10 milyon 372 bin olarak tespit edildi.
Türkiye'nin ise sadece anaokulu, ilköğretim ve ortaöğretim öğrenci sayısı 17 milyon 956.000'e ulaşmış durumda. Yunanistan'ın ülkemize kafa tuttuğu durumlarda, "Bizim öğrenci sayımız bile onların nüfusunun iki katına yakın" deyip gururlandığımız çok olmuştur. Nüfusun önemli taraflarından diğerleri de ülkelerin ekonomik büyümelerini ve kalkınmalarını etkilemesi.
Özellikle genç nüfusa sahip olan ülkeler, geleceğe daha fazla güvenle bakabiliyor. Nüfus, aynı zamanda o ülkenin güvenliği babında da önem taşımakta. Nüfusu 5-10 milyon olan bir ülkenin mi düşmanları tarafından işgal edilmesi daha kolay olur ya da 100 milyonluk bir ülke mi işgale daha rahat karşı koyar sorusunun cevabı bellidir.
Türkiye'de ilk nüfus sayımı 1927 yılında yapıldı. O yıl 13 milyon 648.000 çıkan nüfus, 1935'te 16 milyona, 1950'de yaklaşık 21 milyona, 1975'te 40 milyonun üzerine, 1990'da 56 milyon 473 bine, 2010 yılında 73 milyon 723.000'e, 2020'de 83 milyon 614.000'e yükseldi.
Son verilere göre 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla ülkemizin nüfusu bir önceki yıl ile kıyaslanınca 427.224 kişi artarak 86 milyon 92.168 kişiye ulaştı. Kadın ve erkek nüfusumuz ise neredeyse kafa kafaya gidiyor.
Türkiye'nin erkek nüfusu 43 milyon 59.434 kişi olurken, kadın nüfusu 43 milyon 32.734 kişi olarak belirlendi. Nüfusla ilgili verilere bakarken o ülkenin bulunduğu coğrafya üzerinden hesaplama yaparak değerlendirmede bulunmak önemli. Yunanistan'ın nüfusunu yukarıda belirtmiştim, komşumuz Bulgaristan 6 milyon 667.000, diğer komşularımız Irak 46 milyon 50 bin, Suriye 25 milyon 620.000, İran yaklaşık 93 milyon, Gürcistan 3 milyon 806.000 nüfusa sahip. Bu verilere göre komşularımız arasında İran'dan sonra en kalabalık 2. ülkeyiz.
Fakat İran'ın nüfus verilerini değerlendirirken 93 milyonluk nüfusunun 30 milyon civarının Türk olduğunu da bilmekte fayda var. Ülkemizin yıllık nüfus artış hızı 2024 yılında binde 3,4 iken, 2025'te binde 5 oldu. Bu artış bizi ne kadar sevindirse de gelecek bakımından yeterli olmadığı malum.
Geçmişte ülkemizde nüfus artışı nasıl teşvik ediliyordu biraz hatırlayalım. Yıl 1930, çıkartılan yasa ile 6 veya daha fazla çocuk sahibi olan annelere para ve madalya ödülü verilmesi, Türkiye genelinde gebeliği önleyen yöntemler ve gebeliği önleyen ilaçların kullanımının yasaklanması, çok çocuklu ailelere hazineye ait topraklardan dağıtılması, o yıllarda mevzuatta bulunan yol vergisinden çok çocuklu ailelerin muaf tutulması.
Fakat 1965'e gelindiğinde tablo tam tersine dönüyor. 1965-2015 yılları arasında aile planlaması öne çıkartılıyor, Türkiye nüfusunun sınırlı tutulmasına karar veriliyor. Amaç, ülke nüfusunun artış hızını azaltmak. Bunun örneklerini de evlenme yaşının erkeklerde 18 kadınlarda 17'ye yükseltilmesi, 1983'te çıkarılan yasa ile beraber 10 haftaya kadar kürtaj yapılmasına izin verilmesi olarak görüyoruz.
2015 yılından itibaren strateji değişiyor, doğum sayısını arttırma politikasına geçiliyor ve en az 3 çocuk söylemi başlıyor. Türkiye İstatistik Kurumu'nun araştırmalarına göre, 2050 yılında nüfusumuzun 93 milyon 500.000'e çıkacak, 2075'te ise azalarak 89.200 bine düşeceği öngörülmekte.
Kendimizden bahsederken dışarıya da bakmakta fayda var dünyanın en kalabalık ülkesi hangisidir diye sorduğumuzda birçok kişiden alacağımız cevap tabii ki Çin olacaktır. Bunun değiştiğini de bilelim, dünya üzerinde en kalabalık nüfus artık Hindistan'da. Yazımın başlığında da belirttiğim gibi azar azar çoğalıyoruz.
Diğer bir deyişle nüfus artış hızımız düşük, yeterince çoğalmıyoruz. Hiç evlenmeyenlerin ya da evliliği düşünmeyenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Bu oran erkeklerde kadınlara göre daha yüksek. Sebebi araştırıldığında geleceğe yönelik ekonomik kaygılar ilk sırada.
İkinci olarak da toplumun bireysel özgürlüklerine düşkünlüğünün artması var. Bireysel özgürlükler elbette ki kısıtlanamaz ama ekonomik kaygıları giderip evliliğe ve dolayısıyla çocuk sahibi olmaya teşvik etme politikalarının uygulanması geleceğimiz için şart. Bununla alakalı olumlu gelişmeler var mı, evet var. Lakin gördüğümüz odur ki çok daha fazla teşvikler verilip meselenin her zaman sıcak tutulması gerekliliği.
SAĞLICAKLA KALIN